Siyaset19 Nisan 2005 00:00
Gençlere göz olmak - Rıza Zelyurt
Türkiye'ye hizmet için çarpan genç yüreklerde, çatışmanın yerini uzlaşma almalıdır. Sağ-sol kutupları; artık yerini ulusalcı-işbirlikçi çatışmasına bırakmak zorundadır. Türkiye; IMF'nin kontrolünde ABD'nin eline bırakılmış. ABD; borç senedi imzalattığı Türkiye'yi istediği gibi kullanıyor. Avrupa Birliği; Türkiye'yi şamaroğlanına çevirmiş; ne milletimizi tanıyor ne sınırlarımızı... Bizim gençler birbirlerini dövüyor. Dövüşme sebebi bulamayanlar da geçmişteki çatışmayı hatırlatıp kavga nedeni imal etmeye uğraşıyor. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle site renovacialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Bu ülkeyi düşman çizmesinden kurtaran; padişahlık sistemi yerine cumhuriyet rejimini getiren Mustafa Kemal Paşa; Türkiye'yi gençliğe emanet etti.
Gençliğin; geçmişi doğru okuması; onun boşa güç ve zaman yitirmesini önler.
Beş gün boyunca verdiğim anılarımda, gençliğe göz olmaya çalıştım.
Bu anılarımdan gerekli dersi çıkartanlar olduğu gibi; beni suçlamaya kalkışanlar da ortaya çıktı.
Yoksul çocukları dövüştü
Türkiye'nin sağ ve sol diye iki kampa bölündüğü 1960-70 dönemlerinde; sokaklarda dövüşen, ölen zenginlerin değil, yoksulların çocukları oldular. Yoksul çocukları; yoksulluktan kurtulmanın yolunu birbirlerini ezmede gördüler.
Bundan daha büyük trajedi olabilir mi?
İki yan da kendine göre haklıydı...
Bugün; iki kesimin de birileri tarafından yönlendirildiğini; o çatışmanın; Türkiye'yi istediği gibi kullanmak isteyenlerin eseri olduğunu görüyoruz.
Üniversitede etkinlik kazanmak için öğrenciler arasında başlayan çatışma; yayılıp ülkeyi kaplamıştı.
Şimdilerde de fazla olmasa bile üniversitelerde ülkücü-devrimci çatışması adı altında sunulmak istenen kavgalara rastlıyoruz.
Yine yoksul çocukları dövüşüyor.
Devrim yapın
Türkiye'ye hizmet için çarpan genç yüreklerde, çatışmanın yerini uzlaşma almalıdır. Sağ-sol kutupları; artık yerini ulusalcı-işbirlikçi çatışmasına bırakmak zorundadır.
Türkiye; IMF'nin kontrolünde ABD'nin eline bırakılmış. ABD; borç senedi imzalattığı Türkiye'yi istediği gibi kullanıyor. Avrupa Birliği; Türkiye'yi şamaroğlanına çevirmiş; ne milletimizi tanıyor ne sınırlarımızı... Bizim gençler birbirlerini dövüyor. Dövüşme sebebi bulamayanlar da geçmişteki çatışmayı hatırlatıp kavga nedeni imal etmeye uğraşıyor.
Daha anılarımı bitirmeden elektronik mektup gönderen bir üniversiteli genç; 'Sen MHP'lileri aklamaya uğraşıyorsun ama Maraş'ta, Çorum'da insanları onlar katletti!' diyor.
İşte sorun burada: Devrimcilere, milliyetçileri suçlatacaksın; milliyetçilere de devrimcileri kötületeceksin; böylece ülkeyi kamplaştıracaksın.
Devrimcinin hedefi ülkücü kardeşi değil; yeni emperyalizmdir.
Ülkücünün hedefi, devrimci kardeşi değil; yeni emperyalizmdir.
Hedefi doğru belirlemek; gençlerimizin yapacağı en önemli zihinsel devrimdir.
Gençliğin; geçmişi doğru okuması; onun boşa güç ve zaman yitirmesini önler.
Beş gün boyunca verdiğim anılarımda, gençliğe göz olmaya çalıştım.
Bu anılarımdan gerekli dersi çıkartanlar olduğu gibi; beni suçlamaya kalkışanlar da ortaya çıktı.
Yoksul çocukları dövüştü
Türkiye'nin sağ ve sol diye iki kampa bölündüğü 1960-70 dönemlerinde; sokaklarda dövüşen, ölen zenginlerin değil, yoksulların çocukları oldular. Yoksul çocukları; yoksulluktan kurtulmanın yolunu birbirlerini ezmede gördüler.
Bundan daha büyük trajedi olabilir mi?
İki yan da kendine göre haklıydı...
Bugün; iki kesimin de birileri tarafından yönlendirildiğini; o çatışmanın; Türkiye'yi istediği gibi kullanmak isteyenlerin eseri olduğunu görüyoruz.
Üniversitede etkinlik kazanmak için öğrenciler arasında başlayan çatışma; yayılıp ülkeyi kaplamıştı.
Şimdilerde de fazla olmasa bile üniversitelerde ülkücü-devrimci çatışması adı altında sunulmak istenen kavgalara rastlıyoruz.
Yine yoksul çocukları dövüşüyor.
Devrim yapın
Türkiye'ye hizmet için çarpan genç yüreklerde, çatışmanın yerini uzlaşma almalıdır. Sağ-sol kutupları; artık yerini ulusalcı-işbirlikçi çatışmasına bırakmak zorundadır.
Türkiye; IMF'nin kontrolünde ABD'nin eline bırakılmış. ABD; borç senedi imzalattığı Türkiye'yi istediği gibi kullanıyor. Avrupa Birliği; Türkiye'yi şamaroğlanına çevirmiş; ne milletimizi tanıyor ne sınırlarımızı... Bizim gençler birbirlerini dövüyor. Dövüşme sebebi bulamayanlar da geçmişteki çatışmayı hatırlatıp kavga nedeni imal etmeye uğraşıyor.
Daha anılarımı bitirmeden elektronik mektup gönderen bir üniversiteli genç; 'Sen MHP'lileri aklamaya uğraşıyorsun ama Maraş'ta, Çorum'da insanları onlar katletti!' diyor.
İşte sorun burada: Devrimcilere, milliyetçileri suçlatacaksın; milliyetçilere de devrimcileri kötületeceksin; böylece ülkeyi kamplaştıracaksın.
Devrimcinin hedefi ülkücü kardeşi değil; yeni emperyalizmdir.
Ülkücünün hedefi, devrimci kardeşi değil; yeni emperyalizmdir.
Hedefi doğru belirlemek; gençlerimizin yapacağı en önemli zihinsel devrimdir.