(Açık İstihbarat :
Sitemiz yazarlarından konu ile ilgili yazdığı "Kuddusi
Okkır Anısına: Suç Şahsidir, Vicdan Ortak" başlıklı yazı ile
birlikte okumanızı tavsiye ederiz.)
Ergenekon
soruşturması kapsamında tutuklandığı cezaevinde kansere yakalanan ve
hastane hastane dolaştırıldıktan sonra hayatından ümit kesilince
tahliye edilen Kuddusi Okkır’ın ölümünün üzerinden 1 yıl geçti.
Okkır’ın ölümünde kusuru olduğu iddia edilenlerden biri bile
bu süre içinde hâkim karşısına çıkmazken, yürütülen soruşturmalar da
izin engeline takıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz
Engin’in “Devlet Okkır’ın ailesinden özür dilemeli”
demeciyle umutlandığını ancak geçen sürede hukuka olan inancını
kaybettiğini söyleyen Okkır’ın eşi Sabriye Okkır ise
“Eşim ölürken kimsenin kılı kıpırdamadı, hâlâ da
kıpırdamıyor. Nerede bizim hukukumuz?”
diye
soruyor.
Müfettişlerin
kararı
Ergenekon soruşturması kapsamında örgüte
finansal destek sağladığı iddiasıyla gözaltına alınan Kuddusi Okkır,
23 Haziran 2007’de tutuklanarak cezaevine konuldu.
Cezaevine
girdikten 1 yıl sonra rahatsızlanan Okkır’ın hastalığının geç teşhis
edildiği ve gerekli tedavinin sağlanmadığı iddia edildi. Sağlık
durumu iyice bozulduktan sonra tahliye edilen Okkır, özgürlüğünün 5.
günü olan 6 Temmuz 2008 sabahı yaşamını yitirdi.
Okkır’ın eşi
Sabriye Okkır, teşhisin geç konulduğunu ve gerekli muayenelerin
yapılmadığını öne sürdü; cezaevi ve hastane personeliyle
rahatsızlığın ortaya çıkmasından sonra işlem yapan hâkim ve savcılar
hakkında suç duyurusunda bulundu.
İddialar üzerine Adalet
Bakanlığı da soruşturma açtırdı. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu,
hâkim ve savcılar hakkında soruşturma yapılmasına gerek olmadığına
karar verirken, hastanelerle ilgili soruşturma dosyası İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Okkır ailesi, hâkim
ve savcılarla ilgili kararla ilgili olarak Ankara İdare Mahkemesi’ne
dava açtı ancak henüz bir sonuç alınamadı.
Hastane
ve cezaevlerinin bulunduğu bölgelerin savcılıklarına gönderilen
soruşturma dosyaları valilerin ve kaymakamların engeline
takıldı.
Okkır’ın 2 kez sevk edildiği ve Türk Tabipler
Birliği’nin açtığı soruşturma sonucu, tanı ve tedavi sürecinin uygun
yönetilmediğinin açıklandığı Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ndeki
sağlık personeliyle ilgili soruşturmaya kaymakamlık tarafından izin
verilmezken, tedavi sürecine dahil olan Haseki, Bakırköy Ruh ve
Sinir ve Yedikule hastanelerindeki doktorlara ilişkin savcılıkların
soruşturma talebini de İstanbul Valiliği kabul etmedi.
İddianame var, dava
yok
Okkır ailesinin avukatı Devrim Taş,
kararlara itiraz etmek için Bölge İdare Mahkemesi’ne dava
açtıklarını, Haseki ve Bakırköy hastanelerine ilişkin itirazlarının
kabul edilmeyerek hukuk yolunun tıkandığını söyledi.
Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne yönelik
itirazlarının kabul edildiğini, Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne
yönelik itirazın ise sonuçlanmadığını anlatan Taş, “Tekirdağ’daki
hastaneler için Tekirdağ Valiliği soruşturma izni vermedi.
Buna hem biz hem de savcı itiraz etti. Oysa İstanbul’da
savcılar buna itiraz bile etmiyor. İtiraz sonucu Tekirdağ’daki 2
hastanede görevli 15 doktor hakkında iddianame hazırlandı. Resmi
olarak bize tebliğ edilmese de iddianamenin mahkeme tarafından kabul
edilmediğini öğrendik” dedi.
‘Hukuk
istiyorum’
Eşinin ardından yaşanan süreci
kitaplaştıran Sabriye Okkır,
“Ben özür dilenmesini
istemiyorum. Benim için önemli olan hukukun işlemesi. Haseki
Hastanesi bir tanı bile koymaktan acizken valilik soruşturmaya izin
vermiyor. Koma halindeki bir hastaya yatış vermediler. İddianamesini
bile okuyamadı. Neyle suçlandığını bile bilmedi”
dedi.