Gökbayrak İçin Bir Çimdik Tuzumuz Yok mu?- Meyyal UYGUR
Artık biliyoruz ki birileri kendilerine, “Müslüman Türk” diyor. Madem öyle, Türklüklerini geçelim, işte onlar da Müslüman. Çin, teravih namazlarını kılmalarını, kadınların başlarını örtmesini, erkeklerin sakal bırakmasını yasakladı. Dünya paylaşılıyor…Petrol, doğal gaz, enerji havzaları için kanlı savaşlar veriliyor. Korkum, sıranın Kırım ve bir kez daha Kerkük’e gelmesinde!...Ve her ne hikmetse de her yerde Türkler tepeleniyor….Türkiye ise aynen istendiği gibi seyretmekle, kendi milletine masallar anlatmakla yetiniyor. Ne “süper güç” olmuşuz ama?!.. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenaoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
ABD’lilerin gazına göre, “dünyanın süper gücü”, iktidarın “oynak merkezli” politikasına göre, Gürcistan’dan Gazze’ye dünyanın sorunlarına “tuzum var, tuzum var” diye koşan Türkiye’nin, yıllardır tüm baskı ve zulümlere rağmen Gökbayrak’ı dalgalandıran Doğu Türkistanlılar için kılını kıpırdatmaması neyin nesidir? Ya, Gazze için gözyaşı döken, sokaklara dökülen, “Davos Fethi” ile Orta Doğu ve İslam alemine “tercüman” olan eşler, sivil toplum örgütleri, onlar hangi atlara binip, nerelere gitti?
T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın bölgede yaşanan, soykırıma varan insanlık dışı büyük katliamdan sonra yaptığı 115 no’lu şu yazılı açıklamaya bakar mısınız?
“Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Başkenti Urumçi’de Meydana Gelen Olaylar Hk.: Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’de dün (5 Temmuz) meydana gelen olaylarda, edinilen ilk bilgilere göre 140’tan fazla insanın hayatını kaybettiği, 800 kişinin de yaralandığı derin üzüntüyle öğrenilmiştir. Olaylara sebebiyet veren sorumluların en kısa zamanda tespit edilmesini ve adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. İstikrarlı ve müreffeh bir ülke olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen Çin Halk Cumhuriyeti’nde bu tür olayların ileride meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyoruz. Yaralılara acil şifa, hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına ve başta Sincan Uygur Özerk Bölgesi halkı olmak üzere tüm Çin halkına başsağlığı diliyoruz.”
Ne Türk’ün, ne Müslüman’ın adı anılıyor. Yetmiyor, “Olaylara sebebiyet veren sorumluların en kısa zamandı tespit edilmesi ve adaletin tecelli etmesi” isteniyor. Başta “Sincan Uygur Özerk bölgesi halkı olmak üzere tüm Çin halkına başsağlığı” dileniyor. Sorumlulardan kast edilen Doğu Türkistanlılar mı, Çinliler mi? O Sincan Uygur Özerk bölgesindeki halkın adı ne? Türk Milleti buraya, “Doğu Türkistan” derken, Çin ağzıyla “Sincan”ın kullanılması neyin nesi?
Peki bu sade suya tirit açıklamanın dışında mesela daha on gün önce Çin’de eşiyle poz üstüne poz veren, MHP ve DTP’lilere karşılıklı göbek attıran, Urumçi’de aşk anahtarını kilitleyerek, “First Lady”’e sevgisini tazeleyen Çankaya sakininin söyleyecek tek bir sözü yok mu? Oysa Çin dönüşü, “Türkiye ile Çin arasında yeni bir sayfa açıldı” demişti. Çünkü beraberinde götürdüğü şirketlere kefil olup, 3 milyar dolarlık ortaklık anlaşması imzalanmasını sağlamıştı. Yeni sayfalar, aşk anahtarları, milyar dolarlık anlaşmalar kardeşlerimizi kurtardı mı?..Türkiye gibi bir “süper gücün”, “soft power”ın, soydaşlar gibi bir derdi yok muydu? Bütün ümitlerini Türkiye’ye bağlayan bu insanlar için, hem de orada, “Uygur Türkleri, tabii ki Çin’in vatandaşları. Ama onlar, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinde köprü görevi yapıyorlar. Uygur Türkleri ile aynı kökten geliyoruz, aynı dine inanıyoruz. Bunu, Çin yönetimi dahil kimse inkar etmiyor. Çin, çok etnik kökenli ve çok dinli. Ama önemli olan, herkesin olduğu yerde ülkesiyle bütünleşmesi, hem de bulunduğu yerden Türkiye ile dostluk ve işbirliğine köprü vazifesi görmesidir” demesi, sanki olmadığının habercisiydi.
Ya herkese laf yetiştiren, Gazze için İsrail Cumhurbaşkanına “Siz insan öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” diyecek kadar “kendisini ortaya koyan” Başbakan Erdoğan, o nerede? Bir tek Türkiye’nin dış politikasını allak-bullak eden “stratejik derinlik sahib”i Ahmet Davutoğlu konuştu. O da Çırağan Sarayı’nda Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanıyla görüşmesinde ayaküstü, bakanlığın yazılı açıklamasını tekrarladı. İlavesi, “Türkiye olarak olayları yakından takip ediyoruz. Çin ile ilişkilerimiz son dönemde iyi bir durumda. Ümit ederiz ki, bu gerilim durur. Bölge için gerçekleşecek huzur için hükümet olarak hazırız” sözleri oldu.
Eee, ne duruyorsunuz, elinizi tutan mı var?
Var!..Batı Trakya ve Bulgaristan’daki soydaşlarımıza, KKTC’dekilere, Kerkük’tekilere, “İki devlet, tek millet” olduğumuz Azerilere ve bilumum diğer Türk soylulara ne kadar yakınlarsa, Doğu Türkistanlılara da o “eşit mesafedeler”!..
Artık biliyoruz ki birileri kendilerine, “Müslüman Türk” diyor. Madem öyle, Türklüklerini geçelim, işte onlar da Müslüman. Çin, teravih namazlarını kılmalarını, kadınların başlarını örtmesini, erkeklerin sakal bırakmasını yasakladı, camilere şöyle bir liste asıldı; “Öğrenci, memur, işçi, emekli, 18 yaşın altındakiler, kent yöneticileri ve kadınlar giremez”!..Birden fazla çocuk sahibi olmaları yasak. Ağır para cezaları uygulanıyor, kadınlar zorla kısırlaştırılıyor, aynen Balkanlar’da Romenlere yapıldığı gibi…Türkiye Türklerine, ”En aşağı üç çocuk yapın” talimatı veren Erdoğan’ın kulakları çınlasın!..Hepsini geçtim, ABD’nin bile himaye ettiği Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir’in Türkiye’ye gelmesine niye izin verilmiyor?
Ayrılıkçılık, bölücülük değil sadece en basit insan hakları için mücadele veren bu kardeşlerimize, soydaşlarımıza, “Aman rahat durun, aman bulunduğunuz ülkelere entegre olun” nasihatında bulunanlar, öte yandan kendi elleriyle “Kürdistan’ın ebeliğini” yapmıyor mu, işte burada akıl, vicdan ve kalpler isyan ediyor. Hele “Türklüğün yılmaz savunucusu” MHP’nin Genel Başkanı Bahçeli’nin aynen iktidar gibi yazılı açıklamayla yetinmesi…İktidarları döneminde Çin Devlet Başkanı’na taktıkları “Devlet nişanı” mı, ülkücülerin “bilgisiyar başındaki” yoğun çalışmaları mı ellerini, ayaklarını, ağızlarını tutuyor, inanın anlayamadım!..
Ya Erdoğan’a karşı Gül’ün yanında saf tutan, her fırsatta O’nu parlatma derdine düşen Hürriyet’teki şu analize ne demeli?
“Bu bölgede etnik ve dini sorunların olduğu bilinen bir gerçek. Ancak bilinmesi gereken bir başka gerçek daha var ki olayların Cumhurbaşkanı Gül’ün Urumçi’yi ziyaretinden tam bir hafta sonra çıkması. Bu kadar tesadüf biraz fazla değil mi?..Çünkü Gül, Urumçi’de hiçbir sorunla karşılaşmadan Uygur gelenek ve göreneklerine göre, olabileceğin en üst seviyesinde ağırlardı…Peki bir hafta içinde ne oldu da, her şey bir anda alt üst oldu?...Aslında ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere’nin ‘insan hakları savunucuları’ Çin’deki ‘özgürlük ateşini’ 4 Haziran’da Tianenmen olaylarının 20. yıldönümü nedeniyle ateşlemek istiyorlardı. Ancak Çin’in aldığı önlemler sonucu bu tezgah tutmadı. 4 Haziran’ın sakin geçmesinden sonra Hong Kong kökenli haberlerde Uygur Türklerinin rahatsızlığı işlenmeye başlandı. Bu durum Gül’ün Çin ziyaretini hazırlayan Türk ekibinde ciddi endişe yarattı. Türk yetkililer, Gül’ün Urumçi ziyaretinde, açıkça ifade etmeseler de, bir provokasyon korkusunu sürekli yaşadı. Türk birimlerinin bir şekilde ulaştığı bilgiler, Batılı ‘insan hakları savunucuları’nın, ‘Gül, Urumçi’deyken çıkacak olaylar, kör göze parmak olurdu’ değerlendirmesi yaptığını da ortaya koydu…Ama Gül’ün ziyaretinden sonra çıkan olaylarla ilgili yapılacak, ‘Türk Cumhurbaşkanı’nın Urumçi’ye gitmesi bölgeyi karıştırdı’ yorumları, tam da bu tür yorumların yapılmasını isteyenlerin işine yarayacaktır. Aslında oyun aynı. Türkiye’de terörü bitirmek için ciddi adımlar atılmaya başlandıktan sonra yaşadıklarımıza bakarsanız, ne demek istediğimi anlarsınız…”
Anlayan beri gelsin!..Diyelim ki doğru, Sayın Gül, yıllardır bu tür olaylarla “Özgürlük ateşini” ateşleyen o Batılı “insan hakları savunucularıyla” omuz omuza değil mi? Eğer gerçeği bugün öğrendiyse hâlâ onların yanında ne işi var? Ve ne alaka, ne benzerlik, “Türkiye’de teröre bitirmek için ciddi adımlar atılmaya başlandıktan sonra yaşadıklarımız”?..Malum ittifak, “Kürt sorununa siyasi çözüm” getirmede kararlı ya, resmen sineğin yağını çıkarıyorlar!..
Dünya paylaşılıyor…Petrol, doğal gaz, enerji havzaları için kanlı savaşlar veriliyor. Korkum, sıranın Kırım ve bir kez daha Kerkük’e gelmesinde!...Ve her ne hikmetse de her yerde Türkler tepeleniyor….Türkiye ise aynen istendiği gibi seyretmekle, kendi milletine masallar anlatmakla yetiniyor. Ne “süper güç” olmuşuz ama?!..