Siyaset6 Temmuz 2009 00:00

"Darbe"'nin Sırrı - Meyyal Uygur

Günlerdir yatıp, kalkıp “darbe” konuşuyorlar. Hatta bunun için bir geceyarısı operasyonu ile kanun değiştiriyorlar. Ama öte yandan muhalifinden, destekçisine, TBMM Başkanı’ndan Genelkurmay Başkanına “Kat’a darbe olmaz” açıklaması yapıyor. Bizatihi Bülent Arınç da o röportajında,  “Türkiye’de artık darbe olmaz” diyor. Eee, olmayan, olmayacak şey niye konuşuluyor, iktidar ve yandaşı sivillere “zırh üstüne zırh” giydirilirken, askerleri imzasız ihbar mektuplarıyla dahi yargılamanın önü açılıyor?levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

"Darbe"'nin Sırrı


            Meyyal Uygur - Açık İstihbarat 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

06.07.2009

 

Karadenizli hastalanmış, yanındakilere “iyi değilim” demiş, ama “iyisin iyisin” diye geçiştirmişler. Laz, “gittikçe daha kötü oluyorum” diye ısrar etmiş, çevresindekiler yine inanmamış, bir şeyin yok” karşılığını vermiş. Ve sonunda Laz ölmüş. Vasiyeti gereği” mezar taşına, s

Hastayım, öleceğim dedim dedim inanmadınız...Şimdi n’oldi?”

 

Yıllardır, “Niyetleri çok kötü, bu plan büyük plan” dedik dedik, “paranoyak” sayıldık. Çok şükür bizler Laz kardeşimiz gibi ölmeden, iktidarın “Bülent Abisi”, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç imdadımıza yetişti, gerçeği faş etti. Cemaate yakın Bugün Gazetesi’ndeki röportajında, “Asker-sivil gerginliğinin kaynağına” ilişkin soruya verdiği cevabı okuyalım…

 

“Yurt savunması askerin işidir…Onun dışında sivil hükümetlere müdahale etme, ekonomi, dış politika, tarım, bankacılık, ‘şu pakttan çıkalım, bu pakta girelim’, ‘Kuzey Kıbrıs’ta şunu yaparsanız kabul etmeyiz’, ‘Ermenistan’la ilgili böyle bir şey yapamazsınız’ gibi görevler Silahlı Kuvvetler’e verilmemiş. Düşüncelerini ifade edecek mekanizmalar vardır, istişareler yapılır, fikirler alınır, ama sonunda karar verme sivillere, hükümete aittir. Ülkenin yönetimi sivil hükümetlerdedir…Sivil hükümetler başarısız olursa karşılığını halktan görür…”

 

Günlerdir yatıp, kalkıp “darbe” konuşuyorlar. Hatta bunun için bir geceyarısı operasyonu ile kanun değiştiriyorlar. Ama öte yandan muhalifinden, destekçisine, TBMM Başkanı’ndan Genelkurmay Başkanına “Kat’a darbe olmaz” açıklaması yapıyor.

Bizatihi Bülent Arınç da o röportajında,  “Türkiye’de artık darbe olmaz” diyor. Eee, olmayan, olmayacak şey niye konuşuluyor, iktidar ve yandaşı sivillere “zırh üstüne zırh” giydirilirken, askerleri imzasız ihbar mektuplarıyla dahi yargılamanın önü açılıyor?

 

İşte bunun “sırrı” Bülent Abi’nin altını çizdiğimiz sözlerinde gizli. Zaten Vaşington’ın Yıldızı ve Taraf’ı Yasemin Çongar, iktidarın ABD ve AB’ye devamlı, “Kıbrıs’ta, Ermenistan’da, K. Irak’ta, Ruhban Okulu’nda adım atacağız ama milliyetçiler ve TSK engel oluyor” diye dert yandığını defaatle yazmamış mıydı?

 

Milliyetçiler ve ulusalcılar “Ergenekon” operasyonlarıyla susturuldu ve sindirildi. Şimdi sırada TSK’nın “Ergenekon operasyonu” var. Bülent Abi, bunu ilan ediyor!..

 

Demek TSK, ülkenin güvenlik ve bekasıyla doğrudan ilgili Kıbrıs, Ermenistan ve diğer konularda görüş beyan etmeyecek, daha doğrusu görüşlerini milletle paylaşmayacak,

 

Meydan, tamamen iç-dış müttefiklerin psikolojik saldırılarına bırakılacak,

 

Sonra da bu konularda, ülkenin ulusal güvenliğini düşünmek gibi bir derdi olmadığı gibi, açlığa ve “korku imparatorluğuna” teslime zorlanan milletin “karşılığını göstermesi” beklenecek, öyle mi?

Dahası, kimbilir gece yarısı operasyonu ile çıkardıkları kanun sayesinde, olur da bu konularda görüşlerini açıklayan askerler, “Vatanın ali menfaatlerine zarar vermekten” yargılanacak. Bu işin ucu mesela Denktaş’ın Annan Planı’nı karşı çıkmasını sağlayan askerlere (O zamanlar Dışişleri Bakanı olan Gül, ‘Denktaş son dakika telefonu ile fikrini değiştirdi’ diyerek, nasıl da kızmıştı hatırlayın), hatta Kıbrıs Barış Harekatı’nı yapanlara kadar gider (İçerde, dışarıda işgalci olduğumuzu düşünmüyorlar mı?).     

 

Çok yamanlar vesselam!..

Olanlara baksanıza; tüm kurumların ciğerlerine pençe atıp, her yeri ele geçiriyor, ele geçiremediklerini sindiriyor, sindiremediklerini birbirine düşürüyorlar…Sonra da Baykal’a, “Askerin, polisin, yargının üzerinden elini çek” diyebiliyor, sanki gece yarısı operasyonu Baykal’ın eseriymiş gibi,

“Dokunulmazlıkların kaldırılmasını niye istediği anlaşıldı, amacı kurumları birbirine düşürmek”

açıklamasını yapabiliyorlar. Bizim oralarda bir söz vardır; “İki laf var, ikisini de sen söylüyorsun” diye…

Aynen bunu yapıyor, “Gerekirse muhalefetin söyleyeceklerini de biz söyleriz” oyunu oynuyorlar. Muhalefet de yayan yapıldak, arkalarından koşmaya çalışıyor. Ne yapsınlar, baş etmek zor; Arsızlık, pişkinlik diz boyu!..

 

En ufak meselede dahi bu politikayı izleyenlerin, Kıbrıs, Ermenistan, “Kürdistan”, Ruhban Okulu ve bilumum konularda AB-ABD’ye verdikleri sözleri (Çok da sıkıştılar, emperyalistlerin artık beklemeye, oyalanmaya tahammülü kalmadı) yerine getirirken, “vites” büyütmelerine şaşılır mı?..

Bunları yaparken, dönüp muhalefeti, “Kıbrıs’ı satıyorlar, Türkiye’nin Ermenistan, K. Irak’la ilgili kırmızı çizgilerine halel getiriyorlar” diye suçlarlarsa da hiç ama hiç sürpriz olmaz. “Darbe” yaygaraları arasında yaptıkları/yapacakları tam olarak bu.

 

Gül’ün o yasayı yüzde 90 imzalayacağını düşünüyordum, Bülent Abi’nin açıklamalarından sonra yüzde 99 diyorum. Niye mi? “Gerekli adımları atacağız ama milliyetçiler ve TSK engel” şikayetinde bulunanların başında kendileri geliyordu da ondan!..          

   

Bu planları da tutarsa, “Ne olacak Türkiye’nin hali?” mi diyorsunuz?

“Rejimin teminatı polislerimiz” var ya!..Hangi rejimin mi? Adını koyduklarında öğreniriz?

 

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009