Askere sivil yargı yolunun açılması üzerinden bir
demokratlık yarışı aldı başını gidiyor.
Nereye kadar ?
Herhalde bir sonraki aşamada Genelkurmay
Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlayana kadar.
Koparılan fırtınadan amaç,gerçekten Demokrasiyi
geliştirmek mi ?
Yoksa yürütülen psikolojik savaş’ın zirveye
tırmanan son safhalarından birini uygulayarak,cemaat ve tarikat
yapılanmalarının önünü daha da açmak mı ?
Her
şeyden önce şu inancımı ifade etmeliyim ki,TÜRK
ASKER’İ;
Çıkarı ve hedefleri gereği demokrat gibi gözüken birçok
sözde siyasetçi ve aydın kişiye göre daha dürüst bir
demokrattır.
Bu
ülkede Demokrasi’nin yerleşmesi ve gelişimi konusunda da onlardan çok
daha samimidir.
Askerin geçmişte, Demokrasi konusunda içine düştüğü ya
da düşürüldüğü çıkmazın en temel nedeni de;
Demokrasi ve Cumhuriyet değerlerini hiçe sayarak,
bunların özüne aykırı davranan,cehalet ve bağnazlığı istismar ederek
güç kazanmaya çalışan ve Ülke’nin geleceğini tehlikeye atan basiretsiz ve samimiyetsiz
demokratların ta kendisidir.
Bu
gerçeği, fazla ve uzun bir inceleme yapmaksızın günlük
yaşantımızda dahi tespit edebileceğimizi düşünüyorum.Basınımızda
çıkan birkaç habere bakacak olursak, ülkemizde Demokrasi anlayışı
ve seviyesi konusunda
Demokrat geçinenlerin ne kadar samimiyetsiz davrandıklarını
kolaylıkla anlamak mümkündür.
Demokratik bir ülkede artık rastlanmaması
gereken cehalet ve bağnazlık eseri birçok olaydan,işte
size 4 Temmuz tarihinde basında yer alan sadece dört
tanesi :
-Osmaniye İli’ne atanan Vali Cerrah’ı
52 davul ve zurnacı
karşılamış.
Kimi karşılamışlar
?
Siyasetçi, sanatçı
ya da bir Aşiret ağasını mı ?
Hayır,hayır.
Demokrat bir Ülkenin, çiçeği burnunda
Valisi’ni.
-
Mahmut Hoca’nın Umre dönüşünde,kendisini karşılamaya gelen
kara
çarşaflı ve cüppeli müritleri yüzünden
havaalanında izdiham
yaşanmış.
Nerede yaşanmış
?
Din’i
rejimle yönetilen bir ülkede mi ?
Yok
canım.
Demokrasi kanunlarının yürürlükte olduğu Türkiye
Cumhuriyeti’nin en gözde ili İstanbul’unda ve de,yüzlerce
Devlet Görevlisi’nin hizmet ettiği Atatürk
Havaalanı’nda.
-İstanbul Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi,
Başbakan’a FAHRİ
DOKTORA
unvanı vermiş.
Hangi
nedenle ?
Başbakan’ın “Medeniyetler
İttifakı Çalışmaları” ve “Dünya
Barışına
Katkıları” nedeni ile.Sanırım özellikle Okyanus Ötesi bir
çağrışım,hassasiyet ve
yaklaşımla.
Özel
Üniversite’nin hangi nedenlerle incelik
gösterdiğini
anlamak
mümkün de, Devlet
Üniversitesi Rektör’ünün bu
sadakati
ve acelesi nedendir
anlamak mümkün değil.
Sayın Rektörler, bırakın Dünya Barışını da, gerginliğin
ve
kutuplaşmanın doruğa tırmandığı ülkemizde ki
huzursuzluğa
bir bakın.Kime ne verdiğinizi
de iyi bir
değerlendirin.
Demokrasi gerçekten benimsenmiş olsa, akademik
bir
değeri,bu şekilde siyasi
anlamda ve gereksizce kullanmanızın
anlamı cıvıklıktan öte nedir, onu da bir düşünün?
Eğer
demokrasiyi geliştirmek ve katkıda bulunmaktan
bahsediyorsak,demokrasiye yakışmayan cehalet eseri bu olay ve
haberlerden daha da önemlisi ;
askere sivil yargı yolunun açılması maksadı ile
demokrasi adına hazırlandığı söylenen yasanın çıkarılış
şeklidir.
Bu
yasanın, demokrasinin mabedi sayılması gereken Meclis’ten
demokrasi’yi utandıran bir yaklaşımla çıkarılmasını demokrasi
açısından izah etmek çok zor olduğu gibi,ülkenin geleceği adına da üzücü ve
düşündürücüdür.
Kanımca, Demokrasi ve Cumhuriyet’e yakışmayan tüm bu
eksikleri ve çirkinlikleri görmeksizin, demokrasi diye
sadece Askere yüklenmek samimiyetten uzak bir yaklaşım olduğu gibi
bir kısmı ile de yürütülen PSİKOLOJİK
SAVAŞ’ın bir parçası olmaktır.
Açıkladığım bu nedenlerle ; Demokrasi anlayışını sadece asker-sivil ilişkileri
noktasından açıklayanların söylem ve yaklaşımlarında samimi
olduklarına inanmıyorum ve kendilerine de
güvenmiyorum.
Bu
ülkede gerçekten Demokrasi deniyorsa ;
Sadece asker-sivil ilişkileri üzerinden kahramanlık
yapan sahte
demokratlığı bırakıp; öncelikle “DOKUNULMAZLIKLARI
KALDIRARAK”,
bireysel ve toplumsal hayatın tüm alanlarında,cehalet
ve bağnazlıktan uzak bir yaklaşımla DEMOKRASİNİN FAZİLETİNE
uygun davranan
GERÇEK DEMOKRAT olmak gerekir.
5
TEMMUZ 2009