Siyaset19 Nisan 2005 00:00
Sokağı bölücülere teslim edemezsiniz! - Arslan Bulut
"Türkiye'ye yönelik topyekun saldırıyı algılayan Türk aydınlarının güçlerini birleştirmeleri gerektiğini anlamalarından sonra, kitleler bir direniş kültürü geliştirmeye başladı. Anglo-Amerikan-Yahudi ittifakı ile Avrupa Birliği''nin ekonomik, kültürel, siyasi ve askeri saldırıları altında kaldığını ve iktidarların bu iki güç merkezinin dayatmaları ile çıkardığı teslimiyet kanunlarını gören kitleler, Türkiye'yi çözmeye çalışan ABD ve Avrupa''ya ve içerdeki işbirlikçilere karşı Kuvayı Milliye ruhuyla birleşiyor...Derinden gelen bir dalga halinde, güçlerini birleştirecek bir merkez arayan kitleler, bugüne kadar mensup oldukları kurum ve kuruluşları da sorgulamaya başladı.".symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
Bu sosyolojik tespitleri biz 2003 yılının Temmuz ayında yapmışız.
Yeniçağ''dan iki gün "Türkler direnecek" başlığıyla manşet olarak yayınlanmış.
Yani, birilerinin iddia ettiği gibi, toplumsal öfke, birdenbire bir iki kışkırtıcının eylemi ile gelişmedi! Fakat bugün, bayrak yakanlarla, bayrak asanları aynı kefede değerlendiren bir anlayış siyaset ve medyaya hakim güçler tarafından öne çıkarıldığı için, "Türkler ve Kürtler" diye başlayan söylem, sonunda geldi "DEHAP ve MHP" veya "Ülkücüler ve PKK''lılar" noktasına indirgendi.
Üstelik her iki gruba "azgın azınlıklar" diyen yazarlar olduğu gibi, Başbakan da iki tarafa da sempati ile bakmayacağını söyledi! Tam da bu sırada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önce Milliyet''e, sonra Zaman''a "Ülkücüler, eline silahı değil bilgisayarı almalıdır.
İhtiyacı mermi değil bilgidir" açıklamalarında bulundu.
Bu açıklamalar üzerine, güdümlü medyada, sanki ülkücüler bugüne kadar ellerinde silah, insan avına çıkmışlar da artık bundan vazgeçiyorlarmış gibi bir hava estirildi.
Amerikan ideolojisinin Türkiye''deki sözcülüğünü üstlenen bir profesör, ülkücülerin "fikrini bile ifade edemeyen, tartışamayan robotlar" olduğunu, Bahçeli''nin bu kararına itiraz edecek gruplar da bulunduğunu ama ülkücülerin bilgisayar ortamına geçmelerinin de tehlikeli olduğunu, çünkü İnternet''te de bir terör yaşandığını söyledi! Alparslan Türkeş''in aynı programda Talabani ile birlikte azarladığı Orhan Doğan ise, Bahçeli''nin tavrından çok memnun olduklarını belirterek "Türkiye yurtseverliği" ve "Türkiyeli kimliği"nde buluşmak gerektiğini işledi! Bu sözler ve yine Orhan Doğan''ın Bahçeli''nin sözlerini "Artık etnik siyaset terk edilmektedir" diye yorumlaması, bir Şkir sefaletinin ürünüdür.
Çünkü, bu ülke, Türklüğü bir millet kimliği olarak benimseyerek kurulmuştur.
Ancak etnik ırkçı bir gözlükle bakanlar, Türklüğü ve dolayısıyla MHP''yi veya ülkücüleri de etnik bir unsur gibi değerlendiriyor! Bu saçmalıklara karşı, kararlı bir şekilde hatırlatılmalıdır ki, Türk Milliyetçileri, Atatürk''ün "Türkiye Cumhuriyeti''ni kuran halka Türk Milleti denilir" sözünden hareket etmektedir.
Etnik siyaset, bu yapıya karşı çıkanların işidir, ülkücülerin değil!.
.
Bahçeli''nin Kızılcahamam''da topladığı Ülkü Ocakları Başkanları''na söylediği sözler ise "İzinsiz eylem yapmayın, sokakta yer almayın ve kavgada taraf olmayın, provokasyonlara kapılmayın.
Eylemlerinizi meşru zeminlerde yapın.
Tepkilerinizi ortaya koyarken, sivil toplum örgütlerinin ve diğer siyasi partilerin desteğini alın" şeklindedir.
Bu talimatta, "eylem yapmayın" diye bir ifade yoktur, aksine "halkla bütünleşerek, meşru zeminlerde eylem yapın, akılla hareket edin" denilmektedir.
Fakat, hem Bahçeli''nin gereksiz yere "silah-bilgisayar" ikilemini kullanması hem de medyanın Bahçeli''nin sözlerini yansıtış biçimi, sanki "İnternet kafelere veya evlerinize kapanın, sokakta ne olup bitiyor, hiç ilgilenmeyin" demiş gibi yansıtıldığından, ülkücülerin kafası karışmış durumdadır! Sokağa çıkmak, yasa dışına çıkmak demek değildir.
Sokağa çıkmak, miting yapmaktır, yürüyüş yapmaktır, kitleleri harekete geçirmek, kamuoyu oluşturarak, yaklaşan tehlikeye karşı milleti uyarmaktır.
Sokağı, bölücülere teslim edemezsiniz! Bir ülkenin sokaklarına hakim değilseniz, hiçbir yerine hakim değilsiniz demektir.
.
Konya''dan Hüseyin Çolakoğlu adlı bir genç mektubunda diyor ki, "Ağabey, yetmiş milyon bir olur,o bayrak yine inmez yere, ben ve yahut bir başka Türk genci tek başımıza kalsak da o bayrak yine inmez yere" diyor! CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise uyarıyor: "Kimse etnik kimliğini devlete damga gibi vurmaya kalkışmasın.
Herkes aklını başına alsın.
Burası Türkiye Cumhuriyetidir ve Türkiye Cumhuriyeti olarak kalacaktır'''' İki yıl sonra ben de aynı sosyolojik tespiti tekrarlıyorum: Türkler direnecek!
Yeniçağ''dan iki gün "Türkler direnecek" başlığıyla manşet olarak yayınlanmış.
Yani, birilerinin iddia ettiği gibi, toplumsal öfke, birdenbire bir iki kışkırtıcının eylemi ile gelişmedi! Fakat bugün, bayrak yakanlarla, bayrak asanları aynı kefede değerlendiren bir anlayış siyaset ve medyaya hakim güçler tarafından öne çıkarıldığı için, "Türkler ve Kürtler" diye başlayan söylem, sonunda geldi "DEHAP ve MHP" veya "Ülkücüler ve PKK''lılar" noktasına indirgendi.
Üstelik her iki gruba "azgın azınlıklar" diyen yazarlar olduğu gibi, Başbakan da iki tarafa da sempati ile bakmayacağını söyledi! Tam da bu sırada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önce Milliyet''e, sonra Zaman''a "Ülkücüler, eline silahı değil bilgisayarı almalıdır.
İhtiyacı mermi değil bilgidir" açıklamalarında bulundu.
Bu açıklamalar üzerine, güdümlü medyada, sanki ülkücüler bugüne kadar ellerinde silah, insan avına çıkmışlar da artık bundan vazgeçiyorlarmış gibi bir hava estirildi.
Amerikan ideolojisinin Türkiye''deki sözcülüğünü üstlenen bir profesör, ülkücülerin "fikrini bile ifade edemeyen, tartışamayan robotlar" olduğunu, Bahçeli''nin bu kararına itiraz edecek gruplar da bulunduğunu ama ülkücülerin bilgisayar ortamına geçmelerinin de tehlikeli olduğunu, çünkü İnternet''te de bir terör yaşandığını söyledi! Alparslan Türkeş''in aynı programda Talabani ile birlikte azarladığı Orhan Doğan ise, Bahçeli''nin tavrından çok memnun olduklarını belirterek "Türkiye yurtseverliği" ve "Türkiyeli kimliği"nde buluşmak gerektiğini işledi! Bu sözler ve yine Orhan Doğan''ın Bahçeli''nin sözlerini "Artık etnik siyaset terk edilmektedir" diye yorumlaması, bir Şkir sefaletinin ürünüdür.
Çünkü, bu ülke, Türklüğü bir millet kimliği olarak benimseyerek kurulmuştur.
Ancak etnik ırkçı bir gözlükle bakanlar, Türklüğü ve dolayısıyla MHP''yi veya ülkücüleri de etnik bir unsur gibi değerlendiriyor! Bu saçmalıklara karşı, kararlı bir şekilde hatırlatılmalıdır ki, Türk Milliyetçileri, Atatürk''ün "Türkiye Cumhuriyeti''ni kuran halka Türk Milleti denilir" sözünden hareket etmektedir.
Etnik siyaset, bu yapıya karşı çıkanların işidir, ülkücülerin değil!.
.
Bahçeli''nin Kızılcahamam''da topladığı Ülkü Ocakları Başkanları''na söylediği sözler ise "İzinsiz eylem yapmayın, sokakta yer almayın ve kavgada taraf olmayın, provokasyonlara kapılmayın.
Eylemlerinizi meşru zeminlerde yapın.
Tepkilerinizi ortaya koyarken, sivil toplum örgütlerinin ve diğer siyasi partilerin desteğini alın" şeklindedir.
Bu talimatta, "eylem yapmayın" diye bir ifade yoktur, aksine "halkla bütünleşerek, meşru zeminlerde eylem yapın, akılla hareket edin" denilmektedir.
Fakat, hem Bahçeli''nin gereksiz yere "silah-bilgisayar" ikilemini kullanması hem de medyanın Bahçeli''nin sözlerini yansıtış biçimi, sanki "İnternet kafelere veya evlerinize kapanın, sokakta ne olup bitiyor, hiç ilgilenmeyin" demiş gibi yansıtıldığından, ülkücülerin kafası karışmış durumdadır! Sokağa çıkmak, yasa dışına çıkmak demek değildir.
Sokağa çıkmak, miting yapmaktır, yürüyüş yapmaktır, kitleleri harekete geçirmek, kamuoyu oluşturarak, yaklaşan tehlikeye karşı milleti uyarmaktır.
Sokağı, bölücülere teslim edemezsiniz! Bir ülkenin sokaklarına hakim değilseniz, hiçbir yerine hakim değilsiniz demektir.
.
Konya''dan Hüseyin Çolakoğlu adlı bir genç mektubunda diyor ki, "Ağabey, yetmiş milyon bir olur,o bayrak yine inmez yere, ben ve yahut bir başka Türk genci tek başımıza kalsak da o bayrak yine inmez yere" diyor! CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise uyarıyor: "Kimse etnik kimliğini devlete damga gibi vurmaya kalkışmasın.
Herkes aklını başına alsın.
Burası Türkiye Cumhuriyetidir ve Türkiye Cumhuriyeti olarak kalacaktır'''' İki yıl sonra ben de aynı sosyolojik tespiti tekrarlıyorum: Türkler direnecek!