Siyaset1 Temmuz 2009 00:00

Yiğit Bulut Rejisörün Yatağından Geçti mi? - Emrah Akgün

Ilıcak, durumu anlayacak kıvrak zekaya sahip olmadığı için, önce kendini savunur bir tavır alıyor. Yiğit araya girerek soruyu aynı şekilde tekrarlıyor ve aynı tarafta olduklarını ifade ediyor. Bunu yaparken de, yan gözle, “ağabey sizin çeteye girebildim mi?” der gibi pis pis sırıtarak F. Koru’ya bakıyor. Çete kuralları bellidir. Biri çeteye girecekse önce bazı kahramanlıklar ve atılımlar yapar. Yolun açık olsun Yiğit. Biz de artık elimizde tuzluk sağa sola koşturmaktan vazgeçelim.cialis coupons printable link discount prescription drug card

Yiğit Bulut Rejisörün Yatağından Geçti mi?

      Emrah Akgün - Cesur Haber 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

01.07.2009

 


Bir iki yıl kadar önce guruplarda Yiğit Bulut’un yazılarını paylaşan arkadaşlarla bir tartışma yaşamıştım. Yazılardaki saçmalıklardan, mantık hatalarından bahsetmiştim. Ben bu adamdan kötü kokular alıyorum demiştim. Bazı ulusalcı dostlar da benim fazla şüpheci olduğumu, Yiğit’in de iyi bir vatansever olduğunu, bizim tarafımızda olduğunu  söylemişlerdi. Ben de “ ya hu,  derinliği çapı ne ki, bizde olsa ne olur olmasa ne? Madem öyle diyorsunuz,  bekleyelim görelim o zaman” demiştim.

Bekledik ve görmeye başladık:

Bir televizyon programında Ergenekon ile ilgili abuk subuk yorumlar yapınca, küfürü basıp kanalı değiştirmiştim. Fakat daha sonra iki kere, misafir olduğum sırada yine Yiğit arkadaşa denk geldim ve kanalı değiştirme şansım da olmadığı için seyretmek zorunda kaldım.

İlkinde, programın tek konuğuydu ve IMF ile anlaşmadığı için RTE’ ye methiyeler düzüyordu. IMF ile anlaşma yapılmaması tabi ki bizi de onayladığımız bir durum ama RTE’nin bunu neden yapmadığı da bilmek lazım. Eğer bunu analiz edemiyorsan çıkıp konuşmayacaksın. Bu kadar yüzeysel bir konuşmayı yapmak için uzman olmaya gerek yok. Sokaktaki vatandaş bunlardan çok daha iyi yorumlar yapabilir.

Neden anlaşılmamış IMF ile?

Çünkü IMF, özerk maliye istiyormuş. Eğer bu olursa AKP mali tehdit ile canını sıkanları baskı altında tutamazmış. Yani; koyun can, kasap et derdindeymiş. Bizim Yiğit ne diyor, hiç. Boş boş konuşup kendisine minare kılıfı dikiyor.

İkinci program: Bu kez konuk olarak N.Ilıcak, ve F.Koru da var. Deniz feneri davasını ve AKP’ye açılacak yeni bir kapatma davasını konuşuyorlar.

Bizim Yiğit yumurtlamaya başlıyor:

“neden bütün belgeler Almanya’dan geliyor? Eğer AKP’ Almanya dan gelen belgelerle kapatma davası açılırsa beni AKP’li yaparsınız…”

Sen zaten olmuşsun olacağını da minareye dikmeye çalıştığın kılıfı daha bitiremedin sanırım. Kaldı ki gitsen ne olur, kalsan ne?

Belgeler neden Almanya’dan geliyormuş. Biraz kafası çalışan bir insan buna şaşırmaz. Türklerin en yoğun olduğu ve bütün tarikatların, örgütlerin üstlendikleri yer orasıdır. Gurbetçileri soyup soğana çevirirler. Bu yüzden de bütün yolsuzlukların merkezi orasıdır. Oradan parayı toplayıp, gelip burada ne yapacaklarsa yaparlar.

Bunda şaşıracak ne var? Belgelerin Küba’dan gelecek hali yok ya… Esas Küba’dan gelirse şaşırmak lazım.

Aynı programda Yiğit devam ediyor: N.Ilıcak’a dönüyor ve

“efendim ben size bir soru sormak istiyorum: Belçika türbanlı bir bayanı meclise kabul etti, biz bunu başaramadık. Siz bu sorunu mecliste yaşamış biri olarak durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Ilıcak, durumu anlayacak kıvrak zekaya sahip olmadığı için, önce kendini savunur bir tavır alıyor. Yiğit araya girerek soruyu aynı şekilde tekrarlıyor ve aynı tarafta olduklarını ifade ediyor. Bunu yaparken de, yan gözle, “ağabey sizin çeteye girebildim mi?” der gibi pis pis sırıtarak F. Koru’ya bakıyor.

Çete kuralları bellidir. Biri çeteye girecekse önce bazı kahramanlıklar ve atılımlar yapar.

Yolun açık olsun Yiğit.

Biz de artık elimizde tuzluk sağa sola koşturmaktan vazgeçelim.

 






 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009