Siyaset30 Haziran 2009 00:00

Canlı Yayında Yargılanan Albayın Kellesini Kim İstiyor? - Açık İstihbarat

Daha da önemlisi Çiçek'in kellesini isteyeni sadece AKP veya Gülen olarak okumak yanlış. Çiçek'in kellesini isteyenler arasında büyük sermaye ve Türkiye'de büyük sermayeyi taşeronlaştıran güçler de mevcut.Çiçek çevresinde yaratılan kamuoyu bu yönüyle bir AKP-Gülen-TUSİAD ortak yapımı. Birileri Türk Ordusu bünyesinde; küresel güçlerle entegre  büyük sermayeyi ve bunların taşeron STK'larını sorgulayan  bir zihniyeti istemiyor ve bu zihniyeti kamuoyu önünde işaretliyor.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilomicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Canlı Yayında Yargılanan Albay'ın Kellesini Kim İstiyor?

       Açık İstihbarat 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

30.06.2009

 


Türkiye canlı yayında bir hukuk ihlalini izliyor. 

"Ergenekon" soruşturması kapsamında tutuklanma isteği ile  mahkemeye sevkedilen Alb. Dursun Çiçek mahkeme önüne çıkmayı beklerken, Çiçek'in yargılanması Ankara'da devlet içi pazarlıkla eşgüdümlü bir süreç havasında medyaya yansıtılıyor.

Haber kanallarında 

"Çankaya'da kritik zirve sürerken , adliyeden ayrılan Savcı Zekeriya Öz tekrar adliyeye geri döndü"

şeklinde alt yazılar; Albay Dursun Çiçek'in yargılanmasının açıkca TCK'nın 288. maddesinin ihlali olarak algılanmasına yol açıyor.

TCK 288, bir olayla ilgili soruşturma veya kovuşturma sürerken savcı, hakim, mahkeme , bilirkişi ve tanıkları etkilemek amacıyla alenen yapılan sözlü veya yazılı beyanları yasaklıyor. 

"Ergenekon" soruşturması kapsamında bir çok sanığın çok daha kısa sürelerde tutuklandığı gözönüne alındığında, Albay Dursun Çiçek'in saatlerdir mahkemenin önüne çıkmayı bekliyor olması; Albayı mahkemeye sevkettikten sonra Savcı Zekeriya Öz'ün adliyeye geri dönmesi ve bütün bunların Ankara'daki MGK ve devamında Çankaya'daki mini zirve ile paralel yürümesi Türkiye'de siyasi ve yargı süreçlerinin içiçe geçmişliğinin en canlı örneği olarak tarihe geçiyor. 

Albay Dursun Çiçek'in "Ergenekon" soruşturması kapsamında tutuklanması gündeme gelen ve tutuklanan ilk muvazzaf subay ve hatta ilk muvazzaf albay bile olmadığı halde, bu ismin tutuklanması üzerinden yaşanan gerilimin sebepleri farklı. 

Öncelikle Genelkurmay  bir sonraki adımın muvazzaf generallerin tutuklanması olabileceğini gördüğünden kendince yeni bir kırmızı çizgi çekmeye çalışıyor. Genelkurmay'ın kırmızı çizgilerini koruma konusundaki geçmiş başarıları karşı cephenin cüretkarlığını arttırıyor.

Daha da önemlisi Çiçek'in kellesini isteyeni sadece AKP veya Gülen olarak okumak yanlış. Çiçek'in kellesini isteyenler arasında büyük sermaye ve Türkiye'de büyük sermayeyi taşeronlaştıran güçler de mevcut
Çiçek çevresinde yaratılan kamuoyu bu yönüyle bir AKP-Gülen-TUSİAD ortak yapımı.

Çiçek'in belge olarak kamuoyuna pazarlanan kağıt parçası ile ilgisi kesinleşmiş değil fakat anlaşılan sözkonusu Albayın görevi gereği Türkiye'de büyük sermaye ve bağlı STK'ların faaliyetleri ile ilgili hazırladığı raporları birileri not etmiş ve bu odaklar Türk Ordusu bünyesinde, küresel güçlerle entegre  büyük sermayeyi ve bunların taşeron STK'larını sorgulayan bir zihniyeti istemiyor ve bu zihniyeti kamuoyu önünde işaretliyor.

Zaman gazetesinde bir kaç ay önce başlatılan ve Koç, Eczacıbaşı gibi isimlerle gerçekleştirilen yüksek profil röportajları okursanız, Gülen-TUSİAD mutabakatının ipuçlarını da bulabilirsiniz.

Çiçek'in kamuoyu önünde infazı bu sebeplerle canlı yayında bir hukuk ihlali ve Devlet içi pazarlıkla paralelde bir görüntü içinde yürüyor.

Açık İstihbarat


 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009