İstihbarat22 Haziran 2009 00:00

"Belge bir Kurmay Aldatmacası" dedi ama devamını getirmedi! - Açık İstihbarat

Dünyanın en zengin askeri savcısı haberinden, Aktütün'ün güneyi dedikleri meşhur uydu fotoğrafının yanlış çıkmasına kadar bir dizi haberi sayabiliriz. Fakat her psikolojik harp operasyonunda olduğu gibi; Taraf'ın derdi gerçek ile değil, algı ile. Dolayısı ile Türkiye Taraf gibiler sayesinde, herkesin işine gelen propagandayı seçmekte özgür olduğu bir Goebbels Demokrasisine doğru hızla ilerliyor. Bu yaklaşımın zararlarını; en son "belge" tartışmasında bir kez daha yaşıyoruz.

"Belge bir kurmay şaşırtamacası" dedi ama devamını getirmedi!

   Açık İstihbarat 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

22.06.2009

 


Türkiye'de devleti ve toplumu yeniden şekillendiren makro operasyonun  alt kümesi  olan "Ergenekon" sürecinde;   yeni bir "belge" Taraf üzerinden servis edildiğinde kimse şaşırmadı. Neticede Taraf; muhabirlerinin ve yöneticilerinin ilişkiler ağı ile başından itibaren en elverişli vitrin konumunda.

Edebiyatçılığı iyi benzetmeler yapmaktan mürekkep Ahmet Altan, siyaset derinliği  ise ABD Devleti'nin resmi söylemini Türkçeye çevirmekten ibaret Yasemin Çongar'ın; "demokrasi" konusunda samimi olduklarını varsaysak bile; Taraf'ın "belge" açlığı yaşadıkları once tecrübeye rağmen dinmiyor ve bu açlığı doyurabilecek konumda olanlar belli.  

Dolayısı ile Taraf; "doğru olmasa da, bu belgelerdeki zihniyet yok diyemezsiniz" mealinde açıklamalarla her türlü gazetecilik skandalını örtbas edip yoluna devam ediyor.

Dünyanın en zengin askeri savcısı haberinden, Aktütün'ün güneyi dedikleri meşhur uydu fotoğrafının yanlış çıkmasına kadar bir dizi haberi sayabiliriz.

Fakat her psikolojik harp operasyonunda olduğu gibi; Taraf'ın derdi gerçek ile değil, algı ile.
Dolayısı ile Türkiye Taraf gibiler sayesinde, herkesin işine gelen propagandayı seçmekte özgür olduğu bir Goebbels Demokrasisine doğru hızla ilerliyor.

Bu yaklaşımın zararlarını; en son "belge" tartışmasında bir kez daha yaşıyoruz.

Ahmet Altan "Albayı istiyor" ; diğerleri "belge gerçek mi değil mi" tartışmasının muğlak zemininde geziniyorlar.

"Belge" gerçek bir sahte belge de olabilir; sahte bir gerçek belge de olabilir.

Albay'ın imzası gerçek ama eklenmiş olabilir; Albay'ın imzası sahte ama içerik gerçek olabilir.

Bunu; uzaktan izleyen bir izleyici olarak bilmemiz mümkün değil.

Taraf'ın "demokrat" olarak pazarlandığı bir ülkede haliyle "gerçek" ve "sahte" kavramları da tamamen post-modern bir hal alıyor.

Bu belge ile son zamanlarda en doğru tespitlerden birini pazar günü ATV'deki Siyaset Kazanı programına katılan Mir Dengir Fırat yaptı.

Fırat mealen şunları söyledi :

"Eminim ki süresi geçmiş ama tatbik edilmiş daha bir çok belge ile karşı karşıya geleceğimize eminim. Bence bu belge bir aldatmaca, bu belgenin ortaya çıkmasını manidar buluyorum.
Özellikle sızdırıldığını düşünüyorum. Belki esas harekat başka yönde yapılacak.
Bunun bir kurmay şaşırtmacası olduğu kanısındayım; başka yerlere bakmakla meşgulum.
Bu belge başka tezgahların kamuflajı"


Fırat bu sözlerine açıklık getirmedi, karşısında da zaten bu sözleri deşecek bir gazeteci yoktu.

Fırat kurmay sözü ile "askeri" bir gönderme yapsa da; bugüne kadar bu belge tartışılırken hiç bir zaman gündeme getirilmeyen aşağıdaki sorular bu "kurmayın" illa da asker olmayabileceği olasılığını gündeme getiriyor.

Bünyesinde en fazla polis ve istihbaratçı /yakını barındıran "demokrat" gazete Taraf ve diğerlerinin bundan sonra önlerine gelecek olan "belge"leri  değerlendirirken önyargılarından sıyrılıp aşağıdaki soruları da gündemlerine almalarında fayda olduğunu düşünüyoruz :

1) "Ergenekon" operasyonu ile içeri alınan herkes gerçekten AKP karşıtı mı?

2) "Ergenekon" operasyonu ile içeri alınanlar arasında AKP ile yakın iş tutan isimler var mı?

3) Bu isimler AKP içindeki farklı kanatlar arasındaki güç savaşlarından faydalanarak, görünüşte AKP karşıtı gözüken ama aslında AKP içinde bir kanadın diğerine karşı elini güçlendiren çalışmalar yapmış olamazlar mı?

4) "Ergenekon" operasyonu ile içeri alınanlar arasında; AKP'ye yanaşarak üst düzey hassas bürokratik görevler peşinde koşmuş olanlar ve AKP'ye yaranmak için "bakın sizin hakkınızda şöyle şöyle planlar yapılıyor" diyerek AKP'nin tehdit algılamasını bilinçli olarak tahrik etmiş , sahte tedhitler oluşturmuş ve AKP gözünde değerlerini arttırmış isimler olabilir mi?

5) Askeri bürokrasi içinde AKP konusundaki ayrışmayı, birileri kendilerine rakip isimleri bertaraf etmek için kullanıyor olamaz mı?

6) Fetullah Gülen cemaati içinde AKP ile mesafeyi koruma veya tamamen özdeşleşme konusunda ne tür tartışmalar, ayrışmalar yaşanıyor? "AKP ve Gülen'i Bitirme" başlıklı bu belge; AKP ve Gülen'in kaderlerini aynı kaba koyarak, bu tartışmada dengeleri nasıl değiştirdi; "ben bitersem  sen de bitersin" mesajını kimlere verdi?

Şu ana kadar "belge" üzerine yapılan tartışmaların seyrini, Fırat'ın dünkü analizi ile yanyana koyduğumuzda; "belge" tartışmasına aşk ve hayali "tarih" romanları ötesinde bir gerçeklik anlayışı olan bir ismin yön vermesi gerekliliği netleşiyor.

O zaman Ahmet Altan'ın istediği "albay" ile Fırat'ın işaret ettiği "kurmay" arasında bir orta yol bulup; "belge"nin değil, belge ile hedeflenen şaşırtmacanın gerçekliğini konuşmaya başlayabiliriz.

















www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009