| |
Taraf
Gazetesi’nin geçen hafta yayınladığı ve ülke gündemine
oturan “İrticayla Mücadele Planı” belgesinin ortaya çıkışı
ilgili şüpheler neler?
Bu belgenin ortaya çıkış zamanlaması
neden dikkat çekiyor? Önce şu saptamaları
yapalım:
1. Ergenekon soruşturması
kapsamında Em. Yüzbaşı Muzaffer Tekin tutuklandığında, avukatı Kemal
Kerinçsiz’di. Daha sonra Kerinçsiz de aynı soruşturma
kapsamında tutuklandı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek tutuklandığında avukatı Nusret Senem’di. Sonra
Senem de tutuklandı. Örnekler çoğaltılabilir. Son
örnek Serdar Öztürk’tür. Öztürk de tutuklanmadan önce,
tutuklu sanıklardan Albay Levent Göktaş’ın avukatıydı. Hal
böyle iken siz Serdar Öztürk olsanız, böyle bir belge de var ise, bu
belgeyi büronuzda, çekmecenizde, bilgisayarınızda bulundurur
musunuz?
2. Serdar Öztürk’ün bürosu, Öztürk
4 günlüğüne Antalya’ya gittiğinde aranıyor. Öztürk’ün hangi
tarihte Antalya’ya gideceği, telefonları dinlendiğinden zaten
biliniyor. Ve çekmeceden fırtına koparacak bir belge bulunuyor!
Normal mi?
3. Soruşturma nedeniyle gizli
kalması gereken belge, yine Taraf gazetesinden çıkıyor! (Taraf
Gazetesi, İşçi Partisi Genel Merkezi’nde Yargıtay Krokisi
bulunduğunu iddia etmişti. Aylar sonra, krokinin düzmece olduğu
hukuken de saptandı ve Taraf Gazetesi İşçi Partisi’ne tazminata
mahkum oldu!)
4. Askeri savcılık,
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndan belgeyi istiyor. Savcılık,
fırtına koparan belgenin orijinalinin elinde olmadığını
açıklıyor!
5. Belgenin Genelkurmay’a ait
olduğu iddia ediliyor. Siz Genelkurmay Başkanı ya da İkinci Başkanı
olsanız, bir personelinize ya da bir biriminize AKP’yi ismiyle hedef
alan bir belge hazırlatır mısınız? Genelkurmay’ın
dinlendiği, belgelerin havada uçuştuğu bir dönemde böyle bir şeyi
yaptırmak mantıklı mı?
6. Bir iddia da, Genelkurmay
Başkanı ya da İkinci Başkanı’ndan habersiz olarak, birimin başı
Albay Dursun Çiçek’in bu belgeyi hazırladığı şeklinde… Siz Albay
Çiçek olsanız, böyle bir belgeyi hazırlar mısınız? Diyelim
hazırladınız, Ergenekon sanıklarından birinin avukatına ulaştırır
mısınız? Ya da belgenin, Ergenekon sanıklarından birinin
avukatına ulaşacak bir yol bulmasına olanak verir
misiniz?
Taraf gazetesi, “İrticayla mücadele planı”
başlıklı belgeyi “AKP ve Gülen’i bitirme planı” başlığıyla
haberleştirdi. Ve kıyamet koptu.
Ancak, yukarıdaki 6 saptama
da gösteriyor ki, işin aslı iddia edildiği gibi çıkmayacak.
Belgenin Haziran ayında ortaya çıkması bile yeterince
anlamlı. Haziran, Türkiye’de 30 Ağustos’a giden süreçtir;
YAŞ’tır… Haziran devlet mekanizması açısından da kritiktir. Valiler
Kararnamesi, Emniyet Müdürleri Kararnamesi Haziran ayında açıklanır.
Gelelim, yazıya başlarken yaptığımız saptamaya… Yani
belgenin, “Anayasa Mahkemesi” ile ilgili olduğuna…
Açalım.
Anayasa Mahkemesi, 2 yıl önce, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın AKP’yi kapatma istemli davasında hangi hükme
varmıştı?
7’ye 5 oyla, “AKP, laiklik karşıtı odak” olmakla
hüküm giymemiş miydi? Yani AKP, “irticanın odağı” olmakla hüküm
giymemiş miydi?
Ciddi devletler, Anayasa’sının değişmez
maddelerini değiştirmeye çalıştığına hükmettiği partileri kapatır.
Biz kapatamadık!
Hangi kahveye gitseniz, en az bir
masada milletin “AKP’den kurtulma planı” yaptığını
görürsünüz! Anayasa Mahkemesi, bir partinin hem irticanın
odağı olduğuna hükmeder, hem de bu devleti yönetmesine devam
etmesini sağlarsa, her yerden belge çıkar! Her yerden…
Bu
belgelerden bir kısmı, kahvehanedeki vatandaşın “AKP’den
kurtulma planı” yani geleneksel ismiyle “memleketi kurtarma
sohbeti” çıkışlı olur. Bir kısmı da, devleti ve orduyu yıpratma
amaçlı olur! Okyanus ötesi çıkışlı olur!
Devlet
devlet ise süreci analiz eder ve sorunu çözer! Çözmezse
kendi çözülür!
Millet de millet ise bu
sorunu TBMM bünyesinde çözer! Başka yere havale etmez!
17 Haziran
2009
|
 |
|
 |
|