İFTİRACILARA YARGI TOKATI-Levent Kalem
Madem kopya çekiyorsun düzgün çek.. 1 milyon değildir.1,5 milyondur aslı. Ama senden yarım asır önce senden daha beter yalancı yazdı. Önce doğru oku,sonra yaz. Nobeli yine verirler korkma. Yargıtay’dan 2. Cumhuriyetçilere ağır tokat: Türklüğe hakaret etmek ‘kişilik hakkına saldırı’ içerir. Her vatandaş tazminat davası açabilir! coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
Yargı iftiraya izin vermedi
YARGITAY Hukuk Genel Kurulu, Orhan Pamuk’un, “Bu topraklarda 30 bin
Kürt, 1 milyon Ermeni öldürüldü” sözlerini kendine hakaret olarak gören
her Türk vatandaşının tazminat davası açabileceğine karar verdi. Yerel
mahkemenin aksi yöndeki kararını bozan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,
Pamuk’un sözlerinin ‘kişilik haklarına saldırı’ içerdiğine dikkat çekti.
Hukuki koruma altına alındı
ANAYASA’nın 66. maddesine göre “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağıyla
bağlı olan herkes Türktür” denilen kararda şu noktalara dikkat çekildi:
Kişilerin onur ve şerefleri gibi mensubu bulundukları ve Anayasa ile
çerçevesi belirlenmiş bir millete aidiyet duyguları da yukarıdaki
açıklamalar nazara alındığında; kişilik değerleri kapsamında ve hukuki
koruma altındadır.
“Türkler 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt’ü öldürdü...”
* Bu topraklarda, 30 bin Kürt 1 milyon Ermeni öldürdük
* Hiç kimse bunu söylemeye cesaret edemiyor, ben ederim
Batı, bu iftira sonrası Pamuk’u para ve Nobel’le ödüllendirdi!
KARAR EMSAL TEŞKİL EDİYOR. TÜRK MİLLETİNE HAKARETİ VAZİFE EDİNENLER
YANDI
Türklüğe hakaret edene bireysel dava yolu açıldı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Orhan Pamuk’un, “Bu topraklarda 30 bin
Kürt, bir milyon Ermeni öldürüldü” sözlerini hakaret olarak gören her
Türk’ün Pamuk’a tazminat davası açabileceğine karar verdi
Haber: Salim YAVAŞOĞLU
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Avukat Kemal Kerinçsiz’in, “Bu topraklarda
30 bin Kürt, bir milyon Ermeni öldürüldü” sözleri nedeniyle Orhan
Pamuk’un hakkında açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, bu sözlerin,
Türk milletine mensup vatandaşların “kişilik haklarına saldırı”
içerdiğine hükmetti. Bu karar, Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı olan
herkesin Pamuk ve bundan sonra benzeri açıklamaları olanlar hakkında
kişilik haklarına saldırı nedeniyle dava açmasının yolunu açtı. Karar,
Kemal Kerinçsiz’in Avukatı Tolga Akalın tarafından Ümraniye davasının
sürdüğü Silivri Cezaevi’nde açıklandı.
Hukuk tarihinde bir devrim
“Bu karar hukuk tarihinde bir devrimdir” diyen Akalın, “Bundan sonra
Türk milletinin hakları, her bireyinin kişilik hakkı olmuştur. Bu ve
benzeri konularda her Türk vatandaşı, 43 hakimin imzasıyla kişilik
hakkına hakaret edildiği için tazminat davası açma hakkına kavuşmuştur”
dedi. Orhan Pamuk’un yabancı bir dergideki beyanları nedeniyle Avukat
Kemal Kerinçsiz, Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kişilik haklarına
saldırı yapıldığı gerekçesiyle tazminat davası açmıştı. Kararda,
Kerinçsiz, dava dilekçesinden Pamuk’un yukarıdaki sözlerinin ardından
şu ifadelere yer verildi:
Türk milletine darbe
“Türk milletini ve atalarımızı katil ilan ettiğini, davalının iftiradan
ibaret bu beyanının Türk milletinin bütün fertlerini yurt dışında
yabancı milletler karşısında zor duruma düşürdüğünü, Ermeni iddialarına
güç kazandırdığını, bu beyanlarla birlikte Türk milletinin dışarda
horlanma, dışlanma ve aşağılanma şeklinde davranışlara daha sıklıkla
maruz kalmaya başladıklarını, bir çok ülkede Ermeni iddiaları ile
ilgili yasa tasarılarının kabul edilmeye başlandığını, Türk milletinin
bu iddialarla ilgili dış baskı ve tehdit ile karşılaştığını, davalının
bu sözlerinin Türk milletinin bütün fertlerine, tarihine, uluslararası
ilişkilerine, menfaatlerine büyük darbe vurduğunu, fert olarak da büyük
üzüntü duyulduğunu, şahsiyet haklarının ağır suretle ihlal edildiğini
ileri sürmüştür.”
Kişisel haklara saldırı
Avukat Kemal Kerinçsiz’in açtığı dava Şişli 3. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nce, “Davacıların salt Türk milletinin bir ferdi olmaları
nedeniyle yansıma yoluyla kişilik haklarına saldırı olduğunun kabulüne
imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yönünden reddine
karar verilmiştir” denilerek kabul edilmemişti. Bunun üzerine
davacılar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne itirazda bulunmuştu. Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu, davanın bu aşamasını şöyle değerlendirdi: “Dava,
kişilik haklarına saldırı nedenine dayanmaktadır. Hukukumuzda kişilik
haklarının tanımı yapılmamış ve bu hakkın hangi değerleri kapsadığı da
açıklanmamıştır. Böylece kişilik haklarının diğer bir anlatımla
şahsiyet haklarının nelerden ibaret olduğunun belirlenmesi ve sınırının
çizilmesi uygulamaya yani yargıya bırakılmıştır. Gerek öğretide gerekse
yargısal kararlarda kişisel değerlerin; fiziki, duygusal ve sosyal
kişilik değerleri olarak belirlendiği, kişinin toplum içindeki mesleki
kimliği şeref ve haysiyeti, özgürlüğü, vücut ve ruh bütünlüğü ve
sağlığı, ırk, din ve vatandışlık gibi bağları kapsadığı kabul
edilmektedir” denildi.
Usul ve yasaya aykırı
Kararın sonunda ise şu değerlendirme yapıldı: “Hukuk Genel Kurulu’nca
incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan
ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü: Tarafların
karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara,
bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel
Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi) bozma
kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya
aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”
Aktif dava ehliyetleri var
Anayasa’nın 66. maddesine göre “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile
bağlı olan herkes Türktür” denilen kararda şu noktalara dikkat çekildi:
“Kişilerin onur ve şerefleri gibi mensubu bulundukları ve Anayasa ile
çerçevesi belirlenmiş bir millete aidiyet duyguları da yukarıdaki
açıklamalar nazara alındığında; kişilik değerleri kapsamında ve hukuki
koruma altındadır. Davalı tarafından söylendiği iddia edilen sözlerin,
davacıların vatandaşlık bağı ile bağlı bulundukları Türk milletine
yöneliki olması durumunda davacıların aktif dava ehliyetinin
bulunduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davalı, dava konusu
sözlerinde özne bulunmadığını, savunmuş ise de mahkemece, sözlerin Türk
milletine yönelik olduğu benimsenmiş ancak davacıların salt Türk
milletinin ferdi olmaları nedeniyle aktif dava ehliyetlerinin
bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Şu durumda davacıların
aktif dava ehliyetinin varlığının kabulü ile davanın esasının
incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir... Yazılı şekilde
davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Ne demişti
Orhan Pamuk, İsviçre’de yayımlanan bir dergiye verdiği röportajda,
“Türkler, bu topraklarda
30 bin Kürdü ve 1 milyon Ermeni’yi öldürdük. Türkiye’de hiç kimse bunu
dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum” demişti. Pamuk, bu
açıklamalarının ardından Nobel ödülünü almıştı.
--