|
Orhan
Pamuk'un "30 bin Kürdü ve 1 Milyon Ermeniyi Öldürdük"
sözleri üzerine açılan davada Yargıtay tarafından kesinleşen kararın
tam metni aşağıda.
Türk Milleti'ne sövmeyi alışkanlık
edinenler açısından bu karar metni, her Türk vatandaşına dava açma
hakkı tanıması açısından bir dönüm noktasına denk düşüyor. Bu yönü
ile çok faydalı ve tarihi bir karar.
Bir diğer açıdan ise bu
karar metninin yanlış ellerde ifade özgürlüğüne yönelik hamlelere
zemin hazırlama ihtimali gözönünde bulundurulmalı.
"Nefret suçları" olarak adlandırılan ve
genellikle küresel/siyonist lobiler tarafından her türlü
İsrail eleştirisini bastırmak gayesi ile piyasaya sürülen bu yasalar
dizisi, meşru eleştiriler zeminini gayr-ı meşru zemine çekmeye
yarıyor. Tarihsel tespitleri bir millete topyekün düşmanlık
olarak algılatacak bu yasalar dizisini Türkiye'nin gündemine sokmak
isteyenler açısından aşağıdaki karar metni birilerinin çok işine
gelebilecek ayrıntılar içeriyor.
Öncü bir gözlem olarak
değerlendirmenize sunuyoruz.
------------------------------------------------------------------------------------------------
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/12581 K. 2007/15816 T.
11.12.2007
• KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI NEDENİYLE
MANEVİ TAZMİNAT ( 30 Bin Kürdü ve 1 Milyon Ermeni’yi
Öldürdük. Türkiye’de Hiç Kimse Bunu Dile Getirmeye Cesaret Edemiyor.
Ben Ediyorum. Beyanı - Davacıların Salt Türk Milletinin
Ferdi Olmaları Nedeniyle Aktif Dava Ehliyetlerinin
Bulunduğu )
• MANEVİ TAZMİNAT ( 30
Bin Kürdü ve 1 Milyon Ermeni’yi Öldürdük. Türkiye’de Hiç Kimse Bunu
Dile Getirmeye Cesaret Edemiyor. Ben Ediyorum. Beyanı/Davacıların
Salt Türk Milletinin Ferdi Olmaları Nedeniyle Aktif Dava
Ehliyetlerinin Bulunduğu - Kişilik Haklarına Saldırı )
•
KÜRTLERİ ÖLDÜRDÜĞÜMÜZ BEYANI ( Otuz Bin
Adet/Sözlerin Davacıların Vatandaşlık Bağı İle Bağlı Bulundukları
Türk Milletine Yönelik Olduğu - Davacıların Aktif Dava Ehliyetinin
Bulunduğu/Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Manevi Tazminat İstemi
)
• ERMENİLERİ ÖLDÜRDÜĞÜMÜZ BEYANI ( Bir
Milyon Adet/Sözlerin Türk Milletine Yönelik Olduğu - Kişilik
Haklarına Saldırı Nedeniyle Manevi Tazminat İstemi/Davacıların Salt
Türk Milletinin Ferdi Olmaları Nedeniyle Aktif Dava Ehliyetlerinin
Bulunduğu )
• TÜRK MİLLETİNE YÖNELİK SÖZLER
( 30 Bin Kürdü ve 1 Milyon Ermeni’yi Öldürdük. Türkiye’de Hiç Kimse
Bunu Dile Getirmeye Cesaret Edemiyor. Ben Ediyorum. Beyanı -
Davacıların Salt Türk Milletinin Ferdi Olmaları Nedeniyle Aktif Dava
Ehliyetlerinin Bulunduğu/Kişilik Haklarına Saldırı )
•
ORHAN PAMUK DAVASI ( 30 Bin Kürdü ve 1 Milyon
Ermeni’yi Öldürdük. Türkiye’de Hiç Kimse Bunu Dile Getirmeye Cesaret
Edemiyor. Ben Ediyorum. Beyanı - Sözlerin Davacıların Vatandaşlık
Bağı İle Bağlı Bulundukları Türk Milletine Yönelik
Olduğu/Davacıların Aktif Dava Ehliyetinin Bulunduğu )
2709/m.
66 4721/m. 25 818/m. 49
ÖZET
: Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat
istemine ilişkindir.
Davalı yabancı
bir dergide yayımlanan röportajda; "30 bin Kürdü ve 1 milyon
Ermeni’yi öldürdük.Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret
edemiyor. Ben ediyorum." şeklinde beyanda
bulunmuştur.
Davalı tarafın
söylendiği iddia edilen sözlerin, davacıların vatandaşlık bağı ile
bağlı bulundukları Türk Milletine yönelik olması durumunda
davacıların aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Her ne kadar davalı , dava konusu sözlerine özne
bulunmadığını savunmuş ise de mahkemece, sözlerin Türk
Milletine yönelik olduğu benimsenmiş ancak davacıların salt Türk
Milletinin ferdi olmaları nedeniyle aktif dava ehliyetlerinin
bulunmadığı gerekçesi ile dava red edilmiştir .
Şu durumda
davacıların aktif dava ehliyetinin varlığının kabulü ile davanın
esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi
gerekir.
DAVA
: Davacı Turgut Kozaba ve diğerleri vekili
Avukat Kemal Kerinçsiz tarafından,davalı
Ferit Orhan Pamuk aleyhine 06/02/2006 gününde
verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan
yargılama sonunda ; Mahkemece davanın reddine dair verilen
28/07/2006 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi
davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle daha önceden
belirlenen 13/11/2007 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine
temyiz eden davacılar vekili Avukat Mustafa Yılmaz geldi, karşı
taraftan davalı adına gelen olmadı.
Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabülüne karar
verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra
tarafa duruşmanın bittiği bildirildi.
Dosyanın görüşülmesine
geçildi Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya
içersindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
: Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat
istemine ilişkindir.
Davacılar
vekili,davalının yabancı bir dergide yayımlanan röportajda;
"30 bin Kürdü ve 1 milyon Ermeni’yi öldürdük.Türkiye’de
hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum."
şeklinde beyanda bulunarak Türk Milletini ve
atalarımızı katil ilan ettiğini, davalının iftiradan ibaret bu
beyanının Türk Milletinin bütün fertlerini yurtdışında yabancı
milletler karşısında zor duruma düşürdüğünü, Ermeni iddialarına güç
kazandırdığını, bu beyanlarla birlikte Türk Milletinin dışarıda
horlanma, dışlanma ve aşağılanma şeklinde davranışlara daha sıklıkla
maruz kalmaya başladıklarını birçok ülkede Ermeni iddiaları ile
ilgili yasa tasarılarının kabul edilmeye başlandığını, Türk
Milletinin bu iddialarla ilgili dış baskı ve tehdit ile
karşılaştığını davalının bu sözlerinin Türk Milletinin bütün
fertlerine tarihine, uluslararası ilişkilerine menfaatlerine büyük
darbe vurduğunu, fert olarak da büyük üzüntü duyulduğunu, şahsiyet
haklarının ağır surette ihlal edildiğini ileri
sürmüştür. Davalı vekili ise müvekkilinin söylediği
cümlenin davacılar tarafından tahrip edildiğini dergide yer alan
ifadenin aynen
"Burada 30 bin Kürt öldürüldü, 1 milyonda
Ermeni ve neredeyse kimse bundan söz etmeye cesaret edemiyor"
biçiminde olduğunu, cümlenin özne içermediğini
davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını,
hem tazminat hem de yayın isteminin doğru olmadığını, tazminat
koşullarını oluşmadığını, Ermeni tehcirinin Osmanlı döneminde
yaşamadığını , müvekkilinin söylediği cümlenin Osmanlı Devletinde
olan bir olaya ilişkin kanaati olduğunu, düşünce özgürlüğü
kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ağır zarar koşulunun
gerçekleşmediğini, Ermeni tehcirinin bir vakıa olduğunu, tarihi
olayların tartışılmasına hiçbir sınır konulamayacağını, müvekkilinin
kusuru bulunmadığını davacıların bu eleştiriye katlanmak zorunda
olduklarını, İstanbul Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı
verildiğini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10. maddesi uyarınca
müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini, savunarak davanın usul ve
esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece ,
davacıların salt Türk Milletinin bir ferdi olmaları nedeniyle
yansıma yoluyla kişilik haklarına saldırı olduğunun kabulüne imkan
bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yönünden reddine
karar verilmiştir.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedenine
dayanmaktadır. Hukukumuzda kişilik haklarını tanımı
yapılmamış ve bu hakkın hangi değerleri kapsadığı da
açıklanmamıştır. Böyle kişilik haklarının diğer bir
anlatımla şahsiyet haklarının nelerden ibaret olduğunun belirlenmesi
ve sınırının çizilmesi uygulamaya yani yargıya bırakılmıştır.
Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda kişisel
değerlerin; fiziki , duygusal ve sosyal kişilik değerleri olarak
belirlendiği , kişinin toplum içindeki mesleki kimliği şeref ve
haysiyeti , özgürlüğü vücut ve ruh bütünlüğü ve sağlığı, ırk din ve
vatandaşlık gibi bağları kapsadığı kabul edilmektedir
.
Anayasanın 66. maddesine göre "Türk Devletine
vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür".
Kişilerin onur ve şerefleri gibi mensubu bulundukları ve
Anayasa ile çerçevesi belirlenmiş bir millete
aidiyeti duygularında yukarıdaki açıklamalar nazara
alındığında; kişilik değerleri kapsamında ve hukuki koruma
altındadırlar .
Davalı tarafın söylendiği iddia
edilen sözlerin , davacıların vatandaşlık bağı ile bağlı
bulundukları Türk Milletine yönelik olması durumunda davacıların
aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Her ne
kadar davalı , dava konusu sözlerine özne bulunmadığını savunmuş ise
de mahkemece, sözlerin Türk Milletine yönelik olduğu benimsenmiş
ancak davacıların salt Türk Milletinin ferdi olmaları nedeniyle
aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile dava red
edilmiştir .
Şu durumda
davacıların aktif dava ehliyetinin varlığının kabulü ile davanın
esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi
gerekir. Kişilik haklarına saldırının varlığının
benimsenmesi durumunda MK’nun 25. ve BK’nun 49. maddesine göre ve
ayrıca BK’nun 49/3 maddedeki düzenlemede gözetilerek bir hüküm
kurulmalıdır.
Yazılı şekilde
davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan
kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden
davacılar yararına takdir olunan 500,00 YTL duruşma avukatlık
ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek
halinde geri verilmesine, 11.12.2007 gününde oyçokluğuyla karar
verildi.
KARŞI OY
:
Dosyadaki yazılara , kararın dayandığı kanıtlarla
yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde bulunmayan bütün
temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün
onanması görüşünde olduğumuzdan, dairemiz çoğunluğunun bozma
görüşüne katılmıyoruz. Üye Şerife ÖZTÜRK Üye Ali
SEZGİN
|