|
WHO, Dünya Sağlık Örgütü domuz gribi tehdit
seviyesini 6’ya çıkardı. Bu A(H1N1) virüsünün küresel bir tehdit
haline geldiği anlamı taşıyor. Dünya Sağlık Örgütünün açıklamalarına göre,
74 ülkede 27,737 domuz gribi vakası tespit edildi. Bu
rakama hastalıktan ölen 141 kişi de dahil.
Bu rakamlar hastalığı küresel bir tehdit haline
getirir mi, getirmez mi? Bu konuda bir yargıya varmak bizim boyumuzu
aşar. Buna karar vermek uzmanların işi. Biz sadece yaptığımız
küçük araştırmada ulaştığımız bilgileri okurlarımızla paylaşmakla yetinebiliriz.
Domuz gribini neden sınır
tanımıyor?
Öğrendiklerimiz pek iç açıcı değil:
Domuz yetiştirilen çitlikler, 1950
yılından bu yana çitlikten öte bir Nazi toplama kampı gibi
işletiliyormuş. Domuzlar, kilo almaları amacıyla
kımıldayamayacakları kadar dar yerlerde tutuluyorlarmış. Bazı
işletmelerde de öyle yerlere konuluyorlarmış ki, birbirlerini ezerek
öldürdükleri oluyormuş. Tümü suni tohumlamayla dölleniyor, doğar
doğmaz da en önemli hastalıkları olan solunum yolları enfeksiyonuna
karşı aşılanıyorlarmış. Ayrıca kilo almaları için
antibiyotik veriliyormuş.
Ancak tutuldukları sağlıksız ortamlarda yine de hastalanıyorlar, ancak
tedavi edilmiyorlar, sağ kalanlar kesimhaneye hasta bir vaziyette gönderiliyormuş.
Yani bu işletmeler aslında birer virüs yuvasıymış.
Ayrıca, dışkı idrar ve kesimhane artıklarıyla çevre kirliliğine ve
A(H1N1) virüsünün üremesine yaptıkları katkı da caba.
Meksika’daki Granjas Carroll de
Mexico adlı “domuz fabrikası” böyle bir toplama kampıymış.
2008 yılında 1 milyondan fazla domuzu
bu işkence yöntemleriyle üretmişler. Ayrıca GCM şirketi, dünya domuz
eti ürünlerinin yüzde 50 sini kontrol ediyormuş.
ABD’de; sadece McDonalds'ın 13.5 milyar
Dolar tutarında domuz eti ürünü satıyor olduğunu da not olarak
düşelim.
Özetlersek, Fabrika haline getirilmiş domuz
çiftliklerinde bir yandan domuzlara
işkence edilirken, diğer yandan da domuz gribi virüsünün üremesi
ve dünyaya yayılması için uygun ortam yaratılıyor.
Donald Rumsfeld’e kıyak mı
yapılıyor?
2005 yılında ABD Savunma Bakanlığı
Pentagon, askeri personelin H5N1 (kuş gribi virüsü) virüsüne karşı
aşılanmasını buyuruyor.
Ardından Savunma
Bakanı Rumsfeld, Tamiflu alımı için 1 milyar dolar bütçe ayırdığını
açıklıyor. Bu da
yetmiyor, Başkan Bush Kongreden Oseltamivir, (Tamiflunun etkin maddesi) alımı
için 2 Milyar Dolar daha ödenek istiyor.
Tamiflu, kuş gribinin olduğu gibi domuz
gribinin de ilacı. Patent hakları Californiya’da bulunan
Gilead Sciences
şirketine ait. Satış Hakları da ünlü Roch Şirketinin.
Gilead Sciences, Tamiflu satışlarından yüzde 10 alıyor.
Rastlantı o ki, Donald Rumsfeld 2001
yılında Gilead Sciences Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı
oluyor. Aynı zamanda da en büyük hissedarı. Savunma Bakanı
olunca yönetim kurulu başkanlığından
ayrılıyor. Ama hisseleri tutmaya devam ediyor. Kuş gribi salgınında
hisseleri bir günde yüzde 700 değer kazanıyor.
Domuz gribi dünyayı gerçekten tehdit mi
ediyor?
Domuz gribi dünyayı az veya
çok tehdit ediyor. Hastalığı ciddiye almak gerek.
Kuş gribinin tavuk çiftliklerinin
fabrikalaşması sonucu yarattıkları kirlik sonucu tehdit haline geldiği söyleniyor.
Domuz gribinin yayılmasının başlıca nedeni de bu.
Görüyoruz ki, küresel sermaye,
hastalıkların yayılmasına yol açan faaliyetleriyle para
kazanırken, yayılmasına neden olduğu hastalığı da paraya çevirmesini
beceriyor.
|