Siyaset11 Haziran 2009 00:00

Devlet Sırrı Vicdanda Saklanır mı? - Selcan Taşcı

İşte sadece güvenliği değil tarih yazımını da etkileyen nedenlerle devlet sırları kişilerle ebediyete değil, belgelerle geleceğe intikal ettirilir. Böyle bir aktarımın sakıncalı olacağı düşünülüyorsa, bir ‘sır’ olduğu dahi ifşa edilmez ki, buna da Başbakan kendi başına karar veremez.Bilgi kirliliği üretmeye çok uygun olan bu haliyle, Dolmabahçe görüşmesinin gizliliği devletin çıkarlarına yarardan çok zarar sağlayacağa benzer.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis forum cialis prodaja cialis bez receptarenovation vejle site renova

Devlet Sırrı Vicdanda Saklanır mı?


Selcan Taşcı - Yeniçağ Gazetesi 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

11.06.2009

 


Bir Başbakan ile Genelkurmay Başkanı ülke çıkarlarını gözeterek, bazı konuları kamuoyu ile paylaşmayabilirler. Ama hangi konuda, hangi koşullarla mutabakata vardıklarını, devletin arşivlerinden ve tarihten saklayamazlar.

Tayyip Erdoğan, atv’de Okan Müderrisoğlu yönetimindeki Başbakan’la Gündem programında yalaka gazetecisi Mehmet Barlas ve ‘liberal solcu’ Hasan Bülent Kahraman’ın sorularını yanıtladı.
Güvenli bölgede, ‘çanak sorular’la yönlendirilen bu tür programlar birer propaganda etkinliğinden öte gidemediği için arkasında bıraktığı yegane tartışma başlığı ‘gazetecilik bitmiş’ olur ki bu da cevaplar değil sorular kısmını kapsar.

Spontone gelişmeler karşısında tarihe geçecek söz ve tavırlar sergileyebilen Erdoğan, inanması güç ama, bu denli ‘planlı’ bir ortamda dahi tartışılır olabildi.

“Ebediyete gidecek”

Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’la, gazete arşivlerine “Dolmabahçe mutabakatı” olarak kaydolunan görüşmelerine dair, -illaki baştan üzerinde uzlaşılmış olan- soruya, 

“Aramızda gizliliği olan bir görüşmeyi hiçbir zaman ifşa etmem. Sayın Büyükanıt ile baş başa yaptığım bir görüşme. Baş başa yaptığım bu görüşme benimle ebediyete gidecek. Ta ki Sayın Büyükanıt bunu açıklayana kadar!”

cevabını verdi.

Vay be! Bu ne sadakat, bu ne tavizsiz duruş, bu ne erdem!

Erdoğan ‘ebediyete kadar gidecek’ dediğine göre demek ki bu bir ‘sır’.

İyi de Erdoğan kim?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanı (Eminim yazının en sevdiği satırı bu olacaktır).

Bir ülkenin Başbakanı ile Genelkurmay Başkanı arasında  “sır” olabilir mi?

Tayyip Erdoğan ile Yaşar Büyükanıt’ın kişisel sırları olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ile Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı arasında, sadece ikisinin vicdanlarında saklı tutulacak olan bir sır/görüşme olamaz.

Dudağını mühürledi

Başbakan Erdoğan,

“Bu görüşme Türkiye’de asker-siyasi ilişkilerinde bir dönüm noktası olabilir mi?”

sorusuna “Olabilir” cevabını verdiğine göre aralarındaki sır kişisel de değil.

Yani devleti ve kurumlarını ilgilendiriyor. Bu halde, gizliliğine böylesine riayet edildiğine göre, bu bir “devlet sırrı” olmalı.

Eğer böyleyse, aralarındaki “açıklanması devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzen ve dış ilişkilerde tehlike yaratabilecek” nitelikte bir devlet sırrı ise, bu tür bilgi ve belgeler dudakların mühürlemesi suretiyle korunmaz.

Yaşar Büyükanıt bir süre önce katıldığı 32. Gün programında, Rıdvan Akar’ın sorusu üzerine Dolmabahçe’deki görüşme ile ilgili herhangi bir tutanak tutulmadığını, Başbakan’ın da not almadığını söylemişti.

Oysa bu tür görüşmelerin  “tanıklı” yapılması ve tarihe kayıt düşülecek birer ‘veri’ haline getirilmesi gerekmez mi?

Bugün bile bu görüşmeyle ilgili sayısız şayia yayılmışken, bir de gelecekte, ‘bugünün tarihi’ yazılırken ortaya nelerin atılabileceğini düşünün bir kere...

Nihayetinde herşey fani, hak baki değil mi?

Kara lekeye dönüşebilir

Gün geldiğinde kuşkusuz Erdoğan da, Büyükanıt da ebediyete intikal edecektir.. O gün geldiğinde, belki sahte tanıklar, belki  dedikodular, belki iftiralar vesilesiyle bir ‘muamma’ya dönüşecek Dolmabahçe mirasının, siyasi tarihimiz üzerinde kara bir ‘leke’ye dönüşmesine nasıl engel olunabilir?

Bir Başbakan’ın veya bir Genelkurmay Başkanının bunu öngörmesi bu kadar zor mu?

İşte sadece güvenliği değil tarih yazımını da etkileyen nedenlerle devlet sırları kişilerle ebediyete değil, belgelerle geleceğe intikal ettirilir.

Böyle bir aktarımın sakıncalı olacağı düşünülüyorsa, bir ‘sır’ olduğu dahi ifşa edilmez ki, buna da Başbakan kendi başına karar veremez.

Bilgi kirliliği üretmeye çok uygun olan bu haliyle, Dolmabahçe görüşmesinin gizliliği devletin çıkarlarına yarardan çok zarar sağlayacağa benzer.

Erdoğan’ın, ‘Büyükanıt açıklayana kadar’ vurgusuna bakılırsa da, şimdiden, konuşulanların ‘devlet’i ilgilendirmekle beraber, ‘devletin ali menfaatleri’nden ziyade, ‘kişilerin ali menfaatleri’ düşünülerek gizli tutulduğu kanısı oluşmaya başlamıştır.

Tarihin, Türkiye’nin bir döneminde, bir Başbakan ile Genelkurmay Başkanı’nın şahsi çıkarları gözetilerek yapılan pazarlıklar doğrultusunda yönetildiğini yazmasını istemiyorlarsa, her iki makamın sahibi de acilen devlet sırlarının tanımları, hangi sürelerle ve yollarla korundukları konusunda düzenlenmiş olan kanun maddelerini ve devletin işleyişine dair ilkeleri gözden geçirmelidirler.

Aksi halde hem kendileri, hem de medya ‘devlet sırlarına karşı işlenen suçlar’ konusunda ciddi bir tecrübe yaşamak durumunda kalabilir.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009