|
"Ergenekon" sürecinin sebebiyet
verdiği en büyük kirlenmelerden bir tanesi, zaten çağdaş
standartlardan hayli uzakta seyreden medyamızın dilini daha
da kirletmesi olacaktır.
Davanın somut
gerçeklerinden bağımsız olarak; herkesin
yemek istediği eti kızartmaya çalıştığı kullanışlı bir
politik mangala dönüşen "Ergenekon"
süreci medyada kendi özgü dilini de yarattı.
Doğan
Grubu, değişen dengeler çevresinde bu dile katkıda bulunurken;
Taraf, Zaman, Yeni Şafak, Samanyolu , Star gibi yayın organları
adeta bir propaganda departmanının yaratıcılıklarını okurları önüne
serdiler.
Star Haber'in "Ergenekon"
konusundaki seçici vurguları ve ekranda sergilediği "Ergenekon"
akrostişi ne kadar masum ise;
adı Ergenekon sanıkları
arasında "yalanyolu"na çıkan Samanyolu haberin
haberleri okuduğu tonlamalardan, haber içeriğinden bağımsız olarak
yayınladıkları altbantlar o kadar masum
idi.
"Ergenekon" iddianamesinin evladiyelik içeriği
de bu tarz seçici ve propagandist dile her türlü fırsatı ve
malzemeyi tanıdı ve tanımaya devam ediyor.
Demokrasilerde
farklı baskı gruplarının kendi özel yayın organları üzerinden kendi
propaganda dillerini kullanması çok da yadırganmaması gereken bir
durum. Özellikle hangi yayın grubunun kime hizmet ettiğinin
netleştiği bir Türkiye'de bu tarz farklı propagandalar insanımıza
bir Goebbels demokrasisi de yaşatmıyor
değil. Herkes inanmak istediği
propagandayı seçmekte özgürdür. "Bu ülkede
neden bağımsız medya yok" yakınması bu şartlar altında fazlaca lüks
bir yakınma olarak algılanabilir.
Demokrasilerde
asla olmaması gereken ve esas yadırganması gereken ise, özel yayın
organlarından farklı bir konumda bulunan Devlet
televizyonlarının bu taraflı dile meyletmesi olacaktır.
Bütün toplumu temsil eden ve toplumun bütün
renklerini yansıtması gereken TRT'nin, devam etmekte olan bir dava
ile ilgili Samanyolu TV'yi aratmayacak bir üsluba bürünmesi
Samanyolu'nu bile endişelendirmesi gereken bir durumdur. En
azından rakip çıkıyor kaygısı bazılarına egemen
olmalıdır.
En son olarak, 11 Haziran gecesi TRT2'de
yayınlanan "Korku Kültürü" başlıklı program bu kaygıları
güçlendiren en son kanıt olmuştur.
"Ergenekon" dava
sürecini, Star-Zaman çizgisinde ele alan bu özel program;
"bazıları bu dava sürecini sulandırmaya çalıştılar"
mealinde cümleler eşliğinde "Ergenekon" davasını bir grup medyanın
kaleminden çıkmışcasına izleyicilerine sundu. Program boyunca
görüşlerini dile getiren isimler ise Baskın Oran, Perihan Mağden
gibi , davaya bakış açıları - doğru veya yanlış olmasından bağımsız
olarak - tek taraflı ve yanlış bilgilere dayalı olduğu defalarca
kanıtlanmış isimlerdi.
Bir vatandaş olarak bu yayına TCK ve
Basın Kanunu'nun ilgili maddeleri çerçevesinde yaklaşıp ; yürümekte
olan bir soruşturma ve kovuşturmayı açıkca etkileme girişimi olarak
suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Bu girişiminizin; bu alanda
yapılan yüzlerce girişim gibi sonuçsuz kalma ihtimalinin yüksek
olduğunu söylersek yanıltıcı olmayız.
Bir vatandaş
olarak kaygılanmanın ötesinde yapabileceğiniz bir diğer girişim ise
TRT nezdinde girişimde bulunarak, vatandaş olarak kaygılarınızı
iletmektir. Vicdanlar damlaya damlaya elbet bir gün hukuk
olacaktır.
O güne kadar akla, vicdana ve hukuka
davete devam.
|