Dünya11 Haziran 2009 00:00

Stratfor'dan Doğruları ve Yanlışları ile Krize Dair Farklı Bir Analiz - Açık İstihbarat

Aşağıdaki analiz, dünyanın önemli strateji kuruluşlarından biri olarak gösterilen Stratfor tarafından; "Resesyonun Coğrafyası" başlığı ile yayınladı. Coğrafyaların ülkelerin ekonomik gelişmesi ve devlet yapıları üzerindeki etkisini güncel bir konjonktür üzerinden analiz etmesi açısından okunması gereken bir analiz olduğunu düşünüyoruz. Fakat Stratfor'un özellikle küresel ısınma ile birlikte Kuzey Kutbu etrafında yaşanacak devasa coğrafi değişikliklerin küresel nakliyat hatları üzerinde yaratacağı etkiyi gözardı etmesini aşağıdaki analizin en zayıf tarafı olarak görüyoruz. Ki bu değişim, bu analizde dezavantajlı olarak gösterilen Rusya'nın 21. yüzyıldaki en önemli avantajlarından birini teşkil ediyor. discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardkamagra kamagra wikipedia kamagra gel

Stratfor'dan Doğruları ve Yanlışları ile Krize Dair Farklı Bir Analiz


Açık İstihbarat 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

11.06.2009

 


Aşağıdaki analiz, dünyanın önemli strateji kuruluşlarından biri olarak gösterilen Stratfor tarafından; "Resesyonun Coğrafyası" başlığı ile yayınladı. Coğrafyaların ülkelerin ekonomik gelişmesi ve devlet yapıları üzerindeki etkisini güncel bir konjonktür üzerinden analiz etmesi açısından okunması gereken bir analiz olduğunu düşünüyoruz.

Fakat Stratfor'un özellikle küresel ısınma ile birlikte Kuzey Kutbu etrafında yaşanacak devasa coğrafi değişikliklerin küresel nakliyat hatları üzerinde yaratacağı etkiyi gözardı etmesini aşağıdaki analizin en zayıf tarafı olarak görüyoruz. Ki bu değişim, bu analizde dezavantajlı olarak gösterilen Rusya'nın 21. yüzyıldaki en önemli avantajlarından birini teşkil ediyor.

Analizin sonunda Avrupa ile ilgili yapılan değerlendirmeleri ise Avrupa Birliği projesinin asla olgunlaşamayacak bir masal olduğu tezinin somut donelerini ortaya koyması bakımından değerli buluyoruz.Okurlarımızın dikkatine sunarız.

Açık İstihbarat

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Küresel resesyon bugüne kadar küresel sistem içindeki yaşanan en önemli gelişmelerden.

ABD'de, bugün yaşadığımız bu resesyonun, Büyük Bunalım günlerinden bu yana en en kötü gerileme olduğu neredeyse dogmaya dönüşmüş durumda.
Fakat bu dogma, gerilemenin en çok kimin canını acıttığı yolundaki bir dolu yanlış algılamadan sadece bir tanesi.

Önce basit rakamları önümüze koyalım.
Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere ; mevcut gerileme 1930'lardan değil sadece 1982'den bu yana "en kötü" olarak nitelendirilebilinir ve dünyanın geri kalanı ile karşılaştırıldığında etkisi soluk kalmakta.

(Çin ile ilgili rakamlar dahil edilmedi.  Bunun bir nedeni Çin istatistiklerinin güvenilir olmaması olduğu gibi , aynı zamanda ülkenin finansal sistemi dünyadaki sistemden
o kadar değişik ki, diğer ülkelerle kıyas yanıltıcı olabilir)


Fakat resesyon ABD'de başlamadı mı? Doğru başladı; fakat ABD sistemi özellikle coğrafyası nedeni ile diğer küresel ekonomilere kıyasla çok daha dengeli, kalıcı ve esnek. Mekanın ekonomiyi nasıl şekillendirdiğini anlamak için, mevcut anın karamsarlığından biraz uzaklaşıp, farklı bölgelerin nasıl farklı ekonomik çizgiler izlediklerini incelememiz gerekiyor.

ABD ve Serbest Pazar


ABD'nin en önemli özelliği sadece toprak büyüklüğü değil, aynı zamanda kullanabilir topraklarının büyüklüğüdür. Rusya ve Çin genel toprak büyüklüğü açısından benzer boyutlara sahip olabilirler fakat Rusya ve Çin toprağının büyük bir bölümü tarım, yerleşim veya geliştirme uygulamaları için kullanışsız.

Tersine; ABD, Orta Batı olarak adlandırılan bölgesi sayesinde dünyanın kesintisiz en büyük kullanılabilir toprağına sahip olma şansı ile övünebilir ve Doğu ve Batı kıyılarındaki
hiç de gözardı edilemeyecek boyutlardaki kullanılabilir arazi parçalarını saymıyoruz bile.
Diğer önemli konu ABD'nin deniz nakliyat sistemi. Red, Missouri, Ohio ve Tennessee ırmakları ile bağlantılı Mississippi Nehri, dünyanın birbirleri ile bağlantılı en büyük ulaşıma müsait nehirler ağını teşkil etmekte.

San Francisco Körfezi,  Chesapeake Körfezi ve Long Island Sound/New York körfezleri ile birlikte, ABD'ye dünyanın en büyük ve en doğal limanlarına sahip. Texas ve Doğu Kıyısı açıklarında set oluşturan bir dizi ada, ABD kıyı denizciliğini limanları ve gemileri etkileyebilecek
en kötü unsurlardan koruyabilecek doğal bir deniz hattı oluşturmakta.
Esas güzellik ise iki sistem neredeyse mükemmel simetri ile birbirini tamamlamakta. Kıtaiçi Nehiryolu ve bir çok liman tarım havzaları ve kendi yerel nehir ağları ile bütünleşik durumda iken (Mesela Appalachianlardan Doğu Kıyılarına doğru inen nehirler gibi)  ; büyük Mississippi nehri ağı Orta Batı'nın dolaşım sistemini oluşturmakta. Kanalları bile dikkate almaya gerek kalmadan, gemilerin bu ağı kullanarak Körfez veya Doğu Kıyısından OrtaBatı'nın herhangi bir
noktasına ulaşması mümkün.

Böylece sadece devasa miktarlarda tarım ürünü üretmek ve bunları yerel, bölgesel
ve küresel piyasalara ucun ve kolay bir şekilde nakletmek mümkün olmuyor, aynı zamanda bu nakliyat ağı gıda kaynakları hakkında herhangi bir kaygı duymadan başka herhangi bir ekonomik sebep için kullanılabiliyor.
Bu tarz bir yoğunlaşmanın etkileri derin ve kalıcı. Bir çok ülke; ekonomilerinin temeli olan olan nakliyat kapasitesini oluşturmak için gerekli sermayeyi bulmak için çabalarken; coğrafya ABD'ye mükemmele yakın bir sistemi neredeyse sıfır maliyetle kurma imkanı tanıdı.

Bu ABD'nin sermayesini başka alanlara kaydırmasına ve ABD'yi neredeyse sermaye zengin bir ülke olmaya mahkum ediyor.
ABD'nin inşa ettiği her ek altyapı pastanın üzerindeki çilek misali ek fayda sağlıyor. (Pastanın kendisi bedava ve ABD elindeki bol sermaye ile zamanında dünyanın en iyi yol ve demiryolu ağlarından birini kurdu ki bu rakiplerine oranla daha fazla ekonomik avantaj sağladı)

(Açık İstihbarat : Stratfor'un analizindeki bu cümle ABD'nin ekonomik şartları açısından iyimser bir cümle.  ABD'nin ekonomik altyapısı adına belli avantajlara sahip olduğu gerçeği bir yana; bu avantajı ne kadar kendi insanına diğer altyapıları sağlamak için kullandığı ayrı bir soru. ABD; ürettiğinden kat kat fazlasını tüketen bir ülke olarak, aynı zamanda dünyanın en bakımsız kara ulaşım alt ve üst yapılarından birine sahip. Savaş ile beslenen bir ülkenin sermaye öncelikleri; coğrafyanın sağladığı bütün nimetlere rağmen, ABD'deki yaşam kalitesini garanti etmeye yetmiyor.)
Coğrafya aynı zamanda ABD'nin çok az yerel rekabetle karşı karşıya kalmasını da garantiliyor. Kuzeydeki Kanada; ABD'ye kıyasla, çok daha soğuk ve dağlık bir araziye sahip. Kanada ulaşım yapılabilir tek nehir ağını - Büyük Göller-St. Lawrence Seaway - ABD ile paylaşıyor ve kullanılabilir topraklarının çoğu ABD sınırında. Bu çoğu zaman Kanada'ki bölgelerin doğu ve batıdaki kendi vatandaşları yerine güneydeki komşuları ile entegre olmasını ekonomik
olarak daha mantıklı kılıyor.
(Açık İstihbarat : ABD Büyükelçisi Pearson zamanından beri ABD'nin Türkiye'de resmi ağızdan dile getirmeye başladığı, "Kuzey Irak ve Güneydoğu aynı ekonomik bölgenin parçalarıdır" tezinin, ABD tarafından kendi hinterlandı için de nasıl kullanıldığını görmek açısından bu cümle not edilmeli.)
Benzer şekilde, Meksika sadece kendini doyurabileceği tarıma müsait, çöller ve dağlarla bölünmüş küçük arazi parçaları ile bezeli. Meksika'nın arazisinin çoğu ya çok kuru, ya çok tropik ya da çok dağlık. Ve Meksika'nın ulaşım için müsait hiç bir nehir ağına sahip değil. Ve çoğu çölden ibaret sınırı ile, Meksika bir ülke olarak ABD için anlamlı bir tehdit oluşturmuyor. (bu ABD-Meksika ilişkilerinde ciddi ve süregelen kaygılar olmadığı anlamına gelmiyor.)
Coğrafya ABD'yi güçlendirip, Kanada ve Meksika'yı engellerken, ABD'nin bu iki gücün karşısındada büyük sabit bir ordu tutmasına gerek kalmıyor. Kanada sınırının neredeyse tamamı açık sınır. Meksika sınırı ise bir çok noktada ise bir tel örgüden ibaret ki bu tarih boyunca düşmanlar arası sınırlarda yeralan askeri boygöstermelerle alakası olmayan bir durum.

Kanada ve Meksika büyük bir tehdit oluşturmadığı gibi, ABD nakliyat ağı, sınırlarda sabit büyük ordular tutmak yerine, ülkeye arada sırada çıkan problemlerle uğraşmak için hızlı bir şekilde daha küçük bir gücü  intikal etme fırsatını tanıyor.
Nakliyat ağı gibi, bu ABD'ye kaynaklarını diğer alanlara kaydırma fırsatı tanıyor.

Birlikte ele alındığında; entegre bir nakliyat ağı, tarıma elverişli geniş araziler ve sabitlenmiş büyük
ordulara ihtiyaç duymamanın bir kritik sonucu mevcut : ABD hükümeti ekonomi yönetimini daha az müdahaleci bir yaklaşımla gerçekleştirebiliyor çünkü coğrafya ABD'yi kalıcı problemlerle lanetlemiş değil.

Bu ABD'nin ve özellikle hükümetinin dışardan bakıldığında dağınık görünmesine sebep olabilir fakat kaynaklarını en verimli ve etkili sonuçların alınacağı alanlara kaydıran özel sektöre ciddi emek ve sermaye tahsisinde bulunmaktadır.
"Laisses-faire" ("Bırakınız yapsınlar") kapitalizminin kusurları mevcut. Eşitsizlik ve sosyal stres, arzulanmayacak yan etkilerden sadece ikisi. Mevcut durumla en alakalı yan etkiler ise; patladıklarında resesyonlara sebep olan spekülatif balonlar. Fakat uzun vadeli ekonomik verimlilik açısından bakıldığında, serbest bir sermaye düzeni rakipsiz.
(Açık İstihbarat : Klasik ekonomik kitaplarında dünya gençliğine dogma olarak öğretilen bu tezin doğruluğu; ekonomide gerçek rekabetin sağlandığı ve sermaye hareketliliği ile birlikte emek hareketliliğinin de eşitlendiği özel durumlara bağlı. Bu özel şartlardan her sapış, bu tezinde insanlık aleyhine sonuçlarına katlanıldığı durumları beraberinde getiriyor.)
ABD açısından, sonuç kendini kanıtlamış durumda : ABD iç savaş sonrası yeniden yapılanma dönemi sonrasında her on yılın sonundan başlangıcına göre güçlenerek çıktı. Dünyada ABD'nin ekonomik durumununun farklı boyutlarını tehdit eden bir çok güç bulunmasına rağmen, bunların arasında bir tanesi bile ABD'nin temel coğrafi avantajları ile ilgili değil.
ABD bir resesyonda mı? Tabi ki. Bu sonsuza dek mi sürecek? Tabiki hayır; ABD'nin coğrafi avantajları sağlam kaldığı sürece, bu tarz büyük bir coğrafya için uzun vadeli ekonomik genişleme dışında bir vizyona sahip olabilmek için ciddi anlamda paranoyak veya kötümser olmak lazım. Hatta; ABD'nin toparlanma başlangıcında olduğuna dair bir çok unsur da mevcut.

Rusya ve Devlet



Ekonomik anlamda coğrafya ne kadar ABD'nin lehine işliyorsa bu Rusya için tersi. Rus stepleri Avrasya coğrafyasının derinliklerinde ve maruz kaldığı iklimsel koşullar insan yerleşimi ve tarım açısından ABD'nın OrtaBatı havzasına kıyasla çok daha elverişsiz. Hasatın güzel olduğu verimli yıllarda dahi, bu ürünlerin kolay nakliyatı için bir nehir ağına sahip değil.
Rusya'nın uluslararası ticareti kolaylaştıracak sıcak deniz limanları da mevcut değil (ki tarihi böyle bir limana sahip olma mücadelesi ile geçti.) Rusya'nın uzun nehirleri mevcut fakat bunlar Mississippi havzasında olduğu gibi birbirine bağlı olmadığı gibi ancak az sayıda insanın yaşayabildiği kuzeydeki Arktik Okyasına doğru akmaktalar.

Bunun tek istisnası Volga nehri ki Batı Rusya ticareti için kritik öneme haiz bu nehir de deltası kışın donan(Volga ile birlikte), fırtınalarla lanetli bir karasal deniz olan Hazar'a akmakta.
Bu tarz geçit vermeyen coğrafyalar sadece en temel ekonomik gelişme için gerekli yol ve demiryolu ağları için bile ciddi fonları gerektirmekte. Maliyetler o kadar yüksek ki, Rusya'nın ilk kıtaaşırı yolu 21. yüzyıla kadar tamamlanamamıştı ve bu yol bir çok yerinde iki şeritten ibaret. Liman eksiklikleri ve düşük nüfus yoğunlukları ile birlikte ele alındığında, Rusya'nın St. Petersburg/Moskova koridoru ötesinde ekonomik mantık adına makul bir nakliyat
ağına sahip olduğunu söylemek zor.
Rusya'nın sınırları da anlamlı değil. Normandi, Fransa'ya kadar uzanan Kuzey Avrupa havzasının doğu ucunda yeralmakta ve Rusya'nın Asya stepleri ile bağlantıları Çin'in içine doğru akmakta.

Rusya ordularını hızla bir yerden diğerine nakledecek anlamlı bir iç nakliye ağına sahip olmadığı için, kendini aşağıdaki iki strateji doğrultusunda savunmak durumunda.
İlk olarak bütün sınırlarında büyük orduları konuşlandırmak mecburiyeti var.

İkinci olarak, Rusya'nın çekirdeğini dış tehditlere karşı korumak için gerekli tampon bölgeleri oluşturmak adına sınırlarını dışa doğru zorlamasını gerektiriyor.
Bu iki strateji de Rusya'nın ekonomik gelişimini tehdit ediyor. Büyük ordular devletin hazinesini ve işgücünü sürekli emmekte ki, bu maliyetler Sovyetlerin düşüşünde kritik ekonomik faktörler arasındaydı.

Genişlemeci siyaset, Rus devletinin parçası olmak istemeyen büyük nüfusları barındırmayı ve dolayısı ile Rusya'nın güçlü güvenlik servisleri tarafından polisliğinin yapılmasını gerektirirken aynı zamanda Moskova'nın sorumluluğunda olan göreceli olarak kullanışsız araziler için gerekli altyapı geliştirme maliyetlerini de şişiriyor.

Rusya'nın insan ve sermaye kaynakları, ülkenin hayli kalabalık olarak ihtiyaçlarını ve zaaflarını örtmek için yetersiz.

Bu yerleşik sorunları Rusya'yı merkezi planlamaya zorlamakta ki ülkenin bir nebze güvenlik ve istikrar sağlaması için bile bütün ekonomik kaynaklarını seferber etmesi gerekiyor. Bunun bir çok sonucundan biri de ciddi ekonomik verimsizlik ve iç tüketici piyasasının genel bir yetersizliği.

Sermaye ve diğer kaynaklar sorunların üzerine güçlü bir şekilde yönlendirilebildiği için aktif yönetim, müdahaleci olmayan ABD-stili yönetime kıyasla, belli ulusal hedeflere daha hızlı ulaşmayı mümkün kılıyor.

Bu çoğu zaman Kremlin'in ilgilenmeyi seçtiği alanlarda ciddi ilerleme izlenimi yaratıyor.
Fakat bu tarz ilerlemeler devletin dikkatini yoğunlaştırdığı alanlarla sınırlı. Diğer bütün sektörlerde ilgisizlik kangrelenleşmelere ve kriminalizasyonlara sebep olmakta.

Bu özellikle, yönetici elitin bir avuç dolusu insandan ibaret olduğu ve bunun planlama ve denetimi ciddi anlamda sınırladığı modern Rusya için geçerli. Ve yönetim algılamasında ve uygulamada mükemmel olmadığı sürece, hatalar hızla ulusal felaketlere dönüşebilmekte. O yüzden, Rusya'nın mevcut ekonomik krizde herkesten daha fazla düşüş göstermesi Stratfor'u şaşırtmıyor.

Çin ve Ayrılıkçılık


Çin'in de, Rusya kadar göz korkutucu olmasa da, boğuşması gereken ciddi engeller mevcut.

Çin'in çekirdeğini ülkenin kuzeyindeki Sarı Nehir havzası oluşturuyor ki bu nehir seyrüsefere pek müsait değil ve sık sık taşmakta.

Sadece döngüsel açlığı önlemek bile yüksek seviyede devlet planlaması ve eşgüdümü gerektiriyor. (Büyük bir nehirle boğuşmak birinin kolay yapabileceği bir şey değil.)

Ek olarak , ülkenin güney yarısı ise subtropik(dönencealtı)  iklime sahip. Sözkonuzu iklim ; kuzeylilerin başedemediği, güneylilerin bağışıklık kazandığı hastalıkları gündeme getirmekte ki  kuzeyin güneyi kontrolünde gedikler açmakta.
Merkezi kontrol ayrıca Çin'in denizkıyısı coğrafyasının da tehdidi altında.

Çin'in övünç kaynağı iki nehri daha mevcut fakat bunlar doğal yollarla ne birbirleri ile ne de Sarı Nehir ile bağlantılı. Ve Çin'in en iyi limanları bu iki nehrin ucunda: Yangtze'nin ağzındaki Şangay ve Pearl(İnci) Nehri'nin ağzında Hong Kong/Macau/Guangzhou.

Sarı Nehri'nin ucunda kayda değer hiç bir okyanus limanı yok. Bu da; diğer bölgesel merkezlerin Pekin'den bağımsız olarak ekonomik imkanlar yaratabilecekleri ve yarattıkları da anlamına geliyor.
Kuzeyin güneyi kontrolünü zorlaştıran ve güneyin ekonomik bağımsızlığını destekleyen coğrafi şartlar altında Pekin'in tarihsel problemi hep Çin'i tek parça halinde tutmak oldu.

Pekin; Yangtze nehrini Sarı Nehir ile bağlayan büyük kanal yatırımı örneğinde olduğu gibi, ülkeyi bir araya teğelleyecek büyük ve pahalı kalkındırma programlarına imza atmak zorunda. Bu tarz bağlantolar Çin'in tek parça kalmak adına şansı olabileceğini ama her zaman sermaye zayıfı
bir ülke olacağını gösteriyor.
(Açık İstihbarat : Çin'in ABD'nin en büyük borç vereni olduğu gerçeği karşısında Stratfor'un bu tespitleri ancak uzun vadeli ve sistematik analizler açısından bir anlam taşıyabilir.)
Pekin, aynı zamanda, otonomi meraklısı bölgelerine büyük Çin'in parçası olarak kalmak için ekonomik teşvikler sunmak zorunda ve bunun için "temel" altyapı yeterli olmayacaktır. Modern Çin bunu sağlamak  için devlet merkezli bir finans modeline dönmüş durumda.

Bu model altında, mevcut bütün kıt sermaye kaynakları devlette toplanıp, bir kaç büyük devlet bankası aracılığı ile dağıtılıyor.  Daha sonra bu devlet bankaları çeşitli firmalar ve yerel hükümetlere , sermayeyi toplama maliyetinin altında kredi açıyor. Bu maksimum istihdam ve büyüme sağlayan güçlü bir ekonomik uyarıcı  - %0 altında faizlerle verilen
neredeyse sınırsız kredi imkanları ile neler yapabileceğinizi düşünün - fakat bu artılar beraberinde zarar eden projelerin teşvik edilmesine sebep olmakta keza başarısızlıklar karşısında hiç kimse hesap vermek zorunda değil. (Zararları kapatmak için yeni kredi alabilirler).

Sonuçta hızlı fakat istikrarsız bir büyüme gerçekleşmekte.  O yüzden merkezi hükümetin 2 trilyon dolarlık nakit rezervlerini dolarda tutması şaşırtıcı değil. Getirisi daha fazla, daha uzun süreli ve Pekin ABD'nin sahneden çekilmesinden endişe etmek zorunda değil.
İç piyasa ülkenin zayıf sermaye yapısı ile ciddi anlamda sınırlandığı için, bir çok üretici gelir elde etmek için dış piyasalara yönelmeyi tercih ediyor. Bolluk zamanlarında bu iyi çalışabilir fakat Çin mallarına ihtiyaç olmadığı noktada, bütün Çin sistemi kilitlenebilir. İhracat eksikliği sermaye imkanlarını ve bu da kredi imkanlarını daraltmakta. Bu Çin firmalarının Çinli kalabalıkları istihdam etme yeteneklerine zarar verirken, Çin'in bölgelerinin Pekin'e bağlılıklarının
temel sebebini de yoketmekte.

Çin'in coğrafyası, devletin bütünlüğünü zayıflatan ve devlet bütünlüğü için Çin'i
yabancı piyasalara kesintisiz erişime mahkum eden bir dizi ekonomik meydan okumayı beraberinde getirmekte. Dolayısıyla; Çin'in tarihinin önemli bir kesitinde bütünleşik bir bölge olmak yerine, çeşitli fay hatları (kıyılar anakaraya karşı, Hanlar azınlıklara karşı, kuzey güneye karşı) etrafında çatallaşan, birbiri ile rekabet halindeki bir bölgeler kazanı oldu.
Çin'in mevcut ekonomik krizde hayatta kalma tekniği basit. Çin'in ekonomik faaliyetinin yaklaşık yarısına tekabül eden ihracat yarı yarıya azaldığı için, Çin'in sorunun üzerine aynı miktarda finansal paket boca ederek krizi atlatmaya çalışıyor.

Çin, 2009'un ilk dört ayında, 2008'in tamamında verdiğinden daha fazla kredi ile firmalarını zorla beslemiş durumda.

Bu tekniğin uzun vadeli sonucu, Çin'i, Japonya'nın hala toparlanamadığı 1991 krizi örneğinde olduğu gibi, batık borç yığınları altında bırakmak olabilir.

Fakat şimdilik bu teknik ülkeyi birarada tutuyor. Fakat günün sonunda şu gerçek sabit :

Çin'in toparlanması tamamı ile ürünleri için dış talebe bağlı ve kendi başına yapabileceği tek şey su üstünde kalmaya çalışmak.

Ahenksiz Avrupa

Avrupa; Çin'inkine benzer bir karmaşa ile karşı karşıya.
Avrupa'nın seyrüsefere uygun bir dizi ırmağı var ki bunlar bir çok ticaret ve kalkınma fırsatı tanıyor. Fakat bunların hiç biri birbiri ile bağlantılı değil ki bu politik bütünleşmeyi geriletiyor.

Avrupa'nın ABD'den daha fazla iyi limanı mevcut fakat bunlar kıtaya eşit bir şekilde dağılmış değil ki bu bazı devletleri sermaye zengini, diğerlerini sermaye fakiri kılıyor. 

Avrupa'nın kuzeyinde övündüğü tarıma müsait geniş bir Kuzey Avrupa Havzası mevcut fakat bu havza uzun  ve dar ve bu hali ile en az yedi farklı etnik grubun yerleşim yeri.
Tarih boyunca bu etnik gruplar; Avrupa'nın görünürde sonsuz sayıdaki nehir vadileri boyunca yerleşik çeşitli diğer grupları gibi, mücadele ettiler fakat herhangi bir grubun yokolmasını imkansız kılan dağ ve yarımada ağları nedeni ile hiç bir grup diğerine baskın çıkamadı.

Ve; en belirgin örneği İngiltere olmak üzere, kıtaya yakın adaların çokluğu, anakıtanın tek bir
güç altında birleşmesini engelleyen sürekli müdahaleleri garantiledi.

Avrupa'nın her bir köşesi diğerlerine göre farklı bir coğrafyaya sahip ve dolayısı ile Avrupalıların uyguladıkları ekonomik modellerin ortak noktası çok az.

İngiltere; acil güvenlik tehditlerinin azlığı, makul sayıdaki nehirleri ve limanları ile , neredeyse ABD tarzı bir laissez-faire ("bırakınız yapsınlar") sisteme sahip. 

Birbirleri ile bağlantılı olmayan ve tamamı kendi topraklarında üç nehri ile Fransa, nispeten daha kendi içinde bütünleşik bir yapı ve bu ekonomik milliyetçiliği ulusal amentü haline getiriyor.

Almanya'daki nehirler ise sadece birbirleri ile bağlantılı değil, aynı zamanda Berlin bunları diğer ülkelerle paylaşmak zorunda. Jutland yarımadası Almanya'nın kıyılarını kesmekte ve bu Almanların denize erişimlerini Danimarkalılar, İsveçliler ve İngilizler tarafından kısıtlanmasına yolaçmakta.

Almanya, coğrafi zaaflarını telafi etmek ve iyi fakat bağlantısız coğrafi nimetlerini birleştirecek altyapılar inşa edebilmek için çok ayrıntılı planlar yapmak zorunda.

Bütün bu gereklerin sonucunda ortaya serbest piyasadan yana fakat bunu ulusal gerekler çerçevesinde sınırlayan bir devlet yapısı çıkmakta.

Bu tarz çarpıcı bölgesel farklılıklar o kadar farklı politikalara yolaçıyor ki, Avrupa ülkeleri,
herhangi bir ulus-üstü teklif konusunda birbirlerine karşı ciddi (ve anlaşılabilir) güven zaafları sergilemekte. Burada sadece Avrupa Birliği'ni değil, doğası gereği sınırötesi olan herşeyle ilgili genel bir güvensizliği kastediyoruz.

Bunun sonuçlarından bir tanesi ise; sermaye toplamak için borsaların değil yerel bankaların tercih edilmesi. Sonuçta; yerel bankalar yerel sermaye kullanıp yerel kurallara tabi iken, borsalar her anlamda uluslararası yapılar.

İspanya, İtalya, İsveç, Yunanistan ve Avusturya finansmanlarının %90'ınını bankalardan sağlarken, bu oran İngiltere için %84, Almanya için %76 ve ABD için %40.
Ve bunun bugünkü Avrupa için hayli talihsiz bir durum olduğu kanıtlandı. Mevcut krizin köklerinde bankaları şiddetli bir şekilde etkileyen finansal bir kriz mevcut ve Avrupa bankaları bağışıklıktan çok uzakta olduklarını kanıtladılar.

Avrupa'nın bankaları toparlanmadan, Avrupa resesyona saplanmış kalacak. Ve Avrupa çapında bir çözüm mümkün olamayacağı için, Avrupa'nın resesyonunu diğerlerine kıyasla en kötüsü olabilir.
 

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009