|
Aşağıdaki analiz, dünyanın önemli
strateji kuruluşlarından biri olarak gösterilen Stratfor tarafından;
"Resesyonun Coğrafyası" başlığı ile yayınladı.
Coğrafyaların ülkelerin ekonomik gelişmesi ve devlet yapıları
üzerindeki etkisini güncel bir konjonktür üzerinden analiz etmesi
açısından okunması gereken bir analiz olduğunu düşünüyoruz.
Fakat Stratfor'un özellikle küresel ısınma ile birlikte
Kuzey Kutbu etrafında yaşanacak devasa coğrafi
değişikliklerin küresel nakliyat hatları üzerinde yaratacağı
etkiyi gözardı etmesini aşağıdaki analizin en zayıf tarafı
olarak görüyoruz. Ki bu değişim, bu analizde dezavantajlı olarak
gösterilen Rusya'nın 21. yüzyıldaki en önemli avantajlarından birini
teşkil ediyor.
Analizin sonunda Avrupa ile ilgili yapılan
değerlendirmeleri ise Avrupa Birliği projesinin asla
olgunlaşamayacak bir masal olduğu tezinin somut donelerini ortaya
koyması bakımından değerli buluyoruz.Okurlarımızın dikkatine
sunarız.
Açık
İstihbarat
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Küresel resesyon bugüne kadar küresel
sistem içindeki yaşanan en önemli gelişmelerden.
ABD'de,
bugün yaşadığımız bu resesyonun, Büyük Bunalım günlerinden bu yana
en en kötü gerileme olduğu neredeyse dogmaya dönüşmüş durumda.
Fakat bu dogma, gerilemenin en çok kimin canını acıttığı
yolundaki bir dolu yanlış algılamadan sadece bir tanesi.
Önce basit rakamları
önümüze koyalım.
Aşağıdaki tabloda
görüleceği üzere ; mevcut gerileme 1930'lardan değil sadece 1982'den
bu yana "en kötü" olarak nitelendirilebilinir ve dünyanın geri
kalanı ile karşılaştırıldığında etkisi soluk kalmakta.
(Çin ile ilgili rakamlar dahil edilmedi. Bunun bir
nedeni Çin istatistiklerinin güvenilir olmaması olduğu gibi , aynı
zamanda ülkenin finansal sistemi dünyadaki sistemden o kadar
değişik ki, diğer ülkelerle kıyas yanıltıcı olabilir)
Fakat resesyon ABD'de başlamadı mı? Doğru
başladı; fakat ABD sistemi özellikle coğrafyası nedeni ile diğer
küresel ekonomilere kıyasla çok daha dengeli, kalıcı ve esnek.
Mekanın ekonomiyi nasıl şekillendirdiğini anlamak için, mevcut anın
karamsarlığından biraz uzaklaşıp, farklı bölgelerin nasıl farklı
ekonomik çizgiler izlediklerini incelememiz gerekiyor.
ABD ve Serbest
Pazar
ABD'nin en
önemli özelliği sadece toprak büyüklüğü değil, aynı zamanda
kullanabilir topraklarının büyüklüğüdür. Rusya ve Çin genel
toprak büyüklüğü açısından benzer boyutlara sahip olabilirler fakat
Rusya ve Çin toprağının büyük bir bölümü tarım, yerleşim veya
geliştirme uygulamaları için kullanışsız.
Tersine; ABD, Orta
Batı olarak adlandırılan bölgesi sayesinde dünyanın kesintisiz en
büyük kullanılabilir toprağına sahip olma şansı ile övünebilir ve
Doğu ve Batı kıyılarındaki hiç de gözardı edilemeyecek
boyutlardaki kullanılabilir arazi parçalarını saymıyoruz bile.
Diğer önemli konu
ABD'nin deniz nakliyat sistemi. Red, Missouri, Ohio ve
Tennessee ırmakları ile bağlantılı Mississippi Nehri, dünyanın
birbirleri ile bağlantılı en büyük ulaşıma müsait nehirler ağını
teşkil etmekte.
San Francisco Körfezi, Chesapeake
Körfezi ve Long
Island Sound/New York körfezleri ile birlikte, ABD'ye
dünyanın en büyük ve en doğal limanlarına sahip. Texas ve Doğu
Kıyısı açıklarında set oluşturan bir dizi ada, ABD kıyı
denizciliğini limanları ve gemileri etkileyebilecek en kötü
unsurlardan koruyabilecek doğal bir deniz hattı oluşturmakta.
Esas güzellik ise iki
sistem neredeyse mükemmel simetri ile birbirini tamamlamakta.
Kıtaiçi Nehiryolu ve bir çok liman tarım havzaları ve kendi yerel
nehir ağları ile bütünleşik durumda iken (Mesela Appalachianlardan
Doğu Kıyılarına doğru inen nehirler gibi) ; büyük Mississippi
nehri ağı Orta Batı'nın dolaşım sistemini oluşturmakta. Kanalları
bile dikkate almaya gerek kalmadan, gemilerin bu ağı kullanarak
Körfez veya Doğu Kıyısından OrtaBatı'nın herhangi bir noktasına
ulaşması mümkün.
Böylece sadece devasa miktarlarda tarım
ürünü üretmek ve bunları yerel, bölgesel ve küresel piyasalara
ucun ve kolay bir şekilde nakletmek mümkün olmuyor, aynı zamanda bu
nakliyat ağı gıda kaynakları hakkında herhangi bir kaygı duymadan
başka herhangi bir ekonomik sebep için kullanılabiliyor.
Bu tarz bir yoğunlaşmanın
etkileri derin ve kalıcı. Bir çok ülke; ekonomilerinin
temeli olan olan nakliyat kapasitesini oluşturmak için gerekli
sermayeyi bulmak için çabalarken; coğrafya ABD'ye mükemmele yakın
bir sistemi neredeyse sıfır maliyetle kurma imkanı tanıdı.
Bu ABD'nin sermayesini başka alanlara kaydırmasına
ve ABD'yi neredeyse sermaye zengin bir ülke olmaya mahkum ediyor.
ABD'nin inşa ettiği her ek
altyapı pastanın üzerindeki çilek misali ek fayda sağlıyor.
(Pastanın kendisi bedava ve ABD elindeki bol sermaye ile
zamanında dünyanın en iyi yol ve demiryolu ağlarından birini kurdu
ki bu rakiplerine oranla daha fazla ekonomik avantaj
sağladı)
(Açık İstihbarat : Stratfor'un
analizindeki bu cümle ABD'nin ekonomik şartları açısından iyimser
bir cümle. ABD'nin ekonomik altyapısı adına belli avantajlara
sahip olduğu gerçeği bir yana; bu avantajı ne kadar kendi insanına
diğer altyapıları sağlamak için kullandığı ayrı bir soru.
ABD; ürettiğinden kat kat fazlasını tüketen bir ülke olarak,
aynı zamanda dünyanın en bakımsız kara ulaşım alt ve üst
yapılarından birine sahip. Savaş ile beslenen bir
ülkenin sermaye öncelikleri; coğrafyanın sağladığı bütün nimetlere
rağmen, ABD'deki yaşam kalitesini garanti etmeye
yetmiyor.)
Coğrafya aynı zamanda
ABD'nin çok az yerel rekabetle karşı karşıya kalmasını da
garantiliyor. Kuzeydeki Kanada; ABD'ye kıyasla, çok daha soğuk ve
dağlık bir araziye sahip. Kanada ulaşım yapılabilir tek nehir ağını
- Büyük Göller-St. Lawrence Seaway - ABD ile paylaşıyor ve
kullanılabilir topraklarının çoğu ABD sınırında. Bu çoğu zaman
Kanada'ki bölgelerin doğu ve batıdaki kendi vatandaşları yerine
güneydeki komşuları ile entegre olmasını ekonomik olarak daha
mantıklı kılıyor.
(Açık İstihbarat : ABD Büyükelçisi
Pearson zamanından beri ABD'nin Türkiye'de resmi ağızdan dile
getirmeye başladığı, "Kuzey Irak ve Güneydoğu aynı ekonomik
bölgenin parçalarıdır" tezinin, ABD tarafından kendi
hinterlandı için de nasıl kullanıldığını görmek açısından bu cümle
not edilmeli.)
Benzer şekilde, Meksika
sadece kendini doyurabileceği tarıma müsait, çöller ve dağlarla
bölünmüş küçük arazi parçaları ile bezeli. Meksika'nın arazisinin
çoğu ya çok kuru, ya çok tropik ya da çok dağlık. Ve Meksika'nın
ulaşım için müsait hiç bir nehir ağına sahip değil. Ve çoğu çölden
ibaret sınırı ile, Meksika bir ülke olarak ABD için anlamlı bir
tehdit oluşturmuyor. (bu ABD-Meksika ilişkilerinde ciddi ve
süregelen kaygılar olmadığı anlamına
gelmiyor.)
Coğrafya ABD'yi
güçlendirip, Kanada ve Meksika'yı engellerken, ABD'nin bu iki gücün
karşısındada büyük sabit bir ordu tutmasına gerek kalmıyor. Kanada
sınırının neredeyse tamamı açık sınır. Meksika sınırı ise bir çok
noktada ise bir tel örgüden ibaret ki bu tarih boyunca düşmanlar
arası sınırlarda yeralan askeri boygöstermelerle alakası olmayan bir
durum.
Kanada ve Meksika büyük bir tehdit
oluşturmadığı gibi, ABD nakliyat ağı, sınırlarda sabit büyük ordular
tutmak yerine, ülkeye arada sırada çıkan problemlerle uğraşmak için
hızlı bir şekilde daha küçük bir gücü intikal
etme fırsatını tanıyor.
Nakliyat ağı gibi, bu
ABD'ye kaynaklarını diğer alanlara kaydırma fırsatı tanıyor.
Birlikte ele
alındığında; entegre bir nakliyat ağı, tarıma elverişli geniş
araziler ve sabitlenmiş büyük ordulara ihtiyaç duymamanın bir
kritik sonucu mevcut : ABD hükümeti ekonomi yönetimini daha
az müdahaleci bir yaklaşımla gerçekleştirebiliyor çünkü coğrafya
ABD'yi kalıcı problemlerle lanetlemiş değil.
Bu
ABD'nin ve özellikle hükümetinin dışardan bakıldığında dağınık
görünmesine sebep olabilir fakat kaynaklarını en verimli ve etkili
sonuçların alınacağı alanlara kaydıran özel sektöre ciddi emek ve
sermaye tahsisinde bulunmaktadır.
"Laisses-faire" ("Bırakınız
yapsınlar") kapitalizminin kusurları mevcut. Eşitsizlik ve sosyal
stres, arzulanmayacak yan etkilerden sadece ikisi. Mevcut durumla en
alakalı yan etkiler ise; patladıklarında resesyonlara sebep olan
spekülatif balonlar. Fakat uzun vadeli ekonomik verimlilik açısından
bakıldığında, serbest bir sermaye düzeni rakipsiz.
(Açık İstihbarat : Klasik ekonomik
kitaplarında dünya gençliğine dogma olarak öğretilen bu tezin
doğruluğu; ekonomide gerçek rekabetin sağlandığı ve sermaye
hareketliliği ile birlikte emek hareketliliğinin de eşitlendiği özel
durumlara bağlı. Bu özel şartlardan her sapış, bu tezinde insanlık
aleyhine sonuçlarına katlanıldığı durumları beraberinde
getiriyor.)
ABD açısından, sonuç
kendini kanıtlamış durumda : ABD iç savaş sonrası yeniden yapılanma
dönemi sonrasında her on yılın sonundan başlangıcına göre güçlenerek
çıktı. Dünyada ABD'nin ekonomik durumununun farklı boyutlarını
tehdit eden bir çok güç bulunmasına rağmen, bunların arasında bir
tanesi bile ABD'nin temel coğrafi avantajları ile ilgili değil.
ABD bir resesyonda mı? Tabi ki. Bu sonsuza dek
mi sürecek? Tabiki hayır; ABD'nin coğrafi avantajları sağlam kaldığı
sürece, bu tarz büyük bir coğrafya için uzun vadeli ekonomik
genişleme dışında bir vizyona sahip olabilmek için ciddi anlamda
paranoyak veya kötümser olmak lazım. Hatta; ABD'nin toparlanma
başlangıcında olduğuna dair bir çok unsur da mevcut.
Rusya ve
Devlet
Ekonomik anlamda
coğrafya ne kadar ABD'nin lehine işliyorsa bu Rusya için tersi. Rus
stepleri Avrasya coğrafyasının derinliklerinde ve maruz kaldığı
iklimsel koşullar insan yerleşimi ve tarım açısından ABD'nın
OrtaBatı havzasına kıyasla çok daha elverişsiz. Hasatın
güzel olduğu verimli yıllarda dahi, bu ürünlerin kolay nakliyatı
için bir nehir ağına sahip değil.
Rusya'nın uluslararası
ticareti kolaylaştıracak sıcak deniz limanları da mevcut değil (ki
tarihi böyle bir limana sahip olma mücadelesi ile geçti.) Rusya'nın
uzun nehirleri mevcut fakat bunlar Mississippi havzasında olduğu
gibi birbirine bağlı olmadığı gibi ancak az sayıda insanın
yaşayabildiği kuzeydeki Arktik Okyasına doğru akmaktalar.
Bunun tek istisnası Volga nehri ki Batı Rusya
ticareti için kritik öneme haiz bu nehir de deltası kışın
donan(Volga ile birlikte), fırtınalarla lanetli bir karasal deniz
olan Hazar'a akmakta.
Bu tarz geçit vermeyen
coğrafyalar sadece en temel ekonomik gelişme için gerekli yol ve
demiryolu ağları için bile ciddi fonları gerektirmekte. Maliyetler o
kadar yüksek ki, Rusya'nın ilk kıtaaşırı yolu 21. yüzyıla kadar
tamamlanamamıştı ve bu yol bir çok yerinde iki şeritten ibaret.
Liman eksiklikleri ve düşük nüfus yoğunlukları ile birlikte
ele alındığında, Rusya'nın St. Petersburg/Moskova koridoru ötesinde
ekonomik mantık adına makul bir nakliyat ağına sahip olduğunu
söylemek zor.
Rusya'nın sınırları da
anlamlı değil. Normandi, Fransa'ya kadar uzanan Kuzey Avrupa
havzasının doğu ucunda yeralmakta ve Rusya'nın Asya stepleri ile
bağlantıları Çin'in içine doğru akmakta.
Rusya ordularını hızla bir yerden diğerine
nakledecek anlamlı bir iç nakliye ağına sahip olmadığı için,
kendini aşağıdaki iki strateji doğrultusunda savunmak
durumunda.
İlk olarak bütün
sınırlarında büyük orduları konuşlandırmak mecburiyeti var.
İkinci olarak, Rusya'nın çekirdeğini dış tehditlere karşı
korumak için gerekli tampon bölgeleri oluşturmak adına
sınırlarını dışa doğru zorlamasını gerektiriyor.
Bu iki strateji de
Rusya'nın ekonomik gelişimini tehdit ediyor. Büyük ordular devletin
hazinesini ve işgücünü sürekli emmekte ki, bu maliyetler Sovyetlerin
düşüşünde kritik ekonomik faktörler arasındaydı.
Genişlemeci
siyaset, Rus devletinin parçası olmak istemeyen büyük nüfusları
barındırmayı ve dolayısı ile Rusya'nın güçlü güvenlik servisleri
tarafından polisliğinin yapılmasını gerektirirken aynı zamanda
Moskova'nın sorumluluğunda olan göreceli olarak kullanışsız araziler
için gerekli altyapı geliştirme maliyetlerini de şişiriyor.
Rusya'nın insan ve
sermaye kaynakları, ülkenin hayli kalabalık olarak ihtiyaçlarını ve
zaaflarını örtmek için yetersiz.
Bu yerleşik sorunları
Rusya'yı merkezi planlamaya zorlamakta ki ülkenin bir nebze güvenlik
ve istikrar sağlaması için bile bütün ekonomik kaynaklarını seferber
etmesi gerekiyor. Bunun bir çok sonucundan biri de ciddi ekonomik
verimsizlik ve iç tüketici piyasasının genel bir yetersizliği.
Sermaye ve diğer kaynaklar sorunların üzerine güçlü bir
şekilde yönlendirilebildiği için aktif yönetim, müdahaleci olmayan
ABD-stili yönetime kıyasla, belli ulusal hedeflere daha hızlı
ulaşmayı mümkün kılıyor.
Bu çoğu zaman Kremlin'in
ilgilenmeyi seçtiği alanlarda ciddi ilerleme izlenimi yaratıyor.
Fakat bu tarz
ilerlemeler devletin dikkatini yoğunlaştırdığı alanlarla sınırlı.
Diğer bütün sektörlerde ilgisizlik kangrelenleşmelere ve
kriminalizasyonlara sebep olmakta.
Bu özellikle,
yönetici elitin bir avuç dolusu insandan ibaret olduğu ve bunun
planlama ve denetimi ciddi anlamda sınırladığı modern Rusya için
geçerli. Ve yönetim algılamasında ve uygulamada mükemmel olmadığı
sürece, hatalar hızla ulusal felaketlere dönüşebilmekte. O yüzden,
Rusya'nın mevcut ekonomik krizde herkesten daha fazla düşüş
göstermesi Stratfor'u şaşırtmıyor.
Çin ve
Ayrılıkçılık
Çin'in de, Rusya kadar
göz korkutucu olmasa da, boğuşması gereken ciddi engeller mevcut.
Çin'in çekirdeğini ülkenin kuzeyindeki Sarı Nehir
havzası oluşturuyor ki bu nehir seyrüsefere pek müsait değil ve sık
sık taşmakta.
Sadece döngüsel açlığı önlemek bile
yüksek seviyede devlet planlaması ve eşgüdümü gerektiriyor.
(Büyük bir nehirle boğuşmak birinin kolay yapabileceği bir
şey değil.)
Ek olarak , ülkenin güney yarısı ise
subtropik(dönencealtı) iklime sahip. Sözkonuzu iklim ;
kuzeylilerin başedemediği, güneylilerin bağışıklık kazandığı
hastalıkları gündeme getirmekte ki kuzeyin güneyi kontrolünde
gedikler açmakta.
Merkezi kontrol ayrıca
Çin'in denizkıyısı coğrafyasının da tehdidi altında.
Çin'in övünç kaynağı iki nehri daha mevcut fakat
bunlar doğal yollarla ne birbirleri ile ne de Sarı Nehir ile
bağlantılı. Ve Çin'in en iyi limanları bu iki nehrin
ucunda: Yangtze'nin ağzındaki Şangay ve Pearl(İnci)
Nehri'nin ağzında Hong Kong/Macau/Guangzhou.
Sarı Nehri'nin
ucunda kayda değer hiç bir okyanus limanı yok. Bu da; diğer bölgesel
merkezlerin Pekin'den bağımsız olarak ekonomik imkanlar
yaratabilecekleri ve yarattıkları da anlamına geliyor.
Kuzeyin güneyi
kontrolünü zorlaştıran ve güneyin ekonomik bağımsızlığını
destekleyen coğrafi şartlar altında Pekin'in tarihsel problemi hep
Çin'i tek parça halinde tutmak oldu.
Pekin; Yangtze nehrini
Sarı Nehir ile bağlayan büyük kanal yatırımı örneğinde olduğu gibi,
ülkeyi bir araya teğelleyecek büyük ve pahalı kalkındırma
programlarına imza atmak zorunda. Bu tarz bağlantolar Çin'in tek
parça kalmak adına şansı olabileceğini ama her zaman sermaye
zayıfı bir ülke olacağını gösteriyor.
(Açık İstihbarat : Çin'in ABD'nin en
büyük borç vereni olduğu gerçeği karşısında Stratfor'un bu
tespitleri ancak uzun vadeli ve sistematik analizler açısından bir
anlam taşıyabilir.)
Pekin, aynı zamanda,
otonomi meraklısı bölgelerine büyük Çin'in parçası olarak kalmak
için ekonomik teşvikler sunmak zorunda ve bunun için "temel" altyapı
yeterli olmayacaktır. Modern Çin bunu sağlamak için devlet
merkezli bir finans modeline dönmüş durumda.
Bu model
altında, mevcut bütün kıt sermaye kaynakları devlette toplanıp, bir
kaç büyük devlet bankası aracılığı ile dağıtılıyor. Daha sonra
bu devlet bankaları çeşitli firmalar ve yerel hükümetlere ,
sermayeyi toplama maliyetinin altında kredi açıyor. Bu maksimum
istihdam ve büyüme sağlayan güçlü bir ekonomik uyarıcı - %0
altında faizlerle verilen neredeyse sınırsız kredi imkanları ile
neler yapabileceğinizi düşünün - fakat bu artılar beraberinde zarar
eden projelerin teşvik edilmesine sebep olmakta keza başarısızlıklar
karşısında hiç kimse hesap vermek zorunda değil. (Zararları
kapatmak için yeni kredi alabilirler).
Sonuçta hızlı
fakat istikrarsız bir büyüme gerçekleşmekte. O yüzden merkezi
hükümetin 2 trilyon dolarlık nakit rezervlerini dolarda tutması
şaşırtıcı değil. Getirisi daha fazla, daha uzun süreli ve Pekin
ABD'nin sahneden çekilmesinden endişe etmek zorunda değil.
İç piyasa ülkenin zayıf
sermaye yapısı ile ciddi anlamda sınırlandığı için, bir çok üretici
gelir elde etmek için dış piyasalara yönelmeyi tercih ediyor.
Bolluk zamanlarında bu iyi çalışabilir fakat Çin mallarına
ihtiyaç olmadığı noktada, bütün Çin sistemi kilitlenebilir.
İhracat eksikliği sermaye imkanlarını ve bu da kredi imkanlarını
daraltmakta. Bu Çin firmalarının Çinli kalabalıkları istihdam etme
yeteneklerine zarar verirken, Çin'in bölgelerinin Pekin'e
bağlılıklarının temel sebebini de yoketmekte.
Çin'in
coğrafyası, devletin bütünlüğünü zayıflatan ve devlet bütünlüğü için
Çin'i yabancı piyasalara kesintisiz erişime mahkum eden bir dizi
ekonomik meydan okumayı beraberinde getirmekte. Dolayısıyla;
Çin'in tarihinin önemli bir kesitinde bütünleşik bir bölge olmak
yerine, çeşitli fay hatları (kıyılar anakaraya karşı, Hanlar
azınlıklara karşı, kuzey güneye karşı) etrafında çatallaşan,
birbiri ile rekabet halindeki bir bölgeler kazanı oldu.
Çin'in mevcut ekonomik
krizde hayatta kalma tekniği basit. Çin'in ekonomik faaliyetinin
yaklaşık yarısına tekabül eden ihracat yarı yarıya azaldığı için,
Çin'in sorunun üzerine aynı miktarda finansal paket boca ederek
krizi atlatmaya çalışıyor.
Çin, 2009'un ilk dört ayında,
2008'in tamamında verdiğinden daha fazla kredi ile firmalarını zorla
beslemiş durumda.
Bu tekniğin uzun vadeli sonucu, Çin'i,
Japonya'nın hala toparlanamadığı 1991 krizi örneğinde olduğu gibi,
batık borç yığınları altında bırakmak olabilir.
Fakat
şimdilik bu teknik ülkeyi birarada tutuyor. Fakat günün sonunda şu
gerçek sabit :
Çin'in toparlanması tamamı ile ürünleri için
dış talebe bağlı ve kendi başına yapabileceği tek şey su üstünde
kalmaya çalışmak.
Ahenksiz
Avrupa
Avrupa; Çin'inkine benzer
bir karmaşa ile karşı karşıya.
Avrupa'nın
seyrüsefere uygun bir dizi ırmağı var ki bunlar bir çok ticaret ve
kalkınma fırsatı tanıyor. Fakat bunların hiç biri birbiri ile
bağlantılı değil ki bu politik bütünleşmeyi geriletiyor.
Avrupa'nın ABD'den daha fazla iyi limanı mevcut
fakat bunlar kıtaya eşit bir şekilde dağılmış değil ki bu bazı
devletleri sermaye zengini, diğerlerini sermaye fakiri
kılıyor.
Avrupa'nın kuzeyinde övündüğü tarıma
müsait geniş bir Kuzey Avrupa Havzası mevcut fakat bu havza
uzun ve dar ve bu hali ile en az yedi farklı etnik grubun
yerleşim yeri.
Tarih boyunca bu
etnik gruplar; Avrupa'nın görünürde sonsuz sayıdaki nehir vadileri
boyunca yerleşik çeşitli diğer grupları gibi, mücadele ettiler fakat
herhangi bir grubun yokolmasını imkansız kılan dağ ve yarımada
ağları nedeni ile hiç bir grup diğerine baskın çıkamadı.
Ve; en belirgin örneği İngiltere olmak üzere,
kıtaya yakın adaların çokluğu, anakıtanın tek bir güç altında
birleşmesini engelleyen sürekli müdahaleleri garantiledi.
Avrupa'nın her
bir köşesi diğerlerine göre farklı bir coğrafyaya sahip ve dolayısı
ile Avrupalıların uyguladıkları ekonomik modellerin ortak noktası
çok az.
İngiltere; acil güvenlik
tehditlerinin azlığı, makul sayıdaki nehirleri ve limanları ile ,
neredeyse ABD tarzı bir laissez-faire ("bırakınız yapsınlar")
sisteme sahip.
Birbirleri ile bağlantılı olmayan ve
tamamı kendi topraklarında üç nehri ile Fransa,
nispeten daha kendi içinde bütünleşik bir yapı ve bu ekonomik
milliyetçiliği ulusal amentü haline getiriyor.
Almanya'daki nehirler ise sadece birbirleri
ile bağlantılı değil, aynı zamanda Berlin bunları diğer ülkelerle
paylaşmak zorunda. Jutland yarımadası Almanya'nın kıyılarını
kesmekte ve bu Almanların denize erişimlerini Danimarkalılar,
İsveçliler ve İngilizler tarafından kısıtlanmasına yolaçmakta.
Almanya, coğrafi zaaflarını telafi etmek ve iyi fakat
bağlantısız coğrafi nimetlerini birleştirecek altyapılar inşa
edebilmek için çok ayrıntılı planlar yapmak zorunda.
Bütün bu gereklerin sonucunda ortaya serbest
piyasadan yana fakat bunu ulusal gerekler çerçevesinde sınırlayan
bir devlet yapısı çıkmakta.
Bu tarz çarpıcı
bölgesel farklılıklar o kadar farklı politikalara yolaçıyor ki,
Avrupa ülkeleri, herhangi bir ulus-üstü teklif konusunda
birbirlerine karşı ciddi (ve anlaşılabilir) güven zaafları
sergilemekte. Burada sadece Avrupa Birliği'ni değil, doğası gereği
sınırötesi olan herşeyle ilgili genel bir güvensizliği kastediyoruz.
Bunun sonuçlarından bir tanesi ise; sermaye toplamak için
borsaların değil yerel bankaların tercih edilmesi. Sonuçta; yerel
bankalar yerel sermaye kullanıp yerel kurallara tabi iken, borsalar
her anlamda uluslararası yapılar.
İspanya, İtalya, İsveç,
Yunanistan ve Avusturya finansmanlarının %90'ınını bankalardan
sağlarken, bu oran İngiltere için %84, Almanya için %76 ve ABD için
%40.
Ve bunun bugünkü Avrupa
için hayli talihsiz bir durum olduğu kanıtlandı. Mevcut krizin
köklerinde bankaları şiddetli bir şekilde etkileyen finansal bir
kriz mevcut ve Avrupa bankaları bağışıklıktan çok uzakta olduklarını
kanıtladılar.
Avrupa'nın bankaları toparlanmadan, Avrupa
resesyona saplanmış kalacak. Ve Avrupa çapında bir çözüm mümkün
olamayacağı için, Avrupa'nın resesyonunu diğerlerine kıyasla en
kötüsü olabilir.
|