İstihbarat9 Haziran 2009 00:00

Gazeteci, İstihbaratçı, Lobicilik - Nurullah Aydın

ABD’deki en etkili Yahudi kuruluşlarından Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler  Komitesi (AIPAC) adına çalışan Steven Rosen ve Keith Weissman, 2005’te FBI  soruşturmasına uğramışlardı. İkilinin, Orta Asya ve Ortadoğu’daki terör  hareketleriyle ilgili ABD istihbarat raporlarını elde edip, bunları1999-2004  tarihli arasında İsrailli gazetecilere ve yetkililere sızdırdığı ortaya çıktı.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis forum cialis bez recepta cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenakamagra link kamagra gel

Gazeteci, İstihbaratçı ve Lobicilik


Nurullah Aydın 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

09.06.2009

 


Gazetenin toplum yaşamında yer alışından beri, yönetenlerin yönetilenler  üzerindeki despotik  baskısı, frenlenmeye çalışılmıştır.

Devletin kurumlaşmasında, hukuk kurallarına göre işlemesi ve işletilmesinde,  yetkilerin görevlerin belirlenmesinde, hukuk kuralları ile hukukun  üstünlüğünü yerleştirmekte gazeteler, gazeteciler tarihsel işlev  görmüşlerdir.

Kitaplarla detayla ortaya konulan görüşler, gazetelerle günlük olarak kısa  olarak kitlelerin bilgisine sunulmaktadır. Görsel medyanın da devreye  girmesiyle karanlık odalardaki bilginin halkın bilgisine sunulma akışı da  hızlanmıştır.

Hatta çoğu kez gazeteci ile casusluk, ajanlık ilişkisi de tartışılmaya  başlanmıştır. Ajan akademisyen, ajan, iş adamı, ajan sivil toplum örgütü  mensubu ve ajan gazeteci tartışılmaktadır.

Konu batı ülkelerinde daha sıklıkla gündeme getirilmektedir.   
 
Devlete ait "hassas bilgilerin" gazeteciler arasında gidip gelmesi suç  mudur?

Bakın; İsrail adına lobi yapan iki Amerikalı’nın elinde bu tür bilgiler  bulununca, casusluk davası açılması gündeme gelmişti. Ancak savcılar,  suçlamalarını geri çekerek önemli bir içtihat yarattılar.
Karar, sadece  lobiciler için değil, bilgi edinme hakkı savunucuları için de bir zafer
olmuştur..

ABD’de dört yıldır süren hukuki mücadele, savcıların, İsrail adına çalışan  iki eski lobici hakkındaki casusluk suçlamalarını geri çekmesiyle  sonlanıyor..

Çıkan ön mahkeme kararlarının, davayı kazanma ihtimallerini çok  düşürdüğünü belirten savcıların bu hamlesi, "bilgi edinme hakkı" açısından  da emsal teşkil ediyor.

ABD’deki en etkili Yahudi kuruluşlarından Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler  Komitesi (AIPAC) adına çalışan Steven Rosen ve Keith Weissman, 2005’te FBI  soruşturmasına uğramışlardı.

İkilinin, Orta Asya ve Ortadoğu’daki terör  hareketleriyle ilgili ABD istihbarat raporlarını elde edip, bunları1999-2004  tarihli arasında İsrailli gazetecilere ve yetkililere sızdırdığı ortaya
çıktı.

Rosen ve Weissman’a bilgileri veren ve onlardan ayrı olarak yargılanan ABD  Savunma Bakanlığı yetkilisi Lawrence Franklin, kapalı duruşmada suçunu kabul  edip 2006’da 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İki lobici hakkında da  1917’den beri ilk casusluk davasının açılması gündeme geldi.

Rosen ve Weissman, ABD Yönetimi’nin bu bilgileri sıkı biçimde korumadığını,  sorumluluğun yönetime ait olduğunu savundu. ABD’nin güvenliğini tehlikeye  atmadıklarını da belirten ikili, George W. Bush dahil, önceki dönemin  yetkililerini mahkemeye tanık olarak getirme hakkı da kazandı.

Savcılar, geçen cuma, gizli belgelerin dava süresince açıklanmak zorunda kalacağını da gerekçe gösterip mahkemeye suçlamalarını geri çektiklerini  bildirdiler. Böylece ABD siyasi sisteminin önemli bir parçası olan  lobicilerin yanısıra, içeriden bilgi alan gazeteciler ve siyasi yorumcular
da rahatladı.

Soruşturmayı eleştirenler, dava açılırsa, hükümet  yetkilileriyle, gazeteciler ve lobiciler arasında sık sık yapılan bilgi  alışverişinin suç haline geleceğini belirtiyorlardı. Bundan böyle tüm
sorumluluk, gizli bilgileri sızdıran hükümet yetkililerinde olacak.

Her gün gazete manşetlerini Tv ekranlarını dolduran yığınla yolsuzluk, bilgi  sızdırma telefon dinleme gibi olayların yer aldığı Türkiye’de ise her şey  bir birine karışmış vaziyette.

Türkiye’de neler oluyor ve neler olacak dersiniz?

Türkiye’de hemen her konuda olduğu gibi gazeteci gazeteci gibi değil, iş  adamı iş adamı gibi değil, patron patron gibi değil hukukçu hukukçu gibi  değil.

Ya ne gibi?

Paranın, makamın, kariyerin yetkinin sarhoşluğu içinde.  Böyle olunca da kim ajan kim değil sorusu da havada kalıyor. Öylesine ki dürüst diye tanımlanan da namuslu diye bilinen de vatansever gibi yansıtılan  da bir bakıyorsunuz ki akçeli işlerin göbeğinde. Ama ne gam! Savunucuları  için o örnek kişi. Siz istediğiniz kadar belgelerle anlatın, konuşun ama
ikna edemezsiniz ki!

Hele halk açısından baktığımızda durum daha da vahim. Öylesine ki okuma,
öğrenme araştırma çabası içinde olmayan yandaşlık dürtüsü gözleri kör,
kulakları sağır, kalpleri mühürlü yapıyor.

Çoğu gerçekler de öylece havada kalıyor.

Günün Sözü: Okuma alışkanlığı olmayan insanın insan olup olmadığını düşün.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2009