Türkiye'nin yirminci yüzyılı - Ömer Lütfi Mete
Beklenirdi ki Kurtuluş Savaşı ile yeniden su yüzüne çıkınca gemimizi doğru dürüst yüzdürebilelim. Ancak Atatürk ölünce NATO şemsiyesi altında yeniden dost görünümlü düşmanca ilişki batağına gömüldük. Soğuk Savaş boyunca sıcak ihtilallerle kendi kendimizi yememiz için Kızıl Kuzey kadar Batı Barbarlığı'nın gizli servisleri da içimizde yaman oyunlar oynadılar. Şimdi 21. yüzyılın başında, yıkılan Sovyetler Birliği'nin yerine koyacak baş düşmanını Çin'de bile bulamayan Batı Barbarlığı, El Kaide fırıldağı sayesinde İslam'ın koynuna balıklama dalınca Türkiye bu sefer de ılık savaşın merkezi oldu.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenabuscopan link buscopan plus
Dünyanın en uzun barış çağlarından birini gerçekleştiren milletin devamı 'aferin budalası' oldu. Coğrafyamızı parçalayan Batı Barbarlığı'nın bugünkü temsilcileri bir iltifatla aydınımızın beynini sökebiliyor.
En son ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın da bir kere daha dile getirdiği 'İslam dünyasına örnek Türkiye' nakaratındaki hakareti bile algılayamıyoruz.
Sayın Sezer'in de -belki içinde 'İslam' lafı geçtiği için- kızdığı bu nakarat içerdiği aşağılama ile asap bozuyor. Batı Barbarlığı gözümüzün içine bakarak diyor ki:
-Dün birlikte süper güç oluşturduğunuz toplumlardan sizi kopardık. Şimdi o Müslüman kardeşlerinize örnek olacak şekilde barbarlığımızın kayıtsız şartsız parçası haline gelin!
Biricik hakiki tercüme bu olduğu için 'Örnek İslam Ülkesi' yaftasını elinin tersiyle itmeyenler fiilen Batı Barbarlığı'nın vaftizinden geçmiş sayılırlar.
Kaldı ki Batı bu söylemde bile samimi değil. Türkiye'nin İslam dünyasına örnek olmasını ister görünen Batı Barbarlığı bunun gerçekleşmesi için hiçbir iyi iş yapmadığı gibi aksine katkıdan geri durmamaktadır. En başta zaten bu söylem bile Türkiye'yi İslam aleminde sevimsizleştirici bir oyundur. Zira daha yirminci yüzyıla girmeden Osmanlı'yı Arapların gözünden düşüren sinsi Anglo-Sakson Barbarlığı bugüne kadar diktiği fitne ağaçlarının dibine şimdi de bu 'örnek edebiyatı' ile gübre atmaktadır.
Açıktır ki bugün -satın alınmışlar hariç- hiçbir Arap, kendilerine küresel çetenin örnek göstereceği Türkiye'ye sevimli bakmayacaktır. Aksine İngiliz ajanlarının vaktiyle ektiği husumet tohumlarının etkisiyle zaten var olan sevimsiz tortular köpürecektir. Ayrıca her şeye rağmen Türkiye'nin Ortadoğu ülkelerine göre belli yönlerden daha ileri oluşunun doğurduğu kıskançlıklar da 'örnek edebiyatı' ile büsbütün kamçılanacaktır.
Kısacası, Batı Barbarlığı bütünüyle ahmak olamayacağına göre bu söylemde ısrar etmesinde ancak düşmanca bir mantığı bulunabilir.
En saf gözlemci bile fark edecektir ki, küresel güç gerçekten Türkiye'nin örnek haline gelmesini isteseydi iktisadi açıdan bir yıldız gibi parlamasına katkıda bulunurdu.
Oysa ABD, bölgedeki bazı ülkelerle yaptığı özel anlaşmaları Ankara ile de gerçekleştirmeye hiç yanaşmadı.
Aslında bu vadide vaki olan sadece tarihin tekerrürüdür.
Bugünkü ilişki tarzı, Batı Barbarlığı ile daha 19. yüzyılda geliştirilen sözde dostça münasebetlerden farklı değildir. O gün bir yandan bize ıslahat talkını verirken bir yandan topraklarımızı parçalatıcı salkımları yutmaktan hiç geri durmuyorlardı. Nihayet 20. yüzyılın başında da o dostça (!) ilişkilerin meyvelerini toplayıverdiler.
Beklenirdi ki Kurtuluş Savaşı ile yeniden su yüzüne çıkınca gemimizi doğru dürüst yüzdürebilelim. Ancak Atatürk ölünce NATO şemsiyesi altında yeniden dost görünümlü düşmanca ilişki batağına gömüldük.
Soğuk Savaş boyunca sıcak ihtilallerle kendi kendimizi yememiz için Kızıl Kuzey kadar Batı Barbarlığı'nın gizli servisleri da içimizde yaman oyunlar oynadılar.
Şimdi 21. yüzyılın başında, yıkılan Sovyetler Birliği'nin yerine koyacak baş düşmanını Çin'de bile bulamayan Batı Barbarlığı, El Kaide fırıldağı sayesinde İslam'ın koynuna balıklama dalınca Türkiye bu sefer de ılık savaşın merkezi oldu.
Batı Barbarlığı 21. yüzyılın sömürü ve saldırı türüne 'Büyük Ortadoğu Projesi' adını verirken Washington Ankara'ya maraza çıkarmak için her yolu denedi ve denemeye devam etmektedir. Hakkımızdaki 'İslam dünyasına örnek ülke' edebiyatı da bu düşmanca yönelimin bir tezahüründen başka anlam taşımamaktadır.
Bu süreci hakkıyla kavramak ve Türkiye'nin karşılaşacağı yeni gerilimlerin neler olabileceğini önceden sezebilmek için İslam dünyası ve Ortadoğu ile ilişkiler açısından 20. yüzyılı nasıl yitirdiğimizi teşhis edebilmeliyiz.
Çevremizle iktisadi ilişkilerimizin gelişmesi için bir ömür harcayan Profesör Sabahattin Zaim'in üç koca cilt halinde derlenen ve İşaret Yayınları tarafından 'Türkiye'nin Yirminci Yüzyılı' adıyla yayınlanan makaleleri bu dönemi doğru okumak isteyenler için önemli kaynaklardan biri. Sıcağı sıcağına öbür uçtan da Thomas P.M. Barnett'in 'Pentagon'un Yeni Haritası' adeta hecelenerek okunmalı ki Ortadoğu'ya ve dolayısıyla bize gelecekte verilmek istenen şekli kavramak mümkün olsun.