Siyaset31 Mayıs 2009 00:00

"Ergenekon" Duruşması Günlüklerinden Bir Sayfa - Açık İstihbarat Özel

"Ergenekon" duruşmalarının bütün çıplaklığıyla, "Taraf"sız bir gözle yayınlanması durumunda , bu davayı dava olmaktan çıkarıp kendi siyasi misyonları için bir platforma dönüştürmek isteyenlerin oyunlarının bozulacağı yolundaki tez doğrultusunda, "Ergenekon" duruşmalarından bir günü , medyada göremeyeceğiniz bir günlük formatında hazırladık. Herkesin kendi prizmasından günceli çarpıttığı bir medya ortamında, gerçeği geçte olsa öğrenmek ihtiyacı hisseden okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.

www.acikistihbarat.com

01 Haziran 2009 Pazartesi

ERGENEKON GÜNLÜKLERİ

22 Mayıs 2009




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mahkeme salonunda sanıklar taleplerini , söyleyeceklerini ayağa kalkarak bulundukları yerden mikrofonla dile getiriyorlar. Mahkeme talep üzerne, salonun önünde bulunan ve sanıkların ana savunmalarını yaptıkları kürsüden de konuşmalarına izin veriyor.

Duruşmalar sırasında sanıklar bir çok kez sözkonusu dinleme araçları ile ilgili taleplerini bir çok kez dile getirdi fakat bu talepler "davaya bir yenilik katmayacağı" gerekçesi ile reddedildi.

 

Sanığın kendi savunması ile ilgisi olmamasına rağmen Düzce ile ilgili bu tespiti yapması dikkat çekici idi.

Her duruşmada en az bir saat sözalarak taleplerini dile getiren Kerinçsiz; bu özelliği ile davayı gereksiz yere uzattığı  gerekçesi ile bazı sanıkların tepkisini; davayı en ince ayrıntısına kadar hukuken çürütmeye çalıştığı gerekçesi ile de bazı sanıkların takdirini topluyor.








Davanın en önemli tartışmalarından bir tanesi "Ergenekon"a ait olduğu ve örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen şahısların yazdığı iddia edilen metinlerin kaynağının aslında farklı olduğunun kanıtlanması üzerine. "Ergenekon"'un ana belgesi olduğu iddia edilen belgenin aslında 1999 yılında İçişleri Bakanlığı'nda yapılan bir rapor olduğu yolundaki iddia ilk, sonradan serbest bırakılan tutuklu sanıklardan Muammer Karabulut tarafından dile getirilmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yandaki diyalog, duruşmalarda bugüne kadar yapılan en uzun hakim-sanık diyaloglarından biri olarak kayda geçti.Başkan Şengün'ün sanıklarla diyalog konusunda daha muhafazakar  olduğu ve sert tavırlı olduğu gözlenirken, kıdemli üye Özese'nin daha serbest diyaloglar içine girdiği gözleniyor.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kerinçsiz'in talepleri 1.5 saat sürdü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


GÜLDÜREN
DİYALOGLAR

 



İDDİA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oktay Yıldırım tarafından yanda dile getirilen sonuçsuz yazışma silsilesi; mahkemenin savcılık makamı, kurumlar ve diğer mahkemelerle yaşadığı yetki ve belge savaşlarının bir örneği olarak kaydedilmeli.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşağıda okuyacaklarınız "Ergenekon" davasında bir duruşmayı bütün çıplaklığı ile siz okurlarımıza sunmak için klasik haber formatının dışına çıkılarak yazılmıştır.

Okuyacaklarınız duruşmada söylenenlerin birebir aktarılması değildir fakat mümkün olduğu kadar söylenenlere harfiyen sadık kalınmaya çalışılmıştır. Sanıkların, mahkeme heyetinin, savcıların ve avukatların ifadelerinden etkili bölümler seçilmiştir. Bu yönü ile ; duruşmanın birebir tutanağı değil, seçme bölümleri olarak okunmalıdır.

Duruşma sırasında geçen çarpıcı diyaloglar ayrıca vurgulanmıştır. Duruşma atmosferini yansıtacak ek gözlemler, sözkonusu konuşmaların arka planını açıklayıcı notlar sayfanın sol köşesinde gözlemci notu olarak belirtilmiştir. Bazı notlar nesnel gözlemlerle ilgili olup, bazıları ise öznel yorumları içermektedir.

Burada aktarılan en son duruşmaya ait bir günlük olmayıp, 22 Mayıs  Cuma günü bizzat izlediğimiz duruşmaya ait notlardır. Amacımız en son , en taze haberi vermek değil. Neticede Açık İstihbarat bir haber sitesi değil ve olmayacak. Amacımız; "Ergenekon" duruşmalarının olan bütün gerçekliği ile aktararak, medyanın bazı noktalarda tarihe ve gerçeğe ihanet eden perdeleme işlevini bertaraf edecek belgeleri sınırlı sayıda da olsa kayda geçmektir.

Saygılarımızla
Açık İstihbarat



Genel Not

Çağrıldıkları halde gelmeyen tutuksuz sanıklar duruşmanın geç başlamasına sebep oldu. Dün gelen bazı sanıkların , sorgu sırasının kendilerine gelmemesi nedeni ile mahkeme salonundan kızgın ayrıldıkları belirtilirken, tutuklu sanıklar , çağrıldıkları halde gelmeyen tutuksuz sanıklara mahkemeyi geciktirdikleri için tepki gösterdiler.

Mahkeme heyetinin salona girmesini yaklaşık iki saat bekleyen sanıklar arasında davanın akıbeti ile ilgili sohbetler ve spekülasyonlar en popüler sohbet konusu. Bazı sanıklar bu davanın akıbetinin Yargıtay seçimlerinin yapılacağı 20 Mayıs tarihine kadar netleşmeyeceği yorumlarında bulunurken, bazıları Danıştay davasının bu dava ile birleştirilmesinin gelişmeleri  düğümleyeceği kanaatini taşımakta. Danıştay cinayetinin hükümlülüleri ile aynı sıralarda oturmama ve katillerle aynı sıralarda oturtulmamaları için gerekli tedbir alınmadığı takdirde sert tepki gösterecek olmaları tutuklu sanıkların firesiz ortak hissiyatı .

Mahkeme heyeti sorgu için saat 11'e kadar çağrılan tutuksuz sanıkların gelmesini bekledi. Hiç bir tutuklu sanığın gelmemesi üzerine, duruşma salonuna gelen mahkeme heyeti , tutuklu sanıkların taleplerinin alınması ile duruşmaya devam edileceğini belirtti.

Tutuklu sanıklardan Erkut Ersoy sözalarak savunmasına ek yapmak istediğini belirtti ve mahkemeden kürsüde konuşmak için izin istedi.

Erkut Ersoy

  • Emniyetin aldığı ortam dinleme araçlarının sivil şahıslara verildiği belirtiliyor. Youtube'a düşen ortam dinlemelerinin bu araçlarla yapıldığı belirtiliyor. Emniyet'e yazı yazılarak bu araçların akıbetinin sorulmasını talep ediyorum.
  • Benim bir çok kez yurtdışına çıktığımı iddia eden belgeler iddianamaye konulmuş. Ben 1 kez yurtdışına çıktım.
  • (Resmi kurumlara , Emniyet'e, MİT'e, Genelkurmay'a çektiği resm bayram tebriklerini göstererek) Herhalde dünyanın en saf teröristiyim ki; MİT'e, Emniyet'e , Genelkurmay'a tebrik mesajı atıyorum.
  • (Düzce'de özel eğitim kampları olduğu yolundaki iddialarla ilgili) Ben 2003 yılından beri Düzce'de ikamet ediyorum. Öyle bir kamp olsa ortaya çıkardı.

Kemal Kerinçsiz

  • Mahkemenin ara kararlar konusunda CMK 34'e (Kararların Gerekçeli Olması) uygunluk konusunda gerekli hassasiyeti gösterdiğini söyleyemeyiz. Ara kararlarda basmakalıp gerekçelere aynen sığınmak zorunda kalıyoruz.
  • Mahkemenizin normalde maruz kalacağı iş yükünün altında kaldığını düşünüyorum. "İş yükümüz fazla" gerekçesine sığınılmaması gerekir. Bazı taleplerle ilgili karar verip, diğerlerini, "diğer tüm taleplerin reddine" diyerekten neyi inceleyip, neyi incelemediğinizin belli olmadığı şekilde geçiştiriyorsunuz. Ara kararlar konusunda daha titiz olunmasını arz ediyorum.
  • İddianamede yeralan Ergenekon belgesinin , zamanında İçişleri Bakanı Tantan'ın döneminde kara paranın aklanması konusunda tanzim edilen "Ergenekon" başlıklı rapor ile benzer olduğu yolundaki iddialar neticesinde Emniyet'e böyle bir rapor olup olmadığı yolunda yazı yazılmış ve Emniyet'ten böyle bir rapor solmadığı yolunda yazı gelmişti. Halbuki yazının Emniyet'e değil, İçişleri Bakanlığı'na yazılması ve İçişleri Bakanlığı arşivlerinde böyle bir rapor olup olmadığının sorulmasını talep etmiştik. Israr etmemize rağmen henüz bu talebimize cevap gelmedi. Bu kara para aklama belgesi ile iddianamedeki "Ergenekon" belgesinde neredeyse birebir aynı cümleleri görüyoruz.
  • Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ulusalcılığın bir tehdit olarak değerlendirildiği bir brifingi olup olmadığı yolundaki talebimiz sonucu mahkemenizin yazdığı yazıya  Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan "böyle bir brifing yok" şeklinde cevap gelmişti. Fakat aynı kurum, benim şahsi başvurum üzerine ofisime yolladığı cevabi yazıda ulusalcılığın bir tehdit olarak değerlendirildiği yolunda ifadeler yer verilmişti. Ramazan Akyürek bu belgeyi mahkemenizden saklamıştır. Akyürek'e sen hangi hakla bu yalanı attın demeyecek miyiz?
  • CMK 104 ve 108 tahliye talebinin kısıtlanamayacağını belirtmektedir. Her celsede benim tahliye talebimi almak zorundasınız. (Mevcut duruşma düzenine göre mahkeme sadece slı ve cuma günleri talepleri dinliyor ve değerlendiriyor) . Bu konu ile ilgili bir ara karar vermeden tahliye talepleri için sadece iki gün tahsis ettiniz. Eğer ara karar vermezseniz, ben duruşma düzenini bozup tahliye talebinde bulunacağım. Lütfen bu konuda bir ara karar tahsis edin.
    (Kemal Kerinçsiz'in mahkeme işleyişindeki en ufak teknik ayrıntılar üzerinden yaptığı bu tarz çıkışlar bazı sanıklar tarafından gereksiz bulunurken, bazıları bu tarz ayrıntıların davanın Yargıtay ve AİHM aşamasında faydalı olacağı görüşünde)
  • CMK 169 savcının şahitlik yapamayacağını belirtiyor. Mahkeme savcısı Pekgüzel, evimde yapılan arama sırasında benimle ilgili "kabirlerini kazıyorlar" şeklindeki bir ifademe müşahid olduğunu belirtiyor. Savcı bu ifademe nasıl şahitlik edecek? Cüppesini çıkarıp mahkemede tanıklık mı edecek? Savcının evimde yapılan aramanın görüntüleri ile ilgili Emniyet'e yazı yazdığı anlaşılıyor. Savcı bu görüntüleri Emniyet'ten mi , mahkemeden mi istemeli? Bu savcılar hükümetin savcılarıdır, devletin ve adaletin değil. Başsavcılığa müzekkere yazılarak savcıların Emniyet'le yaptıkları yazışmaların celbini istiyorum.
  • MİT'in iddianamenin 49. sayfasında yer verilen yazısında bir terör örgütü nitelemesi yapılıyor. Bu nitelendirme idari bir işlem mahiyetindedir. Ankara 9. İdare Mahkemesinde bu konu ile ilgili dava açtım; bu nitelemenin iptali için. 2008/961 sayılı dosyada bu dava devam ediyor.

    Bu davada MİT'in ibraz etmiş olduğu gizli belgeler vardı. Mahkeme bu belgelere sınırlama koydu. İdari mahkeme kasasına konulan belgeler, davamız açısından da bir delil niteliğindedir. Bu belgelerin celbini talep ediyorum.
  • Orhan Pamuk aleyhine açtığımız Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 3'e 2 kararla bir içtihat oluşturdu. Bu karara göre ;

    "modern kişilik haklarında milli değerler şahsi hakların parçasıdır"

    Bu Türk hukukunda yeni bir durumdur. 3. Asliye Mahkemesi, matufiyet ilkesi çerçevesinde Yargıtay'ın kararına rağmen kararında direndi. Dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gitti ve kurul ezici çoğunlukla, "milli değerler şahsiyet hakkının koruması altındadır" dedi. Bu içtihat dikkate alındığında Hakkari'de bir vatandaş oradaki Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açabilir. Yeni içtihatla katılan sıfatı daha geniş uygulanacak. Öncelikle 301 ve 305. maddeler açısından bu uygulama gelecek. Sistem bugün açıktır; bunları bir örgüt adına yapmama gerek yok.
  • Kim ki AKP iktidarı aleyhine bir karar veriyor, bütün ilişkileri didik didik edilip , basında afişe ediliyor. Ben burada asla kabul etmeyeceğim suçlamalarla yargılanıyorum. Onlar da hiç ummadıkları maddelerden yargılanmak zorunda kalacaklardır.

    [Öğleden sonra izleyici sıralarını dolduran bir grup çoğu bayan ve ADD, CUMOK üyesi izleyicinin bu sözleri alkışlaması üzerine hakim izleyici sıralarını "Lütfen duruşma salonunda olduğumuzu unutmayalım, burası stad değil" sözleri ile uyardı ]
  • Ya bir noktada Nemrut Mustafa Divanı haline geleceksiniz ki bu mahkeme o noktaya doğru gitmekte - ki bakın itham etmiyorum, yol ayrımındasınız onu belirtiyorum ya da 12 Mart'ta Faik Türün'ün feshettiği 1. nolu sıkıyönetim mahkemesinin şanlı direnişini sergileyeceksiniz. Bu mahkeme bomba davasından bir gün önce feshedilmiştir. Bize 1 nolu sıkıyönetim mahkemesini aratır hale geldiniz.
  • 7.5.2009 tarihli celsede tutuksuz sanıklardan Hayrullah Mahmud Özgür'e bir soru yöneltildi hakim Aşıroğlu tarafından.
    "siz samimi beyanlarınızda bu örgütü devletin içinde yuvalanmış bir çıkar çetes olarak görüyorsunuz. Yine bu samimi beyanlarınızda..."
    diyerek bir soru sordu.
    Böyle bir ihsas-ı reyde bulunan yargıca ben nasıl güvenebilirim.

    Diyalog

    Başkan : Sayın Kerinçsiz, yargılama devam etmektedir. Bir örgüt olup olmadığına dair karar verilmemiştir.

    Kerinçsiz : 17 aydan beri siz o kuvvetli suç şüphesini yenemediyseniz ben bunu ihsas-ı rey olarak algılarım

    Başkan : O samimi beyan ifadesi yargılama ile ilgili bir şey değildir. Yargılama devam etmektedir.

    Kerinçsiz : Siz başkan sıfatı ile böyle bir soru sorabilir misiniz? Sormazsınız. Çünkü ihsas-ı rey olduğunu bilirsiniz. Ben üye hakim Aşıroğlu ile ilgili çekilme veya red konusunda bütün ümitlerimi yitirdim. Ben adil bir mahkeme tarafından yargılanmadığıma inanıyorum. İnşallah bu sizin başınıza gelmez.

    Başkan : Kimsenin başına gelmesin

    Kerinçsiz : Özellikle tutuklama kararları Sami Bey'in nöbetçi olduğu dönemde verildiyse o yargıca güvenim kalmamıştır. Sizin için bunu söylemiyorum. Siz ihsas-ı reyde bulunmadınız, bunu hissettirmediniz ama diğer üyenizden bunu algılayamadım.

    Başkan : Üye hakimin reddi talebi ile ilgili defalarca karar verildi. Yeni bir talebiniz olursa değerlendiririz.

    Kerinçsiz : Yeni bir talebim yok; tamamen kendi vicdanlarınıza bırakıyorum.


  • Sami Selçuk'un "Kesitler" kitabının 53. sayfasında "böyle bir savcının yakasına yapışılır, yapışılmalıdır" denmekte.
    • Başkan : Tekrar tekrar aynı konuları söylemenin gereği yok. Yeni talebiniz varsa değerlendirilir.
  • Yeni salon inşaası ile ilgili verdiğiniz ara karar bağımsızlığınızı yitirdiğinizin işaretidir. İddianame kabulü baştan savma bir prosedüre dönüşmüştür.
    • Başkan : Kemal Bey, bu tür şeyleri kabul etmiyoruz. İddianame okunarak kabul edildi.

      [Sanıkların, mahkeme heyetinin iddianameleri okumadan kabul ettiği yönündeki şüpheleri ve ithamları ilk duruşmadan beri sürmekte. Duruşmalar sırasında yanlış olduğu kanıtlanan ve yanlışlığı savcılar tarafından da kabul edilen  bir çok unsurun aynen ikinci iddianamede de yer almasına rağmen, ikinci iddianamenin aynen kabul edilmesi sanıkların bu şüphelerini ve ithamlarını güçlendirmiş durumda. ]

  • Küresel güçler kendisine tabi yargı gücünü de oluşturmuştur. Bir yargıcın bu çirkin tertibin içinde yeralacağına inanmıyorum. Esas olan siyaset kirliliğinden kendini koruyabilmektir. Tutuklu sanıklar hükümete ödenen kefaretin bedeli olarak tahliye edilmemektedir.
    • Başkan : Mahkememiz bağımsızdır ve yargılamaya devam etmektedir. Bu tür sözleri kabul etmiyoruz.
  • "Osmancım" olayında (Savcıların Danıştay sanıklarından Osman Yıldırım'ı gizli tanık yapıp yönlendirdikleri ve  kendisine "Osmancım" diye hitap ettiklerinin ortaya çıktığı günden itibaren, sanıkların savcılara yönelik eleştirilerinin kilit kelimesi "Osmancım")
    mahkemeniz hangi işlemlere müracaat etti ki biz mahkemenizin bağımsız ve adil olduğuna hükmedelim. Sizin savcılar gibi yanlı olma şansınız yok. Peygamber postunda oturuyorsunuz. Hangi kefaretin bedeli olarak burada tutuluyoruz. Savcılık makamı ile bütünleşmiş bir yargılama yaşatılıyor. Hepimizin ailesinde 1-2 ölü var; kim verecek bunun cevabını. Kuddusi Okkır bir cinayettir ; buna cevaz verenler TCK 83'ten yargılanmalıdır. 
    Şahsımın ismini bu katillerle bir arada geçiren bu heyete hakkımı ne bu dünyada, ne öbür dünyada helal etmiyorum.Bu birleşme kararı sizi bir ömür boyu takip edecek. O insanlarla beni birarada yargılayamazsınız.
  • Savcılara tek sözümüz yok. Onlar başından beri görevini yapıyor. Ya siz değerli heyet siz ne yapıyorsunuz?
  • Burada tarikat basınına teslim olduk. Başka basın yok. Mahkemede yayın yasağı sanığın lehine getirilen bir hükümdür. O yüzden zorlanması gerekir. CMK 183'ü yayın konusunda titizlikle uygularken , deliller konusunda uygulanmadı.
    Bomba kazı çalışmaları bizzat basın davet edilerek, sizlerin bilgisi dahilinde basına sızdırılması doğru mudur? Oradaki kazı çalışmaları adli işlem değil miydi? Pekala o çalışmalar hakkında suç duyurusunda bulunabilirdiniz.

    [Sanıklar ilk duruşmadan itibaren çeşitli defalar ısrarla duruşmaların bir kanal üzerinden canlı yayınlanması talebinde bulundular. Mahkeme bu talepleri CMK 183'e dayanarak reddetse de, sanıklar bu maddedeki yasağın sanık haklarını korumak maksatlı olduğu ve dolayısı ile burada sanıkların ortak talebi sözkonusu olduğu için bu yasağın sanıklar lehine kaldırılması gerektiğini savundular. Sanıklar, duruşmaların aynen yayınlanması durumunda davanın mahiyetinin çok daha net görüleceği kanısında]
     
  • Basına sızdırılan ifadeleri ya savcı, ya kolluk kuvveti verebilir. 400 küsur davanın yürüdüğü belirtiliyor fakat bu davalar basın hakkında açılan dava. Peki kolluk veya savcılık hakkında niye tahkikat yok. Benim ifademi Pekgüzel aldı. Savcılar da bu konuda mahkemenin koruması altında.  
  • CMK 250 ve 251. maddeleri bütün işlemlerin savcılık tarafından yerine getirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu soruşturmanın %95'i kolluk tarafından yürütülmektedir. O zaman yasada değişiklik yapıp bütün soruşturmayı kolluğa verelim.
  • Pazarlık sonucu iddianamenin savcıya göre özeti okunmuştur. Usul pazarlık edilemez ama edildi.
    • Başkan : Okunma 15 gün sürdü, herkese hukuki durumu anlatıldı. 
  • CMK 170 , suçlamaların mevcut delillerle ilişkilendirilerek anlatılacağını belirtiyor. İddianamede suçlamalar delillerle irtibatlandırılmış mı? Hayır. O yüzden iade etmeniz gerekirdi. Bunu da yapmadınız. Mahkeme hukuk ihlalleri karşısında aktif tavır takınmaktan çekinmiştir.
  • Siz burada dört tane sanığı saatlerce sorguladınız. Danıştay öncesinde bu ek sorgu mudur, sual mi sordunuz? Müdafiileri olmadan bu sanıklara nasıl soru sorabildiniz?
    • Başkan : Zorunlu müdafiilik gereği yoktur, o yüzden alındı.Usul konusunu tartışmayalım.
    • Kerinçsiz : Tartışmak zorundayız, çünkü bu usul kanunlarına göre yargılanıyoruz.

      [8 Mayıs Cuma günkü duruşmada, mahkemenin tutuksuz sanıkların sorgusuna devam etmek yerine, tutuklu sanıkları sırayla yeniden kürsüye çağırarak ek sorular sorması sanıklar arasında toplu tahliye olabileceği ve bu tahliye öncesi mahkemenin kafasındaki soru işaretlerini gidermeye çalışması olarak yorumlanmıştı. Duruşmanın öğleden önceki celsesinde ilk dört tutuksuz sanığı yeniden sorgulayan mahkemenin, bu sorguyu ikinci celsede keserek talepleri almaya başlaması sanıklar tarafından garipsenmiş ve mahkemenin niyeti hakkında çeşitli yorumlar yapılmıştı. Mahkemenin bu ek sorgulara rağmen , o günkü duruşma sonunda sözkonusu sanıklarla ilgili tahliye kararı vermemesi sanıklarda ciddi moral bozukluğu yaratmış ve sanıkların avukatları olmadığı halde ek sorgularının yapılması usul tartışmalarına neden olmuştu.]

Mehmet Demirtaş

  • Sayın Başkan; sabahın altısında kaldırılıyoruz, 1.5 saat bekletiliyoruz ve duruşma salonuna getiriliyoruz.
    Bir gün Üsküdar sahilinde polis farımın teki yanmıyor diye durdurdu. Ceza keseceğiz dedi. Gündüz vakti farımın teki yanmadığı için ceza kesiyorsun, diğerlerine niye kesmiyorsun diye itiraz edince, "bütün balıkçılar denizdeki bütün balıkları tutamazlar. Oltaya ne vurursa onu alırlar" dedi. Ben de "ya o gün balık rastgelmezse" dedim. "O zaman da dünküler yeriz"dedi.
  • Şimdi biz dün tuttuklarımızı bugün kaçırdık. Beni 24 aydır cezaevinde tutan polis değil. Umarım bu sabah yaşadığımız tabloyu pazartesi yaşamamıza mahal vermezsiniz. Biz tutuksuz sanıkların evlerinden getirilmelerini bekliyoruz.

    [Duruşma salonunda renkli fıkralar ve anektodlarla süslediği tahliye talepleri ile dikkat çeken tutuklu sanıklardan Mehmet Demirtaş; ifade vermek için hiç bir tutuksuz sanık gelmediği için, sabah mahkemenin duruşmayı açmadan önce 1.5 saat bekletilmesi karşısında sanıkların duyduğu tepkiye bu sözleri ile tercüman oldu]
  • Mahkemenizde geçenlerde gösterilen CD ile (Oktay Yıldırım'a ait olduğu iddia edilen bombalarla ilgili yapılan aramalarda polislerin daha dava bile açılmamışken aralarında hakimlere küfür ettiğini ve "Ergenekon" ismini kullandıklarını kanıtlayan görüntüleri kastediyor)  bu örgütün daha dava başlamadan tesis edildiğini tespit etmiş olduk. Bu CD'de hakaret var, küfür var. Ben onursuzca özgürlüğü kabul etseydim burada olmazdım (Kendisine polisler ve savcılar tarafından yapılan bombalarla ilgili istenilen suçlamaları yapması yolundaki baskıları kastediyor). Yönetici dışarıda, tetikçi dışarıda, mühimmatçı dışarıda, ben iki yıldır tutukluyum. Ben "hala" saygılarımı sunuyorum. 

Hayrettin Ertekin

  • Türkan Saylan için bir dakika saygı duruşunda bulunmayı talep ediyorum.

    [Duruşmaların en renkli ve tartışmalı sanıklarından olan Hayrettin Ertekin duruşmalarda yaptığı ilginç çıkışlarda bazen salondakileri güldürüyor, bazen kızdırıyor. Bu talebi sonrasında sanık sıralarından tepki sesleri yükseldi. Duruşma salonunda bir çok isim, örgütdaş oldukları iddia edilen Türkan Saylan'a misyonerlik çalışmaları ile ilgili suçlamalar yönelttiği için Hayrettin Ertekin'in bu talebi sanıklar arasında tepki çekti]
    • Başkan : Burası duruşma salonu, uygun değil
  • Elimde bir resim var. Bir keçiden köpek yavrusu süt emiyor. Biz Ergenekon'da keçi olmuşuz, bize köpekleri emzirmeye çalışıyorlar. Bu resmi mahkemenize sunmak istiyorum.
    • Başkan : O resmi kabul etmemiz mümkün değil.
    • Ertekin : O zaman bu resmi vereyim (Türkan Saylan'ın evi arandığında yürüyüş yapan tiyatrocuları gösteren resmi gösterdi)
    • Başkan : Vermek isterseniz alırız
  • 51 nolu DVD Levent Göktaş'ın ofisinde masasına bırakıldı. Ben dört ay önceden bunu söylemiştim. Bu DVD'de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi hakiminin çıplak resimleri olduğu söyleniyor. Bu birleştirilmek istenen davanın tehdidi miydi?

    Oradaki Özel Kuvvetlerle ilgili gizli belgeleri o DVD'ye kim koydu? O savcılara o DVD'ler hangi odaktan verildiyse, aynı kaynaktan da bze bu DVD'lerin yerleştirileceği bilgisi geldi.
  • Bu komplonun parçası olan Adalet Bakanı Şahin bugün kuzu otlatmaya aday oldu. O bile çok ona. Ayın 9'unda Adalet Bakanlığı'nda hazırlanıyor, herşey hazırlanıyor. Daha kuzu otlatmaya aday çok var. Çektiğim her acının fersah fersah çektirileceğini kimse unutmasın. Gaflet , dalalet içinde bulunanların Karacaahmet'te mezarları var. Türk Milleti'nin gözüne çokamk sokmak isteyenlerin gözüne çomak sokulacaktır.
  • 37 kişiyi rica minnet getirebiliyorsunuz. Biz ise her sabah kapımız çalındığında gelmek zorundayız. Godot'uyu bekliyoruz, gelmeyecek, bari tutuksuz sanıklar gelsin.
  • Bülent Arınç'la 33 tane görüşmem var. Onu niye iddianameye koymamışlar.
  • Burada kolbastı oynamıyoruz, burada ciddi yargılama yapıyoruz. Buradaki insanlar parlamentoda olacak; buradan başbakan çıkacak. Sucukçuda çalışandan Başbakan çıkıyorsa , buradan ne Başbakanlar, ne Cumhurbaşkanları çıkar.
  • Sayın Başkanım, bu kadar güzel konuşmadan sonra beni tahliye ederseniz sevinirim.

    [Seyirci sıralarından gülüşmeler]

    Emin Gürses
  • Geçenlerde Emniyet'ten bazı öğrencilerim geldi, tahliye edilmem için bazı sanıkların dinlenmesi gerekiyormuş. Alemdaroğlu'nun dinlenmesi gerekiyormuş.
  • Ben iddianameyi okumaya hiç gerek duymadım.Ben burada eğleniyoruz zannediyordum, meğer ciddi bir işmiş. İddianame 140. sayfada benim Alemdaroğlu ve Ümit Sayın ile birlikte üniversite yapılanması ile ilgili faaliyet içinde bulunduğum iddia ediliyor. İstanbul'da Sakarya Üniversitesi var mı? Alemdaroğlu ile benim ne işim var?
  • Benim Emniyet Müdürü arkadaşım var. İddianameye koyulanlarla ilgili , "bunları iddianameye bizimkiler koydu, savcılar değil" dedi. Hatta kavgalar çıkmış, bu konulur mu iddianameye, ayıp diye.  
  • Ümit Sayın örgütlüyormuş milleti. Ümit Sayın odasını örgütlüyemiyor gariban.

    [Emin Gürses başından beri Ümit Sayın ile aynı koğuşta kalmakta ve Ümit Sayın'ın aldığı ilaçlar nedeni ile koğuşta sergilediği davranışlardan şikayetçi]

    Aydın Yüksek
  • Devlet memuru olarak görev yaparken (Aydın Yüksek emekli polis memuru) tutukluları DGM'ye getirdik mi bilirdik ki DGM'de selamün aleyküm demenin , oradan çıkmak en az 24 aydır.
  • Tahliye ettikleriniz 314. maddeden  tutukluydu. 314. madde ile suçlanmayan bir kaç sanıktan biriyim. Tahliye olmam için önce örgüt üyesi mi olmam lazım?

Oktay Yıldırım

  • 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin şahsımla ilgili aldığı kısıtlama kararında, "bazı ifade tutanaklarında örgüte ait silahların saklandığı yerler yazmaktadır" ifadesi yeralmaktadır. Bu metnin altında Ahmet Civelek'in imzası var. Bir hakim bu belgeleri görmüş 15'inde ve kısıtlama kararı almış.
  • Bu konu ile ilgili mahkemeniz 14.01.09 'da yazı yazdı ve bu kararın gerekçe kısmında belirtilen iletişim tespit tutanakları ile ne kastedildiğinin bildirilmesini istemişsiniz. Cevap olarak, mahkemenize alınan karar aynen gönderilmiş.

    Bunun üzerine 20.04.09 tarihinde safahatı özetleyip yeniden talepte bulunmuşuz. Bir hakim belgeleri görmeden imza atar mı? Mahkeme bu talebimiz üzerine 28.04.2009 tarihli yazı ile yeniden yazışma yapmış. Fikret Seçen imzalı gelen cevap yazısında ; "ilgi b ile cevap verilmiş olup" denilip aynı kağıdı temcit pilavı gibi tekrar yollanmıştır.

    Mahkemenize karşı gösterilen bu tavrı nasıl anlamalıyız?

       a) Bizde böyle bir belge yok ama açıkca ikrar edemiyoruz
       b) Mahkemenizin hiç bir kararının nazarımda hükmü yoktur

    Mahkemeniz bu tavrın nasıl anlaşılması gerektiği konusunda karar vermeli.
    • Başkan : O konu ile ilgili tekrar yazı yazıldı, cevabı geldi, okuyacağım.
  • Mahkemede gösterdiğimiz CD'ler ortaya koydu ki, olay yeri gecekondu değil, karakoldur. Önce karakolda, sonra , arkasında gecekonduda. Gecekondudan tek kare resim, kayıt yok.

Murat Çağlar:

  • Savunmamın bir kısmını değiştirmek istiyorum. Tutuksuz sanıklara bakıyorum, üzerlerindeki silahların dedelerine ait olduğunu söylemişlerdi. Ben de şimdi üzerimde çıkan silahın bana ait değil, dedeme ait olduğunu beyan ediyorum. Belki tahliye olurum.

    [Sanıklardan sonra salonda hazır bulunan avukatların taleplerine geçildi]

Av. Çelikkadıgil : (Muzaffer Tekin'in Avukatı)

  • Müvekkilim gazetelerde tam sayfa çıkıyor. Yok Alman casusuymuş, "Tekin değilmiş". Açtığımız bütün davaları hakimler mutad kararlarla geri çeviriyorlar, baskı altındalar.
  • Etik ve usule aykırı olarak benim burada bulunmadığım duruşmada müvekkilimin sorgusu yapılmış. İtiraz edebilecek merci olan bizler burada değildik. Ama o günkü sorularla yine medyaya malzeme sunuldu. Müvekkilime yapılan saldırılara çanak tutulmuştur.

Av. Tolga Akalın (Kemal Kerinçsiz'in Avukatı)

  • Bir önceki duruşmada üye hakimin reddi ile ilgili verdiğimiz dilekçe konusunda müvekkilimle bir irade uyuşmazlığı sözkonusu değildir.
  • Tutuksuz sanık Sinan Aygün ile müvekkilim Kerinçsiz arasında 12 benzer kusurlar silsilesi var.
    • Aygün'ün generallere komutanım dediği tapesi var, müvekkilimin buna benzer bir tapesi yok
    • Aygün'de gizli belge bulunmuş, müvekkilimde, avukatlık mesleği gereği müvekkilleri ile ilgili sözde gizli belge bulundu
    • Aygün'ün ADD ve Kuvayı Milliye'ye yardımlarına dair sanık beyanları var, müvekkilimin bu kuruluşlarla hiç bir ilişkisi yok.
    • Müvekkilimde Aygün gibi Başbakan'la zaman zaman ters düşmüş
    • Aygün'ün "halk sokağa dökülmeli" diye beyanı var. Müvekkilimin sözkonusu toplantılardaki tavrını burada mahkemece izlediniz.
    • Aygün'ün ismi Eldiven belgesinde sayılmakta. Kemal Bey bu belgelerin hiç birinde yok.
    • Aygün, AKP'yi başka türlü bölemeyiz demiştir. Kerinçsiz'in hiç bir syasi yorumu yoktur.
    • Aygün "hakim tut" demiştir. Müvekkilim sürekli avukat tutmuş, avukatlık yapmıştır.
    • Aygün'ün tahliye gerekçesinde, "şüphelinin konumu" ibaresi varken, Kerinçsiz'in tutuklama kararında "şüphelinin niteliği" ibaresi yeralmıştır.
    • Aygün için delilleri karartması sözkonusu olamaz denmiştir. Kerinçsiz, 15 aydır delilleri karartma şüphesi ile tutuklu bulunmaktadır.
  • Eğer mahkeme olağan bir mahkeme ise anayasal eşitliği tesis etmekle yükümlüsünüz. Bu nedenle tahliye talep ediyorum.

Av. Mehmet Kozan (Sevgi Erenerol)

  • Artık cezaevine girerken başka çıkarımlar yapıyoruz. Kapıdan girerken baktım Kanal A ve Kanal 24'ün çadırları boştu. Dedim ki, tahliye çıkmayacak.
  • Hatırlarsanız ilk duruşmada mahkeme heyetini reddetmiştik ve buradaki bir çok arkadaşımız garipsemişti. İddianamenin 12 günde okunamayacağını ve iddianamede Burhan Yılmaz'ın kitabından intihal yapıldığını, mahkemenin iddianameyi kabul ederek çıkmaza girdiğini savunmuştuk.

    [Mahkemenin ilk duruşmalarında Av. Mehmet Kozan ; iddianamedeki bir çok bölümü Burhan Yılmaz'ın Bilinmeyen Mevlana ve Agarta'dan Ergenekon'a başlıklı kitaplarından birebir alıntı olduğunu örnekleri ile kanıtlamış ve savcılar hakkında intihal yapmaktan suç duyurusunda bulunmuştu. Bu talep sonuçsuz kalsa da, iddianamenin ne kadar özensiz bir zihniyetin eseri olduğunun en somut kanıtı olarak değerlendirilmişti.]
  • Gürcihan'la konuştum; "11.5 ay sonra ne değişti de serbest bırakıldın" diye sordum, "bilmiyorum" diyor. Dışarıda tutuksuz yargılanmayı gerektiren yönetici vasıfları neyse söyleyin onu yerine getirelim.

Av. Hasan Basri Özbey (İşçi Partisi)

[Avukatlar her söz aldıklarında video kayıt sistemi için mikrofonla kendilerini ve temsil ettikleri müvekkilleri sıralıyorlar. Bir çok İşçi Partili'nin avukatı olan Özbey talep için sözaldığında müvekkili olduğu sanıkları tek tek saydığı noktada başkanın aşağıdaki müdahalesi ile karşılaştı

    • Başkan : Avukat Bey, hatırlarsanız üç sanıkla sınırlamıştık
    • Av. Özbey : Yapmayın efendim, sınırlanan avukatların temsil edebileceği sanık sayısı değil, sanıkları temsil edebilecek avukat sayısı
    • Başkan : pardon, özür dilerim, buyrun devam edin
    • fasd

Mahkeme başkanının duruşmanın en başlarından beri uygulanan bir kuralı bu şekilde karıştırması günsonu yorgunluğu olarak değerlendirildi ]

  • Efendim, biz bugün burada ne yaptık (Sabahki celsede, tutuksuz sanıklar gelsin diye mahkemenin 1.5 saat beklemesini kastederek). Burada yargılamamı yapıyoruz. Sizi incitmek istemiyorum.
    • Başkan : Üzerimize düşeni yaptık. Gelmediler. Biz elimizden geleni yaptık.
  • Danıştay katillerini buraya oturtamazlar. "Osmanım" savcıları kahraman savcılar ilan etmiştir. Kutluyorum kendilerini.
  • Geçenlerde tarihte yaşanmamış bir şey yaşandı. Yüzbinlerce insan Tandoğan'da bir davanın kamu vicdanını nasıl yaraladığını haykırdı.
  • Bütün tahliyenin reddi kararlarınız tıpkı basımdır. Eminim zabıt katibiniz en kolay bu kararları yazıyor. Biz tahliye taleplerinin redd konusunda gerekçeli karar, yoğun şüphenin nereden kaynaklandığını duymak istiyoruz.
    • Ergenekon belgelerinin Aslı Aydıntaşbaş'tan alındığını bile bile Ergenekon belgelerini Perinçek'in mi yazdığını gerekçe göstereceksiniz?
    • Genelkurmay'ın yazısı ile aksi sabit olmasına rağmen bir otomobil bagajında 24 bin silahı Irak'a soktuğu iddiasını mı gerekçe göstereceksiniz?
    • Güney mülakatını mı gerekçe göstereceksiniz?
  • Bu gerekçelerle tahliye talebimizi reddedecek bir hukukçu tanımıyorum. Buyrun deyin, hodri meydan.
  • Bir olasılık daha kalıyor ki buradaki sanıklar çoktan mahkum olmuştur; belgesi de 12 Nisan 2009 tarihli 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin aldığı hakim Ömer Diker imzalı mahkumiyet kararıdır. Bu üye hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ömer Diker mahkumiyet kararı vermiş ki siz tahliye etmiyorsunuz.

    [13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yedek heyetinin nöbetçi üyelerinden Ömer Diker'in sözkonusu tutuklama kararı Ergenekon duruşmaları tarihinin ibret dolu belgelerinden biri olarak kayda geçti. 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin esas heyeti Ergenekon diye bir terör örgütünün varlığının ve suçlarının henüz kesin olmadığı yolunda ara karar vermiş olmasına rağmen, aynı mahkemenin yedek heyetinin sözkonusu üyesi verdiği tutuklama kararında sanıkların sözkonusu suçları işlediği tespit edilmiştir şeklinde ifadeler kullanarak, 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün'ü bile şaşırtan bir karara imza atmıştır. Şengün, bu kararın metninin duruşmada gündeme getirilmesi üzerine, "bizim de haberimiz olmadı" sözleri ile şaşkınlığını dile getirmiştir]
  • Mahkemeniz geçenlerde polislerin el bombaları ile ilgili CD'sini izledi. Bir haftadır o sinkaflara karşı nasıl uyudunuz. (Görüntülerde polislerin hakimlere karşı sarfettiği küfürleri kastediyor.) Kulağımızla duyduk, tapeye ihtiyaç var mı? Hadi TSK'yı korumadınız, bari yargıyı koruyun.
    • Başkan : Gerekli araştırma yapılıyor, cevabı bekliyoruz. (Sözkonusu CD'nin incelenmesi için Adli Tıp'a yollanmasını kastediyor)
    • Özbey : Güzel, o zaman o tertipçilerin kuyruğu yakalanacak.
  • 2001 yılında MİT'in Ergenekon raporu ve şeması bu soruşturmanın temeli. Bizden gizlediğiniz rapor. Atasagun hakkında 3 Mart 2009'da şikayette bulunmuştuk. Soruşturma iznini Başbakanlık şu ifadelerle reddetti:
    "Güney'in iddialarının dikkat çekici olduğu ancak bilgi kirliliği ve maksatlı propaganda izlenimi de edinildiği"
    Atasagun'da bu raporla ilgili demişti ki:
    "komik buldum, saçma sapan buldum iddiaları. Ama bildirmeseydim, bana da Ergenekoncu derlerdi"
  • Huzurdaki davanın temel dayanağı bu rapor dolayısıyla bu dava saçma sapan bilgi kirliliği ve maksatlı propaganda oluyor.

    [Avukatların taleplerinin tamamlanmasından sonra Başkan Hakim Özese mahkemeye dışarıdan gelen yazıları ana başlıkları ile okudu ve daha sonra yapılan taleplerle ilgili mütalaasını sunmak üzere sözü savcılara bıraktı. Normalde, taleplerle ilgili mütalaalarını iddia makamı adına önlerindeki bilgisayardan rutin bir şekilde okuyan Savcı Pekgüzel bu sefer rutin dışına çıkarak bir açıklama yapmak istediklerini belirtti ve mütalaaları okumadan önce, salonda "savcılar savunması" olarak algılanan açıklamayı yaptı]

Savcı Mehmet Pekgüzel

  • Sanıklar tarafından terör örgütlerinin yargılama sürecini bir propaganda aracı olarak gördüğü söylendi ki savcılık makamı olarak biz buradaki bazı savunmaları propaganda olarak değerlendiriyoruz.
  • Vatan Bölükbaşoğlu ile özel görüşme yaptığımız iddia edildi. Öncelikle bu sanık savcılığa müracaat etmiş olsaydı, dinlerdik ama böyle bir şey olmadı. Vatan Bölükbaşoğlu'nun sözkonusu mektubunun tamamının huzurda okunmasını ve bu mektubun nasıl yazdırıldığının tespitini talep ediyoruz.

    [Tutuklu sanık Abdullah Arapoğulları, tahliye edilmeden önceki duruşmada söz alarak, Vatan Bölükbaşoğlu'nun kendisine yazdığı mektubu okumuştu. Bu mektupta Bölükbaşoğlu, Abdullah Arapoğulları'nı savcılarla işbirliği yaparak istedikleri ifadeyi vermeye ikna etmeye çalışıyor, savcıların kendisini MİT'e sokmayı teklif ettiğini iddia ediyordu]
  • Cumhuriyet Savcıları avukatlar gibi dava seçemez. Kin güdülmesi mümkün değildir. Buna benzer ithamlarla ilk kez karşılaşmıyoruz.
    "Osmanım" ifadesi sürekli istismar edilmektedir. Savcılar, Danıştay olayının bütün yönleri ile açığa çıkartılması, sadece tetikçilere yıkılmaması için gösterdikleri çabalarından dolayı takdir beklememektedir. Savcı bu kişiye asla bu şekilde hitap etmemiştir.

    [Savcıların, Danıştay sanıklarından Osman Yıldırım'a ifade alırken "Osmanım" diye hitap etmesi ile bağlantılı yapılan suçlamalara aylardır maruz kalmalarına rağmen buna karşı tepkilerini bugüne saklamaları dikkat çekti]
  • Kerinçsiz, TSK'ya terörist diyen savcılar olarak tarihe geçeceğimizi söylemektedir. Her kurumda olduğu gibi TSK bünyesinde de suça karışmış kişiler olabilir. Türk Ordusu'nu korumak, Türk Ordusu'nun ismini istismar edenlere mi kalmıştır. İddianamede "sözde" ibaresi ile yazıyoruz, bu bazılarına göre takiyye oluyor.
  • Sayıları milyonları bulan muhalefet partileri üyelerinin hangiler hakkında işlem yapıldı?
  • 27 adet el bombası ile ilgili görüntüler izlettirildi. Altyazı eklenmiş olarak izledik. Söylenilenler Adli Tıpça tespit edilip, gereği yapılacaktır. Sözü edilen küfürlü sözcükleri ve Ergenekon sözcüğünü duruşma salonunda CD'yi izlerken duyamadık.

    [Savcılık makamının açıklaması ve mütaalasından sonra mahkeme , talepleri görüşmek üzere duruşmaya ara verdi.
    Mahkemenin duruşma sonrası verdiği ara kararları ayrıca dikkatinize sunacağız. Bugünkü duruşmada hiç bir tahliye kararı çıkmadı. Köksal Şengün'ün mazeretli olup, ikinci üye Özese'nin başkanlık yaptığı oturumlarda hiç bir tahliye kararı çıkmadığından hareketle, sanıkların mahkeme başkanı Köksal Şengün'ün bulunmadığı duruşmalarda tahliye konusunda beklentilerinin minimum olduğu gözleniyor]