|
Mahkeme
salonunda sanıklar taleplerini , söyleyeceklerini ayağa
kalkarak bulundukları yerden mikrofonla dile getiriyorlar.
Mahkeme talep üzerne, salonun önünde bulunan ve sanıkların ana
savunmalarını yaptıkları kürsüden de konuşmalarına izin
veriyor.
Duruşmalar
sırasında sanıklar bir çok kez sözkonusu dinleme araçları ile
ilgili taleplerini bir çok kez dile getirdi fakat bu talepler
"davaya bir yenilik katmayacağı" gerekçesi ile reddedildi.
Sanığın kendi savunması ile ilgisi olmamasına rağmen
Düzce ile ilgili bu tespiti yapması dikkat çekici idi.
Her duruşmada en az bir saat sözalarak
taleplerini dile getiren Kerinçsiz; bu özelliği ile davayı
gereksiz yere uzattığı gerekçesi ile bazı sanıkların
tepkisini; davayı en ince ayrıntısına kadar hukuken çürütmeye
çalıştığı gerekçesi ile de bazı sanıkların takdirini
topluyor.
Davanın en önemli
tartışmalarından bir tanesi "Ergenekon"a ait olduğu ve örgüt
yöneticisi olduğu iddia edilen şahısların yazdığı iddia edilen
metinlerin kaynağının aslında farklı olduğunun kanıtlanması
üzerine. "Ergenekon"'un ana belgesi olduğu iddia edilen
belgenin aslında 1999 yılında İçişleri Bakanlığı'nda yapılan
bir rapor olduğu yolundaki iddia ilk, sonradan serbest
bırakılan tutuklu sanıklardan Muammer Karabulut tarafından
dile getirilmişti.
Yandaki
diyalog, duruşmalarda bugüne kadar yapılan en uzun hakim-sanık
diyaloglarından biri olarak kayda geçti.Başkan Şengün'ün
sanıklarla diyalog konusunda daha muhafazakar
olduğu ve sert tavırlı olduğu gözlenirken, kıdemli
üye Özese'nin daha serbest diyaloglar içine girdiği
gözleniyor.
Kerinçsiz'in
talepleri 1.5 saat sürdü
GÜLDÜREN DİYALOGLAR
İDDİA
Oktay
Yıldırım tarafından yanda dile getirilen sonuçsuz yazışma
silsilesi; mahkemenin savcılık makamı, kurumlar ve diğer
mahkemelerle yaşadığı yetki ve belge savaşlarının bir
örneği olarak kaydedilmeli.
|
Aşağıda okuyacaklarınız "Ergenekon" davasında bir duruşmayı
bütün çıplaklığı ile siz okurlarımıza sunmak için klasik haber
formatının dışına çıkılarak yazılmıştır.
Okuyacaklarınız duruşmada söylenenlerin
birebir aktarılması değildir fakat mümkün olduğu kadar
söylenenlere harfiyen sadık kalınmaya çalışılmıştır.
Sanıkların, mahkeme heyetinin, savcıların ve avukatların
ifadelerinden etkili bölümler seçilmiştir.
Bu yönü ile ; duruşmanın birebir
tutanağı değil, seçme bölümleri olarak okunmalıdır.
Duruşma sırasında geçen çarpıcı
diyaloglar ayrıca vurgulanmıştır. Duruşma atmosferini
yansıtacak ek gözlemler, sözkonusu konuşmaların arka planını
açıklayıcı notlar sayfanın sol köşesinde gözlemci notu olarak
belirtilmiştir. Bazı notlar nesnel gözlemlerle ilgili olup,
bazıları ise öznel yorumları içermektedir.
Burada aktarılan en son duruşmaya ait bir
günlük olmayıp, 22 Mayıs Cuma günü bizzat izlediğimiz duruşmaya ait
notlardır. Amacımız en son , en taze haberi vermek değil.
Neticede Açık İstihbarat bir haber sitesi değil ve olmayacak.
Amacımız; "Ergenekon" duruşmalarının olan bütün gerçekliği ile
aktararak, medyanın bazı noktalarda tarihe ve gerçeğe ihanet
eden perdeleme işlevini bertaraf edecek belgeleri sınırlı
sayıda da olsa kayda geçmektir.
Saygılarımızla Açık İstihbarat
Genel Not
Çağrıldıkları
halde gelmeyen tutuksuz sanıklar duruşmanın geç başlamasına
sebep oldu. Dün gelen bazı sanıkların , sorgu sırasının
kendilerine gelmemesi nedeni ile mahkeme salonundan kızgın
ayrıldıkları belirtilirken,
tutuklu sanıklar , çağrıldıkları
halde gelmeyen tutuksuz sanıklara mahkemeyi geciktirdikleri
için tepki gösterdiler.
Mahkeme
heyetinin salona girmesini yaklaşık iki saat bekleyen sanıklar
arasında davanın akıbeti ile ilgili sohbetler ve
spekülasyonlar en popüler sohbet konusu. Bazı sanıklar bu
davanın akıbetinin Yargıtay seçimlerinin yapılacağı 20 Mayıs
tarihine kadar netleşmeyeceği yorumlarında bulunurken,
bazıları Danıştay davasının bu dava ile
birleştirilmesinin gelişmeleri düğümleyeceği
kanaatini taşımakta. Danıştay cinayetinin
hükümlülüleri ile aynı sıralarda oturmama ve katillerle aynı
sıralarda oturtulmamaları için gerekli tedbir alınmadığı
takdirde sert tepki gösterecek olmaları tutuklu sanıkların
firesiz ortak hissiyatı
.
Mahkeme heyeti sorgu için saat 11'e kadar
çağrılan tutuksuz sanıkların gelmesini bekledi. Hiç bir
tutuklu sanığın gelmemesi üzerine, duruşma salonuna gelen
mahkeme heyeti , tutuklu sanıkların taleplerinin alınması ile
duruşmaya devam edileceğini belirtti.
Tutuklu
sanıklardan Erkut Ersoy sözalarak savunmasına ek yapmak
istediğini belirtti ve mahkemeden kürsüde konuşmak için izin
istedi.
Erkut Ersoy
- Emniyetin aldığı ortam dinleme
araçlarının sivil şahıslara verildiği belirtiliyor.
Youtube'a düşen ortam dinlemelerinin bu araçlarla yapıldığı
belirtiliyor. Emniyet'e yazı yazılarak bu araçların
akıbetinin sorulmasını talep ediyorum.
- Benim bir çok kez yurtdışına
çıktığımı iddia eden belgeler iddianamaye konulmuş. Ben 1
kez yurtdışına çıktım.
- (Resmi kurumlara , Emniyet'e, MİT'e, Genelkurmay'a
çektiği resm bayram tebriklerini göstererek) Herhalde dünyanın en
saf teröristiyim ki; MİT'e, Emniyet'e , Genelkurmay'a tebrik
mesajı atıyorum.
- (Düzce'de özel eğitim kampları
olduğu yolundaki iddialarla ilgili)
Ben 2003 yılından beri Düzce'de ikamet
ediyorum. Öyle bir kamp olsa ortaya çıkardı.
Kemal Kerinçsiz
- Mahkemenin ara kararlar
konusunda CMK
34'e (Kararların Gerekçeli
Olması) uygunluk konusunda gerekli hassasiyeti gösterdiğini
söyleyemeyiz. Ara kararlarda basmakalıp gerekçelere aynen
sığınmak zorunda kalıyoruz.
- Mahkemenizin normalde maruz kalacağı
iş yükünün altında kaldığını düşünüyorum. "İş yükümüz fazla"
gerekçesine sığınılmaması gerekir. Bazı taleplerle ilgili
karar verip, diğerlerini, "diğer tüm taleplerin reddine"
diyerekten neyi inceleyip, neyi incelemediğinizin belli
olmadığı şekilde geçiştiriyorsunuz. Ara kararlar konusunda
daha titiz olunmasını arz ediyorum.
- İddianamede yeralan Ergenekon
belgesinin , zamanında İçişleri Bakanı Tantan'ın döneminde
kara paranın aklanması konusunda tanzim edilen "Ergenekon"
başlıklı rapor ile benzer olduğu yolundaki iddialar
neticesinde Emniyet'e böyle bir rapor olup olmadığı yolunda
yazı yazılmış ve Emniyet'ten böyle bir rapor solmadığı
yolunda yazı gelmişti. Halbuki yazının Emniyet'e değil,
İçişleri Bakanlığı'na yazılması ve İçişleri Bakanlığı
arşivlerinde böyle bir rapor olup olmadığının sorulmasını
talep etmiştik. Israr etmemize rağmen henüz bu talebimize
cevap gelmedi. Bu kara para aklama belgesi ile
iddianamedeki "Ergenekon" belgesinde neredeyse birebir aynı
cümleleri görüyoruz.
- Emniyet Genel Müdürlüğü'nün
ulusalcılığın bir tehdit olarak değerlendirildiği bir
brifingi olup olmadığı yolundaki talebimiz sonucu
mahkemenizin yazdığı yazıya Emniyet İstihbarat Daire
Başkanlığı'ndan "böyle bir brifing yok" şeklinde cevap
gelmişti. Fakat aynı kurum, benim şahsi başvurum üzerine
ofisime yolladığı cevabi yazıda ulusalcılığın bir tehdit
olarak değerlendirildiği yolunda ifadeler yer verilmişti.
Ramazan Akyürek bu belgeyi mahkemenizden saklamıştır.
Akyürek'e sen hangi hakla bu yalanı attın demeyecek miyiz?
- CMK 104 ve 108 tahliye talebinin
kısıtlanamayacağını belirtmektedir. Her celsede benim
tahliye talebimi almak zorundasınız. (Mevcut duruşma
düzenine göre mahkeme sadece slı ve cuma günleri talepleri
dinliyor ve değerlendiriyor) . Bu konu ile ilgili bir
ara karar vermeden tahliye talepleri için sadece iki gün
tahsis ettiniz. Eğer ara karar vermezseniz, ben duruşma
düzenini bozup tahliye talebinde bulunacağım. Lütfen bu
konuda bir ara karar tahsis edin.
(Kemal
Kerinçsiz'in mahkeme işleyişindeki en ufak teknik ayrıntılar
üzerinden yaptığı bu tarz çıkışlar bazı sanıklar tarafından
gereksiz bulunurken, bazıları bu tarz ayrıntıların davanın
Yargıtay ve AİHM aşamasında faydalı olacağı görüşünde)
- CMK 169 savcının şahitlik
yapamayacağını belirtiyor. Mahkeme savcısı Pekgüzel, evimde
yapılan arama sırasında benimle ilgili "kabirlerini
kazıyorlar" şeklindeki bir ifademe müşahid olduğunu
belirtiyor. Savcı bu ifademe nasıl şahitlik edecek?
Cüppesini çıkarıp mahkemede tanıklık mı edecek? Savcının
evimde yapılan aramanın görüntüleri ile ilgili Emniyet'e
yazı yazdığı anlaşılıyor. Savcı bu görüntüleri Emniyet'ten
mi , mahkemeden mi istemeli? Bu savcılar hükümetin
savcılarıdır, devletin ve adaletin değil.
Başsavcılığa müzekkere yazılarak savcıların
Emniyet'le yaptıkları yazışmaların celbini istiyorum.
- MİT'in iddianamenin 49. sayfasında
yer verilen yazısında bir terör örgütü nitelemesi yapılıyor.
Bu nitelendirme idari bir işlem mahiyetindedir. Ankara
9. İdare Mahkemesinde bu konu ile ilgili dava açtım; bu
nitelemenin iptali için. 2008/961 sayılı dosyada bu dava
devam ediyor.
Bu davada MİT'in ibraz etmiş
olduğu gizli belgeler vardı. Mahkeme bu belgelere
sınırlama koydu. İdari mahkeme kasasına konulan belgeler,
davamız açısından da bir delil niteliğindedir. Bu belgelerin
celbini talep ediyorum.
- Orhan Pamuk aleyhine açtığımız
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 3'e 2 kararla bir içtihat
oluşturdu. Bu karara göre ;
"modern kişilik
haklarında milli değerler şahsi hakların
parçasıdır"
Bu Türk hukukunda yeni bir durumdur.
3. Asliye Mahkemesi, matufiyet ilkesi çerçevesinde
Yargıtay'ın kararına rağmen kararında direndi. Dava
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gitti ve kurul ezici
çoğunlukla, "milli değerler şahsiyet hakkının koruması
altındadır" dedi. Bu içtihat dikkate alındığında
Hakkari'de bir vatandaş oradaki Asliye Ceza Mahkemesi'nde
dava açabilir. Yeni içtihatla katılan sıfatı daha geniş
uygulanacak. Öncelikle 301 ve 305. maddeler açısından bu
uygulama gelecek. Sistem bugün açıktır; bunları bir örgüt
adına yapmama gerek yok.
- Kim ki AKP iktidarı aleyhine bir
karar veriyor, bütün ilişkileri didik didik edilip , basında
afişe ediliyor. Ben burada asla kabul etmeyeceğim
suçlamalarla yargılanıyorum. Onlar da hiç ummadıkları
maddelerden yargılanmak zorunda kalacaklardır.
[Öğleden sonra izleyici
sıralarını dolduran bir grup çoğu bayan ve ADD, CUMOK üyesi
izleyicinin bu sözleri alkışlaması üzerine hakim izleyici
sıralarını "Lütfen duruşma salonunda olduğumuzu unutmayalım,
burası stad değil" sözleri ile uyardı ]
- Ya bir noktada Nemrut Mustafa
Divanı haline geleceksiniz ki bu mahkeme o noktaya doğru
gitmekte - ki bakın itham etmiyorum, yol ayrımındasınız onu
belirtiyorum ya da 12 Mart'ta Faik Türün'ün
feshettiği 1. nolu sıkıyönetim mahkemesinin şanlı direnişini
sergileyeceksiniz. Bu mahkeme bomba davasından bir
gün önce feshedilmiştir. Bize 1 nolu sıkıyönetim mahkemesini
aratır hale geldiniz.
- 7.5.2009 tarihli celsede tutuksuz
sanıklardan Hayrullah Mahmud Özgür'e bir soru yöneltildi
hakim Aşıroğlu tarafından.
"siz samimi
beyanlarınızda bu örgütü devletin içinde yuvalanmış bir
çıkar çetes olarak görüyorsunuz. Yine bu samimi
beyanlarınızda..." diyerek bir
soru sordu. Böyle bir ihsas-ı reyde bulunan yargıca ben
nasıl güvenebilirim.
|
Diyalog |
|
Başkan : Sayın Kerinçsiz,
yargılama devam etmektedir. Bir örgüt olup olmadığına
dair karar verilmemiştir.
Kerinçsiz : 17 aydan beri
siz o kuvvetli suç şüphesini yenemediyseniz ben bunu
ihsas-ı rey olarak algılarım
Başkan
: O samimi beyan ifadesi yargılama ile
ilgili bir şey değildir. Yargılama devam etmektedir.
Kerinçsiz : Siz başkan sıfatı
ile böyle bir soru sorabilir misiniz? Sormazsınız.
Çünkü ihsas-ı rey olduğunu bilirsiniz. Ben üye hakim
Aşıroğlu ile ilgili çekilme veya red konusunda bütün
ümitlerimi yitirdim. Ben adil bir mahkeme tarafından
yargılanmadığıma inanıyorum. İnşallah bu sizin
başınıza gelmez.
Başkan
: Kimsenin başına
gelmesin
Kerinçsiz :
Özellikle tutuklama kararları Sami Bey'in nöbetçi
olduğu dönemde verildiyse o yargıca güvenim
kalmamıştır. Sizin için bunu söylemiyorum. Siz ihsas-ı
reyde bulunmadınız, bunu hissettirmediniz ama diğer
üyenizden bunu algılayamadım.
Başkan : Üye hakimin
reddi talebi ile ilgili defalarca karar verildi. Yeni
bir talebiniz olursa değerlendiririz.
Kerinçsiz : Yeni bir
talebim yok; tamamen kendi vicdanlarınıza bırakıyorum.
|
-
Sami Selçuk'un "Kesitler"
kitabının 53. sayfasında "böyle bir savcının yakasına
yapışılır, yapışılmalıdır" denmekte.
-
Yeni salon inşaası ile ilgili
verdiğiniz ara karar bağımsızlığınızı yitirdiğinizin
işaretidir. İddianame kabulü baştan savma bir prosedüre
dönüşmüştür.
-
Başkan :
Kemal Bey, bu tür şeyleri kabul etmiyoruz. İddianame
okunarak kabul edildi.
[Sanıkların, mahkeme
heyetinin iddianameleri okumadan kabul ettiği yönündeki
şüpheleri ve ithamları ilk duruşmadan beri sürmekte.
Duruşmalar sırasında yanlış olduğu kanıtlanan
ve yanlışlığı savcılar tarafından da kabul edilen
bir çok unsurun aynen ikinci iddianamede de yer
almasına rağmen, ikinci iddianamenin aynen kabul edilmesi
sanıkların bu şüphelerini ve ithamlarını güçlendirmiş
durumda. ]
-
Küresel güçler kendisine tabi
yargı gücünü de oluşturmuştur. Bir yargıcın bu çirkin
tertibin içinde yeralacağına inanmıyorum. Esas olan siyaset
kirliliğinden kendini koruyabilmektir. Tutuklu
sanıklar hükümete ödenen kefaretin bedeli olarak tahliye
edilmemektedir.
-
"Osmancım"
olayında (Savcıların Danıştay sanıklarından
Osman Yıldırım'ı gizli tanık yapıp yönlendirdikleri ve
kendisine "Osmancım" diye hitap ettiklerinin ortaya çıktığı
günden itibaren, sanıkların savcılara yönelik
eleştirilerinin kilit kelimesi
"Osmancım") mahkemeniz hangi işlemlere müracaat etti
ki biz mahkemenizin bağımsız ve adil olduğuna hükmedelim.
Sizin savcılar gibi yanlı olma şansınız yok. Peygamber
postunda oturuyorsunuz. Hangi kefaretin bedeli olarak burada
tutuluyoruz. Savcılık makamı ile bütünleşmiş
bir yargılama yaşatılıyor. Hepimizin ailesinde 1-2 ölü var;
kim verecek bunun cevabını. Kuddusi Okkır bir cinayettir ;
buna cevaz verenler TCK 83'ten
yargılanmalıdır. Şahsımın ismini bu
katillerle bir arada geçiren bu heyete hakkımı ne bu
dünyada, ne öbür dünyada helal etmiyorum.Bu birleşme kararı
sizi bir ömür boyu takip edecek. O insanlarla beni
birarada yargılayamazsınız.
-
Savcılara tek sözümüz yok. Onlar
başından beri görevini yapıyor. Ya siz değerli heyet siz ne
yapıyorsunuz?
-
Burada tarikat basınına teslim
olduk. Başka basın yok. Mahkemede yayın yasağı sanığın
lehine getirilen bir hükümdür. O yüzden zorlanması
gerekir. CMK 183'ü yayın konusunda titizlikle
uygularken , deliller konusunda
uygulanmadı. Bomba kazı çalışmaları bizzat basın
davet edilerek, sizlerin bilgisi dahilinde basına
sızdırılması doğru mudur? Oradaki kazı çalışmaları adli
işlem değil miydi? Pekala o çalışmalar hakkında suç
duyurusunda bulunabilirdiniz.
[Sanıklar ilk
duruşmadan itibaren çeşitli defalar ısrarla duruşmaların
bir kanal üzerinden canlı yayınlanması talebinde
bulundular. Mahkeme bu talepleri CMK 183'e dayanarak
reddetse de, sanıklar bu maddedeki yasağın sanık haklarını
korumak maksatlı olduğu ve dolayısı ile burada sanıkların
ortak talebi sözkonusu olduğu için bu yasağın sanıklar
lehine kaldırılması gerektiğini savundular. Sanıklar,
duruşmaların aynen yayınlanması durumunda davanın
mahiyetinin çok daha net görüleceği
kanısında]
-
Basına sızdırılan ifadeleri ya
savcı, ya kolluk kuvveti verebilir. 400 küsur davanın
yürüdüğü belirtiliyor fakat bu davalar basın hakkında
açılan dava. Peki kolluk veya savcılık hakkında niye
tahkikat yok. Benim ifademi Pekgüzel aldı.
Savcılar da bu konuda mahkemenin koruması
altında.
-
CMK 250 ve 251. maddeleri bütün
işlemlerin savcılık tarafından yerine getirilmesi
gerektiğini söylüyor. Bu soruşturmanın %95'i kolluk
tarafından yürütülmektedir. O zaman yasada değişiklik yapıp
bütün soruşturmayı kolluğa verelim.
-
Pazarlık sonucu iddianamenin
savcıya göre özeti okunmuştur. Usul pazarlık edilemez ama
edildi.
-
CMK 170 , suçlamaların mevcut
delillerle ilişkilendirilerek anlatılacağını belirtiyor.
İddianamede suçlamalar delillerle irtibatlandırılmış mı?
Hayır. O yüzden iade etmeniz gerekirdi. Bunu da yapmadınız.
Mahkeme hukuk ihlalleri karşısında aktif tavır
takınmaktan çekinmiştir.
-
Siz burada dört tane sanığı
saatlerce sorguladınız. Danıştay öncesinde bu ek sorgu
mudur, sual mi sordunuz? Müdafiileri olmadan bu sanıklara
nasıl soru sorabildiniz?
-
Başkan :
Zorunlu müdafiilik gereği yoktur, o yüzden alındı.Usul
konusunu tartışmayalım.
-
Kerinçsiz
: Tartışmak zorundayız, çünkü bu usul
kanunlarına göre yargılanıyoruz.
[8 Mayıs Cuma
günkü duruşmada, mahkemenin tutuksuz sanıkların sorgusuna
devam etmek yerine, tutuklu sanıkları sırayla yeniden
kürsüye çağırarak ek sorular sorması sanıklar arasında
toplu tahliye olabileceği ve bu tahliye öncesi mahkemenin
kafasındaki soru işaretlerini gidermeye çalışması olarak
yorumlanmıştı. Duruşmanın öğleden önceki celsesinde ilk
dört tutuksuz sanığı yeniden sorgulayan mahkemenin, bu
sorguyu ikinci celsede keserek talepleri almaya başlaması
sanıklar tarafından garipsenmiş ve mahkemenin niyeti
hakkında çeşitli yorumlar yapılmıştı. Mahkemenin bu ek
sorgulara rağmen , o günkü duruşma sonunda sözkonusu
sanıklarla ilgili tahliye kararı vermemesi sanıklarda
ciddi moral bozukluğu yaratmış ve sanıkların avukatları
olmadığı halde ek sorgularının yapılması usul
tartışmalarına neden olmuştu.]
Mehmet Demirtaş
-
Sayın Başkan; sabahın altısında
kaldırılıyoruz, 1.5 saat bekletiliyoruz ve duruşma salonuna
getiriliyoruz. Bir gün Üsküdar sahilinde polis farımın
teki yanmıyor diye durdurdu. Ceza keseceğiz dedi. Gündüz
vakti farımın teki yanmadığı için ceza kesiyorsun,
diğerlerine niye kesmiyorsun diye itiraz edince, "bütün
balıkçılar denizdeki bütün balıkları tutamazlar. Oltaya ne
vurursa onu alırlar" dedi. Ben de "ya o gün balık
rastgelmezse" dedim. "O zaman da dünküler
yeriz"dedi.
-
Şimdi biz dün tuttuklarımızı bugün
kaçırdık. Beni 24 aydır cezaevinde tutan polis değil. Umarım
bu sabah yaşadığımız tabloyu pazartesi yaşamamıza mahal
vermezsiniz. Biz tutuksuz sanıkların evlerinden
getirilmelerini bekliyoruz.
[Duruşma salonunda
renkli fıkralar ve anektodlarla süslediği tahliye talepleri
ile dikkat çeken tutuklu sanıklardan Mehmet Demirtaş; ifade
vermek için hiç bir tutuksuz sanık gelmediği için, sabah
mahkemenin duruşmayı açmadan önce 1.5 saat bekletilmesi
karşısında sanıkların duyduğu tepkiye bu sözleri ile
tercüman oldu]
-
Mahkemenizde geçenlerde gösterilen
CD ile (Oktay Yıldırım'a ait olduğu iddia edilen
bombalarla ilgili yapılan aramalarda polislerin daha dava
bile açılmamışken aralarında hakimlere küfür ettiğini ve
"Ergenekon" ismini kullandıklarını kanıtlayan görüntüleri
kastediyor) bu örgütün daha dava başlamadan tesis
edildiğini tespit etmiş olduk. Bu CD'de hakaret var, küfür
var. Ben onursuzca özgürlüğü kabul etseydim burada olmazdım
(Kendisine polisler ve savcılar tarafından yapılan
bombalarla ilgili istenilen suçlamaları yapması yolundaki
baskıları kastediyor). Yönetici dışarıda, tetikçi
dışarıda, mühimmatçı dışarıda, ben iki
yıldır tutukluyum. Ben "hala" saygılarımı
sunuyorum.
Hayrettin
Ertekin
-
Türkan Saylan için bir dakika
saygı duruşunda bulunmayı talep ediyorum.
[Duruşmaların en renkli ve tartışmalı
sanıklarından olan Hayrettin Ertekin duruşmalarda yaptığı
ilginç çıkışlarda bazen salondakileri güldürüyor, bazen
kızdırıyor. Bu talebi sonrasında sanık
sıralarından tepki sesleri yükseldi. Duruşma salonunda
bir çok isim, örgütdaş oldukları iddia edilen Türkan
Saylan'a misyonerlik çalışmaları ile ilgili suçlamalar
yönelttiği için Hayrettin Ertekin'in bu talebi sanıklar
arasında tepki çekti]
-
Elimde bir resim var. Bir keçiden
köpek yavrusu süt emiyor. Biz Ergenekon'da keçi olmuşuz,
bize köpekleri emzirmeye çalışıyorlar. Bu resmi mahkemenize
sunmak istiyorum.
-
Başkan :
O resmi kabul etmemiz mümkün değil.
-
Ertekin
: O zaman bu resmi vereyim (Türkan Saylan'ın
evi arandığında yürüyüş yapan tiyatrocuları gösteren resmi
gösterdi)
-
Başkan :
Vermek isterseniz alırız
-
51 nolu DVD Levent Göktaş'ın
ofisinde masasına bırakıldı. Ben dört ay önceden bunu
söylemiştim. Bu DVD'de Ankara 11. Ağır Ceza
Mahkemesi hakiminin çıplak resimleri olduğu söyleniyor. Bu
birleştirilmek istenen davanın tehdidi
miydi?
Oradaki Özel Kuvvetlerle ilgili gizli
belgeleri o DVD'ye kim koydu? O savcılara o DVD'ler hangi
odaktan verildiyse, aynı kaynaktan da bze bu DVD'lerin
yerleştirileceği bilgisi geldi.
-
Bu komplonun parçası olan Adalet
Bakanı Şahin bugün kuzu otlatmaya aday oldu. O bile çok ona.
Ayın 9'unda Adalet Bakanlığı'nda hazırlanıyor, herşey
hazırlanıyor. Daha kuzu otlatmaya aday çok var. Çektiğim her
acının fersah fersah çektirileceğini kimse unutmasın. Gaflet
, dalalet içinde bulunanların Karacaahmet'te mezarları var.
Türk Milleti'nin gözüne çokamk sokmak isteyenlerin gözüne
çomak sokulacaktır.
-
37 kişiyi rica minnet
getirebiliyorsunuz. Biz ise her sabah kapımız çalındığında
gelmek zorundayız. Godot'uyu bekliyoruz, gelmeyecek, bari
tutuksuz sanıklar gelsin.
-
Bülent Arınç'la 33 tane
görüşmem var. Onu niye iddianameye koymamışlar.
-
Burada kolbastı
oynamıyoruz, burada ciddi yargılama yapıyoruz. Buradaki
insanlar parlamentoda olacak; buradan başbakan çıkacak.
Sucukçuda çalışandan Başbakan çıkıyorsa , buradan ne
Başbakanlar, ne Cumhurbaşkanları çıkar.
-
Sayın Başkanım, bu kadar güzel
konuşmadan sonra beni tahliye ederseniz sevinirim.
[Seyirci sıralarından
gülüşmeler]
Emin
Gürses
-
Geçenlerde Emniyet'ten bazı
öğrencilerim geldi, tahliye edilmem için bazı sanıkların
dinlenmesi gerekiyormuş. Alemdaroğlu'nun dinlenmesi
gerekiyormuş.
-
Ben iddianameyi okumaya hiç gerek
duymadım.Ben burada eğleniyoruz zannediyordum, meğer ciddi
bir işmiş. İddianame 140. sayfada benim Alemdaroğlu ve Ümit
Sayın ile birlikte üniversite yapılanması ile ilgili
faaliyet içinde bulunduğum iddia ediliyor. İstanbul'da
Sakarya Üniversitesi var mı? Alemdaroğlu ile benim ne işim
var?
-
Benim Emniyet Müdürü arkadaşım
var. İddianameye koyulanlarla ilgili , "bunları
iddianameye bizimkiler koydu, savcılar değil" dedi. Hatta
kavgalar çıkmış, bu konulur mu iddianameye, ayıp
diye.
-
Ümit Sayın örgütlüyormuş milleti.
Ümit Sayın odasını örgütlüyemiyor gariban.
[Emin
Gürses başından beri Ümit Sayın ile aynı koğuşta kalmakta ve
Ümit Sayın'ın aldığı ilaçlar nedeni ile koğuşta sergilediği
davranışlardan şikayetçi]
Aydın
Yüksek
-
Devlet
memuru olarak görev yaparken (Aydın Yüksek emekli polis
memuru) tutukluları DGM'ye getirdik mi bilirdik ki
DGM'de selamün aleyküm demenin , oradan çıkmak en az 24
aydır.
-
Tahliye ettikleriniz 314. maddeden
tutukluydu. 314. madde ile suçlanmayan bir kaç
sanıktan biriyim. Tahliye olmam için önce örgüt üyesi mi
olmam lazım?
Oktay
Yıldırım
-
10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin
şahsımla ilgili aldığı kısıtlama kararında, "bazı ifade
tutanaklarında örgüte ait silahların saklandığı yerler
yazmaktadır" ifadesi yeralmaktadır. Bu metnin altında
Ahmet Civelek'in imzası var. Bir hakim bu belgeleri görmüş
15'inde ve kısıtlama kararı almış.
-
Bu konu ile ilgili mahkemeniz
14.01.09 'da yazı yazdı ve bu kararın gerekçe kısmında
belirtilen iletişim tespit tutanakları ile ne
kastedildiğinin bildirilmesini istemişsiniz. Cevap olarak,
mahkemenize alınan karar aynen gönderilmiş.
Bunun
üzerine 20.04.09 tarihinde safahatı özetleyip yeniden
talepte bulunmuşuz. Bir hakim belgeleri görmeden imza atar
mı? Mahkeme bu talebimiz üzerine 28.04.2009 tarihli yazı ile
yeniden yazışma yapmış. Fikret Seçen imzalı gelen
cevap yazısında ; "ilgi b ile cevap verilmiş olup" denilip
aynı kağıdı temcit pilavı gibi tekrar yollanmıştır.
Mahkemenize karşı gösterilen bu tavrı nasıl
anlamalıyız?
a) Bizde böyle bir belge
yok ama açıkca ikrar edemiyoruz b)
Mahkemenizin hiç bir kararının nazarımda hükmü
yoktur
Mahkemeniz bu tavrın nasıl anlaşılması
gerektiği konusunda karar vermeli.
-
Mahkemede gösterdiğimiz CD'ler
ortaya koydu ki, olay yeri gecekondu değil, karakoldur. Önce
karakolda, sonra , arkasında gecekonduda. Gecekondudan tek
kare resim, kayıt yok.
Murat
Çağlar:
-
Savunmamın bir kısmını değiştirmek
istiyorum. Tutuksuz sanıklara bakıyorum, üzerlerindeki
silahların dedelerine ait olduğunu söylemişlerdi. Ben de
şimdi üzerimde çıkan silahın bana ait değil, dedeme ait
olduğunu beyan ediyorum. Belki tahliye olurum.
[Sanıklardan sonra salonda hazır bulunan avukatların
taleplerine geçildi]
Av. Çelikkadıgil :
(Muzaffer Tekin'in Avukatı)
-
Müvekkilim gazetelerde tam sayfa
çıkıyor. Yok Alman casusuymuş, "Tekin değilmiş". Açtığımız
bütün davaları hakimler mutad kararlarla geri çeviriyorlar,
baskı altındalar.
-
Etik ve usule aykırı olarak benim
burada bulunmadığım duruşmada müvekkilimin sorgusu yapılmış.
İtiraz edebilecek merci olan bizler burada değildik.
Ama o günkü sorularla yine medyaya malzeme sunuldu.
Müvekkilime yapılan saldırılara çanak tutulmuştur.
Av. Tolga Akalın (Kemal
Kerinçsiz'in Avukatı)
-
Bir önceki duruşmada üye hakimin
reddi ile ilgili verdiğimiz dilekçe konusunda müvekkilimle
bir irade uyuşmazlığı sözkonusu değildir.
-
Tutuksuz sanık Sinan Aygün ile
müvekkilim Kerinçsiz arasında 12 benzer kusurlar silsilesi
var.
-
Aygün'ün generallere komutanım
dediği tapesi var, müvekkilimin buna benzer bir tapesi
yok
-
Aygün'de gizli belge bulunmuş,
müvekkilimde, avukatlık mesleği gereği müvekkilleri ile
ilgili sözde gizli belge bulundu
-
Aygün'ün ADD ve Kuvayı
Milliye'ye yardımlarına dair sanık beyanları var,
müvekkilimin bu kuruluşlarla hiç bir ilişkisi
yok.
-
Müvekkilimde Aygün gibi
Başbakan'la zaman zaman ters düşmüş
-
Aygün'ün "halk sokağa dökülmeli"
diye beyanı var. Müvekkilimin sözkonusu toplantılardaki
tavrını burada mahkemece izlediniz.
-
Aygün'ün ismi Eldiven belgesinde
sayılmakta. Kemal Bey bu belgelerin hiç birinde yok.
-
Aygün, AKP'yi başka türlü
bölemeyiz demiştir. Kerinçsiz'in hiç bir syasi yorumu
yoktur.
-
Aygün "hakim tut" demiştir.
Müvekkilim sürekli avukat tutmuş, avukatlık yapmıştır.
-
Aygün'ün tahliye
gerekçesinde, "şüphelinin konumu" ibaresi varken,
Kerinçsiz'in tutuklama kararında "şüphelinin
niteliği" ibaresi yeralmıştır.
-
Aygün için delilleri karartması
sözkonusu olamaz denmiştir. Kerinçsiz, 15 aydır delilleri
karartma şüphesi ile tutuklu bulunmaktadır.
-
Eğer mahkeme olağan bir
mahkeme ise anayasal eşitliği tesis etmekle
yükümlüsünüz. Bu nedenle tahliye talep ediyorum.
Av. Mehmet Kozan (Sevgi
Erenerol)
-
Artık cezaevine girerken başka
çıkarımlar yapıyoruz. Kapıdan girerken baktım Kanal
A ve Kanal 24'ün çadırları boştu. Dedim ki, tahliye
çıkmayacak.
-
Hatırlarsanız ilk duruşmada
mahkeme heyetini reddetmiştik ve buradaki bir çok
arkadaşımız garipsemişti. İddianamenin 12 günde
okunamayacağını ve iddianamede Burhan Yılmaz'ın kitabından
intihal yapıldığını, mahkemenin iddianameyi kabul ederek
çıkmaza girdiğini savunmuştuk.
[Mahkemenin ilk
duruşmalarında Av. Mehmet Kozan ; iddianamedeki bir
çok bölümü Burhan Yılmaz'ın Bilinmeyen Mevlana ve Agarta'dan
Ergenekon'a başlıklı kitaplarından birebir alıntı olduğunu
örnekleri ile kanıtlamış ve savcılar hakkında intihal
yapmaktan suç duyurusunda bulunmuştu. Bu talep
sonuçsuz kalsa da, iddianamenin ne kadar özensiz bir
zihniyetin eseri olduğunun en somut kanıtı olarak
değerlendirilmişti.]
-
Gürcihan'la konuştum; "11.5 ay
sonra ne değişti de serbest bırakıldın" diye sordum,
"bilmiyorum" diyor. Dışarıda tutuksuz yargılanmayı
gerektiren yönetici vasıfları neyse söyleyin onu yerine
getirelim.
Av. Hasan Basri Özbey (İşçi
Partisi)
[Avukatlar her söz aldıklarında
video kayıt sistemi için mikrofonla kendilerini ve temsil
ettikleri müvekkilleri sıralıyorlar. Bir çok İşçi Partili'nin
avukatı olan Özbey talep için sözaldığında müvekkili olduğu
sanıkları tek tek saydığı noktada başkanın aşağıdaki
müdahalesi ile karşılaştı
-
Başkan :
Avukat Bey, hatırlarsanız üç sanıkla
sınırlamıştık
-
Av. Özbey
: Yapmayın efendim, sınırlanan avukatların
temsil edebileceği sanık sayısı değil, sanıkları temsil
edebilecek avukat sayısı
-
Başkan
: pardon, özür dilerim, buyrun devam
edin
-
fasd
Mahkeme başkanının duruşmanın en
başlarından beri uygulanan bir kuralı bu şekilde karıştırması
günsonu yorgunluğu olarak değerlendirildi ]
-
Efendim, biz bugün burada ne
yaptık (Sabahki celsede, tutuksuz sanıklar gelsin diye
mahkemenin 1.5 saat beklemesini kastederek). Burada
yargılamamı yapıyoruz. Sizi incitmek istemiyorum.
-
Danıştay katillerini buraya
oturtamazlar. "Osmanım" savcıları kahraman savcılar
ilan etmiştir. Kutluyorum kendilerini.
-
Geçenlerde tarihte yaşanmamış bir
şey yaşandı. Yüzbinlerce insan Tandoğan'da bir davanın kamu
vicdanını nasıl yaraladığını haykırdı.
-
Bütün tahliyenin reddi
kararlarınız tıpkı basımdır. Eminim zabıt katibiniz en kolay
bu kararları yazıyor. Biz tahliye taleplerinin redd
konusunda gerekçeli karar, yoğun şüphenin nereden
kaynaklandığını duymak istiyoruz.
-
Ergenekon belgelerinin
Aslı Aydıntaşbaş'tan alındığını bile bile Ergenekon
belgelerini Perinçek'in mi yazdığını gerekçe
göstereceksiniz?
-
Genelkurmay'ın yazısı ile aksi
sabit olmasına rağmen bir otomobil bagajında 24 bin silahı
Irak'a soktuğu iddiasını mı gerekçe
göstereceksiniz?
-
Güney mülakatını mı gerekçe
göstereceksiniz?
-
Bu gerekçelerle tahliye talebimizi
reddedecek bir hukukçu tanımıyorum. Buyrun deyin, hodri
meydan.
-
Bir olasılık daha kalıyor ki
buradaki sanıklar çoktan mahkum olmuştur; belgesi de 12
Nisan 2009 tarihli 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin aldığı hakim
Ömer Diker imzalı mahkumiyet kararıdır. Bu üye hakkında
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na suç duyurusunda
bulunulmuştur. Ömer Diker mahkumiyet kararı vermiş ki siz
tahliye etmiyorsunuz.
[13. Ağır Ceza
Mahkemesi'nin yedek heyetinin nöbetçi üyelerinden Ömer
Diker'in sözkonusu tutuklama kararı Ergenekon duruşmaları
tarihinin ibret dolu belgelerinden biri olarak kayda geçti.
13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin esas heyeti Ergenekon diye bir
terör örgütünün varlığının ve suçlarının henüz kesin
olmadığı yolunda ara karar vermiş olmasına rağmen, aynı
mahkemenin yedek heyetinin sözkonusu üyesi verdiği tutuklama
kararında sanıkların sözkonusu suçları işlediği tespit
edilmiştir şeklinde ifadeler kullanarak, 13. Ağır
Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün'ü bile şaşırtan bir
karara imza atmıştır. Şengün, bu kararın metninin
duruşmada gündeme getirilmesi üzerine, "bizim de haberimiz
olmadı" sözleri ile şaşkınlığını dile
getirmiştir]
-
Mahkemeniz geçenlerde
polislerin el bombaları ile ilgili CD'sini izledi. Bir
haftadır o sinkaflara karşı nasıl uyudunuz.
(Görüntülerde polislerin hakimlere karşı sarfettiği
küfürleri kastediyor.) Kulağımızla duyduk, tapeye
ihtiyaç var mı? Hadi TSK'yı korumadınız, bari
yargıyı koruyun.
-
Başkan :
Gerekli araştırma yapılıyor, cevabı bekliyoruz. (Sözkonusu
CD'nin incelenmesi için Adli Tıp'a yollanmasını
kastediyor)
-
Özbey :
Güzel, o zaman o tertipçilerin kuyruğu yakalanacak.
-
2001 yılında MİT'in Ergenekon
raporu ve şeması bu soruşturmanın temeli. Bizden
gizlediğiniz rapor. Atasagun hakkında 3 Mart 2009'da
şikayette bulunmuştuk. Soruşturma iznini Başbakanlık
şu ifadelerle reddetti: "Güney'in iddialarının dikkat
çekici olduğu ancak bilgi kirliliği ve maksatlı propaganda
izlenimi de edinildiği" Atasagun'da bu
raporla ilgili demişti ki: "komik buldum, saçma sapan
buldum iddiaları. Ama bildirmeseydim, bana da Ergenekoncu
derlerdi"
-
Huzurdaki davanın temel dayanağı
bu rapor dolayısıyla bu dava saçma sapan bilgi kirliliği ve
maksatlı propaganda oluyor.
[Avukatların
taleplerinin tamamlanmasından sonra Başkan Hakim Özese
mahkemeye dışarıdan gelen yazıları ana başlıkları ile okudu
ve daha sonra yapılan taleplerle ilgili mütalaasını sunmak
üzere sözü savcılara bıraktı. Normalde, taleplerle ilgili
mütalaalarını iddia makamı adına önlerindeki bilgisayardan
rutin bir şekilde okuyan Savcı Pekgüzel bu sefer rutin
dışına çıkarak bir açıklama yapmak istediklerini belirtti ve
mütalaaları okumadan önce, salonda "savcılar savunması"
olarak algılanan açıklamayı yaptı]
Savcı Mehmet
Pekgüzel
-
Sanıklar tarafından terör
örgütlerinin yargılama sürecini bir propaganda aracı olarak
gördüğü söylendi ki savcılık makamı olarak biz
buradaki bazı savunmaları propaganda olarak
değerlendiriyoruz.
-
Vatan Bölükbaşoğlu ile özel
görüşme yaptığımız iddia edildi. Öncelikle bu sanık
savcılığa müracaat etmiş olsaydı, dinlerdik ama böyle bir
şey olmadı. Vatan Bölükbaşoğlu'nun sözkonusu mektubunun
tamamının huzurda okunmasını ve bu mektubun nasıl
yazdırıldığının tespitini talep ediyoruz.
[Tutuklu sanık Abdullah Arapoğulları, tahliye
edilmeden önceki duruşmada söz alarak, Vatan
Bölükbaşoğlu'nun kendisine yazdığı mektubu okumuştu.
Bu mektupta Bölükbaşoğlu, Abdullah Arapoğulları'nı
savcılarla işbirliği yaparak istedikleri ifadeyi vermeye
ikna etmeye çalışıyor, savcıların kendisini MİT'e sokmayı
teklif ettiğini iddia ediyordu]
-
Cumhuriyet Savcıları
avukatlar gibi dava seçemez. Kin güdülmesi mümkün değildir.
Buna benzer ithamlarla ilk kez karşılaşmıyoruz.
"Osmanım" ifadesi sürekli istismar
edilmektedir. Savcılar, Danıştay olayının bütün
yönleri ile açığa çıkartılması, sadece tetikçilere
yıkılmaması için gösterdikleri çabalarından dolayı takdir
beklememektedir. Savcı bu kişiye asla bu şekilde
hitap etmemiştir.
[Savcıların, Danıştay
sanıklarından Osman Yıldırım'a ifade alırken "Osmanım" diye
hitap etmesi ile bağlantılı yapılan suçlamalara aylardır
maruz kalmalarına rağmen buna karşı tepkilerini bugüne
saklamaları dikkat çekti]
-
Kerinçsiz, TSK'ya terörist diyen
savcılar olarak tarihe geçeceğimizi söylemektedir. Her
kurumda olduğu gibi TSK bünyesinde de suça karışmış kişiler
olabilir. Türk Ordusu'nu korumak, Türk Ordusu'nun ismini
istismar edenlere mi kalmıştır. İddianamede "sözde" ibaresi
ile yazıyoruz, bu bazılarına göre takiyye oluyor.
-
Sayıları milyonları bulan
muhalefet partileri üyelerinin hangiler hakkında işlem
yapıldı?
-
27 adet el bombası ile ilgili
görüntüler izlettirildi. Altyazı eklenmiş olarak izledik.
Söylenilenler Adli Tıpça tespit edilip, gereği yapılacaktır.
Sözü edilen küfürlü sözcükleri ve Ergenekon
sözcüğünü duruşma salonunda CD'yi izlerken duyamadık.
[Savcılık makamının açıklaması ve
mütaalasından sonra mahkeme , talepleri görüşmek üzere
duruşmaya ara verdi. Mahkemenin duruşma sonrası verdiği
ara kararları ayrıca dikkatinize sunacağız. Bugünkü
duruşmada hiç bir tahliye kararı çıkmadı. Köksal Şengün'ün
mazeretli olup, ikinci üye Özese'nin başkanlık yaptığı
oturumlarda hiç bir tahliye kararı çıkmadığından hareketle,
sanıkların mahkeme başkanı Köksal Şengün'ün bulunmadığı
duruşmalarda tahliye konusunda beklentilerinin minimum
olduğu gözleniyor]
|