Siyaset18 Nisan 2005 00:00
Şehitlerin ardından konuşan medya - Çoşkun Telciler
İster gelişmiş olsun ister azgelişmiş, ister demokratik olsun ister diktatörlük, ister Müslüman olsun ister Hristiyan, ister sosyalist olsun ister kapitalist dünyanın hiçbir ülkesinde o ülkeye karşı savaşan teröristler bu derece desteklenmemişler bu derece şımartılmamışlar bu derece hoş görülmemişlerdir.buscopan link buscopan pluscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
İster gelişmiş olsun ister azgelişmiş, ister demokratik olsun ister diktatörlük, ister Müslüman olsun ister Hristiyan, ister sosyalist olsun ister kapitalist dünyanın hiçbir ülkesinde o ülkeye karşı savaşan teröristler bu derece desteklenmemişler bu derece şımartılmamışlar bu derece hoş görülmemişlerdir.
Örneğin, demokratik ülkelerden ABD'de, Almanya'da, Fransa'da bir terör örgütü kurup o ülkelerde binlerce insanın katline sebep olacak bir terör örgütü kurmak imkansızdır. Kurulsa bile ülke içinde hiç kimse bu örgüte destek veremez. Ne Alman ne Amerikalı ne Fransız ne İngiliz bu terör örgütüne değil destek vermek en küçük bir imada bile bulunamaz.
Örneğin İngiltere'de IRA örgütü vardır, Türkiye'deki PKK ile kıyaslanmayacak ölçüde sınırlı ve etkisi az eylemler yapmıştır. İngiltere teröre karşı mücadele etmiş ve örgütü etkisiz hale getirmeyi başarmıştır. Ne İngiltere içindeki aydınlar, ne dünyadaki aydınlar nede Türkiye'deki aydınlar İngiltere'nin içişlerine karışmayı göze alamamışlardır.
Hiç kimse İngiltere'ye demokrat ol, terör örgütü militanlarını yargılama, aman teröristlerin gözünü bağlama şöyle yapma böyle yapma diye emir verememiştir. Buna kimsenin gücü yetmez herhalde.
İspanya'da terör örgütü ETA'nın da etkisi sınırlıdır. Buna karşın örgütün sivil uzantısı olan parti kapatılmıştır. Türkiye'deki Hadepin kapatılması gibi. Bu olaya ne AB ne ABD hiçbir ülke sesini çıkarmamıştır. Türkiye'deki aydınlarda bu olay sonucu bir bildiri yayınlamamışlardır.
Gelelim Türkiye'ye.
1984 yılında başlayan hala bittiğini söyleyemeyeceğimiz bir terör örgütü var karşımızda. Daha geçenlerde Şırnak'ta Türk ordusuyla savaşa girme cesareti, kabiliyeti ve gücü olan bir terör örgütü. Hala kökünü kazıyamadığımız bir terör örgütü. Genelkurmay yetkililerinin ifadesiyle en az 5000 militana sahip bir terör örgütü.
Unutmayın ki binlerce militanını kaybetmesine rağmen hala varlığını sürdüren bir örgüt. Binlerce silahı, cephanesi ele geçirilen bir örgüt. İnsan düşünemeden edemiyor. Bu örgüt bu kadar parayı bu kadar silahı bu kadar militanı nereden buldu diye. Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Bu kadar paraya böyle bir örgüt nasıl sahip olabilir? İnsanın aklı almıyor, alıyor da söylemeye dili varmıyor.
Ülkemizde 20 yıldan uzun süren bir savaş yaşandı. Entel deyimiyle "düşük profilli savaş". Sevsinler entel ağızlarını.
Bu savaşta ülkemiz hem maddi hem manevi olarak çok şey kaybetti. 3-5 çapulcunun meydan okuduğu koskoca Türk devleti, bu çapulcuların hakkından gelemeyen silahlı güçler (asker, polis, istihbaratçı, jandarma ve diğerleri). Her gün kalkan şehit cenazeleri, tabutların üstünde ağlayan eşler, analar, çocuklar, babalar.
Yakılan köyler, iş makineleri, araçlar hatta hayvan çiftlikleri. (PKK yapacak iş bulamayınca gidip ağılları, tavuk çiftliklerini basıp hayvanları öldürüp devrimci önderlik çizgisi izliyordu, sosyalist bir düzenin temelini atıyordu).
Yok edilen öldürülen köylülerin boşluğunda yok olan tarım, hayvancılık, yoksulluğun artışı, bozulan yapı.
Silahlanmaya zorunlu olarak ayrılan büyük paralar. Kişi başına yaratılan gelirin azalması, silahlanmaya gitmesi, tüm halkın yoksullaşması.
Ve en önemlisi verilen binlerce can,
Seller gibi akan kan.
Avrupa'da bir tek kişiyi yaşatmak için tüm ülke seferber edilirken, ölen Türk olunca kimse kılını kıpırdatmıyordu. Kimsenin umurunda olmuyordu akan kanlar, toprağa düşen masum insanlar, cenazelerde kanlı gözyaşları döken insanlar. Kimsenin umurunda değildi bunlar, yeter ki akan kan Türk kanı olsun.
Türk halkı büyük bir olgunlukla tüm acılara karşı geldi. Kan tükürdü kızılcık şerbeti içtim dedi, oğlunu askere törenle yolladı, şehitlerin acısını yüreğine gömdü. Her türlü övgüyü hak etti.
Silahlı kuvvetler ne yaptı. Kahramanca dünyanın bu en aşağılık, en ilkel, en vahşi ordusuna karşı savaştı. Kanını kahramanca döktü, günlerce aç susuz savaştı, yürüdü, nöbet tutu. İsyan etmedi. Verilen görevi canı pahasına yaptı. Sonunda bu kanlı terör örgütünü yenilgiye uğrattı.
Politikacılar ne yaptı. Bunu başka bir yazımızda ele almamız gerekiyor. Gaflet, delalet hatta hiyanetle iç içe geçmiş bir süreç.
Gelelim medyaya.
Şanlı, demokrat medyamız ne yaptı bu 20 yıllık süreçte?
İlk önceleri utangaç utangaç federasyonda olabilir dediler. Aralarında bazıları kanlı örgüt lideri Apo ile röportaj yaptılar. Bu röportajlar yayınlanmayınca anti demokratik olduk. TRT'yi dolandıran hırsızlar katillerle bir oldu. tektekçiler sayın başkan sayın apo dediler. Onun karşısında kahkahalar attılar.
Apo yakalanana kadar sesleri fazla çıkmadı. Şehit ailelerini karşılarına almak istemediler. Henüz iğrenç yüzleri pazara çıkmamıştı.
Her şey 1999 yılında aponun Türkiye'ye verilmesiyle sona erdi. Gömülen baltalar topraktan çıkarıldı. O ana kadar terör örgütü karşısında mesafeli duranlar bir anda terörist başını savunmaya başladılar. Neler söylemediler ki.
1. Apoyu yargılayan mahkemede askeri hakim olmamalıydı. Sonra Avrupa ne derdi.
2. Apoyu öldürmek onu kahraman yapardı. Ne gerek vardı öldürecek. Paşa paşa yaşasındı.
3. Apo öyle bir kafese konulacaktı ki orada yaşamak istemiyorum deyip her gün ölecekti. Asıp bir kerede öldürmektense her gün öldürmek daha iyiydi. Sonuçta kafese giren apo değil Türk devleti oldu.
4. Zaman geçsin şehit anaları acılarını unutsun o zamana kadar Türk halkı oyalanıp sonra apo serbest bırakılmalıydı.
5. Apoyu yargılayan mahkeme adil olmalıydı. Sonra Avrupa kızardı.
6. Apo örgütü artık avukatları aracılığıyla yönetemeyecekti. Adada hiçbir şeye müdahale edemeyecekti.
Bu aydınların her söylediğinin tersi çıktı. Teröristbaşı İmralı'da hem kafasını dinliyor, hem hayatı güvence altında hem örgütü eskisinden daha rahat yönetiyor. Sayın Apo istese daha iyisini bulamazdı, hayal bile edemezdi.
Şimdi AİHM'sinin yeniden yargılama kararı üzerine aydınlar bir kez daha ava çıktılar.
Tezleri şu:
Apo yeniden yargılansa ne olcakmış yeniden hapis cezası verilmeyecekmiymiş.
Apoyu yeniden yargılamak Türk adaletini yüceltirmiş.
Terör örgütü apo yeniden yargılanınca utanır silahlarını bırakırmış.
1999 yıllarında söyledikleri ne kadar doğru çıktıysa şimdi söyledikleri de o kadar doğru çıkacak.
YALAN SÖYLÜYORLAR.
BUNLAR İKİ YÜZLÜ YALANCIDIRLAR.
Bu şerefsizlerin başlattığı kampanyadan hemen sonra Şırnakta meydana gelen çarpışmalarda 3 askerimiz şehit edildi.
Bu medya hiç mi utanmadı, hiç mi vicdanı sızlamadı? Hiç mi gözyaşı dökmedi.
Bu olaylardan hiç mi ders almadı.
EY TAHA AKYOL
EY GÜNERİ CİVAOĞLU
EY HASAN CEMAL
VE DİĞERLERİ
BUNDAN SONRA DÖKÜLECEK HER DAMLA KANIN SUÇLUSU VE MÜSEBBİBİ SİZSİNİZ.
Türk halkıyla alay etmeyin arık yeter.
Yalanlarınıza arık karnımız tok.
İnsan olun susun artık.
Terör örgütüne destek vermekten vazgeçin arık yeter.
Türk halkının sabrı taşmak üzere.
Vakit geç olmadan uyanın.
Örneğin, demokratik ülkelerden ABD'de, Almanya'da, Fransa'da bir terör örgütü kurup o ülkelerde binlerce insanın katline sebep olacak bir terör örgütü kurmak imkansızdır. Kurulsa bile ülke içinde hiç kimse bu örgüte destek veremez. Ne Alman ne Amerikalı ne Fransız ne İngiliz bu terör örgütüne değil destek vermek en küçük bir imada bile bulunamaz.
Örneğin İngiltere'de IRA örgütü vardır, Türkiye'deki PKK ile kıyaslanmayacak ölçüde sınırlı ve etkisi az eylemler yapmıştır. İngiltere teröre karşı mücadele etmiş ve örgütü etkisiz hale getirmeyi başarmıştır. Ne İngiltere içindeki aydınlar, ne dünyadaki aydınlar nede Türkiye'deki aydınlar İngiltere'nin içişlerine karışmayı göze alamamışlardır.
Hiç kimse İngiltere'ye demokrat ol, terör örgütü militanlarını yargılama, aman teröristlerin gözünü bağlama şöyle yapma böyle yapma diye emir verememiştir. Buna kimsenin gücü yetmez herhalde.
İspanya'da terör örgütü ETA'nın da etkisi sınırlıdır. Buna karşın örgütün sivil uzantısı olan parti kapatılmıştır. Türkiye'deki Hadepin kapatılması gibi. Bu olaya ne AB ne ABD hiçbir ülke sesini çıkarmamıştır. Türkiye'deki aydınlarda bu olay sonucu bir bildiri yayınlamamışlardır.
Gelelim Türkiye'ye.
1984 yılında başlayan hala bittiğini söyleyemeyeceğimiz bir terör örgütü var karşımızda. Daha geçenlerde Şırnak'ta Türk ordusuyla savaşa girme cesareti, kabiliyeti ve gücü olan bir terör örgütü. Hala kökünü kazıyamadığımız bir terör örgütü. Genelkurmay yetkililerinin ifadesiyle en az 5000 militana sahip bir terör örgütü.
Unutmayın ki binlerce militanını kaybetmesine rağmen hala varlığını sürdüren bir örgüt. Binlerce silahı, cephanesi ele geçirilen bir örgüt. İnsan düşünemeden edemiyor. Bu örgüt bu kadar parayı bu kadar silahı bu kadar militanı nereden buldu diye. Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Bu kadar paraya böyle bir örgüt nasıl sahip olabilir? İnsanın aklı almıyor, alıyor da söylemeye dili varmıyor.
Ülkemizde 20 yıldan uzun süren bir savaş yaşandı. Entel deyimiyle "düşük profilli savaş". Sevsinler entel ağızlarını.
Bu savaşta ülkemiz hem maddi hem manevi olarak çok şey kaybetti. 3-5 çapulcunun meydan okuduğu koskoca Türk devleti, bu çapulcuların hakkından gelemeyen silahlı güçler (asker, polis, istihbaratçı, jandarma ve diğerleri). Her gün kalkan şehit cenazeleri, tabutların üstünde ağlayan eşler, analar, çocuklar, babalar.
Yakılan köyler, iş makineleri, araçlar hatta hayvan çiftlikleri. (PKK yapacak iş bulamayınca gidip ağılları, tavuk çiftliklerini basıp hayvanları öldürüp devrimci önderlik çizgisi izliyordu, sosyalist bir düzenin temelini atıyordu).
Yok edilen öldürülen köylülerin boşluğunda yok olan tarım, hayvancılık, yoksulluğun artışı, bozulan yapı.
Silahlanmaya zorunlu olarak ayrılan büyük paralar. Kişi başına yaratılan gelirin azalması, silahlanmaya gitmesi, tüm halkın yoksullaşması.
Ve en önemlisi verilen binlerce can,
Seller gibi akan kan.
Avrupa'da bir tek kişiyi yaşatmak için tüm ülke seferber edilirken, ölen Türk olunca kimse kılını kıpırdatmıyordu. Kimsenin umurunda olmuyordu akan kanlar, toprağa düşen masum insanlar, cenazelerde kanlı gözyaşları döken insanlar. Kimsenin umurunda değildi bunlar, yeter ki akan kan Türk kanı olsun.
Türk halkı büyük bir olgunlukla tüm acılara karşı geldi. Kan tükürdü kızılcık şerbeti içtim dedi, oğlunu askere törenle yolladı, şehitlerin acısını yüreğine gömdü. Her türlü övgüyü hak etti.
Silahlı kuvvetler ne yaptı. Kahramanca dünyanın bu en aşağılık, en ilkel, en vahşi ordusuna karşı savaştı. Kanını kahramanca döktü, günlerce aç susuz savaştı, yürüdü, nöbet tutu. İsyan etmedi. Verilen görevi canı pahasına yaptı. Sonunda bu kanlı terör örgütünü yenilgiye uğrattı.
Politikacılar ne yaptı. Bunu başka bir yazımızda ele almamız gerekiyor. Gaflet, delalet hatta hiyanetle iç içe geçmiş bir süreç.
Gelelim medyaya.
Şanlı, demokrat medyamız ne yaptı bu 20 yıllık süreçte?
İlk önceleri utangaç utangaç federasyonda olabilir dediler. Aralarında bazıları kanlı örgüt lideri Apo ile röportaj yaptılar. Bu röportajlar yayınlanmayınca anti demokratik olduk. TRT'yi dolandıran hırsızlar katillerle bir oldu. tektekçiler sayın başkan sayın apo dediler. Onun karşısında kahkahalar attılar.
Apo yakalanana kadar sesleri fazla çıkmadı. Şehit ailelerini karşılarına almak istemediler. Henüz iğrenç yüzleri pazara çıkmamıştı.
Her şey 1999 yılında aponun Türkiye'ye verilmesiyle sona erdi. Gömülen baltalar topraktan çıkarıldı. O ana kadar terör örgütü karşısında mesafeli duranlar bir anda terörist başını savunmaya başladılar. Neler söylemediler ki.
1. Apoyu yargılayan mahkemede askeri hakim olmamalıydı. Sonra Avrupa ne derdi.
2. Apoyu öldürmek onu kahraman yapardı. Ne gerek vardı öldürecek. Paşa paşa yaşasındı.
3. Apo öyle bir kafese konulacaktı ki orada yaşamak istemiyorum deyip her gün ölecekti. Asıp bir kerede öldürmektense her gün öldürmek daha iyiydi. Sonuçta kafese giren apo değil Türk devleti oldu.
4. Zaman geçsin şehit anaları acılarını unutsun o zamana kadar Türk halkı oyalanıp sonra apo serbest bırakılmalıydı.
5. Apoyu yargılayan mahkeme adil olmalıydı. Sonra Avrupa kızardı.
6. Apo örgütü artık avukatları aracılığıyla yönetemeyecekti. Adada hiçbir şeye müdahale edemeyecekti.
Bu aydınların her söylediğinin tersi çıktı. Teröristbaşı İmralı'da hem kafasını dinliyor, hem hayatı güvence altında hem örgütü eskisinden daha rahat yönetiyor. Sayın Apo istese daha iyisini bulamazdı, hayal bile edemezdi.
Şimdi AİHM'sinin yeniden yargılama kararı üzerine aydınlar bir kez daha ava çıktılar.
Tezleri şu:
Apo yeniden yargılansa ne olcakmış yeniden hapis cezası verilmeyecekmiymiş.
Apoyu yeniden yargılamak Türk adaletini yüceltirmiş.
Terör örgütü apo yeniden yargılanınca utanır silahlarını bırakırmış.
1999 yıllarında söyledikleri ne kadar doğru çıktıysa şimdi söyledikleri de o kadar doğru çıkacak.
YALAN SÖYLÜYORLAR.
BUNLAR İKİ YÜZLÜ YALANCIDIRLAR.
Bu şerefsizlerin başlattığı kampanyadan hemen sonra Şırnakta meydana gelen çarpışmalarda 3 askerimiz şehit edildi.
Bu medya hiç mi utanmadı, hiç mi vicdanı sızlamadı? Hiç mi gözyaşı dökmedi.
Bu olaylardan hiç mi ders almadı.
EY TAHA AKYOL
EY GÜNERİ CİVAOĞLU
EY HASAN CEMAL
VE DİĞERLERİ
BUNDAN SONRA DÖKÜLECEK HER DAMLA KANIN SUÇLUSU VE MÜSEBBİBİ SİZSİNİZ.
Türk halkıyla alay etmeyin arık yeter.
Yalanlarınıza arık karnımız tok.
İnsan olun susun artık.
Terör örgütüne destek vermekten vazgeçin arık yeter.
Türk halkının sabrı taşmak üzere.
Vakit geç olmadan uyanın.