Siyaset18 Nisan 2005 00:00

Genetik güvenlik

Dünyaca ünlü National Geographic dergisi bünyesinde son derece ilginç birproje başlatıldı. "Genographic Project" adı verilen proje hakkında yapılan açıklamaya göre dergiye bir miktar para gönderirseniz size bir test paketi yolluyorlarmış. Paketin içindeki ucuna pamuk sarılı çubukları ağzınızın içine sokarak yanaklarınızın iç kısmından tükürük örnekleri alıyorsunuz ve gene paketin içinden çıkan deney tüplerine koyarak geri postalıyorsunuz. Birkaç hafta sonra size verilen giriş şifresiyle projenin Internet sitesine girerek test sonuçlarınızı görebilir ve genlerinizde hangi ırkın veya ırkların izinin olduğunu anlayabilirmişsiniz.cialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnecleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Bu projeyi yapanlarda
edindikleri veriler sayesinde geçmişte yapılan göçleri ve insan ırklarının
dağılımını anlayabileceklermiş. Projenin tanıtımı ve test paketlerinin
satışını National Geographic dergisi, toplanan verilerin analizi için
gereken süper bilgisayarları IBM firması ve parasal desteği de Waitt
Ailesi Vakfı karşılayacakmış. Projenin bilimsel yönetimi de dünyaca ünlü
genetik uzmanları Dr.Spencer Welles ve Dr. Luca Cavalli Sforza. Buraya
kadar oldukça masum ve ilginç bir çalışma olarak görünen bu projenin biraz
daha arka planına bakarsak çok ilginç sonuçlar elde ediyoruz.
Projenin sponsoru olan Waitt ailesi vakfı genç yaşta kurduğu bilgisayar
şirketlerinden zengin olan Theodore Waitte ait. Fakat bu projenin
arkasındaki esas kişi Theodore Waittin hem şirketlerini idare eden hem de
vakfın başkanlığını yapan John Heubush. Theodore Waittin tüm işlerini
perde arkasından yöneten John Heubush 1980-81 arasında Pentagonda Hava Kuvvetleri istihbaratında görev yapmış. 1988 senesine kadar da senato
bütçe komitesinde memur olarak görünüyor ama esas işinin bu olmadığı
belli. 1989-91 arası Cumhuriyetçilerin önde gelenlerinden Bob Dole'un
karısı Elizabethin özel asistanlığını yapıyor ve 1995-1996 arasında da
Cumhuriyetçi Partinin seçim işlerinde görev alıyor. Bu kadar derin
ilişkileri olan bu adamın aniden Bilgisayar sektöründen bir firmanın
ikinci adamı olması oldukça ilginç. Özellikle de bu Genographic projesine
maddi kaynak sağlayan vakfın başkanı olması ve şu anda da projenin
yönetiminde bizzat yer alması daha da ilginç.
Peki tüm bunlarda ne var diyebilirsiniz. Öncelikle şu bilgiyi vereyim
National Geographic dergisinin pazarladığı ve Türkiye'nin de kapsamında olduğu bu projenin Çin de uygulanması yasa dışıdır.
Çünkü Çin devletinin
yasalarına göre genetik araştırmalarda kullanılabilecek örneklerin ülkeden
dışarıya çıkartılması kesinlikle yasaktır ve ağır suçtur. Şimdi dünyanın
süper güçlerinden biri olmaya doğru giden Çinin yöneticileri de bizim gibi
komplo teoricisi mi yoksa bildikleri bir şeyler mi var. Tabi ki bildikleri
bir şeyler var. İlk olarak şunun üzerinde durmak gerekir bugün genetik
biliminin geldiği seviye sayesinde biyolojik ve kimyasal silahlar sadece
tek bir ırkı etkileyebilecek duruma getirilmiştir. İkinci olarak
Amerikanın yeni dünya düzeninde yeniden şekillendirmek istediği ülkelerin bir çoğunda etnik sorunlar vardır ve bu ülkelerin bölünmesinin yollarından biride o ülke nüfuslarının tam bir etnik haritasının çıkarılarak bu haritalara göre parçalayıcı operasyonların yapılmasıdır.

Çin devletinin yaptığı yasal düzenlemelerin bir benzerinin mutlaka Türkiye'de de gündeme getirilmesi acilen gereklidir çünkü Türkiye bu konularda tam bir yol geçen hanına dönmüştür. Gerekli belgeleri veren her tür oluşum Türkiye'den doku örnekleri,kan örnekleri toplayabildiği gibi Türkiye'de toplanan genetik materyallerin ülke dışına çıkartılmasını engelleyen bir yasa da bulunmamaktadır. Genetik bilimiyle ilgili akademik çevrelerimiz de üzerlerine düşeni yapmadıkları için milletimiz bu konu hakkında bilgisizdir.

Bu sebeple geçmişte MHP'li bir sağlık bakanımız ülke içinde
toplanan kanların yurt dışına çıkartılmasını engellemek istediğinde
güdümlü medya onunla alay edebilmişti. Genetik bilgilerin önemi konusunda bilgisiz olan insanlarımızda bu alay ve karalama kampanyalarına bir ölçüde seyirci kalmıştı. Günümüzde vatan savunması kavramı sadece sınırda süngü takmış bekleyen askerlerden ibaret değildir. Teknolojinin ve kültürün her
alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek yeni tehdit
değerlendirmelerine göre tavır alabilen bir vatansever profili
oluşturmamız lazımdır. Aksi takdirde slogan ve gösterilerin pek bir
faydası olmayacaktır. Şunu hiçbir zaman unutmayalım her an değişen dünya
şartlarına ayak uyduramayan milletler önce köle olurlar sonra da yok olup
giderler. İnanmayanlar en yakındaki müzelere gidip değişime ayak
uyduramadıkları için yok olmuş milletlerin kalıntılarına bakabilirler.

S.Kuru