Ergenekon İddianamesi Beyinlerimize Bir Saldırıdır-Mahiye Morgül
Bence, bu bozuk pazıl aylarca sürdürülerek en zihni açık insanların bile bundan zarar görmesi, bu iddianamenin arkasındaki güçlerin istediğidir. Hedefleri, ne olup bittiğini anlamakta zorlanan bir toplum yaratmak, algılama seviyesini 6'nın altına çekmektir. ( 6, maymunların zekâ düzeyidir.) Böyle bir kitlesel zihin çökertme silahı ilk kez Türkiye'de bir tarihi hesaplaşmada kullanılmaktadır. Bu silahı ters teptirmek üzere;Bu iddianameye cevap vermeyi reddetmek ve gerekçesini kamuoyuna açıklamak. cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnecleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena
İddianame hakkında bir eğitimci yazar gözüyle yorum ve önerim;
Bu iddianame ile toplumsal-tarihsel belleğimizde kaos yaratılmaktadır.
İddianamenin bizzat kendisi bir tür zihinsel kaos yaratma silahıdır. Sadece tutuklananlar değil, toplum olarak hepimiz aynı zihinsel saldırı altındayız.
İnsan beyni olaylar arasında mantıklı matematiksel denklemler kurarak, eşleştirme yaparak zihinsel faaliyet yapar. Bu iddianamede ise, bütünsel olan hiç bir şey yok, paragraflar arasında bile bağlantı yoktur, parçalar orda burda uçuşuyor! Yani bütün iddialar beyni dağıtmak üzere kurgulanmış!
Sürekli asimetrik durumlarla insan beyni aptala döner, burada bunun amaçlandığını açıkça görüyorum.
Dikkat ediniz, sayfanın başı ile sonu arasında bağ yoktur, bölümler arasında bağ yoktur, ne ile suçlandığınızın bile mantıklı bir tarifi yoktur, iddia edilenler arasında bağ yoktur, dosyanın başı ile sonu arasında bağ yoktur! Bu kadar bağlantısızlık beyinde kaos yaratır, AKIL denilen zihinsel faaliyet bağcıklarını kırar!
Yeni ders kitaplarında teşhis ettiğim de budur. Rica etsem, İlköğretim 1.Sınıf Türkçe Ders Kitabını elinize alıp bu açıdan bakar mısınız?
İddianamedeki tutarsızlıklara düzgün bir mantıkla cevap vermek mümkün değildir. Parçaları asla diğerleriyle yan yana gelemeyecek bir pazıl konulmuştur önümüze ve acaba düzeltmeyi başarır mıyım diye oynadıkça zihinde yaptığı tahribat derinleşecektir.
Bence, bu bozuk pazıl aylarca sürdürülerek en zihni açık insanların bile bundan zarar görmesi, bu iddianamenin arkasındaki güçlerin istediğidir.
Hedefleri, ne olup bittiğini anlamakta zorlanan bir toplum yaratmak, algılama seviyesini altının altına çekmektir. ( Altı, maymunların zekâ düzeyidir.)
Önerim şudur:
Böyle bir kitlesel zihin çökertme silahı ilk kez Türkiye'de bir tarihi hesaplaşmada kullanılmaktadır. Bu silahı ters teptirmek üzere;
Bu iddianameye cevap vermeyi reddetmek ve gerekçesini kamuoyuna açıklamak.
Çünkü:
Zihinsel saldırı silahını tesirsiz hale getirmenin tek yolu, düşmana bu silahı fark ettiğini yüksek sesle söylemektir. Ancak o zaman beynimiz bunu önümüze konulmuş zehirli yiyecek olarak görür ve kendini korumaya alır.
Yani pazılın bozuk olduğunu bilirsen, üzerinde hiç kafa yormazsın ve böylece beynini de tehlikeden korumuş olursun. Bununla mevzi kazanan beyin(insan), özgüveni yüksek bir şekilde, açık zihinle asıl yapmak istediği zihinsel faaliyetleri yapabilir.
Özetle:
Bu iddianame aracılığıyla, toplumsal-tarihsel belleğimizi dağıtma ve zihin çökertme tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktayız. Bu gerekçeyle iddianameyi reddetme ve üzerinde konuşmama yolunu öneriyorum.
Bir şey daha yapılabilir; İddianameyi “Yanlışları bul” oyununa çevirmek, birbiriyle zıt olan, tarihleri örtüşmeyen, yazımsal kuralsızlıklar gibi cümle bozuklukları gibi denge bozukluklarını bulmak. İşte o zaman bu bir zeka geliştirici oyuna dönüşür, zihnimize saldıran tarafı bozguna uğratır!
“İddianamedeki Yanlışları Bul” oyununda en fazla yanlış bulan ve bize gönderenleri gazetede yayınlayarak ödüllendirmek de hoş olur.