Siyaset14 Ağustos 2008 00:00
İnsan Olmak-Tuğrul Keskingören
Siz siz olun insan olun, Faust olmayın, kibir, bencillik ve nefret olmasıniçinizde, dürüst olun, en zor şartlar altinda dahi doğruyu savunun, ruhunuzuseytana degil, insanliginiza adayin, dostlarinizin arkasından konuşmayın,düşmanlarınızı affedin, çünkü onlar kısa olan bu dünya zevkleri içinruhlarını şeytana hediye etmişlerdir, onlara acıyın, size kötülük yapsalarbile gülün geçin. İçinizde Mevlana hoşgörüsü olsun. cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Insan olmak nedir, hiç düşündünüz mü? Her ne kadar insan olmak uzerine belki
binlerce kitap yazmış, binlerce sayfa okumuş ve değişik görüşleri dinlemiş
olabilirsiniz. Fakat bu tanımları ve bildiklerinizi hatirlamaya
çalıştığınızda, acaba çevrenizde kaç tane Faust vardır, ben merak ettiğimden
Faust'ları saymaya başladım. Çünkü insan, Faust değildir, Faust ruhunu
şeytana materyal dünya icin satan, kibir, nefret ve bencilliği bir arada
tutan, dürüst ve samimi olmayan, dostluklari çıkarlar üzerine kurulu
bulunan, gerektiğinde insan hayatını hiçe sayan, bazen yanıbaşınızda, bazen
en uzağınızdakidir. Bir düşünün bakalim bu hayatta kaç yıl yaşıyorsunuz, en
güzel günleriniz, kimler ile ve ne zaman geçmis? Hic düşündünüz mü en guzel
günlerinizi dostlarınızla mı yoksa Faustlar'la mı geçirdiniz? Siz buna
bir özelestiri de diyebilirsiniz, fakat insan Faustları hemen tanımayamaz,
çünkü Faustlar kendilerini saklarlar, saklandıkları duvar, çıkarlar,
menfaatler ve karanliklar duvarıdır, siz onlara şeytanın güldüğü gibi değil,
acıyarak gülün. Onlara insanlıklarını hatırlatın. Eminim kazanan siz
olacaksınız. Çünkü sizin insanlığınızdan başka kaybedeceğiniz daha yüce bir
değeriniz olamaz.
Faustlar, Güney Afrika'da Mandela'yı Robin adasina hapis ettiklerinde O
bilge bir yaklasim ile onlara Capetown'a uzanan adadan guluyordu, hapis
edilen Mandela degil, Irkci Apartheid yonetimi olmustu, ayni Hitler'in
Musevilere uyguladigi soykirim gibi, yok edilenler Musevi bedenleri degil,
fakat butun bir Alman ulusunun gelecegiydi. Ve onlar bu agir yuk ile sonsuza
kadar yasayacaklardi. 12 Eylul askeri darbesi oldugunda Kenan Evren o magrur
ve kibirli hali ile yonetime el koyduklarini, soyluyor, ve akabinde binlerce
kisi, Turku, Kurdu, Arabi ve Alevisi cezaevine giderken, onlarca insan ise
asiliyordu. Ilkokulu yeni bitirdigimde Kenan Evren'in bu korkunc 12 Eylul
rejimi ile yuz yuze geldim. Beni en fazla etkileyen ise Erdal Eren ile
Mustafa Pehlivanoglu'nun asilmalari olmustu. Bugunlerde Turkiye'nin
Birlesmis Milletler Temsilcisi olan Baki Ilkin ile Muslumanlari Almanya'daki
Nazi avi gibi fisleme donemi olan 28 Subat'in arkasindaki en onemli isim
oldugu iddia edilen Cevik Bir, Turkiye'de binlerce kisiyi magdur eden 12
Eylul rejiminde Kenan Evren'in ozel kalem muduru ve yaveriyidiler. Yaver ve
ozel kalem muduru 12 Eylul karanlik rejiminde idam edilen insanlarin
dosyalarini konseye tasimislardi, nasil bir duyguydu bu acaba, idam edilecek
gencecik insanlarin idamina yardimci olmak, herhalde cok kotu olsa gerek, bu
duygu ile ile omur boyu yasamak istemezdim. 16 yasindaki Erdal Eren bir
gecede yasi buyutulerek asilmisti. Benim su an yasadigim ulkeden sevinc
cigliklari yukselmis, Ufuk Guldemir'in soylemi ile bizim cocuklar basarili
olmuslardi. Kimdi bu bizim cocuklar, sadece Kenan Evren ve konsey
uyelerinden mi ibaretti, zannetmiyorum. Insan olmak cok onemli, durust
namuslu, Hz. Peygamber gibi bildigin dogrulari sonsuza kadar savunmak,
liyakat nisanlarinin arkasina siginmamak, Irak'ta olen 650 binden fazla
insana kendi ailenden birisi vefat etmis gibi uzulmek, ve Necip Fazil'in
Karacaahmet siirini onlara armagan etmek olsa gerek. Sadece onlara mi,
ulkemizde yasi buyutulerek asilan Erdal Eren'e de armagan olsun. Cunku bence
onlar insandi.
Siz siz olun insan olun, Faust olmayın, kibir, bencillik ve nefret olmasın
içinizde, dürüst olun, en zor şartlar altinda dahi doğruyu savunun, ruhunuzu
seytana degil, insanliginiza adayin, dostlarinizin arkasından konuşmayın,
düşmanlarınızı affedin, çünkü onlar kısa olan bu dünya zevkleri için
ruhlarını şeytana hediye etmişlerdir, onlara acıyın, size kötülük yapsalar
bile gülün geçin. İçinizde Mevlana hoşgörüsü olsun. Eger birisini
kirdiysaniz, ozur dileyin, bu kisa hayatta dusmaninizi bile kirmayin, cunku
onlar kucuk zevkler ugruna dunyalarini hediye etmislerdir, aldiklari hediye
sizin hosgorunuzun yaninda bir hictir.
Benim Faustlarima armaginim ise buyuk sair Nazim Hikmet'in dizelerinde sakli
olsa gerek, onlara sahsima yaptiklari icin tesekkur ediyorum ve aciyip
guluyorum, cunku durust ve samimi olduklarina inanamiyorum. Utah'tan New
York'a, New York'tan Washington'a, Washington'dan Istanbul ve Ankara'ya
uzanan Faustlar zincirinde asagidaki Nazim Hikmet'in siirini Faustlarima
adarken, bu siiri daha iyi anlayarak okumalarini tavsiye ediyorum. Insan
olmak her seyden daha yucedir, telas icinde olmayin.
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
binlerce kitap yazmış, binlerce sayfa okumuş ve değişik görüşleri dinlemiş
olabilirsiniz. Fakat bu tanımları ve bildiklerinizi hatirlamaya
çalıştığınızda, acaba çevrenizde kaç tane Faust vardır, ben merak ettiğimden
Faust'ları saymaya başladım. Çünkü insan, Faust değildir, Faust ruhunu
şeytana materyal dünya icin satan, kibir, nefret ve bencilliği bir arada
tutan, dürüst ve samimi olmayan, dostluklari çıkarlar üzerine kurulu
bulunan, gerektiğinde insan hayatını hiçe sayan, bazen yanıbaşınızda, bazen
en uzağınızdakidir. Bir düşünün bakalim bu hayatta kaç yıl yaşıyorsunuz, en
güzel günleriniz, kimler ile ve ne zaman geçmis? Hic düşündünüz mü en guzel
günlerinizi dostlarınızla mı yoksa Faustlar'la mı geçirdiniz? Siz buna
bir özelestiri de diyebilirsiniz, fakat insan Faustları hemen tanımayamaz,
çünkü Faustlar kendilerini saklarlar, saklandıkları duvar, çıkarlar,
menfaatler ve karanliklar duvarıdır, siz onlara şeytanın güldüğü gibi değil,
acıyarak gülün. Onlara insanlıklarını hatırlatın. Eminim kazanan siz
olacaksınız. Çünkü sizin insanlığınızdan başka kaybedeceğiniz daha yüce bir
değeriniz olamaz.
Faustlar, Güney Afrika'da Mandela'yı Robin adasina hapis ettiklerinde O
bilge bir yaklasim ile onlara Capetown'a uzanan adadan guluyordu, hapis
edilen Mandela degil, Irkci Apartheid yonetimi olmustu, ayni Hitler'in
Musevilere uyguladigi soykirim gibi, yok edilenler Musevi bedenleri degil,
fakat butun bir Alman ulusunun gelecegiydi. Ve onlar bu agir yuk ile sonsuza
kadar yasayacaklardi. 12 Eylul askeri darbesi oldugunda Kenan Evren o magrur
ve kibirli hali ile yonetime el koyduklarini, soyluyor, ve akabinde binlerce
kisi, Turku, Kurdu, Arabi ve Alevisi cezaevine giderken, onlarca insan ise
asiliyordu. Ilkokulu yeni bitirdigimde Kenan Evren'in bu korkunc 12 Eylul
rejimi ile yuz yuze geldim. Beni en fazla etkileyen ise Erdal Eren ile
Mustafa Pehlivanoglu'nun asilmalari olmustu. Bugunlerde Turkiye'nin
Birlesmis Milletler Temsilcisi olan Baki Ilkin ile Muslumanlari Almanya'daki
Nazi avi gibi fisleme donemi olan 28 Subat'in arkasindaki en onemli isim
oldugu iddia edilen Cevik Bir, Turkiye'de binlerce kisiyi magdur eden 12
Eylul rejiminde Kenan Evren'in ozel kalem muduru ve yaveriyidiler. Yaver ve
ozel kalem muduru 12 Eylul karanlik rejiminde idam edilen insanlarin
dosyalarini konseye tasimislardi, nasil bir duyguydu bu acaba, idam edilecek
gencecik insanlarin idamina yardimci olmak, herhalde cok kotu olsa gerek, bu
duygu ile ile omur boyu yasamak istemezdim. 16 yasindaki Erdal Eren bir
gecede yasi buyutulerek asilmisti. Benim su an yasadigim ulkeden sevinc
cigliklari yukselmis, Ufuk Guldemir'in soylemi ile bizim cocuklar basarili
olmuslardi. Kimdi bu bizim cocuklar, sadece Kenan Evren ve konsey
uyelerinden mi ibaretti, zannetmiyorum. Insan olmak cok onemli, durust
namuslu, Hz. Peygamber gibi bildigin dogrulari sonsuza kadar savunmak,
liyakat nisanlarinin arkasina siginmamak, Irak'ta olen 650 binden fazla
insana kendi ailenden birisi vefat etmis gibi uzulmek, ve Necip Fazil'in
Karacaahmet siirini onlara armagan etmek olsa gerek. Sadece onlara mi,
ulkemizde yasi buyutulerek asilan Erdal Eren'e de armagan olsun. Cunku bence
onlar insandi.
Siz siz olun insan olun, Faust olmayın, kibir, bencillik ve nefret olmasın
içinizde, dürüst olun, en zor şartlar altinda dahi doğruyu savunun, ruhunuzu
seytana degil, insanliginiza adayin, dostlarinizin arkasından konuşmayın,
düşmanlarınızı affedin, çünkü onlar kısa olan bu dünya zevkleri için
ruhlarını şeytana hediye etmişlerdir, onlara acıyın, size kötülük yapsalar
bile gülün geçin. İçinizde Mevlana hoşgörüsü olsun. Eger birisini
kirdiysaniz, ozur dileyin, bu kisa hayatta dusmaninizi bile kirmayin, cunku
onlar kucuk zevkler ugruna dunyalarini hediye etmislerdir, aldiklari hediye
sizin hosgorunuzun yaninda bir hictir.
Benim Faustlarima armaginim ise buyuk sair Nazim Hikmet'in dizelerinde sakli
olsa gerek, onlara sahsima yaptiklari icin tesekkur ediyorum ve aciyip
guluyorum, cunku durust ve samimi olduklarina inanamiyorum. Utah'tan New
York'a, New York'tan Washington'a, Washington'dan Istanbul ve Ankara'ya
uzanan Faustlar zincirinde asagidaki Nazim Hikmet'in siirini Faustlarima
adarken, bu siiri daha iyi anlayarak okumalarini tavsiye ediyorum. Insan
olmak her seyden daha yucedir, telas icinde olmayin.
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!