Siyaset3 Ağustos 2008 00:00

"16 Mart Bağlantısı" İftirasına Ali İhsan Gürcihan'dan Cevap Var: Basının Diğer Yüzü!

Haberde adı geçen Tümgeneral Ali İhsan GÜRCİHAN benim ve 2005 yılında emekli oldum. Konuda adım geçtiğine ve gönderdiğim söylenen  yazıda bir şeyleri gizlediğimiz  iddia edildiğine göre ;            Bu belgenin aslını açıklamanızı,            Belgenin nereden temin edildiği ve gerçek olup olmadığını,            Vermemiz gereken hangi bilgiyi sakladığımızı,           Ergenekon ile nasıl bir bağlantı kurduğunuzu açıklamanızı istiyorum.  Ayrıca, soruşturmayı yürüten  Cumhuriyet Savcılığı ve ilgili mahkemeye de açıkça suç duyurusunda bulunuyorum.kamagra kamagra 100mg kamagra gel

Bir kısım Basın’ın, birçok haberde kamuoyunu yanlış ya da eksik bilgilendirdiği yaygın ve ortak bir sorun olarak hepimizce bilinmektedir.

 

 Bu gerçeği, son dönemde AKP’nin kapatma davası ve özellikle ERGENEKON davası ile ilgili çok acı bir şekilde fazlası ile yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz.

 

Bu yanlış bilgilendirmenin bir kısmını, genç ve heyecanlı gazetecilerin kendilerini mesleklerinde ispat yolunda çaba harcarken yaptıkları  masum hatalar olarak kabullenmek elbette mümkündür.

 

Bu hataların amirleri konumunda olanlar tarafından asgariye indirilmesi gerekirken, şahsımla ilgili konularda yaptığım telefon görüşmelerinden anladığıma göre üzücüdür ki, karşıma çıkan yetkililerin tam tersine bir anlayış içerisinde, haberi muhabirlerinin yaptığı, kendilerinin konuya vakıf olmadığı, muhabire bilgi vererek bizi aratacakları gibi aciz ve sorumsuz söylemleri ile karşılaştım.

 

Araştırılıp cevap verileceği belirtilmesine  rağmen ne yazık ki, bugüne kadar hiç bir haber müdürü ya da   muhabir  arama nezaketinde dahi  bulunmamıştır.

 

Yanlış, eksik ya da abartılı haber konusunda meslek hatası diye kabul edebileceğimiz bu iyimser görüşümün yanı sıra esas olarak şu da bir gerçektir ki ülkemiz bugün ;basının bir kısmının da içerisinde önemli bir rol üstlendiği  tarihinde  görülmemiş bir PSİKOLOJİK SAVAŞ ile karşı karşıyadır.

 

Gerçek bir çeteye mensup GİZLİ ELLER  tarafından yürütülen  bu örtülü savaşta, hedefe ulaşmak için kullanılan  öncelikli ve en önemli ARAÇ ne yazık ki her zaman olduğu gibi yine basındır. Unutmamak gerekir ki,BASIN’ın bizzat kendisi de bu savaşın esas HEDEF’lerinden  biri durumundadır.

 

Üzücüdür ki basınımızın bir kısmı; yerine göre çıkara dayalı ilişkilerle doğrudan kullanılan  bir araç,yerine göre de duyarsız ve sorumsuz yaklaşımlardan istifade edilerek dolaylı  yöntemlerle devreye sokulan bir araç durumuna sokulmuştur.

 

Bu gizli ellerin aynı zamanda bizzat  hedefi durumunda olan basın ne yazık ki büyük kısmı ile ,ticari ve siyasi çıkar odaklarının bizzat tarafı ve mücadelenin de saldırı vasıtaları  haline getirilmiş,diğer bir kısmı  ise birçok  durumda  kolaylıkla  yönlendirilebilecek şekilde zayıf ve bağımlı duruma sokulmuştur.

 

Beşinci güç denilen böyle bir basın vasıtası ile  yaratılan kamuoyu  ortamında,işin içerisine basiretsiz, beceriksiz,sadakatsiz ve iradeden yoksun yetkililerin de katkısı eklenince ,bu güzel ve huzurlu ülkede  ortalık toz duman bulutu altında bırakılmış, at ve it izi de birbirine karıştırılmıştır.

 

Bu genel tablonun doğal bir sonucu olarak ,basının asılsız ve bazen de kasıtlı haberleri ve zorlama değerlendirmeleri nedeni ile özellikle son dönemde ben de haksızlığa uğradığını  iddia edenlerden biriyim.

 

Hakkımda çıkan asılsız haberler nedeni ile yaptığım düzeltme ya da tekzip taleplerinin yerine getirilmeyişi ya da en azından ilgi gösterilmeyişi basın etiği açısından üzücü  olduğu kadar, hukuki caydırıcılık adına da  endişe vericidir.

 

Çünkü, sıradan bir vatandaşın gücünün böyle bir hukuki süreci ne  başlatmaya ne de sonuçlandırmaya yetmeyeceğini bu gazeteciler çok iyi bilmektedir.

 

Onun için iddia ediyorum ki;basın mağdur ettiği sıradan  bir vatandaş için hukuki yaptırım ihtimalini hesaba dahi katmamaktadır.Hukuki caydırıcılık açısından ortada olan bu zafiyet, basının, kişisel haklar konusunda gelişigüzel ve sorumsuz davranmasına zemin hazırlamaktadır.

 

Saygıdeğer okuyucularım;

 

Son olarak 2 AĞUSTOS 2008 tarihli  VATAN Gazetesi, SABAH Gazetesi ve NTV Haber’de; fiilen görevli olduğum dönemle ilgili çıkan bir haber konusunda da yukarıda belirttiğim benzeri durumla karşılaştım. Hakkımda yapılan yanlış bir haber ve zorlama bir yakıştırma için sizleri doğrudan aydınlatma ve bir gerçeği paylaşma ihtiyacını duydum. Bu düşünce ile basın organlarına gönderdiğim tekzip metnini yazıma EK OLARAK aynen aşağıda yayınlıyorum.

 

Bir kısmınızın basında okuduğunu tahmin ettiğim  bu haber ve benim hazırladığım tekzip konusunda takdir sizlerindir.           

                                                                                 

 

         İLGİLİ  BASIN  ORGANLARINA GÖNDERDİĞİM  TEKZİP  METNİ 

Gazetenizin 2 AĞUSTOS 2008 tarihli sayısında ve internet sitenizde ;

16 MART  katliamında Ergenekon bağlantısı” başlıklı bir haber yayınlanmıştır.

Haberde verilen bilgiye göre ,”Tümgeneral Ali İhsan GÜRCİHAN’ın görev yaptığı dönemde Genelkurmay Başkanlığı adına mahkemeye resmi bir cevap verdiği” belirtilmektedir.

Haberin bir  diğer kısmında ise, “Mart katliamına ilişkin dava, Devlet kurumlarının mahkemeye istenen bilgi ve belgeleri göndermemesi nedeni ile tıkanmıştı” denilmektedir. 

İstenen bilginin elde mevcut iken verilmediği şeklinde bir hükümle kaleme alınan bu haber ve atılan başlık düşünüldüğünde, verilen bu haber bir gerçeği ortaya çıkarmaktan ziyade, özellikle ortalığı karıştırmak ve bulandırmak gibi bir  maksatla hazırlandığı izlenimini vermektedir. 

Haberde adı geçen Tümgeneral Ali İhsan GÜRCİHAN benim ve 2005 yılında emekli oldum.

Konuda adım geçtiğine ve gönderdiğim söylenen  yazıda bir şeyleri gizlediğimiz  iddia edildiğine göre ;

           Bu belgenin aslını açıklamanızı,

           Belgenin nereden temin edildiği ve gerçek olup olmadığını,

           Vermemiz gereken hangi bilgiyi sakladığımızı,

          Ergenekon ile nasıl bir bağlantı kurduğunuzu açıklamanızı istiyorum. 

Ayrıca, soruşturmayı yürüten  Cumhuriyet Savcılığı ve ilgili mahkemeye de açıkça suç duyurusunda bulunuyorum.

Yaptığım görev sırasında gönderdiğim iddia edilen ve şu an için hatırlamam mümkün olmayan belgenin basın tarafından kullanılması ve kendilerine göre yaptıkları bir yorumla, kamuoyu önünde suçlayıcı ve hüküm veren ifadelere yer verilmesi, kamuoyunda yaptığım görevi istismar ettiğim izlenimini uyandırmaktadır. 

Bu yazıda geçen, hakkımda hüküm içeren  ifadelerle şahsıma karşı haksızlık yapıldığını ve hedef gösterildiğimi düşünüyorum.

Bu ülkede  insanlarımızın hak ve hukuku ile gerçekleri  öğrenmeleri konusunda  sorumluluk ve duyarlılığımın ,sizler gibi maksatlı ve sorumsuz bir şekilde haber yapan ve halkın gerçeği öğrenme hakkını  istismar  eden  birçok gazeteciden daha yüksek olduğuna  inanıyorum. 

Hukuki haklarım saklı kalmak üzere,gönderdiğim bu yazının gazetenizde yayımlanmasını saygılarımla rica ediyorum.                               

Ali İhsan Gürcihan, 2 Ağustos 2008