Siyaset30 Mayıs 2008 00:00

Erhan Göksel'den Başbakan'a Suç Duyurusu

Her devlet adamı, devletin sahibinin kendi olmadığını ve kendi kişisel hakkının "dar" veya "yok" olduğunu bilir; bilmeyenler de, ne yazık ki, devlet adamı "kisvesinden" başka bir şeye sahip olmayanlardır. Benim ciddi iddialarımla ilgili derin bir idari ve adli inceleme başlatacağına ve bunu kamuoyuna duyuracağına, Sayın Başbakan adeta, benim iddialarımı kanıtlarcasına bana karşı; "kişilik haklarına saldırdığım gerekçesi"yle tazminat davası açarak, belki de suç üstü yakalanmıştır. Bazı Bakanlarının, Başbakan'la ilgili olarak benim ileri sürdüğüm iddialarla ilgilenmezken, CHP Genel Sekreteri'yle ilgili bir dinlenme konusuna yoğunlaşarak, "inceleme başlatma isteği" duyurusunda bulunmaları da, Başbakan'ı, yakalandığı suç üstü batağına iyice çekmektedir. Başbakan için, Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiğim suç duyurusunun özeti şu:

Erhan Göksel'den Erdoğan'a Suç Duyurusu

Erhan Göksel - Verso

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  30.05.2008
   

Değerli Basın Çalışanları:

Medya patronlarının ve yüksek yöneticilerinin bu kadar tarafgir ve "kör" olduğu, gerçekleri kamuoyundan gizlemek için yarıştığı bir ortamda, siz basın emekçilerine, bu toplantıya geldiğiniz için müteşekkirim.

Siz de biliyorsunuz ki, bu toplantının ne görüntülerinin, ne de haberinin KARTEL ve AKP MEDYASI'nda yer alması olanaksızdır. Ancak, tarihe not düşmek; tarihin kayıtlarında yer alması için bu toplantıyı düzenlemiş bulunuyorum ve emeklerinizin boşa gideceğini bile bile, namuslu basın-yayın emekçilerine ve Türkiye'nin adaletli geleceğinden yana olan tüm ulusal ve yerel medya gruplarına aracılığınızla sesleniyorum.

Kamuoyumuz biliyor ki, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün dinlenmesi olayıyla ilgili gerekli inceleme soruşturmaları başlatmadığı gerekçesiyle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında "görevi kötüye kullanmak ve ihmal"den dün (29 Mayıs 2008) Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundum.

Başbakanlar veya yüksek devlet yöneticileri, kendileriyle ilgili eleştiri ve ikâzların tamamını, kimden gelirse gelsin, ciddiye almak zorundadırlar. Kendilerine yönelik eleştiri ve ikâzlar ne kadar sert ve kırıcı olursa olsun, devleti yönetmeye talip olanlar, kendi kişilik haklarının sınırını daraltmak, hâttâ yok etmek zorundadırlar.

Çünkü onlara yöneltilen eleştiri ve ikazlar, onların kişiliklerine değil, devleti yönetme tarzlarına ve siyasal yanlışlarına karşı yapılmaktadır.
Bu devlet onların değil; hepimizindir. Devleti onlar yönetir, biz savunuruz. Zamanı gelince de biz yönetiriz, onlar savunur; savunacak onurları kalmışsa tabii...

Her devlet adamı, devletin sahibinin kendi olmadığını ve kendi kişisel hakkının "dar" veya "yok" olduğunu bilir;
bilmeyenler de, ne yazık ki, devlet adamı "kisvesinden" başka bir şeye sahip olmayanlardır.

Benim ciddi iddialarımla ilgili derin bir idari ve adli inceleme başlatacağına ve bunu kamuoyuna duyuracağına, Sayın Başbakan adeta, benim iddialarımı kanıtlarcasına bana karşı; "kişilik haklarına saldırdığım gerekçesi"yle tazminat davası açarak, belki de suç üstü yakalanmıştır.

Bazı Bakanlarının, Başbakan'la ilgili olarak benim ileri sürdüğüm iddialarla ilgilenmezken, CHP Genel Sekreteri'yle ilgili bir dinlenme konusuna yoğunlaşarak, "inceleme başlatma isteği" duyurusunda bulunmaları da, Başbakan'ı, yakalandığı suç üstü batağına iyice çekmektedir.

Başbakan için, Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiğim suç duyurusunun özeti şu:

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Sayın Osman Paksüt'ün dinlenmesiyle ilgili olayın, Başbakan'ın emriyle Emniyet güçlerince yasal dayanağa sahip olmadan yapılmış olabileceği, ayrıca dinlemenin asıl Sayın Osman Paksüt değil, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in bir Belediye şirketinde başkan olarak istihdam ettiği eşi Sayın Ferda Paksüt'e yönelik olduğu şüpheleri ve iddiaları neticesinde, aldığım bazı duyumları 25 Mayıs 2008 tarihinde FLASH TV'deki GERÇEK GELECEK televizyon programında kamuoyuna mal etmiş bulunmaktayım.

Bu konuda, yasal dayanağı bulunmayan bu dinlenme emrinin Başbakan tarafından verildiği iddialarını da aynı konuşmada ifade etmiş bulunuyorum.

Kendisini de içeren bu açıklamalarımın ardından, disiplin amirlerini harekete geçirerek, gerekli idarî inceleme ve soruşturmayı başlatmakla yükümlü olduğu hâlde, Başbakan'ın, "kişisel haklarına saldırıldığı" gerekçesiyle dava açma yoluna gitmesi, devlet adamı olamamış herkes için doğal karşıladığım bir zaafiyettir.

Böylesi vahim zaafiyet durumlarını çok karşılaştım. Kesindir ki, Başbakan, artık, "görevini kötüye kullanma ve ihmal suçlarını" işlediğine dair karine ve kanıt teşkil edecek işlem ve eylemlerde bulunmaktadır. Bana açtığı dava, bunun açık kanıtıdır.

Son olarak şunu ilave edeyim ki; "dinleme iddiaları"yla ilgili olarak şüpheliler hakkında idari inceleme ve soruşturma başlatmayarak, bu kadar önemli siyasi bir olayda, vahim bir hukuk dışılık sergileyen Başbakan ve AKP Hükümeti, bu iddiaların somuta dönüştüğü noktada, sanırım, AKP'nin kapatma davasında, bir "EK İDDİANAME" yazılmasının da önünü açacaktır.

Ayrıca ve çok önemlice, Sayın Başbakan, "dinleme emrini kendisinin verdiği" iddiamı, aradan beş (5) gün geçmesine ve bana konu ile ilgili kişisel dava açmasına karşın kamuoyu önünde henüz YALANLAMAMIŞTIR !

Sizlerin aracılığı ile kamuoyuna saygıyla duyururum.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2008