657 Sayılı Devlet Memurları Yasası uyarınca; Valilik, Büyükelçilik, Müsteşarlık, Müsteşar Yardımcılığı, Genel Müdürlük görevlerine ve Bakanlar Kurulu kararı ile yapılacak üst düzey atamalarda, Milli Güvenlik Akademisi öğrenimi görenlere öncelik verilir.
Harp Akademileri Komutanlığı’na bağlı Milli Güvenlik Akademisi’nde; Silahlı Kuvvetler mensuplarının yanısıra, üst düzey kamu görevlilerine ve özel sektör çalışanlarına akademik seviyede eğitim, öğretim sağlanır.
Sivil ve askeri katılımcılar, Akademi’de; Türkiye ve diğer ülkelerin ekonomik, politik, sosyo-kültürel, askeri yapıları hakkında bilgi alır, ulusal güvenliğimiz, ulusal menfaatlerimizin korunması, ulusal gücümüzün tespiti ve değerlendirilmesi, ülke savunması konularında eğitim görürler.
Şimdi; günün birinde Akparti kapatılabilir ve ertesi gün Mokparti tabelasıyla yeniden sahneye çıkabilir.
Ilımlı islam, milli görüş gömleği söylemleri ‘Biz artık light olduk, az yağsız olarak karşınızdayız’ diyerek her daim arz-ı endam etmiştir, yine de edecektir.
Günün birinde Detepe kapatılabilir, yerini Metepe alabilir. HEP, DEP, ÖZDEP, HADEP kapatıldığında tabelaların değiştiği gibi...
Madem ki parti kapatılmakla o ‘zihniyet’ kapatılamıyor,
Madem ki ulusal eğitim sistemimiz çökmüştür,
Madem ki imam hatipli kadrolar iktidardadır,
Madem ki bu ülkeyi bölmek isteyen bir partinin de Meclis’te sandalyesi vardır,
Madem ki daha ilkokulda öğretilmeye başlanması gereken ‘ulusal çıkar’, ‘ulusal güvenlik’, ‘kamu yararı’, ‘toplum sağlığı’ gibi kavramlarını öğrenememiş, öğrenmişse de içselleştirememiş adamlar/kadınlar Meclis’i doldurup bu ülkeyi yönetmeye talip olmuşlardır,
Siyasiler, Genel Müdür atanırken bile öncelik sağlayan Milli Güvenlik Akademisi’nin eğitiminden külliyen geçmek zorunda olmalıdırlar. Akademi’yi bitirmeyen, değil Milletvekili, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı, Belediye Başkanı dahi olamamalıdır.
Sırf askeri, politik vs. konular değil, bu ülkenin toprağında yetişen domatesin, çileğin neden bir başka koktuğu, topraktaki hangi mikroorganizmaların bu toprağı bunca bereketli hale getirdiğinin de,
Toprak doldurdukları denizin, gavura otel inşa edebilsin diye satılacak/kesilecek ormanların bu ülkenin geçmiş ve gelecek kuşaklarına ait ulusal servet olduğunun, kaderinin bir bakan’ın ağzından çıkacak emre tabi olamayacağının da,
Tarihi eserlerin, kalıntıların her bir taşının gelecek kuşaklara devredeceğimiz emanetler olduğu, ticari mal ya da dekorasyon malzemesi olmadığının da,
Su kaynaklarımızın, madenlerimizin, limanlarımızın, havaalanlarımızın, kıyılarımızın, ormanlarımızın, fabrikalarımızın, telekomünikasyonumuzun neden ‘ulusal’ kalması gerektiğinin de,
Bize ‘Özelleştirin, satın, devredin’ talimatı veren ülkelerin, kendi ulusal çıkarları, ulusal güvenlikleri, kamu yararları, toplumlarının sağlığı sözkonusu olduğunda yabancı yatırımcıya karşı nasıl kısıtlayıcı olduklarının da örneklerle anlatılması, öğretilmesi gerekiyor.
Hatta bilgisayar eğitimi de verilmelidir ki, ‘Bizim ADSL çekmiyo Bakan Bey’ diyen köylü kadına Bakan ‘ADSL ne?’ demesin.
Milli Güvenlik Akademisi’nde, ülkeyi yönetmeye heveslenenlere, Kurtuluş Savaşı’nın kimlere karşı, hangi şartlarda verildiği de iyice belletilmelidir.
Yönetime talip olanlara, bu ülkenin dünü-bugünü-yarını arasında ilişki kurabilecekleri düzeyde eğitim verilmezse eğer, Akparti gidecek Mokparti gelecek ve biz artık kendi toprağımız olmayan topraklarda yabancının insafına terkedileceğiz. Limanlarımızı, havaalanlarımızı, haberleşmemizi kendi ulusal çıkarları doğrultusunda açıp kapatacaklar, ekonomimizi istedikleri gibi yönlendirip, suyu, gazı, elektriği, lûtfettikleri kadar ihsan edecekler.
Ne oldu? Çok mu militarist buldunuz? Yoksa çok mu ‘ulusalcı’, ‘Harrrgenekoncu’ falan?
Genel Müdür, Vali, Büyükelçi olabilmek için bile memura öncelik kazandıran Milli Güvenlik Akademisi eğitimi, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Milletvekili ve hatta Belediye Başkanı düzeyinde görev yapacaklar için zorunlu olmalıdır.
Madem ki üst düzey görevler bir ‘temsil’ görevidir, yönetici kadronun eşleri de Akademi’nin tedrisinden geçirilmelidir.
Birileri, hiçbir rezilliğin, hiçbir skandalın istifayı düşündürtemediği o kalın kafalara ‘ulusal çıkar’, ‘ulusal güvenlik’, ‘kamu yararı’, ‘toplum sağlığı’ gibi kavramların önemini sokmalı.
Birileri bu politikacılara, vatanın arsa’dan farklı bir kavram olduğunu öğretmeli, yoksa bittik biz! Milyarlarca yıllık insanın evrimini birkaç dakikaya, bir ilâhi talimata indirgeyen kafalar bitirdi bizi!
Milli Güvenlik Akademisi yönetici kadronun ve eşlerinin eğitimini üstlenirse, Akepe’nin sıfırdan rant yaratarak, kârı yandaşlarıyla bölüşerek, yolsuzlukla inşa edilmiş kıçıkırık TOKİ dairesine sahip olmakla ‘vatana sahip çıkmak’ arasındaki ‘sahip olmak ya da varolmak’ farkını vatandaşa ben izah ederim. Akparti kapanıp Mokparti açıldığında tuzluk kapıp koşmazlar. |