Siyaset29 Mayıs 2008 00:00

Ülkenin Gizli İmamları - Ali İhsan Gürcihan

Kurtuluş savaşı döneminde yaşanan iç ve dış ortamı dikkate almadan, ‘’Kemalizm’in kuru bir ideoloji ‘’ olarak nitelendirilmesi de, Cumhuriyetimizi,onun kuruluş felsefesini,devrimleri ve onu hayata geçirenleri hafife almanın,yıpratmanın ve Cumhuriyet karşıtlarına istedikleri ortamı hazırlamanın çarpıcı bir örneğini teşkil etmektedir. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug cardrenovation vejle renovation skive renovaabilify idippedut.dk abilify

Ülkenin Gizli İmamları

Ali İhsan Gürcihan

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  30.05.2008
   

Sabancı Üniversitesi Profesörlerinden Şerif MARDİN’in ‘’ Mahalle Baskısı ‘’ başlığı altında yaptığı açıklamalar, olaya sadece sosyolojik ve toplumsal yani bilimsel açıdan bakıldığında büyük kısmı ile akademik olarak şahsen bence de doğrudur.

Ancak, bu ülkede bazı odaklar tarafından sinsice yürütülen Cumhuriyet karşıtı oyunları görmeksizin sadece İmam-Öğretmen çizgisinde yapılan açıklamalar, kanımca ya çok büyük bir teşhis hatası ya da gerçekleri dikkate almayan eksik bir akademik yaklaşımdır.

Kurtuluş savaşı döneminde yaşanan iç ve dış ortamı dikkate almadan,

‘’Kemalizm’in kuru bir ideoloji ‘’

olarak nitelendirilmesi de, Cumhuriyetimizi,onun kuruluş felsefesini,devrimleri ve onu hayata geçirenleri hafife almanın,yıpratmanın ve Cumhuriyet karşıtlarına istedikleri ortamı hazırlamanın çarpıcı bir örneğini teşkil etmektedir.

Cumhuriyet’le birlikte çağdaş öğretmen ,çağdaş eğitim ve çağdaş toplum odaklı başlayan olumlu dönüşümün, 1940 ‘lı yıllardan sonra bazı tembel,duyarsız ve hazıra konmuş MİRASYEDİ CUMHURİYETÇİLER sayesinde olumsuz bir istikamete yöneldiği yada yöneltildiği ve aydın geçinen bu kesimin Cumhuriyet değerlerine gereği gibi sahip çıkamadığı acı bir gerçektir.

Eğitim ve toplumsal gelişim açısından bu duyarsız yaklaşımı fırsat bilen bazı cahil ve maksatlı imamlar ile tarikatçıların, siyaset yapma ve iktidar olma uğruna Dinimizi istismar ettikleri ,bu şekilde tabanda Cumhuriyet karşıtı bir kesimin yaratılmasına zemin hazırladıkları ve başarılı oldukları da doğrudur.

İnanç Dünyasının gerisine sığınarak mahallelerin kıyı ve köşelerinde yıllardır yapılan bu beyin yıkama ve insanları yeniden kullaştırma çalışmalarının sözüm ona yarı saklı ve gizli faaliyetler gibi yürütülmesine rağmen ,başta yetkililer olmak üzere toplum içerisinde hepimiz tarafından bilindiği ama açıkça göz yumulduğu ve umursanmadığı da ortadadır.

Birçok masum inançlı vatandaşımızı istismar eden bu örtülü çalışmalara karşı bilimsel, idari, toplumsal ve hukuki anlamda ciddi bir karşı çalışma yapılamadığı ve özellikle öğrenciler olmak üzere din tüccarlarının eline düşmüş vatandaşlarımızı kurtarmak ve onları yanımıza çekmek için kuru laflar dışında kayda değer bir çözüm bulunmadığı da çok acı bir gerçektir.

Sayın Profesörüm,

tüm bu saymaya çalıştıklarım ‘’ Mahallede,öğretmene karşı imamın kazandığı ‘’ şeklindeki açıklamanızdaki durum ve gelişmeler ile sanırım örtüşen ifadelerdir.

Ancak konu ile ilgili bilimsel açıdan belirttiğiniz tespitlerin yanı sıra şu da çok iyi bilinmelidir ki;

Cumhuriyet karşıtı bu üzücü ve aciz manzaranın yaratılmasına esas sebep olanlar, aslında öğretmen ile fazla da çatışmaksızın mahalledeki gerçek rolünü oynayan, birçoğu saygın din adamlarımız ve Cami İmamlarımız değildir.

Belirttiğinizin aksine imamlardan çok farklı özel eğitimli ve deneyimli kişilerdir.

Peki Ülkemizde bu olumsuz geri gidişin esas mimarları ve mücahitleri kimdir diye soracak olursanız ; onlar KÜRESEL GÜÇ ODAKLARINCA GÜDÜLEN ve HOCA EFENDİLER TARAFINDAN ÖRGÜTLENEN , ne idüğü belirsiz ancak ettiğinden belli olan sahte ve çıkarcı imamlar ile Cumhuriyet Dünyamızda her alan ve her kademede iliklerimize kadar sızdırılmış öğretmen,bürokrat ve siyasetçi görünümlü MASKELİ ve GİZLİ İMAMLAR’dır.

1970-80- 90’lı yıllarda değişik ortamlarda sessiz ve derinden çalışan tarikat ve cemaat mensuplarının ,içeride ve dışarıda kendilerini garantiye almalarını müteakip son on yıldır özellikle belediyeler kullanılarak çok daha cesaretli ve kurumsal bir şekilde faaliyet göstermeye devam ettikleri ,demokratik sistemi de istismar ederek Cumhuriyeti ve onun kazanımlarını kendilerine uygun bir şekle dönüştürmeye çalıştıkları umarım sizler tarafından da açıkça izlenmektedir.

Üzücüdür ki, miras buldukları ve hazıra kondukları için Cumhuriyet’in kıymetini bugüne kadar tam olarak anlayamayan başta aydın kesim olmak üzere bizim neslimizin büyük kısmı ise , en azından bundan sonra Cumhuriyet adına özveride bulunarak ve de sadakat göstererek kolları sıvayıp çalışmak yerine,sadece söylemleri ile yetinmeye ve kahramanlık yapmaya çalışmakta, eylem ve icraat noktasında ise topu ya birbirine ya da taça atmaya devam etmektedir.

Tarikatçılar ve cemaatçiler ise, Ilımlı İslam politikalarından aldıkları destek ile Cumhuriyet düzeni ile kaybettiklerini yeniden elde etmeye ve din istismarı odaklı saltanatlarını yeniden hayata geçirmeye hızla devam etmekte, her geçen gün konumlarını daha da güçlendirmeye çalışmaktadırlar.

Bugün Cumhuriyet karşıtı mücadele içerisinde olan bu insanlarımız bilmeliler ki; kendilerinin inanç odaklı,Atatürk ve laiklik karşıtı geleneksel tarikat ve cemaat anlayışları , Stratejik Ortağımız tarafından, hoca efendilerin de katılımı ile ABD’nin Orta Doğu’daki çıkarlarına daha iyi hizmet edebileceği düşünülen ILIMLI İSLAM modeline dönüştürülmüştür.Kendileri de bu model içerisinde öncelikle İslam Dünyasına karşı maşa olarak kullanılmaktadır.

Ilımlı İslam tanımlaması ile sözüm ona çağdaş,Atatürk’e saygılı,Cumhuriyetle çatışmayan Uluslar arası siyaset sahnesinde kullanılabilecek yeni ve demokratik bir model üretilmiştir.Tam bir aldatmaca olan bu modeli uygulamak için kullanılacak kadro da dahil olmak üzere ona hizmet edecek tüm alt yapı da hazırlanmıştır.

Bu nedenle ; Stratejik ortağımızın Büyük Orta Doğu projesini ve Ilımlı İslam modelini kavramadan sadece kendi içimizdeki sosyolojik ve toplumsal odaklı bilimsel verilerle, ne o ABD’li albayların sözde Kürdistan haritalarını ne de bizim mahalledeki imam-öğretmen mücadelesini sağlıklı bir şekilde ortaya koyabilmemiz mümkün değildir.

Ne derseniz deyin, bu gerçekleri ve gizli hesapları görüp ortaya dökemediğimiz takdirde; Cumhuriyet ve laiklik karşıtı vatandaşlarımızın esas olarak kime ve hangi kirli emellere alet olduklarını kavramaları mümkün olmadığı gibi ,Cumhuriyetçi olduğunu ve laik düzeni muhafaza etmeye çalıştığını zanneden vatandaşlarımızın da doğru sonuç verecek demokratik çözümler üretmeleri mümkün olmayacaktır.

Bu uzun açıklamamız doğrultusunda , Prof.MARDİN’in söylemediği yada söylemek istemediklerine kısaca ilave edecek olursak;

Cumhuriyeti ve onun kazanımlarını yıpratmayı hedef alan mücadelenin Cami – Okul çevresinde, İmam ve Öğretmenler arasında mahalle gibi küçük bir ölçekte geçen kısmı, bu büyük ve kirli oyunun içerisinde çok önemli bir paya sahip değildir.

Cumhuriyet ve laik düzenin esaslarını inkar edecek bu seviyeye gelinmesinde esas pay sahibi insanlar, özellikle Eğitim-Öğretim olmak üzere tüm sistemler üzerinde yatay ve dikey olarak her kesitte faaliyet gösteren MASKELİ ve GİZLİ İMAMLAR ‘dır.

Burada uyuyan,uyutulan ve yenilgi noktasına getirilen de, sadece mahalledeki gariban Öğretmenlerimiz değil, başta Cumhuriyet’e sahip çıktığını zanneden tüm yetkililerimiz ve tüm insanlarımızla birlikte, ibadet ortamına siyaset sokulmasından rahatsız olan gerçek din adamı mahalle imamlarımızdır.

Bu değerlendirmem üzerine birileri bana "hadi canım sende" diyebilir.Hatta ispat etmeye bile davet edebilir.İddia ediyorum ki görmek isteyen için her şey ortadadır.Ancak sorun gözde değil beyindedir.Cumhuriyete ve onun yasalarına,bu ülkenin kuruluş felsefesine ve onu kuran lider Atatürk’e bakış açısındadır.

Eğer ki beynimiz gerçekten görmek istiyorsa,her şey çevremizde hem de hepimize göz ve el mesafesi kadar yakındadır.Yok eğer görmek istemiyorsak o zaman beklemeye devam edelim. Sonuçları bir nesil sonra,hem de gözümüzü oyarcasına ortaya çıkacak ve gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya dökülecektir.

Sözü uzatmaya ve dolaylı açıklamalara kehanette bulunmaya hiç gerek yok.Etrafımıza hemen yakınlarımıza bir bakıp açıkçası ve dürüstçe kendi kendimize sormak lazım ;

- Ülkenin her yanında ticaretten siyasete , yönetimden eğitime kadar, tarikat ve hoca efendi ilkeli bir dönüşüm kendini hissettirmiyor mu ? Artık emekli generalleri bile yok mu ?

- Cemaat ve tarikat üniversiteleri bilinmiyor mu ?

- Sözüm ona modern etiketli tarikat okullarını göreniniz yok mu ?

- Birçok üniversite öğrencimiz tarikat yurtlarında kalmıyorlar mı?

- Yurt dışında yardım faaliyetlerinde, Kızılay yerine tarikat yardım kuruluşları ile temsil edilmiyor muyuz ?

- Cumhuriyet ve kazanımlarına, tarikatlar ve meczuplar adına saldırıda bulunan yazılı ve görsel bir basına sahip değil miyiz ?

Evet saygıdeğer Profesör MARDİN ;

tüm bunlar mahalleyi taşmış, imam kardeşimizle, öğretmen kardeşimizi ise çoktan aşmış, ülkemizi ILIMLI İSLAM batağına sokmuş olan büyük ve kirli bir oyunun ortaya koyduğu olumsuz gelişmelerdir. Onlar açısından ise, bizi kullaştırıp,kullanmak adına büyük çapta ve uzun vadeli önemli kazanımlardır.

Vurgulamak gerekir ki bu dönüşüm, dünün sömürgeci bugünün küresel güçlerinin çağımızda kontrol altına almak istedikleri toplumlara uyguladıkları

‘’ Bilimsel olmaktan ve sorgulamaktan uzaklaştırın,yobazlaştırın ve yozlaştırın ‘’

politikalarının bir ürünüdür ve gizli hesaplarının olduğu bir GERİYE DÖNÜŞTÜRME hareketidir.

Kısacası ;bu dönüşümde mahallemizdeki ne o garip İmamlarımızın ,ne de o cefakar Öğretmenlerimizin büyük bir payı olmamıştır.Bilin ki, bu geriye dönüşüm olayına kapıyı aralayan suçlular ile bu oyunda esas rolü oynayanlar ;

- Cumhuriyet Düzeninin içerisine sızan maskeli imamlar ,hoca efendiler ve modern görünümlü mürtecilerdir.

- ‘’Sadece Gayri Müslimler değil,Müslüman çoğunluk da,dini özgürlük sorunu yaşıyor ‘’ diye Avrupa kapılarında sızlanıp dışarıdan kendilerine destek verilmesini,mahalleye ise baskı yapılmasını isteyenlerdir.

- Kurtuluş Savaşını ve Devrimleri hafife alan II nci Cumhuriyetçilerdir.

- Ülkenin kaynaklarını har vurup harman savuran yiyiciler ve soygunculardır.

- Çıkarları adına her türlü renge girebilen , entel geçinen yarı aydınlardır.

- BOP ‘u gerçekleştirmek uğruna Stratejik Ortak ile işbirliği yapanlardır.

- Kolayca satılıp alınan ,yozlaşan ve sermayeye hizmet eden basındır.

Ve hepsinden daha beteri ve önemlisi ise ;

- Kendi çıkarı ve saltanatından başka bir şey düşünmeyen, emekle ve terle değil düzenbazlık ile işini yürüten,ATATÜRK’ün mirası ve itibari ile geçinmeyi adet haline getirmiş sahte ATATÜRKÇÜ’ler,sahte MİLLİYETÇİLER ve sahte ULUSALCILAR’dır.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2008