Artık doğal, sürdürülebilir, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı bu stratejik alanda bağımlılığımızı azaltmanın hatta tamamen ortadan kaldırmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Bunu yapmanın ilk adımı tasarruftan geçmektedir. ikinci olarak yenilenebilir enerji kaynaklarını en hızlı şekilde kamu olarak ve bireyler olarak devreye sokmalıyız.
2009 Dünya Forumunda Türkiye'nin Suları Gündeme Gelecek
Prof. Dr Zekai Şen Türkiye'nin Hidropolitik bir ülke olduğunu söyledi.
Enerjinin çok önemli ama suyun daha da önemli olduğunu belirten Zekai Şen
"Su uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin her zaman önüne çıkacak bir konudur"
dedi.
Bu bağlamda çalışmalarını sürdüren "Su Vakfı"nın ise Türkiye'de yeterince tanınmadığına, aksine yurt dışında daha çok tanındığına da işaret etti.
Su vakfı hakkında internetten bilgi edinilebileceğini de belirten Şen
"Türkiye'de suda yetişmiş öyle elemanlar var ki, yurt dışındakilere taş çıkartır. Bilgi açısından yurt dışına ihtiyacımız yok. Dünyada bilgi toplumu gelişiyor, bilgi için de para alıyorlar. Türkiye'nin neresini istiyorsanız 2100 yılına kadar öngörüleri yapmak mümkün"
dedi.
Ayrıca dünyada suyla ilgili 6 merkez olduğunu, artık temiz enerji olarak suyun çok önem kazandığını söyledi.
"Dünya artık geçmiş verilerle değil, gelecek verilerle çalışıyor"
dedi.
Ayrıca suyla ilgili 6-7 tane senaryonun geliştirilmiş olduğunu ancak bu senaryolarının Türkiye'ye uyarlanmışının bulunmadığını da ekledi. Bunun sakıncasını da şöyle açıkladı.
"Dicle-Fırat nehirleri Türkiye'nin çok önemli bir konusu ve yarın birgün birileri gelip bu nehirleri paylaşacağız derse yapacak birşeyimiz yok. Bunun için milli modellerimizin olması gerekir".
Teknik gücün yetmediğini, politik gücün de büyük olması gerektiğini, enerjiye talebin arttığını ama üretimin olmadığını söyledi. Bu konuda uluslararası çıkar çatışmalarının da devreye girdiğini ekledi. İklim değişikliğinden ilk su kaynaklarının etkilendiğine dikkat çekti. Türkiye gibi dört mevsimi olan bir coğrafyada iklimin 2-2.5 mevsime indiğini ve atmosferde 1C derecelik farkın bile çok büyük olduğunu söyledi.
Bu ısı farkıyla atmosferdeki iklim kuşağının 700 metre şiştiğini vurguladı. İnsanoğlunun bundan böyle su kaynaklarına ulaşmak için her geçen gün daha da derinlere inmesi gerektiğine ve bunun da beraberinde büyük sorunlar getireceğine işaret etti. Ayrıca insanoğlunun geleceği için yeraltı kaynaklarının çok önemli olduğunu belirtti.
Prof Dr. Zekai Şen şöyle devam etti;
"Biz Hidroelektrik enerjinin 1/3ünü kullanıyoruz. Tatlı su kaynakları çok önemli. Türkiye su zengini bir ülke olmasa da akıllıca kullanıldığında kendi kendine yeter. Türkiye su fakiri ülkelerle çevrelendiği için çok hassa bir konumda.
Hidroelektrik enerji açısından yapılan tahminlerde hiç baraj yapılmadığı takdirde hidroelektrik potansiyeli 2050 yılına kadar %20 azalıyor. Bu durum Türkiye-Suriye-Irak açısından bir sorun yaratabilir. Bu sorunlar ancak bilimsel ilkelerle çözülebilir. 2100 yılına kadar her senaryoya göre dinamik politikalar yapmak lazım.
Kyotoyu iyi ki imzalamadık, bu sayede kendi kaynaklarımızı kullanabiliriz. Türkiye'de yenilenebilir enerji bilinci oturmamış olsa da, halkın arasında mucitler var, bu icatların yukarıda otoriteler tarafından genelleştirilmesi gerekiyor. 2009 Dünya Forumunda Türkiye'nin suları gündeme gelecek. "
Avrupa Hidrojen alanında çalışan çocukları havada kapıyor
Sempozyumda söz alanlardan Doç. Dr. Ali Ata 200 yılda dünya nüfusunun 6 kat artışına oranla enerji ihtiyacının 80 kat arttığını söyledi.
Türkiye'nin enerji konusunda şanslı konumda olduğuna ve bu noktalarda politikalarını stratejik yaklaşımlarla yürütmesi gerektiğine değindi.
Dünya Yenilenebilir Enerji Konferansında Bush'un iki saat konuştuğunu ancak bürokratların "Bunun böyle dediğine bakmayın, bu aslında petrolcüdür" dediklerini, teknik yönünden çok pratik yönleri olduğunu ve bunun araçlarda hafif metallerin ağırlıklı olarak kullanılması trendiyle ilgili olduğunu söyledi.
AB'nin bu yıl en büyük projesini hidrojen olduğuna değinen Doç. Dr. Ali, Ata ABD ve AB bilim lobilerinde, hidrojen teknolojilerinde Avrupa'nın daha samimi olduğunu ve bütün gücünü hidrojen ve güneş enerjilerine verdiğini öne sürdü.
Fosil çevirimli mantalite ile dünya aynı Titanic gemisi gibi sonunda bir buz dağına çarpacak diyen Ali Ata, bu gidişle Batı Avrupa insanının ortalama 5KW/saat, ABD'linin 10KW/saat, bizim ortalama 2KW/saat enerji tükettiğimize bakıldığında ve Hindistan gibi ülkelerin de ABD'nin tüketim miktarına eriştiğinde bunun sonunun facia ile noktalanacağını söyledi.
"Avrupa Hidrojen alanında çalışan öğrencileri havada kapıyor. Hidrojen ekonomisi başladığında dünyada dengeler alt üst olacak"
diyerek noktaladı.
Üçüncü konuşmacı Doç. Dr. Mustafa Türker bioetanol enerjisini anlattı.
Türkiye'nin enerji sorununu rüzgar enerjisi ile ortadan kaldırmak mümkün ve bu enerjiyi hayata geçirmek hiç zor değil
Sempozyumun son konuşmacısı Yard. Doç. Dr. Numan Sabit Çetin, Türkiye'nin rüzgar yönünden çok zengin bir ülke olduğunu ve bu rüzgarın enerjiye çevrilmesi halinde her anlamda büyük kazançlar elde edeceğini, bizim rüzgar potansiyelimizin Almanya'nın 7, Danimarka'nın 5, İspanya'nın da 2 katı olduğunu belirtti.
Slayt gösterileri eşliğinde bu enerjiyi hayata geçirmenin hiç de zor olmadığını ama birilerinin elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi.
Rüzgar tribünleri elde etmek için yurt dışına başvuranların dünyadaki talep fazlalığından 2010 yılına kadar sırada beklediklerini hatırlattı.
Rüzgar tribünleri üretmek için yapılacak yatırımların Türkiye için olağanüstü kaynaklar yaratacağını sözlerine ekleyen Yard. Doç. Numan Sabit Çetin sözlerine şöyle devam etti:
"Bu sektör Almanya'da çok kısa sürede yapılandı. Hayata geçirmekle kalmayıp Almanya hedeflerini daha da büyüttü. 2050'de enerjilerinin %50'sini bu şekilde elde etmeyi planlıyorlar."
Japony'nın Almanya ile benzerlik gösterdiğine de değinen Çetin,
"Madem Türkiye'nin rüzgar potansiyeli Almanya'nın 7 katı ve Almanya'nın 2010 yılı hedefi 28.000 megavat, bunu 7 ile çarparsak biz 196.000 megavat enerji üretebiliriz. 2020'de Avrupa'nın hedefi enerjinin %20'sini rüzgardan karşılamak. Ayrıca enerji yönetiminin de uydu ile yapılması söz konusu"
dedi.
Rüzgar tribünleri konusunda dünyayı besleyen 10 büyük firma olduğunu da belirten Yard. Döç. Numan Sabit Çetin
"2000 yılında Alaçatı'da düzenlenen sempozyumda çok eleştirilmiş olmasına rağmen 6-7 yıl içinde dünyadaki 10 büyük firmanın başlarında yer almayı başaran Gamesa firması bizim için güzel bir örnek"
dedi.
Rüzgar tribünlerinin tuzlu sudan tatlı su elde edilmesinde çok yardımcı olacağının önemini de vurgulayan Çetin yabancı firmaların büyük bir kısmının da Çin'de üretim yaptığını belirtip konuşmasını " Rüzgar tribünlerinin muazzam bir geleceği var" diyerek bitirdi.
Haberi Hazırlayan : Nilüfer Arat |