BUNLAR İYİ GÜNLERİMİZ AMA HENÜZ GECİKMEDİK - Ümit Zileli
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük psikolojik harekâtı ile karşı karşıyadır!.. Geçen hafta Prof. Dr. A. Nezih Erverdi 'nin ''Türkiye ve dünya analizini'' tam da bu cümlede kesmiştim. Erverdi, ABD ve AB'nin güçlü bir Türkiye değil, zayıflamış ve Kürt-Türk federasyonuna gitmiş bir Türkiye istediklerini, tüm planlarını buna göre yaptıklarını ve ağır bir psikolojik harekâtı ''Özel Harp Yöntemleri'' ile yürüttüklerini söylüyordu...discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug cardcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgabilify idippedut.dk abilifykamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Son gelişmelere göz attığınızda Erverdi'nin hiç de haksız olmadığı açıkça görülüyor! Nevruz kutlamalarında yaşananlar, Abdullah Öcalan 'ın doğum gününün Diyarbakır Belediyesi desteğinde fidan dikilerek kutlanması, Trabzon, Samsun ve Sakarya'daki linç girişimleri, üniversitelerde baş gösteren sağ-sol çatışmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Öcalan'a yeniden yargılanma yolunu açması ''psikolojik harekâtın'' tıkır tıkır işlediğini gösteriyor!
- Üstelik olası gelişmeler, ''bunların henüz iyi günlerimiz olduğunu'' haykırıyor!..
****
Prof. Dr. Erverdi, analizinin ikinci bölümünde Türkiye'nin nasıl kuşatıldığını, nasıl diz çökmeye zorlandığını anlatıyor:
- Toplum bilincinin oluşmasında en önemli organlar olan basın-yayın kuruluşlarındaki kadrolar neredeyse tamamen ele geçirilmiştir.
- Alt kimlikleri öne çıkaran özendirici diziler her televizyonda en çok seyredilen saatlerde yayımlanmaktadır.
- Halkın çoğunluğunun ne olduğunu dahi bilmediği Avrupa Birliği hedefi, toplumun önüne her sorunu çözecek kurtarıcı gibi konmuştur.
- Sağda ve solda yerleşmiş ancak aynı merkezlerden yönlendirilen hainler, cumhuriyetin temel ilkelerinin dahi tartışılmasını aynı kelimelerle isteyebilmektedir.
Sürekli olarak yapılan dış merkezli müdahalelerle kasıtlı olarak düşük tutulan doların, yaratılacak bir kriz ortamında olması gerekenin çok üzerine fırlatılarak ekonomiye ağır darbe vurulması hedeflenmektedir.
- Borsanın ekonomimizin neredeyse yüzde biri bile olmadığı gerçeği basın tarafından halktan gizlenmekte, borsa faaliyetleri ekonomimizin temel göstergeleri olarak halka sunulmaktadır.
- Hilafet devleti özlemi duyanlar AB'nin özgürlük ortamının kendilerine bunu sağlayacağını düşünerek en büyük AB yanlıları olmuşlardır.
- Fener Rum Patriği arkasındaki ABD ve AB desteği ve dur diyecek kimsenin olmamasının verdiği güvenle açıkça ''Ekümenlik'' yani devlet içinde devlet olma isteğini dile getirebilmektedir.
- Türbanın serbest olmasını isteyenlerin asıl niyeti rejimle çatışma halinde olmaktır. Çünkü siyasi getirisi yüksektir. Başarılı olurlarsa bir adım sonrası kara çarşaf olacaktır.
****
Prof. Dr. Erverdi yerimin darlığı nedeniyle ancak özetleyebildiğim ''diz çökertme operasyonu'' nu anlattıktan sonra neler yapılması gerektiğini de sıralıyor. Bu kez iyice özetlemek zorundayım:
- Aslında AB bize muhtaçtır. Yalvarmayı kesip bizim şartlarımızda ve tek parça halinde AB'ye üye olabileceğimiz açıklanmalıdır. Ayrıca 10-15 yıl içinde AB'nin dağılma ihtimalinin yüksekliği de gözetilmelidir.
- ABD de en az AB kadar Türkiye'ye muhtaçtır. Bölgemizde ABD hayallerine dur diyebilmenin tek yolu caydırıcı nitelikte güçlü silahlı kuvvetlere sahip olmaktır.
- Ne doların yükselmesinin ne de borsanın inmesinin ekonomik olarak bir şey ifade etmediği halka açıkça anlatılmalıdır.
- Petrol arama çalışmaları hızlandırılmalı, geleceğin yakıtı sayılan madenlerimiz özelleştirmeden korunmalı, yabancılara peşkeş çekilenler de derhal geri alınmalıdır.
- Bu ülkeyi sevenler, ulus devletten yana olanlar en az hainler kadar cesur olmalıdır. Türkler ile Kürtlerin kardeş olduğu gerçeği her an hatırlanmalı, unutulmamalıdır.
Henüz gecikmedik. Bu ülke bizim ve 1919'dan daha kötü şartlarda değiliz. Yeter ki birlik olalım, birliğin doğurduğu gücün farkına varalım.
Bir bilim insanının Türkiye'ye biçilen ''kader'' üzerine yaptığı tespitler ve karanlıktan çıkış için önerdiği çözümler bunlar. Soru ise tüm yakıcılığı ile ortada:
- Ne zaman silkinip ayağa kalkacağız?!..