| |
|
(Açık İstihbarat : Bu yazıyı Haziran 2007'den beri ; hakkında tek satır iddianame olmadan, onlarca kişi ile birlikte tutuklu olarak cezaevinde bulunan yazarımız Astsubay Oktay Yıldırım'a ithaf ediyoruz)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
“Astsubay” mı- “Assubay” mı?
Anlaşılan bu konuda bir anlaşmazlık var…
Galiba, yasalarda “astsubay” deniyor; ben de öyle bilirdim…
Fakat ister “astsubay”, ister “assubay” olsun, bu subaylar Denizaltılardan, savaş gemilerinden, uçaklara kadar, piyadeden istihkâma, topçuya kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin en vazgeçilmez fedakâr, temel unsurlarıdırlar!
Ben Kore savaşında bunu, bizzat yaşadım ve gördüm.
Son zamanlarda onlara yapılan bir haksızlık bu olay ve haber trafiğinde, gözünden kaçmış… bir silah arkadaşım uyardı!
Olay kısaca şu:
“16 Nisan 2008 tarihinde mecliste 5 AKP milletvekilinin önerisi ile astsubaylara 1. derecenin 4. kademesine yükselme hakkı ile ilgili teklif veriliyor.
Oturumu yöneten başkan vekili komisyona görüşünü soruyor olumlu anlamda takdire bırakılıyor, hükümete soruyor çalışma bakanı olumlu görüş bildiriyor. Oylama yapılıyor ve kabul ediliyor.
Ertesi gün yani 17 Nisan 2008 tarihinde 5 AKP’li milletvekilinin teklifi ile takriri müzakere teklif ediliyor ve aynı madde tekrar görüşülüyor.
Bu sefer komisyon, bakan olumsuz görüş bildirerek 1. derecenin 3. kademesinin verilmesinin uygun olacağını 926 sayılı kanunda astsubaylara 1. derecenin, 4. kademesinin verilmediğini beyan edip maddeyi tekrar oyluyorlar.
Kısacası anayasaya göre hiçbir zümre kişi ve topluluğa ayrıcalık yapılmaması gerekmesine rağmen Türkiye Cumhuriyetinde eşit koşullardaki devlet memurları arasında (sivil-asker dâhil) 1. derecenin 4. kademesine yükseltilmeyen tek kamu görevlisi astsubay zümresidir.
Üniversite bitirmelerine, yüksek lisans yapılmasına rağmen maalesef bu imkânın verilmediği tek zümre bu meslek grubudur.”
Emekli astsubay kardeşim haklı olarak soruyor;
“Astsubaylar vatanı mı satmıştır?
Bölücülük mü yapmıştır?
İhale mi takip etmiştir?
ABD’nin, AB’nin kapı kulluğunu mu yapmıştır?
PKK eşkıyası mıdır? “
Ben cevap vereyim: “Hayır”,
Sadece ülkesi için seve seve canını verirler ama seslerini pek duyuramazlar. Çünkü mevzuat müsait değildir!
“Şanlı” medyamız hainlerin, ikinci cumhuriyetçilerin, işbirlikçi şerefsizlerin sesini duyarlar, dağdaki PKK’lılara, nerdeyse, hak verirler, ben geçte olsa, onlara tercüman olmak istedim.
Bu vesileyle, eski bir fesat oyuna da dikkati çekerim:
31 Mart’ta, yobazlar Orduyu Alaylı- Mektepli diye bölmeye çalışmışlardı…
Şimdi de alttan alta, “muvazzaf”, “emekli” diye ve de, “subay- astsubay” diye, bölmeye çalışırlar…
Yukarda anlattığım olay da bu “nifak” çabasının parçası olmasın!
Ast subaylardan ricam: aman bu oyuna gelmeyin; hepiniz bu Ordunun şerefli cefakâr subaylarısınız!
BABAM DA ASTSUBAYDI
Hemen şunu da şöyleyim.
Babam Kılıç Ali de “Küçük Zabit Okulu” çıkışlı bir “Küçük Zabit” Asaf yani “astsubay” idi.
Bununla iftihar ederdi ve ben de ediyorum!
“Asaf efendi”; Çanakkale Muharebelerinde gösterdiği yararlıklardan dolayı teğmenliğe terfi ettirilmiş ve yüzbaşılığa kadar, sonra da, Antep -Maraş savaşlarında “Milis Albayı” naspedilmiş!
Mustafa Kemal ona “Kılıç Ali” savaş adını (Fransızcası “Nome de Guerre”) vermişti ve sonra gene Atatürk’ün tensibiyle KILIÇ soyadını almış, “Ali Kılıç” olmuştu…
Sadece bu öykü Türk Ordusunda ve anlayışında, “astsubayla- subay” arasında bir fark olmadığını gösterir!
Şu günlerde babamla ilgili iki kıymetli belgenin; “Mustafa Kemal’in 1923’de Kılıç Ali'ye verdiği, “vasi salahiyet itimatnamesinin” ve soyadını veriş belgesinin müzayedeyle satılmasına engel olmaya çalışıyorum.
VATAN gazetesinin bununla ilgili haberinde babamın Atatürk’ün “Yaveri” ve “Koruması” olduğu yazılmış…
Öyle olsaydı da iftihar ederdim ama “kayıtlara geçsin” diye yazıyorum: babam Atatürk'ün sonuna kadar en itimat ettiği, can yoldaşı ve sırdaşıydı ve doğru; O'nu canıyla korurdu!
GAZİ MİLLETVEKİLLERİ
Ve milletvekilleri “egemenlik-yasama hakkını” kendilerine “gazi maaşı” bağlatmak için kullanıyorlar!
Hangi savaşın gazileri?
Genel kurulun ortasında Kamer Genç’i dövmenin gazileri mi?
Ben de, Kore Gazisiyim: gaziler, üç ayda bir 900 YTL maaş alıyoruz!
Dolgun harcırah ve maaşlarına rağmen, buna tenezzül eden milletvekillerimiz, pek azları hayatta kalan ve muhtaç durumda olan gazilerin ayda 300 YTL maaşlarını arttırmayı, neden düşünmez ve önermezler?
Ve de astsubaylara verdiklerini geri alırlar? |
 |
|
 |
|