"Bu ülke bizim değil" diyerek bir gerçeği ortaya koymaya çalışırken, istemeden sahte Atatürkçülerin diline dolanmıştık. "Evet bu ülke sizin değil, gidebilirsiniz" demişlerdi. Aslında onlar da başka bir gerçeği söylüyorlardı. Bu ülke artık gerçekten bizim değildi.
İşbirlikçi iktidarlar uluslararası teslim(!) anlaşmalarının altına kahpece imza atmışlar, ülkemizin yargısını, askerini, varını, yoğunu yabancıya teslim etmişlerdi. Uğruna can verircesine sevdiğimiz ordumuz bile bugün, AB-D'nin izni olmadan operasyon yapamıyor. Acı ama, bu gerçek.
İşte bu yüzden bizler başkaldırdığımızda birileri çıkıp, ki güya bunlar Atatürkçü, "olay çıkarmayın, oturun oturduğunuz yerde" diyebiliyorlar.
Oturduğumuz yerde de oturamıyoruz!
Hangi televizyon kanalını açsak küfrün biri bin para! Medyada birisi "vatansever" sözcüğünü kullanmışsa, sonuna "terörist" kelimesini eklemeden cümleyi sonlandıramıyor artık.
Vatanımızın bir köşesinde bir belediye başkanı ki kim olduğunu siz, biz değil, orada görev yapan komutanlarımız ve yargımız da çok iyi biliyorlar; devletin resmi aracına PKK bayrağını asarak gövde gösterisi yapabiliyor.
Devletimizi yönetenler ve medyada beyinlere yön veren sözde aydınlar milletimizi hergün kışkırtıyor, aşağılıyor, kendi milletimizi kendi cumhuriyetinin düşmanı ilan ediyor, birilerini kendi insanlarımıza karşı provoke ediyorlar.
Buna itiraz edenler, "bu millet bölünmez bir bütündür" diyenler "Fetullahçı, ajan, provokatör, terörist" olarak suçlanıp ya mahkum ediliyor, ya da gazetelerde resimleri yayınlanarak birilerine hedef gösteriliyor.
Toplasanız dörtyüz kişinin okuduğu bir gazetenin yazarı birileri tarafından meşhur ediliyor, yine o aynı birileri tarafından öldürülüyor ama suç Türk çocuklarına atılıp "devletin polisi var, askeri var! Siz kim oluyorsunuz da ülkeyi kurtarmaya kalkışıyorsunuz!" diyerek Türk gençliğine, bize sopa gösteryorlar.
Bunların hepsi doğru, hepsi gerçek.
Yabancılarla yapılan anlaşmalar sonunda ülkemiz varıyla yoğuyla, yönetimi ve yargısıyla yabancıların etkisinde!
Hepimiz akşam haberlerini seyrederken gündem ile daralıyor, diziler, türküler ile rahatlıyoruz. Göstere göstere bizimle dalga geçiyor, alay ediyorlar.
Ertesi sabah kalkıp dolmuşlarda uyuya uyuya işe gidiyoruz.
Hiçbir şeye kızmıyoruz evde bizden para bekleyen ailemize kızdığımız kadar. Yapacak birşeyimiz, çalacak bir kapımız yok artık.
Eğer bugün gerçekleri söylerseniz, "devleti yönetenler bizi yabancıya peşkeş çekiyor" derseniz, "Meclis'i teröristler bastı", "işbirlikçiler devlet oldu" derseniz maaş alabileceğiniz bir işiniz de kalmaz, devlet size dava açtığında arkanızda bir dostunuzda...
Ama ya onlar?
Onlar hemen Orhan Pamuk, Hırant Dink, papaz olup sokaklara dökülüyorlar. "Hepimiz Hrantız" diye bize baş kaldırıyorlar. "Vatanseverler hayal kurmasın" diye dalga geçiyorlar.
Birileri diyor ki, "bu milletin canı yanmadan başını kaldırmaz." Bunca şeye rağmen bu milletin canı yanmıyorsa, yuh, yuh ki, daha ne diyeyim.
Herkes bilsin ki, bu ülkede birilerinin çok canı yanıyor.
"AB'ye lanet olsun", "ABD'ye lanet olsun", "yabancıya uşaklık yapacağım diye bu milletin canı ve malına göz dikenlere lanet olsun"
diyen tam bağımsızlıkçı, vatansever, milliyetçi ve de gerçek dindar gerçek Atatürkçülerin inanın çok canı yanıyor.
Isparta'dan değerli büyüğümüz Sayın Mahmut Özyürek de canı çok yananlardan.
AB-D ile işbirliği yapan birinin ADD Genel Başkanı olmasına, AB-D ile işbirliği yapan birilerinin Atatürkçü diye saygı görmesine inanamayan, bu alçak oyunlardan dehşete düşen, memlekette tutunabildiği son noktada can siparane vatanını, milletini ve haklarını korumaya and içmiş ve bunun gereğini yapan gerçek bir vatansever.
3 Mart Devrim Yasaları'nın yıldönümünde Isparta meydanında yaptığı bir konuşmada devlet ve yönetim hakkında yaptığı eleştirilerden dolayı hakkında üç ayrı suçlamayla dava açılmış.
Bölücülere ve Türk düşmanlarına sınırsız konuşma özgürlüğü tanıyan sistem, her cepheden yetkilinin ihanetlerini açıkça ve korkusuzca konuşan Mahmut Özyürek'e bu hakkı tanımayacak mı?
Bu sorunun cevabını bulmak bize, bu ülkede canı yanan insanlara düşüyor.
"Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan batmayacaktır."
Mahmut Özyürek'e ve tüm vatanseverlere konuşma hakkını cumhuriyeti kuranlar vermişti,
Mahmut Özyürek'in ve tüm vatanseverlerin tekrar konuşma haklarını da cumhuriyeti koruyacak olanlar verebilecektir.
Aksi halde bu ülkede canı yanan tüm insanlar yabancılar ve işbirlikçiler tarafından teker teker bertaraf edilecekler.
Gün; sağcı solcu, doğulu batılı, türbanlı türbansız demeden bu ülke ve bu milletin özgürlüğü için birleşme günüdür.
Mahmut Özyürek'in davası 18 Haziran 2008 günü ısparta'da yapılacak. "Türkiye laiktir laik kalacak" diye milyonları Ankara'ya taşıyan ADD, acaba "Türkiye Türk'ündür Türk'ün kalacak" diye o tarihte Isparta'da olacak mı? Biz olacağız. Tüm canı yanan vatanseverler ile umarız orada birleşir, İkinci Kurtuluş'un adımını atarız. İnşallah...
|