Büyük çaplı kara ve kolay para elde eden, bu nedenle de eldeki paranın kaynağını açıklayamayan kişi veya kişilerin, paranın kaynağı ile ilgili olarak "Nereden buldun" sorusu sorulmadığından, genellikle İsviçre bankalarını tercih ederek, gizli ve kabarık hesaplarını bu bankalarda muhafaza altına aldıkları, tüm dünya tarafından bilinen ve uygulanan bir durum idi.
Ancak, Rusya Federasyonu (RF) Mali Kontrol Federal Hizmeti (ROSFİN) tarafından, geçtiğimiz yıl içerisinde yapılan bir açıklamada, kara paranın seyri ile ilgili oldukça ilginç ve düşündürücü bilgilere yer verilmiş idi.
ROSFİN tarafından yapılan açıklamada özetle;
"2001 yılına kadar dünyada en güvenilir (!) bankaların İsviçre bankaları olduğu ve bu nedenle gizli hesapların genellikle bu bankalarda tutuldukları, ancak 2001 yılında, RF Devlet Başkanı eski Özel Kalemi Pavel Borodin in ABD de tutuklanması sonrasında ABD nin İsviçre den adıgeçenin hesaplarına ilişkin bilgi istemesi ve RF eski Atom-Enerji Bakanı Yevgeniy Adamov un da, İsviçre de para aklama suçundan tutuklanması olayları ile başlayan süreç ile birlikte, İsviçre nin eski SSCB zenginlerinin limanı olmaktan çıktığı ve artık gizli hesapların, okyanus ötesinde bulunan bankalara yatırılmaya başlandığı"
belirtilmiş idi. Ayrıca,
"ABD de 2003 yılında çıkarılan bir kanunla, Federal Soruşturma Bürosu (Federal Bureau of Investigation) ve Ulusal Gelir Hizmeti (Internal Revenue Service) nin, ABD den ülke dışına gönderilen hesapları kontrol altına almaya başlayarak, hesaplar hakkında bilgi isteme yetkisini kullandığı, ancak ABD nin kendi ülkesinde bulunan hesaplara ilişkin dışarıya bilgi vermeyen tek G-8 ülkesi olduğu"
hususlarına dikkat çekilmiş idi.
RF de yaşayan zengin şahısların yurtdışı hesaplarının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğinin vurgulandığı açıklamanın devamında,
"Gürcistan Devlet Başkanı Edward Şevardnadze ve Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev gibi devrik liderlerin banka hesaplarının da, ABD desteğiyle bölgede gerçekleştirilen Turuncu Devrim’lerle ilişkili olabileceği gerekçesiyle incelenmesinin şart olduğu"
nun altı çizilmiş idi.
Konuyla ilgili olarak çeşitli siyaset uzmanları tarafından yapılan açıklamalar da, ROSFİN’i büyük ölçüde teyit ederken, yorum ve değerlendirmelerde;
"Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan liderlerinin, ABD de hesap açmakla CIA in eline büyük bir koz verdikleri ve ABD’nin de bu kozu, şantaj unsuru olarak kullanmış olabileceği, bu durumun en açık göstergesinin, Ukrayna eski Devlet Başkanı Leonid Kuçma nın istifasında yaşandığı, ABD nin, Kuçma yı, kendisi ve yakınlarının ABD deki banka hesaplarına el koyulacağı ile tehdit ettiği, konunun ABD basınında da geniş yer bulduğu"
belirtilmiş idi. Ayrıca;
"ABD nin Azerbaycan’da askeri üs kurma talebine olumlu yanıt verilmez ise, benzer durumun Devlet Başkanı İlham Aliyev için de geçerli olabileceğini"
ifade eden siyaset bilimcilerce, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev e karşı da, ABD de
"KAZAKGATE" adıyla bir kampanyanın başlatıldığı, bu çerçevede, Nazarbayev ile Başbakan Balagin Bayev ve akrabalarının Cenevre de bulunan hesaplarına el konulduğu"
dile getirilmiş idi.
Kara paranın 2001 yılı itibariyle İsviçre’den ABD’ye transferi ile ilgili bu gelişmeler ve yapılan değerlendirmeler, coğrafyada gerçekleşen Turuncu Devrimler ile birlikte ele alındığında, insanın aklına ister istemez bazı ince sorular takılıyor.
Öncelikle, kara para konusunda İsviçre bankalarının eskisi gibi tercih edilmemesinin, hatta kaçışın, bir başka deyişle de ABD bankalarına aktarılışın sebepleri nelerdir ?
Bunda, İsviçre’ye yönelik artan ABD soruşturmalarının etkisi var mıdır ?
Kara paranın, bu sefer ABD bankalarına yönelmesinin sebebi; ABD bankalarının hesapları gizli tutması ve soruşturma açmaması olabilir mi !
ABD, kendi bankalarında açılan şüpheli hesaplardan dışarıya bilgi vermezken, nasıl oluyor da İsviçre’den hesap sorabilmektedir ?
Dolayısıyla, İsviçre’den kaçışın ve ABD’ye yönelişin tek ve en önemli sebebi, bu tek yönlü ve son derece akılcı uygulama mı dır ?
Gelelim akla takılan ve altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken sonuç çıkarıcı sorulara …
Kara paranın ABD’ye transferi bilinçli ve planlı bir düşüncenin, stratejik bir amacın ürünü mü dür ?
Eğer planlı bir çalışma ise, ABD’de açılan banka hesaplarının belli ve yine planlı bir amaç doğrultusunda, uzmanların belirttikleri gibi, "siyasi bir koz" olarak kullanılması, sözkonusu mu dur?
Böylesine bir kozdan, şu ana kadar "tehdit unsuru ve yaptırım gücü" olarak faydalanılmış mı dır ?
Cevap, "evet" ise, acaba bunun dünyada yakın zamanda yaşanmış örnekleri var mı dır ?
Bu örnekler sırasıyla, Gürcistan, Ukrayna ve son olarak da Kırgızistan da yaşanan renkli devrimler ile açıklanabilir mi ?
Hangi Devlet liderleri veya liderlerinin ABD’de gizli hesapları vardır ?
Var ise, yeni Turuncu Devrim’lerin hangi ülkelerde yaşanması ihtimal dahilindedir ?
Bekleyelim, görelim…
|