Siyaset13 Nisan 2005 00:00
KIŞKIRTMA DEĞİL, UYARI ! - Altemur Kılıç
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin APO’nun yeniden yargılanmasına karar vermesi , bir kalemde , tabii anlayabilenlere, Avrupa Birliği hayalinin ne kadar boş ve fakat milletimizi için ne kadar tehlikeli olduğunu ve şu bağlamda yayınlanan “Aydınlar Manifestosunun” maksatlarının, nasıl bir gaflet,hatta ihanet olduğunu ve .AB’nin, APO ıle ve Güneydoğu ile, bu kadar “yakın” ilgisinin, ülkemizin hayrına değil, karanlık maksatları bulunduğunu da , bu karar gösteriyor…cialis forum cialis bez recepta cialis bez recepta
| İKTIDARIN AÇMAZI Sözde “aydınların” da liberal budalalıktan bu konularda ihanete kadar varan yaklaşımlarını bir tarafa bırakıyorum…acaba İktidar, yanlış kararları ve uyum yasalarıyla , kendisini ve ülkeyi sıkıştırdığı “Şeytan Üçgeni”nden ve önce bu üçgenin APO yanından nasıl kurtulacak.,daha önemlisi, ülkeyi nasıl kurtaracak? Türkiye'yi, bu duruma getiren hatalar zinciri,aslında, daha önce AB hayali uğruna, egemenliğimizi ve yargımdı yabancılarla paylaşmayı kabul etmekle başlamış ve Abdullah Öcalan DGM de İdama Mahkum edildikten sonra hükmünün, TBMM'ye sevk edilmeden rafa kaldırılması ve infaz edilmemesiyle, bugünkü çıkmaza kadar gelinmiştir. . Acıdır; bu hükmü rafa kaldıranlar ,APO yu teslim eden ABD’ye , şart koştuğu “idam edilmemesi” sözünü, sebebini,merak edip, hiç sormadan vermişler! …Kendi teröristlerini cayır cayır idam eden ABD’nin , bu şartı neden koştuğu belli olmuyor mu? Avrupalıların da Amerikalıların da- Türkiye üzerinde oynadıkları “Büyük Oyun”da, Güneydoğunun, Kürtlerin, ve Türkiye'yi parçalamak, güçsüz hale getirmek emellerinim baş yeri işgal ettiğini görmemek için liberal –liboş olmak gerekir. Burada parantez arasında APO Konusunda haklı çıktığımı da hatırlatmak isterim. O zaman yazdım söyledim ; bu adam idam edilmezse başımıza bela olacak, kahraman olacak ve karşımıza oturacak diye…Şimdi haklı çıkmanın acısı içindeyim ama neye yarar ! HUKUK VE GERÇEK Şimdi medyamızda hatta siyasette, bu acı gerçekler bir tarafa bırakıldı, olayın hukuki boyutları tartışılıyor. Yeniden yargılanabilir miymiş. ,nerede yargılanırmış…Çok muhtemeldir ki AIHM ve AB muhtemelen “Türk Mahkemeleri bu davada tarafsız olamazlar; biz yargılayalım” diye dayatacaklar ve sonunda da serbest bırakacaklardır…Manifestoyu imzalayanların ve Türkiye'nin ateşle imtihanı da bu konuda olacak. AB sevdalıları “ Egemenliğimizi paylaştığımız gibi yargımızın da paylaşılmasını kabul etmişiz bır kere…Pire için yorgan yakmayalım, verelim kurtulalım” kafasındalar . Onlara göre ”Pire” Türkiye nın, Türk yargısının onuru, Türk şehitlerinin hakkı –“yorgan” da “asrın en büyük projesi” yani asla gerçekleşemeyecek AB hayali! SABRIN HUDUDU O Aydınlar ve AB ve de Hükümet, Türk milletinin ve milliyetçilerinin bu konularda teslim olacaklarına ve teslimiyete razı olacaklarına inanıyorlarsa çok yanılıyorlar. Milletin bu konularda direnmesine milliyetçilerin ve ülkücülerin “kışkırtması” demeye kalkmasınlar. AIHM’nin , Avrupalıların vc Amerikalıların, ülkeniz ve milletmiş üzerindeki oyunlarını deşifre eden bu kararı ıle 200 imzalı Aydınlar Manifestosu havada kalmıştır!. APO’nun yenden yargılanması bır hukuk konusu ve sorunu değildir. Buram buram siyaset kokan bir dayatmadır.. Bugünkü iktidar bu konuda taviz i veremez ve teslim olamaz .Ben buradan uyarıyorum; APO- Kıbrıs ve Ermeni konularında aciz ve teslimiyet kaçınılmaz olarak, büyük tepkilere yol açar.Öncelikle APO konusunda taviz ve boyun eğmek hatta boyun eğmeyi düşünmek olayı gerçeklerinden soyutlayıp hukuk tartışmalarına çekmek , milletin tepkisine yol açacaktır. “Kışkırtma” aranıyorsa asıl kışkırtma da bu olur. Hatta devam ettirirlerse “Aydınların Manifestosu” olur. O zaman onları ,şimdiye kadar büyük bir özveri ve soğuk kanlılıkla davranan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de kurtaramaz. . Türk milletinin ve O’nun da sabrının bir hududu vardır. Türkiye yanlış politikalar ve başlangıçta yapılan hatalar yüzünden “Şeytan Üçgenine” sürüklenirken , İktidar gaflet ve aciz içinde iken- bu durumdan vazife çıkarmak da Türk Milliyetçiliğine düşecek. Hiç yadırgamasınlar ve de bu kaçınılmaz neticeyi “ DERIN DEVLET”E bağlamaya kalkmasınlar . DERIN DEVLET, Mafya veya “Kurtlar Vadisindeki” “Tapınak Şövalyeleri” filan değildir. Sorunları,iç ve dış düşmanları, bu kadar “ derin” olan ülkemizde, şükürler olsun ki, askeri –sivil bürokraside , yargıda , kendi alanlarında , Türkiye Cumhuriyetine, sessiz ve derinden, sahip çıkan, çıkacak kuvvetler vardır. DERIN DEVLET de-aslında , budur! | |