Siyaset12 Mart 2008 00:00

Where is the İsmail? - Hayrullah Mahmud Özgür

İşte bunlardan birkaçı: İsmail Yıldız ve içerde tutuklu bulunan diğer AKP muhaliflerinin soruşturma süreci neden yılan hikayesine döndü?! Yargılamanın başlaması için kim, neyi, kimden gelecek talimatı bekliyor?! Gizli yapılması gereken soruşturmanın pek gizemli konuşma kayıtları, diyalogları neden havada uçuşuyor?! Gazetelerde yayınlanan, haber, yorumlar da cabası! Bu arada başlamayan duruşmanın kitabı dahi yazıldı ama hala içerdeki zanlıların akibetleri meçhul! naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgcialis walgreen coupon site cialis coupon

Where is the İsmail?

Hayrullah Mahmud Özgür

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  11.03.2008
   
(Açık İstihbarat : "İhtilaflı olduklarının dahi hukukunu savunmayanlar kendi hukuklarını savunamaz" prensibi çerçevesinde, Oktay Yıldırım, Kuvvai Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk; yazar Ergün Poyraz, Av. Kemal Kerinçsiz gibi isimlerle birlikte aylardır mahkeme önüne çıkarılmadan tutuklu bulunan SESAR Başkanı İsmail Yıldız'la ilgili yazıyı dikkatinize sunuyoruz)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Sayın Başkomutan,


AKP iktidarında "vatan millet" diyenler sorgusuz sualsiz içerde.


Neden?!

Niçin?!

Niye?!

Bir soruşturma yürütülüyor ki, sorma gitsin.

En pespayesinden!

Her nedense beklenen mahkeme bir türlü gerçekleşmiyor.

Belgeler, bilgiler hep eksik!

Gün geçmiyor ki, soruşturma "insan zekası ile alay eden" yeni bir mecraya sürüklenmesin!


AKP diyor ki, "derin devlet, derin çetelerle mücadele" ediyorum.

İyi, güzel!

Etsin!

Yalnız, Abdullah Öcalan'ın yargılama süreci bile bu kadar uzun sürmedi.


Hatırlatırım!


Bu insanlar ne günah işledilerse, açıklayın da bilelim.

Nitekim


Ortada kafa karıştıran birçok soru var.

İşte bunlardan birkaçı:

İsmail Yıldız ve içerde tutuklu bulunan diğer AKP muhaliflerinin soruşturma süreci neden yılan hikayesine döndü?!

Yargılamanın başlaması için kim, neyi, kimden gelecek talimatı bekliyor?!

Gizli yapılması gereken soruşturmanın pek gizemli konuşma kayıtları, diyalogları neden havada uçuşuyor?!

Gazetelerde yayınlanan, haber, yorumlar da cabası!

Bu arada başlamayan duruşmanın kitabı dahi yazıldı ama hala içerdeki zanlıların akibetleri meçhul!

O kitap, hangi istihbarat servisinin sızdırdığı belgelerle oluşturuldu?!

Kitabın yayınlanması ile yargı aşamasında, soruşturma devam ederken, hangi amaca hizmet edilmek isteniyor?!
Sayın Başkomutan,

Bilinmesini isterim ki, bu soruşturma aşamasında, en basit hukuk kuralı dahi ayaklar altına alındı, paspas edildi.

"Aksi iddia edilene kadar herkes suçsuzdur" kaidesi lafta kaldı.


Buradan "Haysiyet cellatlarına" diyeceğim şudur:


Gün gelir hukuk size de lazım olur.

Birkaç tane mafya, çete mensubunun arasına "AKP muhalifleri"ni sıkıştırıp, kamuoyuna

"Sizler de bize diklenirseniz, başınıza bu gelir"

diye mesaj vermek de ne anlama geliyor?!

Bu mu demokrasi?!

Bu mu ifade özgürlüğü?!

Bu mu AK Parti?!

Düşüncem odur ki, sanki bir güç merkezi (?!), Baş harfi "A" diğer iki harfi siz yazın, kamuoyunu, sistemli bir şekilde "psikolojik harekat'a maruz tutuyor.


Kamuoyunu dezenforme ediyor.

Ne var ki, devran değişti, siz iktidardayken köprülerin altından çok sular aktı.


Artık Türkiye'de 7'den 77'ye herkes ayakta, uyanık!

"Aman evladım başınızı belaya sokmayın, kalabalıklara karışmayın"

diyen babalar, dedeler bugün sokakta!

Direniş'te!


İktidarı, muhalefeti, işdünyası, medyası ile Türkiye üzerine oynanmak istenen oyunun farkında!

Diyeceğim şudur:

Gün gelir, devran değişir!

Her şey altüst olur.

O zaman derler ki anlayana:

Başkomutan'ın yeşil kürkü,
Nereden çıktı bu türkü,
Fetullah Humeyni, Atlantik ötesinden emir verdi,
AKP topladı, tüm Türk'ü!
Gün gelir, Hayrullah efendi emir verir.
Bundan sonra söylenecek şu türkü:
“Dağ başını duman almış…”:))
Sayın "Başkomutan",

Eğer siz gerçekten Türk Devleti'nin Başkomutan'ı iseniz, buradan kamuoyu önünde açıkça sormak istiyorum:

"Vatan bölünmesin, ülke maceraya sürüklenmesin"

diyen İsmail Yıldız neden içeride?!

Suçlu ise neden ortada mahkeme kararı yok?!

Neden tutuklu?!

Niye tutuklu?!

İşte Cumhurbaşkanı da oldunuz, daha neyi bekliyorsunuz?!

Ülkenin parçalanmasını, Büyük Kürdistan hayalinin gerçekleşmesi mi?!

Eğer böyle bir "hülya" gerçek olur düşüncesinde iseniz, bilmenizi isterim ki, buna şalvarlı Kürt liderler de inanmıyor!

Gelin sizde inanmayın, Kürt devleti hayallerine boşverin.

Aksi halde bir başka soru:

"Milyar dolarla götürenler, Kürdistan kurulmalı, Diyarbakır da başkent olmalı"

diyenler, Cumhurbaşkanlığı köşküne davet edilip, Camlı Köşk'te kuş tüyü yastıkta yatırılırken, İsmail Yıldız gibi vatan bölünmesin diyenler, neden rutubetli mapushane odasında misafir ediliyor?!


Neden?!

Niçin?!

Niye?!



Asıl Camlı Köşk'te istirahat etmesi gereken, İsmail Yıldız gibi vatan evlatları değil mi?!

Sözün özü, eğer siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başkomutan'ı iseniz, bilmenizi isterim ki, İsmail Yıldız gibi vatan evlatlarını, devletin hapishane kayıtlarına değil, "demirbaş" listesine kaydettirmiş olmanız gerekirdi.


İngilizler, Fransızlar, Almanlar, İsrailliler, ABD'liler öyle yapıyor.


İran, Rusya, Çin ve hatta Küba'lılar da!

Bilerek yazının başlığına "The" takısını ekledim.


Sizin gibi İngilizce'yi, Türkçe'den daha iyi konuşan "Başkomutan"lar bir hakikati daha iyi anlasın, görsün dedim.

Ezcümle, İngiliz Kraliyet Akademisi ne demek istediğimi çok net anladı.


Yoksa

Yoksa

An gelir

Bir anda her şey altüst olur.

Rüzgarlar ters yönden esmeye başlar…

İsmail Yıldız’lar devlet olur.

Devlet'im diyenler, devleti üç otuza elin şalvarlısına peşkeş çekenler ise mahkum!
Sayın Başkomutan,

Özetle diyeceğim odur ki, ilk iki çeyrek karneniz kötü!


Mevcut tabloya göre de, siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çıkarlarını değil, bir başka devletin menfaatlerine göre hareket eder hal ve tavır içindesiniz!


Belki 28 Şubat süreci'nin "sivil paşası" Fatih Çekirge'nin, 28 Şubat süreci'nin "iliştirilmiş mağduru" Fehmi Koru'nun Başkomutan'ı olmayı başardınız ama Türk Devleti'nin Başkomutan'ı olmayı başaramadınız.


Hülasa, ekonomik krizden, finansal depremden sonra, yüz kızartıcı suçtan hapse giren Türkiye'nin ilk Başkomutan'ı olarak tarihe geçeceksiniz gibi gözüküyor.


Ezcümle, Türkiye çadır devleti değildir!

Devlette fil hafızası vardır, balık hafızası olduğunu zannedenler yanılıyor!

Ve


Son bir soru daha:


İsmail Yıldız nerede?!

Neden içerde tutuluyor?!

Neden diğer AKP muhalifleri ile birlikte mahkemeye çıkarılmıyor?!

Where's "the- İsmail?!


Sözün özü, Türkiye eğer "devlet" ise Gül de o devletin "Başkomutan'ı ise Anayasa ve hukuka saygılı bir rejimde, an gelir, Başkomutan da, diğer komutan İlhami Erdil örneğinde olduğu gibi "kayıp demirbaş"ın hesabını verir!


Hepsi ve daha ötesi budur.

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2008