Arkadaşım, önündeki bilgisayardan şu satırları okudu:
"Yaşanan bu seferki eleştirinin TSK'yı rahatsız eden çok acıtıcı bir yanı var. Şöyle deniyor: "Aslında askerî harekât devam edecekti; ama Amerika'nın baskısıyla aniden kara harekâtına son verildi." Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı üzen keskin eleştiri bu cümlede düğümleniyor. O yüzden Büyükanıt, bir komutanın yapabileceği en ağır şeyi yapıyor ve diyor ki: "İspatlayın, üniformamı çıkarırım!"
Tam bu noktada, herkesin daha duyarlı olması gerekiyor. Neden mi? Askerî bir harekâtı ABD'nin emriyle durdurma suçlaması, sadece TSK'yı ve Genelkurmay Başkanı'nı veya hükümet ve Başbakan'ı ağır itham altında tutmuyor; aynı zamanda bu ülkenin onurunu ayaklar altına alıyor."
Sonra da sordu: Bil bakalım bu yazı kime ait?
Aslan Bulut'tan Yılmaz Özdil'e, Yalçın Doğan'dan İlhan Selçuk'a kadar en az on isim saydım…
"Hiç birisi değil"
dedi…
"Peki kim?"
"Ekrem…"
"Hangi Ekrem?"
"Recaizâde Ekrem…Hangi Ekrem olacak yahu! Ekrem Dumanlı işte…"
Ekrem Dumanlı'yı bugüne kadar yanlış tanıdığım ve yanlış tanıttığım için kendimden utandım…
Ekrem kardeşimiz meğer 'bizdenmiş'!
Yani son günlerde isimlerinden "Kızıl Tugaylar' gibi bahsedilen 'ulusalcılardan' …
Orduya, özellikle Büyükanıt Paşa'ya karşı bir sevgi, bir merhamet, bir anlayış!Bu cenahın diğer yazarlarına da göz attım; hepsi Büyükanıt'tan büyük bir sitayişle bahsediyorlar…
Sayın Genelkurmay Başkanı "Büyükanıt'tı, şimdi daha büyük anıt oldu" yani..
Bu şaşırtıcı ve duygulandırıcı duruma "üniforma çıkarmak" lazım! (Yoksa bu deyimin doğrusu "şapka çıkarmak" mıydı?)
Onu bunu bilmem…
Memleket "Bikini giyerim" diyenden, "üniformamı çıkartırım" diye rest çekenden geçilmiyor.
Bu tür restler çekmedikçe insan bir türlü popüler ve medyatik de olamıyor zaten.
Şu Açık İstihbarat denilen sitede bir yıldır yazı yazıyorum, ne ünlü olabildim, ne de para verdikleri var..
Adımızın "Ergenekoncu"ya çıkması da yanımıza kâr kaldı..
Dolmuşa binmemek için yürümeye ve simit yemeye devam. (Akşam saat 17'den sonra, Ulus'taki eski Meclis binasının orada 7 simiti 1 YTL'ye satıyorlar.Gururundan parasızlığını çaktırmamaya çalışan vatandaşlarımıza ve suikast silahı bulmak için para arayan Ergenekon çetesinin fakir mensuplarına duyurulur…)
Şimdi ne olacak Paşam? Ben nerede duracağımı şaşırdım…
Biz sizden ne zaman övgü ve güvenle bahsetsek, adımız 'darbeciye' çıktı, işimizden gücümüzden olduk…
Şimdi Ekrem Dumanlı mı "darbeci" olmuş oldu, yoksa biz mi sizin deyiminizle "TSK'ya hainlerden daha fazla zarar verenler" sınıfına girdik?
Cumhuriyete gönül verenleri meydanlara dökülmeye çağırdınız; Tandoğan Meydanı'nında kimimizin başına güneş geçti, kimimiz kan şekeri düşmesinden bayıldk, affedersiniz kimimiz de sıcaktan ishal olduk…
Sonra bir baktık siz, Cumhurbaşkanı olmayı başaran Sayın Abdullah Gül'e birkaç gün tavır yaptınız, sırtınızı falan döndünüz sonra da "şiir gibi" geçinip gitmeye başladınız…
Oysa 27 Nisan bildirisinde
"Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk'ün, "ne mutlu Türk'üm diyene!" anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır"
demiştiniz.
Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?
Sizin 'Sabetay' olduğunuza dair 5 bin kişinin cep telefonuna mesaj çekildiğinde, Mete Han'ın, Mustafa Kemal'in ordusunu itibarsız kılmaya ant içmiş cemaat çetelerini deşifre edenlerin şimdi kimi işsiz, kimi de hapiste..
Ekrem Dumanlı kardeşimizin ve onun gazetesinin bu kirli tezgâhla hiçbir ilgisi yoktu değil mi Paşam?
O, size gönülden bağlılığını kalbinde saklı tutarak susuyordu o sıra?
Sonra, Şemdinli'de kurulan tuzağa da sizin 4 Mart'taki basın toplantısında "vatanseverler" diyerek hakaretâmiz bir üslupla isimlendirdiğiniz insanlar değil, Zaman gazetesinin yazarları aşlarından, ekmeklerinden olmak pahasına karşı çıkmışlardı değil mi?
Peki, sizin ve ordunun yönetimindeki diğer subayların 'darbeci' olduklarını 'belgelemek' ve böylece Türk ordusunun rejim konusundaki direncini kırmak için gerçekleştirilen Utah merkezli operasyon, Nokta dergisinde mi, yoksa Yeniçağ gazetesinde mi sahneye konulmuştu?
O sıra Nokta dergisinin genel yayın yönetmeni Emin Çölaşan mıydı yoksa?
Hafıza-i beşer nisyan ile malûl işte..
Ben de geçmişi hatırlayamadığım için size soruyorum…
Operasyonun aniden bitmesine şaşırıp kalanlara neden bu kadar öfkeleniyorsunuz ki Paşam?
Şimdilerde size gövdesini siper eden Başbakan bile şaşırıp kaldı oysa ki.. Önce,
"Her şeyi Genelkurmay planladı"
diye topu size attı, ertesi gün sözünü
"Siyasi sorumluluk bana ait"
cümlesiyle düzeltti..
Şaşırırız tabii…
Ben miydim,
2 Nisan'da basın toplantısı düzenleyip,
"Sınır ötesi operasyon faydalı olur mu? Evet olur.."
diyen? Sonra, hükümetin orduyu engellediği konusunda defalarca demeç veren?
Ben miydim,
2 Ekim 2007'de Avusturya milli günü resepsiyonunda
"Silahlı Kuvvetler görev verildiğinde sınır ötesi operasyon yapar. Ayrıca ihtiyaç olduğunda biz de talepte bulunuruz. Başbakan'ın ABD seyahati önemli. Onun dönüşünü bekleyeceğiz"
diyen…
Ben miydim,
Robert Gates'in "Çıkın!" restine karşılık, 28 Şubat 2008 günü, İspanya Genelkurmay Başkanı ile görüşmenizde,
"Kısa süre izafi bir kavramdır. Bazen bir gün bazen bir sene olabilir. Süre konusunda bilgi verdim, anlayışla karşılandı. Türkiye terörle mücadele ediyor. ABD de Afganistan'da uzun süredir terörle mücadele ediyor"
diyen? Birkaç saat sonra da Irak'taki birliklerin çekildiğini duyuran?
Bütün bunlar kayıtlardadır ve alt alta konulduğunda 'belge niteliğine' haiz olmaktadır hürmetli Paşam…
Kimsenin üniforma çıkarmasına gönlümüz elvermez ama hiç değilse bazı üniformalar kuru temizlemeciye gitmelidir…
Sonra, "O soğukta, karda kışta görev yapmak kolay mı?" da ne demek Paşam?
Kahraman Mehmetçiğimize söz söyleyen mi oldu?
Ama bugün size nedense büyük bir sevgi ve saygı beslemeye başlayanlardan,
"Niye hiç subay ölmüyor ki?"
diye yazı yazanlar oldu…
Bizim bütün üzüntümüz, kahroluşumuz, pişmanlığımız, hayal kırıklığımız zaten o karda kışta şehit düşen çocuklarımız için değil mi?
Kuşkunuz varsa, Dağlıca katliamından sonra askerlik şubelerine başvuran kadınları, yaşlıları alın askere.
Alın da vatan için nasıl can vereceğimizi gösterelim…
Ekrem Dumanlı'yı da alın, beni de alın askere Paşam…
Sorularıma yanıt bekliyorum Paşam.
TSK'nın internet sitesi polemik gazetesine döndü nasılsa. Alexa'nın reyting ölçümlerinde Habertürk ile yarışıyorsunuz.
Bir cevap da bana yazıverin ne olacak…
Paşam?
"Bütün bunlar rüyaydı" deyin bana…
Yoksa Kızılay'ın ortasında elbisemi çıkaracağım…
|