Siyaset18 Şubat 2008 00:00

Selim Somçağ "Gladio"'yu İşaret Etti : Açık İstihbarat (!)

Selim Somçağ'a akıl esenliği, temel bir teknoloji bilgisi ve sansürsüz günler diliyor; Doğan Grubu'nun kendisine yer vermediği günlerde yazılarını bize yollarsa yazının kalitesine göre değerlendirmeye alabileceğimizi belirtiyoruz. Zamanında sitemizde yazılarına kaynak göstererek yer verdiğimiz için bizi müfteri , yalancı ve hırsız olmakla suçlayan bu ego fırtınasının merkez üssünün Açık İstihbaratı "Gladio" olarak karalamak isteyenler olduğunu bildiğimiz için; KanalTürk ekranlarında bu gece yaşanan karalamaların Zaman gazetesinde çıkan "Ergenekon'a ilk davayı Yaşar Büyükanıt açtı" haberinin devam salvosu olarak not ediyor; Zaman'da çıkan bu haberi Haber Türk 'ün üst yönetimine telefon açarak HaberTürk'ün manşetine çektirenlerin şimdide Selim Somçağ gibi ego fırtınalarından medet umduğunu gözlemliyoruz. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards

Selim Somçağ "Gladio"'yu İşaret Etti : Açık İstihbarat (!)

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  15.02.2008
   
(Açık İstihbarat : KanalTürk'te katıldığı programda Doğan Grubu'nun kendisini sansür etmesinden çok muzdarip olduğu anlaşılan; kendi yazılarına yer veren Açık İstihbarat'ı ise isim vermeden faşist ve "Gladio" olmakla suçlayan büyük Türk ekonomisti Selim Somçağ'ın kafasınının hayli karışık olduğu anlaşılıyor.

"Kerkük'ün Türk Ordusu için bir tuzak olacağı" yolundaki tezlerimizi dış güçlerin dezenformasyon çabası olarak niteleyen bu büyük Türk ekonomistinin; Türkiye'nin silah teknolojilerinin dışa bağımlılığı konusunda kaleme aldıklarımızı ise "yok efendim ABD bizim uçaklarımızı kilitleyebilirmiş" şeklindeki sözleri ile karalamaya çalışması Somçağ'ın silah teknolojileri konusundaki cahilliğini ortaya koydu.

Selim Somçağ'a akıl esenliği, temel bir teknoloji bilgisi ve sansürsüz günler diliyor; Doğan Grubu'nun kendisine yer vermediği günlerde yazılarını bize yollarsa yazının kalitesine göre değerlendirmeye alabileceğimizi belirtiyoruz.

Zamanında sitemizde yazılarına kaynak göstererek yer verdiğimiz için bizi müfteri , yalancı ve hırsız olmakla suçlayan bu ego fırtınasının merkez üssünün Açık İstihbaratı "Gladio" olarak karalamak isteyenler olduğunu bildiğimiz için; KanalTürk ekranlarında bu gece yaşanan karalamaların Zaman gazetesinde çıkan "Ergenekon'a ilk davayı Yaşar Büyükanıt açtı" haberinin devam salvosu olarak not ediyor; Zaman'da çıkan bu haberi Haber Türk 'ün üst yönetimine telefon açarak HaberTürk'ün manşetine çektirenlerin şimdide Selim Somçağ gibi ego fırtınalarından medet umduğunu gözlemliyoruz.

Sansür edilmekten , sesini duyuramamaktan şikayet eden Selim Somçağ'ın; yazılarına yer veren Açık İstihbarat'ın sahibi Behiç Gürcihan'ı "hırsızlık, yalancılık ve müfterilik"le suçladığı yazısını ve bu suçlamaların arkasındaki yazışmaları okumak için tıklayın. )

Sizleri ; sesini duyuramamaktan şikayetçi bu büyük Türk ekonomistinin kendi sitesinde yayınladığı "Uzun İnce Bir Yoldayız" başlıklı yazısı ile başbaşa bırakıyoruz. Bu değerli görüşlerden fazladan bir avuç yurtsever daha faydalansa, "Gladio"(!) olarak büyük memnuniyet duyarız!)

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Amerika merkezli küresel spekülasyon balonunun çöküş süreci, Ekonomik Yorumda çok uzun zaman önce öngörüldüğü şekilde, gümbür gümbür ilerliyor. Amerika’da konut ve mortgage sektörlerinin sarsılmaya başlaması üzerine, küresel balonu ilelebet sürdürmeye çalışan Batı finans sermayesi 2007 boyunca çeşitli kurtuluş teorileri üretmişti:

Amerika’nın mortgage sektörü sorunlu olabilirdi ama, Amerikan tüketicisi o denli dinamikti ki, Fed’in faizleri biraz gevşetmesi halinde tüketim başka kanallardan artacak, böylece mortgage sektörü yavaşlasa bile Amerikan ekonomisindeki büyüme hız kesmeyecekti. Hele durgunluk, asla sözkonusu değildi.

Bunun bir hayal olduğu anlaşılınca yeni bir teori patlatıldı: Decoupling, yani ayrışma. Artık başta Çin olmak üzere gelişen ülkelerin ekonomik kapasitesi o kadar büyümüştü ki, Amerika durgunluğa girse bile dünya ekonomisi Çin, Brezilya, Hindistan gibi ülkelerin önderliğinde eskisi gibi büyümeye devam edecekti. Bu gelişen ekonomilerle kurdukları ekonomik ilişkiler sayesinde, Japonya ve AB bile Amerika’daki durgunluktan fazla etkilenmeyecekti!

Bu teori de bir yandan Çin’den ve Japonya’dan gelen ekonomik yavaşlama haberleriyle, bir yandan da Avrupa bankalarının Amerika’daki mortgage batağına ne kadar saplanmış olduklarının ortaya çıkmasıyla son iki hafta içinde çöküverdi. Artık Amerika merkezli balon ekonomisinin şişirilmesindeki en büyük sorumlulardan biri olan eski Fed Başkanı Greenspan bile dünya ekonomisinin doludizgin durgunluğa gittiğini itiraf etmek zorunda kalıyor.

Durgunluğun Amerika’dan dünya ekonomisine yayılması, buna bağlı olarak finans piyasalarında büyük zararların ortaya çıkması kaçınılmazsa, bunun sonu Türkiye gibi ülkelerden sıcak para kaçışına gider. Büyük cari açığı ve dış borcu olan bir ülkeden sıcak para kaçışı başlayınca neler olduğunu 2001’den biliyoruz. Dolayısıyla bundan sonra derin ekonomik analizlerle uğraşmayıp, elimizdeki nakit fonlarla döviz alıp otursak krizden en iyi şekilde korunmuş olmaz mıyız?

Maalesef bu sorunun cevabı bu sefer 2001’deki kadar basit değil. 2001 krizi bir Türkiye kriziydi, şimdi ise bir dünya kriziyle karşı karşıyayız. 2001’de inşaatta az çimento, deniz kumu ve 8’lik demir kullandığımız için evimizin kolonları çökmüştü, şimdiyse deprem oluyor, üzerinde oturduğumuz yer sarsılıyor. Bu sarsıntıyla yalnız Türkiye’nin değil, bütün dünyanın ekonomik ve finansal coğrafyası bir değişim süreci yaşayacak. Bu süreç boyunca dünyanın büyük ekonomileri arasındaki ekonomik ve finansal dengeler sürekli değişecek. Henüz işin başında olmamıza rağmen dünyanın rezerv paraları arasında son dönemde gözlenen büyük parite oynamaları bundan sonra olacak daha köklü değişimlerin ve daha derin dalgalanmaların habercisi:

Dolar-euro paritesi 2007 yılına 1.31’den başlamıştı, 2007 Kasımında 1.4968’i gördü, yılı 1.45’lerde tamamladı. Yalnızca son iki haftada Amerika ve Avrupa’dan gelen haberler, açıklamalar ve beklentilerle dolar-euro paritesi 1.4366 ile 1.4922 arasında dalgalandı.

Söylediğim gibi, bu daha işin başı. Dünya ekonomisi öyle bir sürece girdi ki, bundan iki yıl sonra dolar, euro, sterlin, frank, yen, yuan gibi paraların birbirleriyle hangi denge noktasında buluşacaklarını şu anda kimse tahmin edemez, çünkü önümüzdeki süreçte öngörülebilen bazı gelişmelerin yanısıra bilinemezler de çok fazla.

ABD dışındaki rezerv para bölgelerindeki bankaların taşıdıkları Amerikan mortgage tahvili riski ne kadar? Bunu henüz kimse bilmiyor.

Çin’in dünyanın imâlat ve ihracat merkezi olma hamlesinde, mümkün olduğunca çok pazar payı kapabilmek ve hızlı büyüyebilmek için müthiş bir kredi balonu ürettiği biliniyor. Küresel balon devam edip, Çin ihracatını arttırabildikçe bütün dünyadan Çin’e akan yüz milyarlarca dolar, şiddetli bir tipinin bir hurdalıktaki paslı demirleri örtüp saklaması gibi, Çin’deki kredi patlamalarını gizliyordu. Şimdi değirmenin suyu kesilince orada da çıplak gerçek sırıtmaya başlayacak. Bu çıplak gerçeğin boyutu nedir? Bilmiyoruz. Balonun sönmesinden sonra Çin’in ortalama büyüme hızı % 10’dan % 5’e mi gerileyecek, yoksa bu ülke 1990’ların Japonyası gibi dev âtıl kapasite ve dev kredi batıklarının altında ezilen, durağan bir ekonomiye mi dönüşecek? Bunu da bilmiyoruz.

Altının 2007’de başlayan ve hâlâ devam eden olağandışı yükselişinin ardındaki sebepler arasında bu soruların henüz cevapsız olması da yatıyor. Dolayısıyla altın yatırımcısı da önümüzdeki dönemde uluslararası ekonomideki gelişmeleri yakından izlemek zorunda. Bu yüzden Haftalık Ekonomik Yorumun görevi Amerika’nın durgunluğa girdiğinin anlaşılmasıyla bitmiş değil. Hatta yeni başladığını bile söyleyebiliriz.

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2008