Siyaset28 Eylül 2004 00:00

Türkiye nereye gidiyor? - Osman Metin Öztürk

Son bir haftada yasanan gelismeler ciddi soru isaretlerine neden olmak bir yana, herhalde "bardagı tasıracak" veya "dananın kurugunu koparacak" gibidir.cialis forum cialis bez recepta cialis bez receptacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

Once Turk Ceza Kanunu beklenmedik bir sekilde gundeme
geldi, zina tartısması yasandı, AB'ye rest cekildi,
Dısısleri Bakanı bir nevi 'sessiz-soluksuz' BM
toplantıları ıcın ABD'ye gitti, Basbakan sanki kısa
bir sure once AB'ye rest ceken kendisi degilmis gibi
Brüksel'e gidip tam tersi bir yaklasım sergiledi,
gundemden dusen TCK 'jet' hızıyla yeniden gündeme
geldi, Genislemeden Sorumlu Komıser Turkiye hakkındaki
raporun olumlu olacağı sinyallerini verdi, bu
sinyaller iceride ve dısarıda bayram havası gibi
verildi, arkasından müzakereler baslasa bile 2012-2013
tarihi tekrar telafuz edilmeye baslandı, bu arada İran
Cumhurbaskanı Hatemi de beklenmedik bir sekilde
Turkiye ziyaretini iptal etti...

Neler oluyor? AB konusunda somut ne elde edilmistir?
Sorular cok ve bu sorulara cevap aramak gerekir...

Mevcut siyasal iktidarın, gercekte, iceride ve
dısarıda kimseye güven vermediği, bu son olaylarla
daha da guclenmis gibidir...

AB'ye 2012-2013'den once uye olmak mumkun degil... AB
uyeliginin artık cantada keklik oldugunun
dusunulmesine neden olan Genişlemeden Sorumlu Komiser
aynı zamanda oyle soyluyor... Her iki beyanın kaynagı
da aynı...

Bundan kısa bir sure once, kamuoyundaki tabloya
bakıldığında, siyasal iktidarın AB'den umudunu
kestigi, kısa surede AB'ye gıremeyecegı gercegini
gordugu ve bu nedenle, butunuyle ABD'ye yanastığı
izlenimi ediniliyordu... Kurtler Kerkuk ve Telafer'de
ABD'nin himayesinde, Irak Turklerini katlederken,
sıyasal iktidarın sessiz kalması, bu izlenimi
besliyordu... ABD yerine Irak Turklerini ve kalpleri
onlarla carpan Turk Vatandaslarını karsına almayı
tercih etmıs gozukuyordu... Cok degil, bir kac gun
sonra, AB'ye "biz Turkuz" restini cekecek(!) olan
siyasal iktidar, Kerkuk ve Telafer'de Turkler
katledilirken ABD'nin yanında izlenimi vermekten
cekinmemisti...

Sonra ne oldu bilinmez... Aynı siyasal iktidar,
birdenbire ABD'yi bırakıp AB'ye yapıştı... Tam da bu
sırada, Hatemi, Turkiye ziyaretini iptal etti...

Hatemi'nin ziyaretini iptal etmesinin bu olay ile
baglantısı konusunda degisik yorumlar akla geliyor...


Turkiye'deki siyasal iktidarın guven vermeyisi, komsu
ulkeleri de etkiliyor. Belki de, onları aslında hic
istemedikleri seceneklere itiyor... Bu siyasal kadro
ve kimsye guven vermeyen bu politika ile, Turkiye'nin,
bölgede kendisini hedef alan cepheyi genisletmis
oldugu da akla gelenler arasında...

Siyasal iktidar, konumunu kaybetmemek için akla
gelebilecek her seyi yapmaya hazır bir iktidar
gorunumu veriyor. Elbette ki, ic ve dıs politika
arasında karsılıklı bagımlı br iliski vardır. Ancak,
Turkiye'nin ABD ve AB ile olan iliskilerini munhasıran
ic politikayı gozeterek yurutmesi kabul edilemez.
Doğru degildir...

Ayrıca,siyasal iktidarın, Turkiye'yi ABD ile AB
arasında sıkıstırması da dogru degildir.

Bu politika, siyasal iktidarın giderek hareket
serbestisini kaybetmesine neden olmakatdır.Cunku,
iceride de dısarıda da inandırıcılıgı giderek
kaybolmaktadır.

Bir baska ornek: AB ile tarım alanında bir takım
taahhutlere girdikten, Turkiye'de uretilen sekerin
maliyetinin ithalat fiyatının neredeyse uc katı
olduğunu soyledikten sonra, Cumra Seker Fabrikasınının
acılısı nasıl izah edilecektir... Bir samimiyetten soz
edilebilir mi? Bır taraftan sırf seker pancarı
ekmemeleri karsılıgında citfcilere donum basına belli
bir para odeniyor, diger taraftan seker pancarı
ekimini tesvik edecek yeni seker fabrikası acılıyor(!)
Hangisi douru, hangisine inanacagız...

Bugune kadar seker pancar ile gecimini sağlayan
ciftciye artık seker panacarı ekmeyeceksin diyen,
AB'ye de seker pancar ekmeyecegim sizden seker ithal
edecegim taahhudunda bulunan mevcut siyasal iktidarın
gidip seker fabrikası acması karsısında, hem seker
pancarı ureticilerinin hem de AB'nin guvenebilecekleri
düşünülebilir mi?

Turkiye Cumhuriyeti Devletinin bir yönetim geleneği
vardır. Bu gelenek, temelde Turk Tarihinin, Turk
Kulturunun ve Turkiye'nin jeopolitik gerceklerinin bir
urunudur.

Bunların bilincinde olmayan bir kadro ile, Turkiye,
mesafe alamayacagı gibi, mevcut durumunu bile
koruyamaz... Art niyetten ise, hic bahsetmek
istemiyorum. Cunku, misyonerlik faaliyetleri,
yabancıların maksatlı olarak Turkiye'de tasınmaz mal
edinmeleri, hayati konularda kapalı kapılar ardında
yapıldıgı ileri surulen pazarlıkları ve benzeri
konuları internet uzerinden herkes biliyor.

Bu iktidar, yaptıkları ile, "miadını" doldurmus
gibidir.

Turkiye'nin ulke ve ulus butunlugunu hedef alan ic
tehdit, dun ile kıyaslanamayacak derecede artmıstır.

Bakalım "dananın kuyrugu ne zaman kopacak" veya
"bardak ne zaman tasacak".

Saygılarımla.

Osman Metin Ozturk