Siyaset8 Ocak 2008 00:00

Dinler Arası Dolaşan Mikroplar - Azap Askerleri

Yüce Kuran’ımızın bir takım ayet-i kerimeleri, Türkçe meallerinde tahrif edilerek Hristiyan ve Yahudi dünyası yumuşatılmaya çalışılmış, İslam ve Türk aleminin gözü bu yöntemle boyanmaya uğraşılmıştır.. Haçlı Hristo-Siyonist dünyası, Türkiye’de maşa olarak kullandıkları Fetullah Gülen gurubunun sözde din alimlerine (bknz Prof. Dr. Suat Yıldırım), içlerine ‘’tahrif edilmiş’’ Tevrat ve İncil’den alıntılı sözde ayetler (!) ile destekli Kuran-ı Kerim mealleri yazdırıp, bastırarak ve bunu Zaman gazetesi üzerinden ilk önce Nurcu tabana yayarak HEDEF ALTINA ALDIKLARI TÜRK TOPLUMUNA GİZLİ NOKTA ATIŞLARI yapmaktadır.naproxennatrium go naproxen kruidvat

Dinler Arası Dolaşan Mikroplar

Azap Askerleri

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  09.01.2008
   
Aziz Pavlus’un öğrencilerine yazdığı mektupları derleyip toparlayarak dünyaya,

‘’Hristiyanlığın kutsal kitabı kitab-ı mukaddes İncil’’

diye yutturan Haçlı-Hristo batı zihniyeti, ‘’Siyonist’’ler ile ortaklaşa giriştikleri, özellikle Müslüman ve Türk dünyasını yakıp yıkma ve topraklarını ele geçirme emellerinin gerçekleşmesi için ‘’dinler arası diyalog’’ sürecini, Irak işgaliyle birlikte kademeli olarak başlatmış bulunuyorlar.

Bu süreçte, Türkiye’de yerli işbirlikçiler olarak belirledikleri ‘’Fetullah Gülen’’ hareketi, Haçlı Hristo-Siyonist iş birliğinin en önemli kolu ve maşasıdır.

Bu maşa, Türk milletinden sonra, İslam aleminide içinden çıkılamayacak bir cendereye sokacak girişimlerde bulunarak, Müslüman toplumların tepkisizliğinden faydalanıp yavaş, yavaş kendilerine verilen ‘’toplumu uyuşturun ve sahiplerine teslim edin’’ görevini çok güzel şekilde ifa etmektedir.

28 Şubat post modern (Sabetay) darbesi süreciyle birlikte, bürokrasiden, siyasetten, Türk Silahlı Kuvvetlerinden, basından ve iş dünyasından tasfiye edilen ‘’Müslüman Türk’’lerin geride bıraktıkları alanları dolduran iş birlikçi kuklalar perdeli, maskeli olarak hep Haçlı ‘’Hristo-Siyonist’’ dünyasına hizmet etmektedirler.

Fetullah Gülen gurubundaki bazı önde gelen ‘’dinler arası diyalog mimarları ve teorisyenleri’’ 90’lı yılların başında ‘’ALLAH, DİN, KİTAP, MUHAMMED’’ diyorlar, Müslüman Türk milletini en yumuşak noktasından, yani dininden vurarak teslim alıyorlardı.

Kenan Evren’in Abd patentli darbesiyle de birlikte hızla artan ‘’İslam’i yeşil görünümlü’’ Haçlı Hristo-Siyonist mandacılarının, bugün Amerika borsalarında Yahudi şirketlerinin hisse senetlerinin peşinden koşuşturup durduklarını gördükçe çekim alanının gücünü çok bariz bir şekilde hissedebilmekteyiz.

Dün, Amerika’ya ‘’tu-kaka’’ diyenler, bugün dünyayı düştüğü karanlık çukurdan sadece ‘’Amerika’’ kurtarabilir söylemleri ile özellikle Akp gibi yerli işbirlikçiler tarafından hedef tahtasına oturtulan‘’Türk milli direncini’’ kırmaya yönelik girişimlerde ve söylemlerde bulunmaktadır.

Açın, takip edin, bakın, görün, dinleyin.

İddia ediyorumki;

Fetullah Gülen’in gizli veya açık idare ettiği, desteklediği tüm haber sitelerinde, tv kanallarında, radyo frekanslarında, dergilerde ve diğer basın yayın organlarında küçücük bir Amerika eleştirisi bulmak dahi hemen hemen imkansızdır. Hatta yasaktır.

Adını unuttuğum Zaman gazetesi yazarlarından biri, bir yazısında sırf Amerika’yı eleştirdiği için açığa alınmış, Nurcu cemaat tabanından tepki gelmesin, Amerika’ya karşı tarikat içerisinde zıt fikirler oluşmasın diye, yazarın yazılarına zoraki ara verdirilmiştir.

Dinler arası diyalog, İslam’a ve onun öncesinde Türk milletine ‘’namlusu yönlendirilmiş’’ en tehlikeli silahtır.

Ve bu silah derhal yok edilmelidir !

Dün, Osmanlı cephelerinde savaşı kaybeden düşman, Türk’ü insani kuvvetle yenebilmenin heleki; silah, top, tüfekle,tankla olamayacağını çok feci şekilde ve pek çok ağır bedeller ödeyerek idrak etmiştir.

Özellikle İngiliz sömürge bakanlığınca tertiplendirilen dini restorasyonlar, reformlar ve özünde ‘’batı uşağı’’, görünürde ‘’Müslüman Türk’’ kişilikler sayesinde ‘’dinler arası diyalog’’ sürecinin başlama noktası bugün belirlenmiştir.

Bu süreç yukarıda da belirttiğim gibi ‘’Türk milli direncini’’ ve ‘’Müslüman refleksini’’ kırmaya yönelik en tehlikeli silahtır.

Dün;

Rahman olan ALLAH’ın adıyla: ‘’Tek hak din İslam’’dır’’

Ayetini sadece imamlar ve Müslümanlar ile paylaşmanın yerini, bugün Nur tarikatında Haham, Papaz dostluğu almış, bazı farklılıkların, örneğin iman etmenin teferruatlarda olduğu benimsenmiştir.

Yüce Kuran’ımızın bir takım ayet-i kerimeleri, Türkçe meallerinde tahrif edilerek Hristiyan ve Yahudi dünyası yumuşatılmaya çalışılmış, İslam ve Türk aleminin gözü bu yöntemle boyanmaya uğraşılmıştır..

Haçlı Hristo-Siyonist dünyası, Türkiye’de maşa olarak kullandıkları Fetullah Gülen gurubunun sözde din alimlerine (bknz Prof. Dr. Suat Yıldırım), içlerine ‘’tahrif edilmiş’’ Tevrat ve İncil’den alıntılı sözde ayetler (!) ile destekli Kuran-ı Kerim mealleri yazdırıp, bastırarak ve bunu Zaman gazetesi üzerinden ilk önce Nurcu tabana yayarak HEDEF ALTINA ALDIKLARI TÜRK TOPLUMUNA GİZLİ NOKTA ATIŞLARI yapmaktadır.

1400 yıldır İslam tarihinde hiç bir şekilde yaşanmamış, ne Peygamberimiz H.Z MUHAMMED (S.A.V) efendimizin, ne dört büyük halifelerimizin, nede halifeliği temsil eden Osmanlı ecdadımızın yapmadığı ‘’Hahamlı-Papazlı’’ iftar yemeklerinin, asıl sebebi ne olabilir diye düşünmeden edemiyoruz ve cevabı anında buluyoruz.

Hahamlı, Papazlı bu iftar çadırlarının asıl gayesi, yavaş bir şekilde içi boşaltılan İslam ritüellerinin yerine, içine küfür doldurulmuş ve "Haçlı Hristo-Siyonist’’ yörüngesine oturtulmuş bir ‘’ılıman din’’ anlayışından başka bir şey değildir.

Dinler arası diyalogun yörüngesine girmiş bazı imamlarımız

‘’ALLAH KATINDA TEK HAK DİN İSLAMDIR’’

ayetini söylememek için uğraşmaktadır.

Bugün Akp gibi siyasi otoriteleriyle alenen yasaklayamasalarda, bir zaman sonra belleklerden unutturmak istedikleri bu ve benzeri AYETLERİN ANLAMLARINI tahrif etmek içindir ki İncil, Tevrat destekli Kuran mealleri hazırlamaktadırlar.

Bu bağlamda;

Fethullah Gülen Hareketi, Türkiye'nin hem içten, hemde dıştan kuşatılarak teslim alınmak istenmesinin bir hikayesidir.

Dün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin her kademesine sızarak yerleşen Nurcu hareket, bugün çok büyük bir güç haline gelmiş, teslim alınan iç hainler tarafından adeta getirtilmiştir.

Medyadan, polis teşkilatına, ticari alanlardan, eğitim kurumlarına, neredeyse Türk Silahlı Kuvvetlerine varana kadar inanılmaz derecede Masonluğu andıran örgütsel ağlar, tarikat içerisinde de acayip ritüeller oluşturmuştur.

Bu tezgah mükemmel derece de iyi düşünülmüş, iyi hesaplanmış ve kararlılıkla hayata geçirilmiş bir Türkiye’yi içten kuşatma stratejisidir.

İslam, Fethullah Gülen ve Nur hareketinin ele başları için, devlet kademelerine yayılma, ele geçirme ve teslim etme taktiğinden mantığından başka bir şey değildir. İslam’ın, Müslümanlığın büyüklüğü, yontularak, seküler bir araç, hatta her türlü rant yolu haline getirilmiştir.

Nurettin Veren’in deyimiyle…

Bir ülke bu yöntemlerle "toplu hipnoza" sokulmak istenmiştir.

Geçenlerde Serdar Akinan muhteşem bir tespit yapmıştı bir yazısında.

Bu tespit günümüze, yarınımıza ışık tutacak, ille de geleceğimizi aydınlatacak, karanlıkta yürüdüğümüz şu zamanda resmen önümüze projektör tutacak muhteşem bir tespittir.

AKP İKTİDARI FETULLAH GÜLEN’İN TEST SÜRÜŞÜDÜR.

Evet Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Akp iktidarı bugün Gülen hareketinin test sürüşünü yansıtmaktadır.

Bugün bu test sürüşleriyle sinir uçlarımızı, hassasiyetlerimizi ele geçirenlerin, milli şuurumuzu yok ederek yarın direksiyonu ele alacaklarından, gaza, frene egemen olacaklarından ötürü hiç kuşkunuz olmasın.

Türkiye’nin bu karanlık tablosunda, Hristiyanlar (AB ÜLKELERİ) Bizans’ın intikamını Akp ile alıyoruz, Yahudi’ler de Hayber’in intikamını Fetullah Gülen ile alıyoruz diye sevinç naralarını iş birlikçilerle birlikte düzenledikleri ‘’diyalog seminerlerinde’’ boşuna atmıyorlar !

Küçücük bir İngiltere, Osmanlı’nın yok edilmesi için yüz yıllarca silahlarla uğraşmış lakin başarılı olamamıştır.

Türk idaresinde olan Filistin, Yemen ve Suudi topraklarına Müslüman maskeli bir takım İngiliz ajanlar yollayarak Arap-Türk çatışmasını çıkartmış, beraber yaşayan toplumları bir birlerine 15, 20 senede düşman etmişti.

Onun içindirki topraklarımıza göz diktiği için vatanımıza nifak, fitne tohumları eken İngiltere ‘’lordlar ve avam kamarasında’’ Ortadoğuda barış için Fetullah Gülen’e, onun desteklediği ‘’ılımlı İslam’’ yada bizim deyişimizle ‘’Protestan Müslümanlık’’a ihtiyacımız vardır diye milletler arası camiada boşuna yaygaralık yapmaz.

Bu sebeple, özünde ‘’bu vatanı’’ gizlice işgal edip, ‘’İslam’’ı parçalamaya yönelik atılan adımların en temelini, ilkini oluşturan ve batı nazarında çok işe yarayan ‘’dinler arası diyalog’’u iyi anlamalı, önümüze kurulan sinsi tezgahları anında kestirebilmeliyiz.

Şu yazının iyi analiz edildiğinde bütününü oluşturabilecek bir cümle ile yazımı noktalıyor, hepinizi bir ve var olan yüceler yücesi ALLAH’a emanet ediyorum..

Tarih : 16. Yüz Yıl

Yer: Vatikan / Kardinal Newman

TÜRKLER İÇERİDEN TESLİM ALINMADAN, BATININ İŞGAL RÜYALARI GERÇEĞE DÖNÜŞEMEZ

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2008