Ekonomi8 Ocak 2008 00:00

Doğalgazda Değişen Dünya Düzeni - Metin Münir

Doğalgazda dünya düzeni değişirken Türkiye sakat politikalar dolayısıyla hem enerji darboğazına doğru gidiyor hem de yeni boru hattı projelerinde devre dışı bırakılıyor. Üç gün sürecek yazı dizimde bu konulara ışık tutmaya çalışacağım. Petrol ve doğalgaz piyasaları birbirine benzer gibi görünse de aralarında esaslı farklar vardır. cleocin 150 mg read cleocin 300 mg

Doğalgazda Değişen Dünya Düzeni

Metin Münir - Milliyet Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  09.01.2008
   

(Açık İstihbarat : Metin Münir'in aşağıdaki makalesini; yazarın lobilerle paralel olmaya alışık kalemini dikkate alarak okumanızı tavsiye ediyoruz)

Doğalgazda dünya düzeni değişirken Türkiye sakat politikalar dolayısıyla hem enerji darboğazına doğru gidiyor hem de yeni boru hattı projelerinde devre dışı bırakılıyor. Üç gün sürecek yazı dizimde bu konulara ışık tutmaya çalışacağım.

Petrol ve doğalgaz piyasaları birbirine benzer gibi görünse de aralarında esaslı farklar vardır.

Petrol birçok ülkeden ithal edilebilir.

Ama, bizim de bir parçası olduğumuz Avrupa piyasasının doğalgaz ithal edebileceği ülke sayısı çok kısıtlıdır: Rusya, Norveç, Cezayir.

Petrol bir yerden bir yere ham veya rafine edilmiş ürünler olarak değişik araçlarla taşınabilir.

LNG, yani sıvılaştırılmış gaz, bir yana bırakılacak olursa doğalgazın tüketiciler tarafından kullanılabilmesi için çıktığı yerden kullanılacağı yere boru hatlarıyla taşınması gerekir.

Fiyatlar arttı

Birçok halde gaz tüketileceği ülkeye ulaşıncaya kadar birden fazla ülkenin sınırlarını geçmek zorundadır. Her ülkenin siyasi gündemi değişiktir ve bazen ülkeler bu politikalarını boru hattı güzergâhları üzerindeki stratejik pozisyonlarını kullanarak yürütmektedirler.

Rusya ile Ukrayna arasında 2005 sonları ve 2006 başlarında meydana gelen krizin arz açısından yarattığı olumsuz sonuçlar hafızalarda hâlâ tazedir.

Boru hattı olgusu, üretici, tüketici ve transit ülkeleri katı bir çerçeve içerisine hapsediyor.

Bu çerçeve içerisinde güç dengesi zaman zaman değişebilir. Son yıllarda bu denge gaz tüketen ülkeler aleyhinde değişti.

Neden doğalgaza talebin bütün dünyada hızla yükselişe geçmiş olmasıdır.

Global doğalgaz tüketimi 1998 ile 2005 arasında yılda yüzde 3 dolayında artış gösterdi. Bu aynı dönemde petrole yönelik talebin yaklaşık iki katıdır.

Bu hızlı artışın iki nedeni var:

1990'larda gazın olağanüstü ucuz ayrıca, petrolden ve özellikle kömürden daha temiz olması.

Bu iki özelliği, gazı üretiminde tercih edilen yakıt haline getirdi. Türkiye'de gaz benzinin yerine arabalarda bile kullanılmaya başlandı.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde Avrupa'da inşa edilen yeni elektrik üretim kapasitesinin yüzde 75'i gaza dayanmaktadır.

Gaza yarış talebin zorlanmasına ve fiyatların tırmanmasına neden oldu. Gaz fiyatı Türkiye'de siyasi nedenlerle sabit tutuldu. Bazı Avrupa ülkelerinde ise fiyatları üç ile beş misli arttı.

Artan talep ve fiyatlar gaz piyasasının birkaç yıl öncesine kıyasla çok değişmesine neden oldu.

Güç dengesinde ibre kesin bir biçimde üretici ülkelere doğru döndü.

Kendi gaz rezervleri olan Norveç hariç bütün ülkelerde eğilim doğalgaz ithalatının artması yönündedir. Doğalgaz ithalatı 2015'te bugünkü seviyenin üçte ikisi oranında artıp 220 bcm'ye (milyar metreküp) yükselecek.

Nereden bulunacak?

130 bcm civarında gaz, Avrupa'ya, Rusya, Norveç ve Cezayir'den yeni veya kapasite artırımına tabi tutulan boru hatlarından taşınacak. Geriye kalan 90 bcm için yeni boru hatları inşa etmek ve bu miktarı LNG olarak ithal etmek lazım.

90 bcm astronomik bir miktardır. Temin edilmesi olağanüstü zor olacak.

Türkiye dahil Avrupa ülkeleri doğalgaz ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü Rusya devlet tekeli Gazprom'dan karşılıyorlar.

Hem ihtiyaç hem Gazprom'a olan bağımlılık hızla artıyor.

İtalyan enerji devi Eni'nin istatistiklerine göre Finlandiya, Slovakya, Litvanya, Letonya, Estonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Bosna, Makedonya ve Hırvatistan halen ithal ettikleri gazın yüzde 100'ünü Rusya'dan alıyorlar.

Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Yunanistan ve Türkiye gaz talebinin yaklaşık yüzde 80'ini Rusya'dan karşılıyor.

Almanya'ya ithal edilen gazın yüzde 40'ı Rusya'dan geliyor
(Kuzey Avrupa boru hattı işletmeye açıldığında bu yüzde 60'a çıkacak).

Talep 2 kat artacak

Fransa ve İtalya için oran yüzde 30'dur.

Avrupa'nın gaz ithalatı 2015'te bugünkü seviyenin üçte ikisi oranında artıp 220 bcm'ye (milyar metreküp) yükselecek.

130 bcm civarında gaz, Avrupa'ya, Rusya, Norveç ve Cezayir'den yeni veya kapasite artırımına tabi tutulan boru hatlarından taşınacak. Geriye kalan 90 bcm için yeni boru hatları inşa etmek ve bu miktarı LNG olarak ithal etmek lazım.

Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (Botaş) 2007'de Türkiye'nin gaz ithalatının 34 bcm olacağını, talebin yılda yüzde 15 arttığını söylüyor. 2020'de talep bugünkünün iki katına çıkacak.

Bu rakamlar Türkiye dahil Avrupa'nın uzun süre gaz için Rusya'ya güvenmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Rusya ve güven

Eni Genel Müdürü Paolo Scaroni'nin sözleriyle:

"Nereden bakarsanız bakın, önümüzdeki yıllarda Gazprom Avrupa enerji güvenliğinin payandası olacak."

Rusya'ya güvenilebilir mi?

Bu konuda değişik düşünceler var.

Geçen hafta Londra'daki Dünya Enerji Liderleri Konferansı'nda dinlediğim Scaroni'nin söyledikleri Türkiye için de ipuçları içerdiği için özellikle ilginçtir.

Scaroni'ye göre, nasıl Avrupa'nın Rus gazına ihtiyacı varsa, Rusya'nın da Avrupa'nın ticaret, yatırım ve teknolojisine ihtiyacı var. Bu karşılıklı ihtiyaç enerji güvenliğinin teminatı olabilir.

Scaroni, Eni'nin Gazprom'la 60 yıldır karşılıklı çıkara dayalı ilişki içinde olduğunu ve bu sürede Gazprom'un hep "güvenilebilir ve tutarlı" bir iş ortağı olarak davrandığını söyledi.

Hükümetin durumu

Nitekim bu konuşmadan birkaç gün sonra Eni ve Gazprom Karadeniz'in altından geçecek yeni bir boruyla Avrupa'ya Rus gazı taşımak için anlaşma imzaladılar.

Scaroni'ye göre, Avrupa ülkeleri ile Rusya arasında güçlü ve istikrarlı ilişki, karşılıklı işbirliği formülünden başka bir şey üzerine kurulamaz.

"Bu, Avrupa ülkelerinin ve şirketlerinin teker teker ve belki de daha önemlisi, kolektif olarak halletmeleri gereken en önemli ve karmaşık sorunlardan biridir."

Hükümetin bu "karmaşık "sorun karşısında nasıl tökezlediğini anlatacağım.

Rusya doğalgazda dünyanın bir numaralı ülkesidir. Doğalgaz rezervlerinin üçte birine, yıllık üretimin dörtte birine sahiptir.

Rusya gaz işini bir devlet tekeli olan Gazprom eliyle yürütüyor.

Gazprom doğalgaz açısından zengin, teknoloji ve know-how ve dış pazarlarda varlık açısından yoksuldur.

Türkiye'de Ruslara verecek teknoloji veya know-how yoktur. Ama Türk enerji pazarı büyüktür ve büyüme potansiyeline sahiptir.

Ruslar Türkiye gaz ve petrol pazarına girmek istediklerine dair birçok sinyal verdiler.

Rafineri, boru hattı, gaz dağıtımı şirketleriyle ortaklık gibi niyetleri var. Ankara, Rusya karşısına yeni boru hattı talepleriyle çıktı ama Rus enerji şirketlerinin Türk pazarına girme isteklerine kulak tıkadı.

Putin Atina'ya gitti

Ruslar da tepki olarak yeni boru hatlarında Türkiye'yi devre dışı bırakarak başka Avrupa ülkeleri ve şirketleriyle proje geliştirdiler. Onlara daha fazla ticari avantaj sağlayan şirketlere ve ülkelere yöneldiler.

Hükümet, Boğazlardan geçen tanker trafiğine alternatif olarak, Rusların karşı olduğunu bilmesine rağmen, Samsun-Ceyhan boru hattını piyasaya sürdü.

Putin de Atina'ya gidip Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Ege'ye ulaşacak bir boru hattına imza attı.

Hükümet de Samsun-Ceyhan boru hattının temelini attı.

Ancak enerji piyasasında herkes bunun tiyatro olduğunu biliyor. Ne boru hattını dolduracak petrol sözleşmeleri imzalandı, ne de iki milyar dolarlık masraf için finansman bulundu.

Geçen hafta Türkiye için ikinci bir kötü boru hattı haberi geldi.

Gazprom ve İtalyan enerji şirketi Eni Karadeniz'in altından Avrupa'ya gaz taşıyacak alternatif bir boru hattı konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladılar.

900 kilometre uzunluğundaki Güney Akım adlı hat Bulgaristan'da karaya çıkacak, bir koluyla Avusturya ve Slovenya, diğer koluyla Güney İtalya'ya uzanacak. Bulgaristan ve Yunanistan'a da bu hattan gaz sağlama olasılığı var.

Hükümetin fiyaskosu

Gazprom daha önceleri Türkiye ile Rusya arasındaki Mavi Akım hattını genişletip bu kanaldan Güney Avrupa ve İsrail'e gaz taşımayı tasarlıyordu. Eni ile imzaladığı anlaşma bu projenin iptal edildiği veya en azından rafa kaldırıldığı anlamına geliyor.

Gazprom sözcüsü Sergey Kupriyanov Mavi Akım'dan İsrail'e gaz verme planı üzerinde çalışmalara devam edeceğini söyledi. Ama Mavi Akım'ı Güney Avrupa'ya uzatma projesi hakkında konuşmamayı tercih etti.

İlginçtir.

Hem Mavi Akım'da, hem de Samsun-Ceyhan boru hattı projesinde Türkiye'nin ortağı, Gazprom'un en eski ve belki de en iyi müşterisi olan Eni'dir.

Güney Akım'ı gündeme getirerek Rusya hem Türkiye hem de Ukrayna'yı Avrupa yolu üzerinde güzergâh olarak baypas etmiş oldu. Hem de Türkiye üzerinden geçip Ortadoğu gazını Avrupa'ya ulaştıracak Nabucco hattının da fizibilitesini azalttı.

Hükümetin enerji politikası bir fiyaskodur. Rusya ile enerji ilişkilerinin dibe vurması olumsuz resmin sadece bir parçasıdır.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2008