Siyaset9 Nisan 2005 00:00

Risk analizi... Yiğit Bulut

'Ekonomik dinamik içinde' önünü görmeye çalışanların en çok sorduğu soru; 'var olan, bugün için istikrar gibi algılanan dalga boyu düşük trend' daha ne kadar devam eder? Sevgili dostlar, bugün bu soruya cevap aramak ve sadece teknik değil temel politik riskleri de hesaba katarak 2004 yılı sonuna kadar denklemi tanımlamaya çalışmak istiyorum. Her şeyden önce var olan durumu ortaya koyalım; coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnerenovation vejle renovation skive renova

- Var olan durum denklemi = Tek parti hükümeti + AB beklentisi + IMF ile anlaşma + ABD ile sağlanan bölgesel istekler mutabakatı (geçici) +FED'in temkinli politikası...
Eşitlikten yansıyan sonuç; ülkeye giren dolarlar ile finas piyasalarına yansıyan iyimser hava sonucunda oluşan düşük dalga boyu, artan ama trend içinde henüz algılanmayan açıklar, toplumu sokaklara taşıran makro ekonomik dengesizlik daha doğrusu üretimsizlik...
Peki bu denge yani yukarıdaki eşitlik daha ne kadar devam edebilir? Denkleme girebilecek veya var olan değişkenleri değiştirebilecek alt dinamikleri incelemekte yarar var..
A- Tek parti hükümeti: Bütünlük anlamında çan eğrisinin tepe noktasını geçmiş bir iktidar partisi var. İçeride AB'ye, IMF'ye, ABD'ye tepkinin artması ve özellikle Kıbrıs ile ilgili imzanın tarihi yaklaştıkça çan eğrisinde sağ alta doğru kayan bir parti görebiliriz. Burada hükümeti sayısal olarak kurtaracak tek yöntem IMF ama özellikle AB'ye karşı politika değişikliği. Bu yapılabilir mi? Çok zor hatta imkânsız ayrıca yapılsa bile halkın ne kadar inanacağı da ayrı bir tartışma konusu..
B- AB beklentisi: Fransa'da yapılacak AB anayasa referandumu sonrası AB'nin var olan haliyle devam etmesi tehlikeye düşeceği gibi Türkiye'ye karşı tutum ve talepler de sertleşebilir. O zaman ne olur? Bugün için Kıbrıs, Alevilerin ve Kürtlerin azınlık olarak tanınması, akarsuların uluslararası kontrolü gibi isteklerin Türk halkından sert tepki gördüğü düşünülürse; AB beklentisinin de çan eğrisinin tepe noktasını aşağı geçtiği kesin... Bu noktada bir öngörü; AB'nin ekim öncesinde Türkiye hakkında istekleri daha da şertleşebilir ve sadece Kıbrıs imzası değil, aralık AB Parlamento raporunda sıralanan istekler müzakereler öncesi önümüze konabilir...
C- IMF: Dinamik var olan fiyatlara yansımış durumda. Dışarıda risk artarsa Türkiye'ye yansımanın önlenmesi açısından koruyucu bir anlaşma olsa bile, özellikle yukarıda anlatmaya çalıştığımız iki dinamiğin tepe noktasını geçtiği bir ortamda ek fayda sağlanması çok kolay değil.
Bu noktada IMF ile anlaşmanın reel sektöre yansımayan sıcak para çarkı içinde toplumdan göreceği tepkiyi ve IMF ile uygulanacak program sonucu işsizliğin ciddi bir artış gösterebileceğini hesaba katmakta yarar var...
D- ABD: Kuzey Irak'ta şu ana kadar bir Kürt devleti ortaya çıkmaması olumlu algılandı, Talabani'nin devlet başkanı olması Türk kamuoyu tarafından olumlu algılanmaya da devam ediyor. Ben gelişmeyi 'olumlu algılamadığım' gibi tam tersi orta vadede Irak'ın tümünün bir Kürt devletine dönüştürüldüğünü düşünüyorum. Talabani'nin İsrail ile ilişkisini ve özellikle ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ninin detaylarını da dikkate alırsak sonu çok net; bu dinamik de olumlu anlamda tepe noktasını geçti ve artık karşımızda marjinal bir Kürt devleti değil Irak'ın tamamına hâkim bir Kürt devleti var...
E- FED politikası: Mayıs ayı kritik. 0.50'lik bir artış çıkarsa, olumlu en bölgesi aşağı geçilmiş olacak...
Sonuç: Önümüzdeki süreci elimden geldiğince analitik olarak ortaya koymaya çalıştım... Gerisi size ait!
Not: Türk kamuoyu 'Talabani gerilimi' alır diye seviniyor. Durumu bilerek görmeyenlere veya karartma yapanlara sözüm yok ama saf ve temiz bir şekilde bunu düşünenlere çağrım; bir kez daha düşünün!