| |
|
T.C. devleti kuruldu kurulali hic bu duruma dusmedi; gelen giden oynuyor:
Yabanci devletlerin siyasal partileri Turkiye'de subeler acmislar; haril haril calisiyor; `proje' adi altinda paralar vererek cevrecileri, kadinlari, gencleri, gazetecileri, isadamlarini,
belediye calisanlarini, parti militanlarini ve ozellikle `azinlik milliyetcilerini' orgutluyorlar;
T.C. devletinin hukumranligini `pic' edecek bir siyasal şebeke kurarak, somurge
idaresini olusturuyorlar ve hatta olusturmus durumdalar.
ABD ve Alman siyasal partileri Ankara ve Istanbul'da merkezlerini kurmuslar; Anadolu'da vakif-dernek sebekesini ya kendileri kurduruyor ya da kurulu olani ele geciriyor.
*
Almanlar cok planli ve etkili calisiyor.
Hiristiyan Demokrat ve Sosyal Demokrat Parti subeleri, aydinlarlarla, isadamlariyla,
siyasal partilerle, gazetecilerle icli disli calisirken Yesiller Partisi elini cevrecilere ve kadinlara atmis.
Yesillerin cekici adina kanip masum sananlar icin gecmisten bir ornegi analim:
Alman milletvekili Claudia Roth, Ankara'nin gobeginde megafonu eline
almis; halki devlete karsi eyleme cagirmisti.
Baska herhangi bir devlette olsa yabanci milletvekili hemen sinir disi edilirdi; ama
Roth isi ilerletti ve Istanbul'da buro acti; demokrasi, kadin haklari derken isi Kurt milliyetciligine dek götürdü.
Roth'un Ergun Poyraz'in `AKPapa'nin Temel Icgudusu' kitabinda yer alan sozleri cok
acikti:
"Leyla Zana'nin Turkiye buyukelcisi olarak atanmasini istiyorum.
Turkiye' de Kurt kimligi taninmali, af cezaevindeki Kurtleri de
kapsamali. Kurt gunesi parlamakta. Bu Kurt gunesinin isIklarindan
birini cezaevindeki arkadasim Leyla Zana'ya gondermek istiyorum."
(s. 67)
*
Roth'un Yesiller Partisi'nin Turkiye subesi de bos durmuyor; ayni kitapta yer alan mufettis raporuna gore iyi de para harciyorlar;
Tarih Vakfi, Ka-Der, Mor Cati, Ucan Supurge, Ege Kadin Dayanisma Vakfi ile ortak calisiyorlar. Kiyilardan icerilere dogru yabanci kolonileri olusan Ege'ye buyuk onem veriyorlar ve yillardir Ege Kadin Bulusmasi adi altinda isbirligi toplantilari duzenliyorlar.
Basta Izmir belediyeleri olmak uzere bircok devlet kurulusu Yesiller'e yardimci oluyor.
Her kentte olusturulan `Kadin Platformu' yonetimleriyle icli disli calisiyorlar.
Asiri iyi niyetliler, bu parti sebekesinin kadinlarin iyiligine calistigini ileri suruyorlar; ama onlarin ayni zamanda "azinlik haklari" adi altinda ayrilikciligin onunu actigini
gormezden geliyorlar.
Yillardir Egeli kadinlarin bu sebekelesmeye karsi cikmasini bekledik, kitaplar yazildi, konferanslar verildi.
Sonunda emeklerin bosa gitmedigini gorduk:
Yesiller Partisi'nin sebeke orgutu Heinrich Böll Stiftung, Ege'de yeni bir ataga kalkiyor ve bir dizi toplantiya basliyor;
Izmir, Aydin derken Denizli'ye dayandilar.
Denizli Kadin Platformu uyelerine Böll ile isbirligi gundemi onceden duyurulmamisti. Nasil
olsa isbirligi adet olmustu; herhalde kabul edilir, diye dusunduler.
Ne var ki, ulusal bilinci ve akli yerinde kadinlar (adlari simdilik bende sakli) yabanci partilerin oyununu bozuyorlar ve toplantida diyorlar ki:
"Denizli Kadin Platformunda yabanci devletlerin vakiflarinin ya da STK'larinin propagandasi ve tanitimi yapilamaz. Yabanci siyasal parti orgutleriyle etkinlikler duzenlenemez ve
yabanci vakif ve orgutlerden para kabul edilemez.
Ulusal egemenlik ve bagimsizlik yanlisi durus ve onur sahibi Denizli Kadini bu tur oyunlara izin vermeyecektir."
Sonuc olarak: Denizli Kadin Platformu'nda, Yesiller Partisi sebeke orgutu Böll Vakfi ile isbirligi karari alinamadi.
Hem de
"Yabanci devletlerin vakiflarindan para almanin ne sakincasi var? Biz zaten
bu parayi projelere harciyoruz"
diyenlere karsin.
*
Yurttaslarin cogu
"Durumu anladik; ama neyi nasil yapacagimizi soyle"
diyordu.
Bence; durumu yeterince anlayanlar, neyi nasil yapacaklarini da pek guzel buluyorlar ve hicbir cagriya gerek duymadan hemen birlesip geregini yapiyorlar.
Yabanci devletlerin (ne yazik ki T.C. devleti gorevlileri de yardimcidir) onunde durulmaz sanilan gucunden korkmayarak yalnizca ve yalnizca vicdanlarinin sesini dinleyen
kadinlarimiz, Denizli'de oldugu gibi, geregini yapiyorlar…
Kuşku yok ki yurdun her kentinde yurdun bagimsizligini korumayi namus gorevi sayan kadinlarimiz vardir; onlari da yakinda duyacagiz, hem de pek yakinda!
Bu oyunun icinde bilerek rol alanlar icin artik `bilerek ya da bilmeyerek' diye yazmak olanaksiz; cunku onlarin bilmeleri icin para listeleri, adlar da dâhil her turlu yayin yapildi.
Bundan boyle kimse kalkip da "Vallahi biz proje parasi aliyorduk; iyi seyler
yapiyorduk" diyerek yakasini kurtaramaz! |
 |
|
 |
|