Siyaset24 Aralık 2007 00:00

Papaz Kaçırıp, Bizi Papaz Etmeyin - Zeki Bingöl

Papaz kaçırıp hem memleketi dünyaya papaz etmeyin, haksız para kazanacaksanız azıcık namussuz olsanız yeterli.Papazlarımız zaten az. Onlara dokunmayın diyorum ve de ısrar ediyorum. Eğer bu anlattıklarım sizlere uymadı, ben hidayete erdim, namuslu olarak para kazanacağım derseniz bu iş o kadar kolay değil işte. Neden mi? Pazarları SKY TV'de Kalemler ve Kılıçlar programında Prof.Dr.Yalçın Küçük çıkıp, "bu ülkenin Dış İşleri Bakanlığında görev almak için Sabetay olmak lazım, aksi halde o bakanlıkta görev alamazsınız" diyor… Bakanlıktan biri çıkıp da HAYIR demiyor. naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

Papaz Kaçırıp, Bizi Papaz Etmeyin

Zeki Bingöl
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  24.12.2007
   
Geçtiğimiz günlerde Nusaybin'de bir Süryani Papazımızı kaçırdılar. Herkesin yüreği ağzına geldi.

Yine dünyaya rezil olacağız. Yine işler karışacak. Ülke ne hale geldi, anlamak mümkün değil.

Herkes ayakta, sorup duruyor kendine, kim kaçırdı?

Neden kaçırdı?

Her yerde hareket başlamıştı, devlet tam manasıyla teyakkuzdaydı, vatandaşlar hareketleniyordu, belki yürüyüşler yapılacak ve haykıracağız HEPİMİZ PAPAZIZ, diye…

Gene işler karışacak diyorduk ki,

Ne istiyorlar?

Sorumuza cevap olacak bir haber bizi rahatlattı…

Ohh be, dedik.

300.000 Euro isteyen birileri kaçırmış.

En kötü ihtimalle veririz parayı, alırız papazı dedik.

Sonuçta adamlar baktı dünya alem ayakta papazımızı bıraktılar. Para da
istemediler.

Burada şunu çok açık olarak söyleyeyim bunları yazarken kesinlikle bu
ve buna benzer bir suçu övmek maksadını taşımıyoruz. Amacımız ise
ülkemizde başka hangi suçlar işleniyor ona dikkat çekmektir.

Kaçıranlar yakalanacak elbet gerçek neden ortaya çıkacaktır. Belki de ideolojik bir boyutu dahi vardır. Ama suçlular dikkati başka yere çekmek için yanıltıcı davranmış da olabilirler.

Neyse biz sözümüze devam edelim, yahu bu ülkede papaz sayılıdır.

Zaten kendini bilmez bir gurup ve ne maksada hizmet ediyorsa buna benzer
eylemler yapmıştır.

Sözün burasında bunları da tasvip etmediğimizi ve her suç gibi kınadığımızı da belirtelim.

Yoksa başka yerlere çekerek sonuç çıkaran aklı evvellerle papaz olmayalım.

Hani birileri kara para kazanmak istese ne yapar diye düşününce aklıma herhalde en son papaz kaçırıp fidye istemek gelirdi.

Neden mi?

Bizim ülkemiz suç cenneti de ondan. Valla yapanın yanına kar kalıyor.

Mesela, İhalelere Fesat Karıştır, kap milyon dolarları… kimsenin sesi çıkmaz.

Hatta artık bu suç nerdeyse suç olmaktan çıkmıştır. Takibi bile kerhen yapılmaktadır. Savcılar bu suça düzenledikleri iddianameleri (eski) TCK 366 ncı maddesine muhalefet şeklinde düzenliyorlar, mahkemeler bu iddianameleri kabul edip Hukuk hocalarımıza, üniversitelerimize görüş almak için gönderiyorlar…

Zaten koca koca hukuk hocalarımız bu konuda sundukları bilir kişi raporlarında işlenen bu suçlara devlet alım ve satımlarında eksiltme ve arttırma diyorlar.

Yani önceden İhaleye Fesat Karıştırma olan (eski) TCK 205 inci maddesinde tarif edilen suçtan dolayı en az 10 yıl ağır hapisle 2886 Sayılı Devlet İhale Yasasının 36 ncı maddesine göre belediyelerimizin yaptığı ihalelere artık aynı yasanın Müzayedeye Fesat Karıştırma Suçu yani (eski) TCK 366 ıncı maddesinde tarifi yapılan suçtan dolayı 3
aydan 1 seneye kadar hapis cezası isteniyor.


Tabi Ağır Ceza Mahkemesinde de değil Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanıyor.
yargılanma derdi yok artık.

Çünkü

Burada kanaatimce Yüce Divanda da yargılanıp ağır cezalar alanlara da
haksızlık yapılmış olmaktadır.

Hatta bahsini ettiğimiz suçtan birkaç defa yargılanmanızda da sorun kalmadı gibi. İlk seferinde size hemen, hani açlıktan baklava çalmak zorunda kalan çocuklar için çıkarılan ERTELEME YASASI çıkarılmış idi ya, o yasa uygulanır ve bir daha yapmamanız kaydıyla kurtulursunuz.

Eğer ikinci olursa o da sorun değil.

Hemen isminizde bir harf değişikliği ile (belki de yanlışlıkla yazılmıştır!) mahkeme
başsavcılığa sizin daha önce erteleme yasasından yararlanıp yaralanmadığınızı sorar ve tabi ki isteyerek değil o isimde biri yararlanmadığı için de yine erteleme yasasından nasibinizi alırsınız.


Yani risk yok gibi bir şeydir.

Hatta bir belediye başkanımızın yakınları BİR TRİLYON TL'nı ABD'ye banka havalesi ile gönderdiği (sahte evrakla) tespit edilmesine rağmen ne MASSAK ne de Savcılık işlem dahi yapmamıştır. Adalet Bakanı da bu konuya vakıftır.

Yani belediyelerimizde İhaleye Fesat Suçları nerdeyse suç olmaktan çıkmıştır.

Yada müteahhit olun. Harika bir iştir. Depremde yıkılmak üzere binalar
yapın.

Depremde yıkılınca da zaman aşımından yararlanırsınız, İzmit depreminde 30.000 dava böyle tarih olmuştur.

Arsalar belediyeden nerdeyse beleşe verilmektedir.

Tek şartı 775 Sayılı Gecekondu yasasının 25 inci maddesinde dediği gibi, benim hiç
evim yok ben dar gelirliyim demeniz yeterlidir.

Bayındır Holding sahiplerinin eşleri bir kooperatif kurmuşlardı. Vekaletlerini de eşlerine vermişlerdi.

Onlara belediye tarafından 775Tatilya… sayılı yasa çerçevesinde yüz binlerce metrekare arsa
tahsis edilmişti.

Bunun üstüne de zamanın Kalkınma Bankası, Batı Ticaret Merkezi adı altında onlarca tesis yapılması için 700 milyon dolar verilmişti. Ama ne yapıldı sadece

Sonra burasını da İş Bankası aldı. O da fakir ya…

Bir de TOKİ Başkanı muhterem 'Parası olmayan İstanbul'a gelmesin' diyormuş, yahu sen dar gelirliye ev yapmak için bu teşkilatı kurup başına geçmedin mi?

Bu ülkede iyi yaşamak o kadar kolay ki, sadece biraz namussuz olmak
yeterlidir.


Madem papaz kaçırmak kadar gözünüzü kararttıysanız sizin
için sorun da olmaz bu durum.

Yollarımıza bakın hep son model arabalar. Arazi vitesli. Hatta bazıları o kadar arazi modeli ki, iş makinesi olarak geçmekte ve gümrükten de vergi indirimi yapılmaktadır.

Amerikan askerinin Irak ve başka yerde de kullandıkları arazi arabaları da bunlardandır, sanırım şöyle idi adı, hammır …

Trafik sıkışıklığı da aslında bundan kaynaklanmaktadır.

Bir dostum bana İstanbul'un trafik sorununu ancak asker çözer demişti.

Hatta bu konuda bir de yazı yazmıştı. Sıkı Yönetim ilan edilmeli ve asker trafik sorununa el koymalı ve bir emirname ile bu işi halledebilir demişti. Haklı olabilir ama ben başka düşüncedeyim.

Bence bu derdi çözse çözse Maliye Bakanlığı çözer.

Şöyle ki; yollarda seyrüsefer yapan arabalara bakın hepsi bir işletmeye ait neredeyse. Adam bir ticari işletme açmış, kendine, sevgilisine, eşine, çocuklarına ve hatta onların yakın arkadaşlarına araba almış.

Sonra da kendi sahibi yada ortağı olduğu ticari işletmenin arabası olarak göstermiş.

Evet, bu arabaların benzin, bakım ve diğer giderleri de o işletmenin
faaliyeti ve üretimindeki masraf olarak gösterilmiş. Ve de vergiden
düşülmüş.


İşte o yüzdendir ki memleketteki bu tip arabaların büyük kısmı da nasıl olsa masrafları vergiden düşülüyor diye her gün yollarda. Barlarda. Tatil yerlerinde.

Eğer Maliye Bakanlığı bu konuyu değerlendirse ve de önlem alsa sanırım trafik sorunu çözülür ve de üretilen malların masrafı da azalır, mallar ucuzlar, vergi artışı sağlanır. Yani hayırlı bir iş olur.

Ama nerde!!!

Yapmazlar ki…

Papaz kaçırıp hem memleketi dünyaya papaz etmeyin, haksız para
kazanacaksanız azıcık namussuz olsanız yeterli.
Papazlarımız zaten az. Onlara dokunmayın diyorum ve de ısrar ediyorum.

Eğer bu anlattıklarım sizlere uymadı, ben hidayete erdim, namuslu
olarak para kazanacağım derseniz bu iş o kadar kolay değil işte.

Neden mi?

Pazarları SKY TV'de Kalemler ve Kılıçlar programında Prof.Dr.Yalçın
Küçük çıkıp,

"bu ülkenin Dış İşleri Bakanlığında görev almak için
Sabetay olmak lazım, aksi halde o bakanlıkta görev alamazsınız"

diyor…

Bakanlıktan biri çıkıp da HAYIR demiyor.

Ben en azından, üst düzey görevliler neyse de, şu kapıda nöbet tutan
polis, aşçı, çaycı, temizlikçi gibi ayak işleri denilecek görevlilerin
en azından Sabetay olmadıklarını açıklarlar diyordum, ancak şu ana
kadar tık diyen yok.

Biz yine de namussuzların örneklerine devam edelim…

Ülkemizin doğusu gerçekten çok ihmal edilmiş yerlerdir.

Ancak en az oralar kadar hatta bazı yerler oralardan da fazla ihmal edilmiştir.
Bunların ise Karadeniz, Ege, Akdeniz, İç Anadolu'da olduğunu da
belirtmekte fayda var.

Çok güzel bir uygulama olan yeşil kart uygulaması ne yazık ki çığırından çıkmıştır.

Doğu Bayazıt ilçesinde nüfus 120.000 iken 44.000 kart verilmiştir.

Asıl ihtiyaç sahipleri dışında otel sahibi zengin kişilere de verilmiştir.

Doğrudan gelir desteği ile hiç ekilmeyen yerlere AB paraları sanki oralarda ekim yapılıyormuş gibi milyonlarca Euro verilmiştir.

Hatta aynı bölgede, istimlak edilen yerlere yılda dört ürün alınan birinci sınıf tarım arazisi olarak gerçek dışı tespitlerle korkunç paralar ödenmiştir.

Valilikler ve kaymakamlıklarca Ağrı'da, Fak-Fuk diye bilinen fondan vatandaşa kömür dağıtılmaktadır.

Tabi bu kömür alınırken yani ihalesi yapılırken ikinci sınıf linyit denilmektedir. Tonu yaklaşık 170 YTL olmaktadır. Getirilen kömür ise Ağrı'da depolanması, satılması, bulundurulması ve tabi ki yakılması da yasak olan Şırnak kömürü denilen ama kömür olmayan (kurumuş petrol denilecek) bir maddedir.

Tabi ki tonu da 30 YTL.

Vatandaş ise kömür yakmadığından sadece kömürün parsını almak için valilik ve kaymakamlık önünde sıralarda beklemektedir. Aldığı parada tabi ki azdır.

Bu Şırnak kömürü ne mi olacak, tabi ki oradaki resmi kurumlar da ihale
yapıp kömür almaktadır, onlara verilecektir.

Vilayetlerimizde her ne kadar bu kömürü yasaklayan kararlarda imzası olmasına rağmen, aynı resmi kurumlar yaptığı ihalelerle bu kömür denen ama kömür olmayan insan sağlığına zararlı maddeyi yasak olmasına rağmen satın alıp yakmaktadır…

Böylece, bir ton kömüre müteahhit 30 YTL öderken bunun üçte birini vatandaşa verip gerisi kendine kalırken devletten iki defa 170 YTL almaktadır.

Yine aynı yerde eski milletvekillerinden biri müteahhitlik yapmakta, aldığı ihale ile, 1992 yılından beri bir okul binasını halen bitiremediğinden her sene ek ödenekten parasını almakta idi.

Ne de olsa terör var, yada kar yağdı falan filan şeklinde mazeret
sürdürülmekteydi.

Papaz kaçırıp bizi dellendirmenize gerek yok sanırım.

Bunları da beğenmediyseniz;

Eğer tipiniz müsaitse size uygun bir iş de Merter köprü altındadır.

Akşamdan akşama çıkarsınız ve gecede beş ila on adamla olsanız adam başına 20 YTL aldığınızda yılda ne kadar kazanacağınızı hesaplayın, ne acıdır ki 30 sene çalışan devlet memurundan daha fazlasını
kazanırsınız.

Burada tek bir sorun yaşarsınız.

Hapse girerseniz sizin için özel bir koğuş olmadığından, İstanbul Başsavcısının cezaevi sorunlarının basına açıklamasında bir madde başlığı olursunuz.

Yalçın Küçük'ün bir sözü ile bağlamaya çalışalım kendisi

'Bu ülkede İbrani olmayan güzel bir kadın, lüks içinde fahişelik dahi yapamaz'

diyor.

Herhalde bir bildiği vardır.

Demek ki ülkemizde bilinçli bir şekilde insanımıza dayatılan gerçek hayat ya namussuz olarak yaşamak, yada gece olunca yaşlı ninelerimiz mendil satarak okula giden torunlarına bir YTL kazanmaya çalışmak, yada bazılarımız zengin muhitlerin çöplerini karıştırıp geri dönüşüm
içinde milli (!) sanayiye katkıda bulunmak olacaktır.

Tek seçeneğin papaz kaçırmak olmadığını sanırım anlattım.

O işi sakın yapmayın diyorum. Diğer işleri de yapmanızı asla istemem ama papazı
sakın sakın aklınıza dahi getirmeyin yüreğimizi ağzımıza getirmeyin.,
rica ederim…

Eğer bunlar da olmuyorsa bir sanatçımız belki de Merter köprü altı işini meşru hale getirmek için

'Gay padişah oluyor da, gay belediye başkanı neden olmasın'

diyebiliyor.

Ama geçtiğimiz günlerde Cemil İpekçi, 14 Aralık 2007 Habertürk TV'de Doğruyu Söyle Programına katıldı ve birkaç cümle söyledi ki bence bu çok ama çok önemli idi…

"Ben Beyaz Türk bir ailenin çocuğuyum, babam bana bir azınlık mensubu
olduğumu hissettirmeden büyüttü. 40 bin olup da 70 milyon içinde
azınlık olmak korkunç bir şey. Ülke sadece Maçka, Nişantaşı değil. Şu
an ülkenin basını, siyaseti gibi yerlerde olanlar ülkenin Kars'ını,
Ardahan'ını olduğunu anlamalı."

Bence de anlamalı. Sahte bir dünya elbet aynı sahtekarlıkların ve
maskelerin arkasında saklananların başına yıkılacaktır elbet
.

Sanırım bahsi geçen belediye Fatih ilçesi olsa gerek, peki hangi
padişahı kast ediyorsun diye bu muhterem zata neden birileri sormuyor?

Memleketimin insanı tutmuş papaz kaçırıyor.

Bu iş de ülkemizi zora sokuyor. Yahu benim insanımım namussuz yaşama şansının dışında başka çaresi yok mu?

Bu soru da yüreğimi burkuyor…

Sanırım tek çare yolsuzlukla mücadele etmek ve sosyal adaleti sağlamaktır.

Adaletin tesis edilmediği devlet ve ülke batmaya mahkumdur.

Bakın bugün de bir papazı İzmir'de bıçaklamışlar.

Yahu adamı dellendireceksiniz. Sakın ha yapanlar Kurtlar Vadisinden esinlendim
demesin.

Ben de seyrediyorum ama hiç papaz bıçaklamıyorum….



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007