Ulusal, Antiemperyalist ve Faşist Çizgiler Arasındaki Kavram Karmaşası Erol Manisalı
Soğuk savaş sonrasında ulusallık Kavram Karmaşası, ’’eskisinden daha net bir anlam kazandı’’ . Çünkü Batı kapitalizmi (ve emperyalizmi) kendisini tek ve karşı konulmaz bir güç olarak ’’ilan etti’’ . Liberal piyasa ve liberal demokrasi, Batı kapitalizminin vitrine koyduğu havuç oldu. Soğuk savaş boyunca ulusallık, ’’bazen Amerika’ya, bazen Sovyetler Birliği’’ ne karşı kullanıldı. Romanya’da ulusal politikalar Sovyetler Birliği içindi. Şili’de, Afganistan’da, hatta Türkiye’de ulusal politikalar, ’’anti-Amerikan’’ çizgide birleştiler. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsdiscount drug coupons site printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
Soğuk savaş sonrasında ulusal politikaların adı ve hedefi artık çok daha açık ve nettir. ABD ve Avrupa’nın kendilerini ’’Batı kapitalizmi olarak, egemen küresel güç ilan etmelerinden sonra’’ dünyanın yüzde 90’ı için ulusallık, küresel egemenlik isteyen Batı kapitalizmine karşı verilen bir mücadeledir.
Latin Amerika’da Brezilya, Arjantin, Uruguay, Venezüella ve Küba’nın yaklaşımları ulusaldır; Irak’ta ABD ve Avrupa işgaline karşı mücadele edenler ulusal güçlerdir. İran ve Suriye’nin Amerika ve İngiliz tehdidine karşı arayışları ulusal politika arayışlarıdır. Çin, Hindistan ve Rusya arasındaki işbirliği, ’’Batı emperyalizminin’’ Asya’daki egemenlik arayışlarına karşı, ulusalcı bir yaklaşımdır.
Ve Türkiye’de ABD ve Avrupa’nın Irak işgaline karşı çıkanlar; Türkiye’de ABD ve AB’nin askeri üsler elde etmesini istemeyenler; Türkiye’nin liberal politikalarla, çokuluslu Batı tekellerinin denetimine girmesine karşı koyanlar; ’’ulusalcı olarak tanımlanan çevrelerdir’’ .
Adını koysalar da koymasalar da antiemperyalist bir tutum sergilemektedirler.
Bu çevrelerin önemli bir bölümü Türk bayrağını, bu anlamda ulusallığın bir simgesi olarak görmektedirler.
Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de bayrak, ’’kendi egemenliklerinin ve üstünlüklerinin’’ bir sonucudur. Fransa’nın devşirdiği bir Senegalli futbolcu Fransız bayrağı önünde Marseyyes’i söylüyorsa, bayrak Fransa’nın üstünlüğünün (ve emperyalizminin) bir sonucudur.
Ama Türkiye’de emperyalizme karşı çıkanlar Türk bayrağına sarılıyorsa bunu, ’’emperyalizme karşı duruşun bir simgesi’’ olarak değerlendirmek gerekir.
Batı kapitalizmi için faşist olan...
Amerikalı, İngiliz, Alman, Fransız için, kendi emperyal konumlarının sonucu dayattıkları bayrak ’’faşistçe bir simgedir’’. Şirketi benim piyasamı işgal ediyor; benim eğitim kurumlarımı, kendi kültürel emperyalizmi için yönlendiriyor; benim siyasetçilerimi kendi denetimi altına alıyor ve üzerine bir de kendi bayrağını dikiyor!
Bu faşistçe, emperyalistçe ve kapitalistçe bir tutumdur. Buna Türk bayrağı göstererek karşı çıkmak ise antiemperyalist ve ulusal bir yaklaşımdır. Burada ulusallık ve antiemperyalizm bütünleşir, özdeş olurlar. Türkiye’deki ulusal çevrelerin bu tutumunu Batı’nın faşizmi ile karıştıranlar için şunları düşünmek hiç de gerçekdışı olmaz;
- Ya meselenin farkında değiller, Batı’nınki ile bizimkini karşılaştırıyorlar;
- Ya da bilinçli olarak Batı emperyalizminin egemenliğine karşı çıkılmasının önünü kesmek istiyorlar; yani onlarla birlikteler.
Bunu bilinçli olarak yapanlar daha çok, kendi çıkarları ile emperyalizmin çıkarlarını birleştirmiş olan insanlardır. Paralarını onlardan alanlar, onlardan şu ya da bu biçimde beslenenler.. yani içimizdeki Danimarkalılardır. Meselelere Batı kapitalizminin baktığı gibi yaklaşırlar.
Bu çevreler Türkiye’deki ulusalcı hareketlerin antiemperyalist kimliğini saklayarak üzerine çamur atarlar.
Bunlar Mustafa Kemal ’e de aynı şeyi yapmadılar mı? Emperyalizmin ağzı ile konuşmadılar mı?