Küresel Şebekeler24 Aralık 2007 00:00

Gençlik İçin Katledilen Bebekler - Birsen Altıner

Az gelişmiş ülkelerin kadınları para için hamile kalıyordu ve hamileliklerinin dördüncü ya da beşinci ayında kürtajla bebeklerini aldırıyorlardı. <strong>Bu kadınların 10 bin dolar karşılığında sattıkları bebekler ise, 50 bin dolardan fazla bir paraya alıcı bulabiliyordu.</strong><br> <br> <br> <DIV>Bu gizli bir sektör ama, maalesef gizli olduğu kadar yaygın bir sektör de. <br> <br> Yani her yerde karşımıza çıkabilirler. <br> <br> <strong>Bu sektöre hizmet edenler, kürtaj yapılan tüm hastanelere elemanlarını gönderiyorlar ve büyük paralar karşılığında bu ceninleri satın alıyorlar.</strong> <div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">zygonie.com</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort</a> symbicort cena</div>

Gençlik İçin Katledilen Bebekler

Birsen Altıner - Haber 1
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  24.12.2007
   
Kadın olmanın zorluğundan herkes söz eder ama kadın olmanın pahalılığından pek fazla söz eden olmaz.

Çünkü kadınlar bu konuyu konuşmayı sevmezler, bu konuyu konuşmayı seven erkeklerden de haz ettiklerini söyleyemeyiz.


Bu pahalılık, tüketim ekonomisini yaşatan en önemli ayaklardan biridir.

Bu yüzden kadınlarla ilgili tüketim ürünlerine her gün bir yenisi daha ekleniyor.

Hele kozmetik pazarı her yıl biraz daha büyüyor. Bu pazarda erkek ürünlerinin de hatırı sayılır bir yeri var elbette ama, kadınların vazgeçemediği güzellik ve bakım tutkusu, kadınların yerini iyice sağlamlaştırmış durumda.


Kleopatra süt banyosu yapıp, çamur, yosun, çiçek, böcek, ot ve kum gibi maddelerden karışımlar elde edip gençleşip güzelleşmeye çalışırken, bir gün bu tutkusunun bir sektör halline geleceğini düşünmüş müydü acaba?


Düşünmemiş olsa da Kleopatra’dan günümüze kadınların bu tutkusunda değişen bir şey olmadı.

Sadece teknolojik yenilikler ve laboratuar çalışmaları sayesinde kişisel bakım ürünlerinin elde edilmesi ve kullanılması kolaylaştı. Artık kadınlar bir takım maddeleri bir araya getirip karışımlar elde etmiyorlar. Onlar adına bu işi yapan ticari şirketler var.

İş ticarete dökülünce, rekabet de kaçınılmaz oluyor. Pastadan en büyük dilimi kapabilmek adına her şey “mübah” sayılıyor.

Güzellik ve kozmetik sektöründe de durum böyleymiş.

Aslında zaman zaman özellikle İslami görüşü savunan medyada kozmetik ve bakım ürünleri hakkında yer alan enteresan haberlere rastlıyordum ama, ne yalan söyleyeyim bu haberleri pek ciddiye almıyordum.


Çünkü onların olaya Oscar Wilde’ın meşhur eseri “Dorian Gray’in Portresi”ndeki, genç kalmak adına şeytanla işbirliği yapan adam gibi baktıklarını düşünüyordum.

Onların genç ve güzel kalma tutkusunu anlamaları ve kabul etmelerini beklemiyordum.

(Gerçi bugün artık bir histeri nöbetine dönüşmüş olan bu tutkuyu kimsenin anlayabileceğini de sanmıyorum ya…)

Bu yüzden de kozmetik ürünlerinde domuz yağı, hayvan spermi, kürtaj ve de çeşitli nedenlerle düşük olarak doğan bebeklerin kullanıldığı iddialarını hiç ciddiye almadım.


Ta ki Plymouth Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Alan Petersen’un

“The body in question a socio cultural approach”

adlı kitabına göz atıncaya kadar.

Sağlık, hastalık, insan vücudu ve toplum konularında pek çok çalışması olan Petersen bu kitapta, sosyal eşitsizliklerin sağlık alanında bir takım tehlikelerin oluşmasına neden olduğunu söylüyor.

Ve son yıllarda oluşturulan bir rapora göre kürtaj ve diğer sebeplerle düşürülen bebeklerin kozmetik sanayinde kullanılmasının milletlerarası bir ticaret sektörü haline geldiğinin altını çiziyor.

Özellikle Ukrayna’da her yıl on binlerce kadının yasadışı yollarla kürtaj olduğunu ve kürtaj sonucu alınan ceninlerin dondurularak ihraç edildiğini ve bu ceninlerin gençlik şırınga eden kliniklere satıldığını ifade ediyor.


İşte bu satırlar benim kanımı dondurdu.

Burada açıkça bir bebek katliamından söz ediliyordu ve Alan Petersen’in bu sözleri, medyada yer alan bazı iddiaları hatırlamama neden oldu.

Bu haberlerde özellikle Rusya, Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerden elde edilen ceninlerin, batı ülkelerindeki bazı estetik kliniklerine satıldığı yer alıyordu.


Az gelişmiş ülkelerin kadınları para için hamile kalıyordu ve hamileliklerinin dördüncü ya da beşinci ayında kürtajla bebeklerini aldırıyorlardı. Bu kadınların 10 bin dolar karşılığında sattıkları bebekler ise, 50 bin dolardan fazla bir paraya alıcı bulabiliyordu.


Bu gizli bir sektör ama, maalesef gizli olduğu kadar yaygın bir sektör de.

Yani her yerde karşımıza çıkabilirler.

Bu sektöre hizmet edenler, kürtaj yapılan tüm hastanelere elemanlarını gönderiyorlar ve büyük paralar karşılığında bu ceninleri satın alıyorlar.

Sakın “bizde olmaz böyle şeyler” demeyin. Ucunda yüklü miktarda bir para varsa... Ve paranın açamayacağı kapı yoksa… Ben pek emin olmayın derim…


Not:

Bildiğim kadarıyla Alan Petersen’in kitapları Türkçe’ye çevrilmedi. Fakat hakkında bilgi almak ve çalışmalarını okumak için Plymouth Üniversitesinin internet sitesine bakabilirsiniz

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007