MECLİS'İN genel kuruluna gelen, her zaman olduğu gibi bir iki günlük hafif bir dalgalanma yaparak geçecek. Oysa bütçe demek bütün devlet sistemlerinin en önemli konusu demektir.
Hangi sistem olursa olsun. İster parlamenter sistem, ister başkanlık, ister başka herhangi bir sistem.
Ama özellikle parlamenter sistem neredeyse kuruluşundan başlayarak hep bütçe tartışmalarıyla dönmüş, yani kamu gelirlerini toplama ve harcama yollarının görüşülmesiyle canlılık kazanmıştır.
Eskiden, tek partili dönemde bile, bütçe görüşmeleri kamuoyunca da ilgiyle izlenirdi. Artık öyle değil. Bütçeler gelip geçiyor. Medya, kamuyu bu tartışmayla ilgilendirme yerine, her zamanki uyutuculuğunu sürdürüyor.
Oysa Türkiye'nin ekonomik sisteminin hangi yanlışlarla yürütüldüğünü, yanlışların toplumu nasıl etkileyip hangi durumlara sürüklediğini bu tartışmalarla kamuya duyurmak, halk yığınlarını siyasetle bilinçli biçimde ilgilendirmenin en elverişli yolu değil midir?
Sözde dışsatım seferberliği içinde olduğu söylenen ülkenin aslında bir dışalım batağına saplandığı, dışsatımın ancak düşük tutulmuş döviz kuru sayesinde patlama yapan dışalım furyasıyla sürdürüldüğü de yine devlet bütçesine yansıyan yönleriyle halk yığınlarına anlatılabilir.
Kısacası, toplumun nasıl kritik bir zeminde bırakıldığı, yöneticilerin bu konudaki sorumlulukları, yolsuzlukların ne gibi boyutlara ulaştığı, ancak bütçe görüşmeleri sırasında ortaya dökülecektir.
Çarelerin ne olduğu ve ne ölçüde etkili olabileceği de ancak bütçe tartışmalarıyla ortaya çıkar.
Örneğin, Maliye Bakanı bütçeyi sunarken petrol fiyatlarındaki yükseliş ve dolayısıyla pahalı enerji yüzünden sıkıntıya giren bir bütçe yapımız olduğunu söyledi ve çare olarak da üç önlemden söz etti: Kamu harcamalarında tasarrufa gitmek, yapısal reformları hızlandırmak, özelleştirmeleri tamamlamak.
Petrol fiyatları konusunda söyledikleri doğru da, öbür iki önlem?
Sözde "reform" larla ortaya çıkan yönetim yapısı plan disiplininden yoksun bırakılmış bir yapıysa ve petrol üretimi, dışalımı, dağıtımı kamunun elinden alınıp özel şirketler eline bırakılmışsa, sıkıntıyı denetim altına almak ve hafifletmek için kamunun etkili mekanizmaları ve araçları elden çıkarılmışsa petrol fiyatları karşısında halk yığınlarını çaresiz bırakmış olmuyor mu?
Bütçe tartışmaları halkı bu çıkmazlar konusunda bilinçlendirmeye yaramaz mı?