Siyaset7 Nisan 2005 00:00

YÜRÜYÜŞLERİN SÖYLEMEK İSTEDİĞİ - Ahmet Gürsoy

Türkiye’yi tehdit eden ABD, İsrail, AB gibi, dış güçlere "kimsenin vermediği" cevabı vermektedir. Türkiye’de ABD karşıtlarının arttığını, bunun önlemesi gerektiğini söyleyen bu güçlere, “biz öz varlığımızla buradayız. Hepimiz taze ve diriyiz. Bayrağımızın altında kendi irademizle davranacağız ve sizi önemsemiyoruz. Hatta kınıyoruz. Hükümetlerimiz, işbirlikçi basınımız sizi desteklese de biz sizi desteklemiyoruz” demektedir. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnerenovation vejle renovation skive renovabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Bayrak meselesi, turnusol kâğıdı gibi, gelişmeler karşısında kimin ne pozisyon aldığını çok net bir biçimde gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında 2005 Nevruz kutlamaları ve sonuçları itibariyle, toplumsal okumalar bakımından çok önemli ipuçları veriyor.
    Topluma, kendisini meydana getiren kitleler ve davranışları açısından baktığımızda toplumsal hareketlerin sosyolojisi bize şunları söylüyor:
    1.AB muhhiperi gibi davranan AKP hükümetinin tüm milli meselelerde Tanzimat hükümeti gibi davranıyor görülmesi milleti üzmüş ve bu üzüntü bilinçaltına itilmiştir. Bu sebepledir ki Türk milleti, nevruz bayramını bahane ederek aslında toplumsal bütünleşme provası yapan PKK’nın davranışlarını bilinçaltı ile özdeşleştirerek, kendi duruşunu ortaya koymak eğilimine girmiştir.
    2.Yine Çanakkale’de ve akabinde gelişen Milli Mücadele döneminde olduğu gibi, yerli işbirlikçilere karşı, varlık bilinci olan milliyetçiliğin ölmediğini, halen daha taze ve canlı olduğunu ifade etmektedir.
    3.Türkiye’yi tehdit eden ABD, İsrail, AB gibi, dış güçlere kimsenin vermediği cevabı vermektedir. Türkiye’de ABD karşıtlarının arttığını, bunun önlemesi gerektiğini söyleyen bu güçlere, “biz öz varlığımızla buradayız. Hepimiz taze ve diriyiz. Bayrağımızın altında kendi irademizle davranacağız ve sizi önemsemiyoruz. Hatta kınıyoruz. Hükümetlerimiz, işbirlikçi basınımız sizi desteklese de biz sizi desteklemiyoruz” demektedir.
    4.Sosyal hareketlerin sosyolojisi, ayrılıkçı ve bölücülere “bizi görmezden gelemezsiniz. Ne kadar kararlı olduğumuzu meydanlardan görün” demektedir. Özellikle Kürt Teali Cemiyeti gibi Avrupa (İngiliz) yanlısı ayrılıkçılar karşısında mensubu olduğu din ve millet yanında yer alan aşiretlerin verdiği cevap gibi, Urfa’dan, Maraş’tan Malatya’dan yükselen bayrak yürüyüşleri bölücülere, “biz sizin gibi düşünmüyoruz” demektedir.

    Dost ve düşman bu toplumsal davranıştan elbet bir ders çıkaracak ve Türk milletinin milli duyarlıklarına karşı daha dikkatli olacaktır.
   

Bu gibilere “sen görmezden gelsen de ben senin farkındayım ve buradayım” diyor tarih.