Siyaset7 Nisan 2005 00:00

TÜRK MİLLETİNE RAĞMEN PAPA UĞRUNA

08.04.2005 Tarihinde, yani yarın Başbakanın talimatı ile Türkiye Cumhuriyeti, yıllarca neredeyse zulüm derecesine vardırarak vatandaşına dayattığı Laiklik ilkesinin üzerine bir çizgi çekecektir.   Eğer bu ülke laik ise ilgili kurumlar gereğini yapmalıdır. Eğer bu ülke laik değil ise yarın derhal bir açıklama yapılmalı, Türkiye Cumhuriyetinin dinin ne olduğu açıklanmalıdır. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis forum cialis bez recepta cialis bez receptakamagra kamagra 100mg kamagra gel

LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ YALANI !

Laik, demokratik bir hukuk devleti olduğunu iddia eden kendi insanın dini ve kültürü ile bu uğurda ölümüne mücadele eden bir ülkenin vatansever insanları olarak, Türkiye’nin sorunları ile her yerde her koşulda mücadele eden insanlarız. Biliyoruz ki Türkiye cumhuriyeti hatasız değil, fakat bizler bu hataları da içselleştirerek, bu şekilde dikkatlice üzerine eğilmek konusunda sonuna kadar direneceğiz.

Biliyoruz ki Türkiye cumhuriyeti Türk milletinin cumhuriyetidir. Ve bu milletin ferdi olan bizler bu cumhuriyeti bu sahibi olan Türk milleti, için gözetmeyi ve kollamayı kendimize görev edindik. Biliyoruz ki Türkiye cumhuriyeti zor dönemlerden geçmektedir. Ama buna rağmen Türkiye cumhuriyeti yinede Türk milletinin sahibi olduğu bir cumhuriyettir. Hataları olabilir, kendi insanına karşı gelebilir. Yine biliyoruz ki bu hatalar milletimizin bilinçli hataları değil, kendisinden gerçeklerin saklanması sebebiyle gerçekleşmiş hatalardır. Türkiye cumhuriyeti bir sistemdir. Ve varlık sebebi sahibi olan milletinin mutluluğudur.

Türk milletinin onuru ve değerini korumak, onun çıkarlarını korumak, haklarını gözetmek, bu amaçla görev verdiğimiz kişi ve kurumlar kadar, biz Türk gençlerinin de asli görevidir.

Bu ülkenin değerleri ile oynayan ve ona zarar vermek isteyen, onun kimliği ile dili ile, bayrağı dini, kültürü ile oynayan, zarar veren kim olursa olsun Türk Gençliği olarak karşısında olacağız. Türkiye Cumhuriyetinin en yetkili isimleri de dahil.

Bu akşam gözümüze takılan bir haber, bizi oldukça şaşırttı doğrusu. Gerçi, AKP hükümeti iktidara geldiğinden beri süregelen İslamcı – şeriatçı yaygaraları ve“irtica geliyor” manşetlerine inanmanın saflığı bir yana, doğrusunu söylemek gerekirse AKP’den böyle bir hamle beklemiyorduk.

Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, Papa 2. Jean Paul'un Vatikan'da düzenlenecek cenaze töreninin yapılacağı yarın, tüm illerde devlet daireleri ve kurumların bayraklarının güneşin batışına kadar yarıya indirileceği bildirildi.”

Toplumun algılama kanallarına enjekte edilen AKP = Şeriatçı damgası o kadar deşifre oldu ki, Başbakan’ın üzerine düşen Atatürk panosu dışında, son aylarda bu konuda tek bir haber yapılamadı. Buna neden olan yine Başbakan’ın ve AKP’nin yaptıklarıydı;


1) Yahudi kuruluşlarından “Cesaret Ödülü” alan

2) Papaz kıyafetiyle poz veren

3) İktidarı döneminde on binlerce kilise açılan


Bir Başbakan’ın “İslamcı” olduğuna inanmak tek kelimeyle SAFLIKTIR. Yukarıda saydıklarımız, sadece göz önünde olan, basında yer almış haberlerdir. Bunların ötesinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın perde arkasında Yahudi ve Hristiyan cemaatleriyle olan ilişkileri apayrı bir yazı konusudur.

TÜRKİYE’NİN TEMELİ: “LAİKLİK”

Tüm resmi törenlerde ve bayramlarda devletin üst kademesindeki insanlardan yukarıdaki sözleri işitiriz:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli olan laiklik ve demokrasi…….”

Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli laiklik ise, devletin üst kademesine sorarız:

“ Temeli laiklik olan bir devletin tüm resmi kurumları ve daireleri bayraklarını Hristiyanlığın dini lideri olan Papa’nın ölümü sebebiyle yarıya indiriyor ve Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde bir gün yas ilan ediliyorsa, bu devletin temeline dinamit koyulmuş mudur, koyulmamış mıdır?”

Türkiye cumhuriyeti kendi öz evlatlarının dinini, laiklik ilkesi nedeniyle neredeyse kendi milletine zulme kadar varan bir kararlılıkla uygulama iddiasını daha henüz birkaç gün önce bir vatandaşının başındaki eşarp nedeniyle Türk milletinin öfkesini çekecek kadar ispatlama cesareti göstermişken, birde görüyoruz ki, Hristiyan dünyasının dini lideri için, bağımsızlık sembolü bayrağını, yarıya indirerek yas tutuyor.

Türkiye Cumhuriyetinin, Laiklik ilkesinin savunucuları olarak, bu ülkenin siyasi tarihine ihtilalleri saplamış ordusu, siyasi partileri, sözde Atatürkçü Düşünce Dernekleri, Üniversiteleri, Kurumları, hiç kimse bir tepki koymayarak bu ülkede aslında neyi arzuladıklarını bil fiil ortaya koymuşlardır.

Türkiye Cumhuriyetinin başına geçebilmek için papaz elbisesi dahi giymeye hazır olduğunu belirten Başbakan Erdoğan’ın bu davranışı aslında imanını çoktan satışa çıkarttığının kanıtıdır. Bu nedenle hem geçmişi hemde iktidardaki davranışları bizi hiç şaşırtmamıştır. Oysa bu ülkeye 28 şubatı dayatan irtica geliyor diye her şeyi yıkan üstüne set çeken ordusu ve bahsettiğimiz diğer merkezleri neden susmaktadır ?

Her koşulda, her ne şart altında nasıl olursa olsun korumak ve kollamak görevi verdiğiniz Türk gençleri soruyor.

Bugün Hristiyan dünyasının dini liderinin ölümü nedeniyle yarıya indirilen bayraklar, yarın bu ülkede başka hangi dinler için indirilecektir?

Hristiyan vatandaşlarımız var diyerek bunun altından kalkabileceğini sanan, Türkiye Cumhuriyetinin Sözde Başbakanı, bakanlar kurulu ve diğer kurumları, yarın bir başka dini azınlık vatandaşlarını kırmamak bayrakları yarıya indirecek midir ?

AB ye şirin görünebilmek için ruhunu pazarlayan bir ülkemi yaratılmak istenilmektedir ?

Yarın İsrail dini lideri öldüğünde, Yahudi toplumuna, Budist topluma, Hindu topluma bayrakları yarıya indirmezsek bunun hesabı ne olacaktır? Bu insanların soruları ile hangi kurum muhatap olacaktır ?

Türkiye cumhuriyetinin dini Hristiyanlık mıdır? Birgün Yahudi büyükelçisi bizden farklı bir talepte bulunduğunda nasıl cevap verilecektir.

Tüm bunları bir kenarda tutalım. Türkiye cumhuriyetinin % 98 lik bir nüfusunun dini olan İslam dini için, Müslümanların önderi yada önderleri için neden bayraklar yarıya inmemektedir ?

Neden başörtüsünün sorun yapılması nedeniyle yıllarca istikrarsızlık içinde yaşamaya mahkum edilmekteyiz.

Bu soruları PAPAZ ELBİSESİ DAHİ GİYMEYİ GÖZE ALABİLEN sözde Başbakana sormuyoruz.

Bu soruların muhatapları Türk Milleti ve devletinin sözde koruyucuları da değildir. Bu soruların muhatapları bizzat Türk gençliğinin verdiği sözde durmasını bilen üyeleridir.

Bu gelişme Türk gençliğine karşı devlet desteğinde sürdürülen misyonerlik operasyonlarının bir yansımasıdır. Dinler diyalogu kandırmacası ile Türkiye içine çekildiği tuzakta geri dönülemez noktalara çekilmektedir. Bağımsızlık sembolümüzü bir dini lider için gönderden indirmek demek, bu ülkenin laiklik ilkesi ile yakından uzaktan alakasının olmadığının bizzat devlet eliyle itirafıdır.

Mersinde yakılmak istenen Bayrağımızı korumak için Türkiye’nin heryerinde sokaklara dökülerek şerefini korumayı bilen Türk milletine, yarın mersinde bayrağı yaktırmak isteyen bölücüler sormayacaklar mıdır.

“Bayrak senin şerefin ise seninle hiçbir ilgisi olmayan bir insan için yarıya indirilmesine neden ses çıkarmıyorsun?“

“Eğer bu kişinin dini kimliğine önem atfedip bunu yapıyorsan nerede senin devlet ciddiyetin, nerede ilkelerin?"


08.04.2005 Tarihinde, yani yarın Başbakanın talimatı ile Türkiye Cumhuriyeti, yıllarca neredeyse zulüm derecesine vardırarak vatandaşına dayattığı Laiklik ilkesinin üzerine bir çizgi çekecektir. Eğer bu ülke laik ise ilgili kurumlar gereğini yapmalıdır. Eğer bu ülke laik değil ise yarın derhal bir açıklama yapılmalı, Türkiye Cumhuriyetinin dinin ne olduğu açıklanmalıdır.

Türk gençliği düşen görev ise, bu ülkeyi kimlerin yönettiğini yeniden ve derinlemesine tekrar tekrar düşünmektir. Sözde Başbakanı, Sözde koruyucuları, Sözde Bürokrasisi ile Türkiye’nin Türklere ait olmadığını görmek ve bu olguyu tersine çevirmektir.

Başta vatansever olanı olmak üzere tüm Türk gençliği, küçüğünden büyüğüne vatansever tüm topluluklar düşünmeli, bir an önce karar vermeli ve gereği yapılmalıdır.

Saygılarımızla,

Strateji.Org


07.04.2005