Gerçekte Bayrak Bölüyormuş!-Özcan YENİÇERİ
Türkiye''deki misyonerlik faaliyetleri abartılıyormuş. Hıristiyan olanlar gerçekte zaten eski Hıristiyanlarmış. Bu abartılar siyasi, ekonomik ya da sosyal rant sağlamak için birileri yapıyormuş! Aynı abartı yabancılara toprak satışıyla ilgili konuda da yapılmaktaymış.Kimsenin vatan toprağı sattığı yokmuş, hepsi abartıdan ibaretmiş. Bütün bunlar hoşgörü ve diyalog ortamını sabote etmeye yönelik abartılarmış!levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesnaproxennatrium go naproxen kruidvat
Bakın bir bilen bu konuda ne yazıyor: "Türkiye''nin birliğine ve bütünlüğüne yönelik tehdit dışarıdan değil içeriden geliyor.
Bölenler, komplolar imal edenler değil, olan bitenleri komplolarla açıklayıp asıl emek ve gayret gerektiren alanı yok sayanlar.
Bölünme tehdidi Kürtlerden değil ilkel, kaba ve dışlayıcı bir milliyetçiliği marifet zanneden Türklerden geliyor".
Bu Şkirleriyle değerli dostumuz "Vatanseverliğin İlkel Kabilecilikten Farkı"nı da ortaya koymuş olmaktadır.
Bunun yolunun da "farklılıklara saygı ile bakmaktan, birlikte yaşamanın bütün zorluklarını aşacak güce, soluğa ve zenginliğe sahip olmaya devam" etmekten geçtiğini bize anlatmış olmaktadır.
O''nun dediğine göre de "Üç çocuğun hakaretine uğrayan bayrağı milli şahlanış vesilesi yapmayı, koca Türkiye devletini bir kabile devleti zanneden komploculara ve şehirler arası rekabete bağlayarak önemsiz bir olay olarak geçiştir"mek gerekliymiş.
Gerçekten de böyle yapmak en doğrusu olsa gerek! Biz Apo terörünü 1984''yılından bugüne "bunlar olsa olsa üç/beş çapulcunun işidir" diyerek bitirmedik mi? Ne var yani hemen o zaman "aşırı güç" kullanarak Türkiye''yi dost ve düşman karşısında küçük mü düşürseydik! Apo, Türkiye''yi bölecek diye tutturanlardır ki otuz altı bin insanın ölümüne neden oldular.
Apo, kim oluyordu ki, Türkiye''yi bölsün? Bölebildi mi? Hayır! O halde bu şoven, bu ilkel, bu kabileci, bu faşist ve bu ırkçı yaklaşımlar derhal terk edilmelidir! Gelin de bu kadar birleştirici, bütünleştirici ve farklılıkları zenginlik aracı olarak gören bir anlayışı alkışlamayın! Gelin de komploculardan bu ülkenin çektiğini bu kadar veciz bir biçimde ifade eden bu yaklaşımı Nobel Barış Ödülüne layık bir yaklaşım olarak değerlendirmeyin! Yani siz her ''şehirlerarası Şrma'', tiner çeken çocuk, hal ve park mafyasının rekabetinden türeyen davranışı "milli şahlanış" vesilesi yaparsanız bu ülkede birlik ve beraberlik kalır mı? Elbette gerçek sosyal bilim bakışı böyle olmalı; yoksa bilimsel sosyalizmin, sosyal determinizmin tuzağına düşülür.
Şehit ve gazi edebiyatını terk etmeden Batı''lılar hiç sizi "medeni" sayar mı? "Vatan-Millet-Sakarya" nutukları yetmiyormuş gibi şimdi bir de buna "Çanakkale" ve "Bayrak" nutukları eklendi.
Bu haliyle Türkiye gitse gitse AB''ye değil, ancak Edirne''ye kadar gider! "Birbirlerine sigara ve konserve" ikram ederek kartopu oynayıp ikiyüz küsur bini bu yüzden telef olan "Centilmenler" arası ilişkileri, bir boğazlaşma ve var olma yok olma savaşı olarak nitelemek en azından haksızlıktır! Bu öyle bir centilmenler arası savaştır ki, konuğunu öldürüp kafasını kesip yanında Yeni Zelanda''ya kadar götürüp böylece yıllarca hatırasını yüreğinde taşımaktadır! ''Vatanseverlik'' ile ilkel kabileciliği karıştırmayarak içinde Türk bayrağına âşık, içinde vatan-Türk milliyetçiliği kelimeleri geçen cümleler kurmamalısınız.
Diyalog, kardeşlik, barış, demokrasi, Papa/Vatikan, insan hakları kavramları ile dünya kardeşliği talep etmelisiniz.
Yoksa sizi bir zaman sonra, sizden olan birileri dahi kabileci, gerici, ilkel bir faşist olarak ilan edebilir!