Ekonomi22 Kasım 2007 00:00

Kuvayi Milliyeci Telekom İşçileri - Orhan Özkaya

Devredilen Telekom varlıkları arasında: 21.500.000 hatlık santral, 82.000 ankesörlü telefon, 19.500.000 sabit telefon, 250.000 TT Net, 750.000 ADSL, 850 işyeri, sadece İstanbul'da 300 kablo deposu, 2000'in üzerinde taşınmaz, 3000 Telekom bayisi ve binlerce yetişmiş uzman bulunmaktadır. Yine, 100 bin km F/O kablo, 35 milyon uzunluğunda bakır kablo şebekesi, yüz binlerce kiralık devre yer almaktadır.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon card

Kuvayi Milliyeci Telekom İşçileri

Orhan Özkaya - Hakimiyeti Milliye
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  22.11.2007
   

15.10.2007 tarihinde başlayan Telekom grevi bir ayı doldurdu.

Bu süre, Telekom işçilerine yapılan haksız suçlamalar ve grev yapan işçiler için yakıştırılan "sabotaj" eylemcisi söylemleriyle geçip gitti. İşçiler, emperyalist karalamalarla bombardımana tabi tutuldu. Ancak tüm bu saldırılar, çamurlar hiçbir karşılık bulamadan, sendika yöneticilerinin ve ulusalcı medyanın tutarlılığı sayesinde püskürtüldü.

Grev aslında, eylemi desteklemeyen ve katılmayan çalışanlar nedeniyle toplum üzerinde istenen etkiyi hissettirememiştir.

Yine de, ülkeyi yabancılara "anahtar teslimi" pazarlamayı sürdürmekte olan iktidara karşı halkımızın duyarlı tepkisi önlenemez şekilde doruğa çıkmış, grevi destekleyen eylemler her geçen gün artarak sürmüştür.

PTT'nin T'sini satışla başlayan çözülme

12 Eylül baskıcı rejimiyle halkımıza dayatılan neoliberal sistem, PTT'nin T'sinin özelleştirilmesine neden olmuş ve Türk Telekom AŞ adını almıştır.

Bugünkü iktidarın yarattığı küreselci ortamla bütün kamu değerleri yabancıların eline geçmiş ve Türk Telekom da böylece Ermeni destekçisi Hariri 'nin olmuştur.

İşçi sınıfının, 1968'den bu yana sınıf bilincinin yükselmesinin önünün kesilmesi için sürdürülen faşist baskılar, 12 Eylül faşizmiyle devam etmiş ve sınıf hareketi iyice sindirilmiştir.

Bu dönemde sendika liderleri, gençlik ve halk önderi aydınlar büyük bedeller ödemiş ve sistem tarihin karanlık sayfalarına itilmiştir.

20-25 yıl sonra Haber-İş Sendikası'nın başlatmış olduğu grevi, etnik ve dinsel ayrımcılığın bölücü ve irticacı kıskacında kıvranan halkımızın çaresizliğine karşı, önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Atatürk 'ün İngiliz Posta-Telgraf İdaresi'ne karşı, 1920 yılında kurduğu Posta-Telgraf İdaresi'nin yarattığı milli duyguları, heyecanı yeniden yaşatmıştır.

İşte bu nedenle Telekom işçisi grev giysilerinin yanında Türk bayraklarını göğüslerine sarmıştır. Bunun içindir ki, Telekom grevinin sürdüğü her alan, Türk bayrağının yükseklerde tutulduğu kaleler olmuştur.

Telekom işçileri bugün, Kurtuluş Savaşı'nın unutulmaz kahramanları olan "Kuvayı Milliyeci Telgrafçıları" gibi vatan savunmasında mevzi almış konumdadırlar.

Grevdeki işçiler, Atatürk'ün emperyalizme karşı savunulmasını emrettiği paralı işgal altındaki,

"Cumhuriyetin kalelerini; tersanelerini, limanlarını, fabrikalarını, bankalarını, topraklarını ve PTT'sini"


korumak için mücadele vermektedirler.

Bu grev, bölücülüğün, irticanın ve Sevr dayatmalarının ülkemizi çok yönlü kuşatma altında çözülme sürecine aldığı bir ortama karşı, demokratik başkaldırının önemli bir mücadele halkasıdır. Telekom işçileri, halkın emek bilinci ve "artı-değer" gücünden yararlanarak büyük bir özgüven kazanımıyla, dünyayı küreselleşme masallarıyla sömürüsü altında tutmaya çalışan emperyalizm karşısında yeniden mevzi almaktadır.

Bu onurlu karşı duruşa tüm kalelerin de katılması ve "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır" diyerek yapılmalıdır. Artık ücret sendikacılığı dönemi kapanmıştır.

Türk Telekom, hiçbir kredi kullanmadan sadece kendi özkaynaklarıyla ve borçsuz olarak kurulmuş, dünyanın ender telekom kuruluşlarından birisidir.

2000, 2002, 2003, 2004 yıllarında vergi rekortmeni olmuş ve 2001 yılında Merkez Bankası'nın ardından ikinci konuma yükselmiştir.

2004 yılı cirosu 9 milyar YTL, brüt kârı 3.3 milyar YTL, net kârı 2.2 milyar YTL'dir.

Satış esnasında teftiş kurulları dağıtılmış, kasasında ilk taksit olan 1.3 milyar dolarla ve toplam 6.5 milyar dolara devri yapılmış.

Kalan taksitler ise bir yılda elde edilen kârla ve ödeme süresinden onlarca yıl önce peşin olarak ödenebilmiştir. Bütün bu satış serüveni kamuoyunun gündeminden hiç düşmemiş ve acı duyularak anılır olmuştur.

Satışla birlikte büyük özverilerle yetiştirilmiş en değerli uzman elemanların 15 bini işten çıkarılmış; bugün de "kapsam alanı" ndakiler ve "kapsam alanı" dışındakiler diye bölünen işçiler kapı önüne konulma endişesi içinde grevi sürdürmeye çalışmaktadırlar.

Yine her türlü oyunla yeraltı kabloları tahrip edilerek grev sabote ediliyor ve sendikal mücadele yıpratılmak isteniyor.

Kablo ve tesislerin bakım süreci geldiği halde gereken yapılmamakta; her olumsuzluk grevdeki işçilerin sırtına yüklenmeye çalışılmaktadır.

Türk Telekom'un yüzde 55 hissesini alan Ermeni destekçisi Hariri'ye bağlı Lübnanlı Oger Telecoms Ortak Girişim Grubu, sözleşmede yükümlülük taşıdığı yeni teknolojileri, gelişmeleri, bakım, onarım, yenileme ve personel eğitimi gibi konuları yerine getirmediği gibi sürekli zam yaparak halkın haber alma olanaklarını iyice daraltmakta ve iletişim dışı kalmasına neden olmaktadır.

Gelişmiş ülkeler, görüntülü cep telefonu olanağına geçmiş olmasına karşın, bu teknoloji ülkemize hâlâ uzak tutulmaktadır.

Özellikle emperyalizme iliştirilmiş (embedded) medya her türlü karalamayı "demokrasi" adına yapmaktadır.

Devredilen Telekom varlıkları arasında:

21.500.000 hatlık santral,
82.000 ankesörlü telefon,
19.500.000 sabit telefon,
250.000 TT Net,
750.000 ADSL,
850 işyeri,
sadece İstanbul'da 300 kablo deposu,
2000'in üzerinde taşınmaz,
3000 Telekom bayisi ve
binlerce yetişmiş uzman bulunmaktadır.
Yine, 100 bin km F/O kablo,
35 milyon uzunluğunda bakır kablo şebekesi,
yüz binlerce kiralık devre yer almaktadır.

Avea'nın yüzde 40 hissesi, milyonlarca km. uzunluğundaki yeraltı kabloları ve bunların üst hakkı (iktisap) mülkiyeti tapuya tescil edilerek ve milyarlarca dolarlık kamulaştırma bedelleri ödenerek teslim edilmiştir
(Başkent İktisatçılar Derneği Telekom Raporu).

Oysa yeraltı kabloları ülkemizin kılcal damarları sayılır.

Bunların yabancıların eline geçmesi son derece sakıncalıdır. Bütün bunlar halkımızın alın teri, vergileriyle ve ürettiği "artı-değer" le kazanılmış ve toplam 200 milyar doların üstünde bir servet oluşturur.

Sonuç

Bir daha onlarca yılda yeniden yaratılması olanaksız olan zenginliklerimiz yabancılara sunulmuştur.

Oysa bir ülkenin haber kaynakları en önemli stratejik kuruluşlarıdır.

İletişim kanalları yabancıların eline geçmiş ülkelerin, varlıklarını korumakta ne kadar zorlandıkları Kurtuluş Savaşı'nda yaşanmıştır.

Bu nedenle Atatürk, Milli Posta-Telgraf İdaresi'ni derhal kurmuştur.

Telekom grevinde, işçinin dayanma gücünün kalmayacağı varsayımıyla ekonomik kuşatma altına alınarak ve oyalama taktiği uygulanarak ücret krizi yaratılmak istenmiştir.

Ancak Haber-İş Sendikası'nın ilkeli tavrı ve Türk-İş'in desteği sonucunda tüm beklentiler boşa çıkarılmış, durum örgütlü güçle aşılmıştır.

Bu grevde halk dayanışması sağlanarak ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkmaya devam etmek kaçınılmaz olmalı ve Kemalizmin kalelerinin düşmesine izin verilmemelidir.

Türk işçisi emekten gelen büyük gücünü yeniden ülke gündemine ve halkın desteğine katmayı sürdürmelidir.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007