Tarih/Kültür21 Kasım 2007 00:00

Yaltaklanmak; Eski Alışkanlık - Mustafa Yıldırım

Öne çıkan konuşmacı, <br> <br> " <strong><em>Osmanlılar</em></strong><em> öteden beri büyük <strong>İngiliz</strong> milletine karşı samimi duygularla bağlıdır. Aynı zamanda büyük <strong>İngiltere</strong> devletinin <strong>Osmanlı Hükümeti </strong>hakkında beslediği samimi duygular</em>" <br> <br> diye başlayıp haykırdıkça haykırdı. </span> </p> <p><span lang="TR">Bir İngiliz memur kapıya çıkarak; Büyükelçi'nin bu coşkulu bağlılıktan mutlu olduğunu belirtti.</span></p><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">discount coupon for cialis</a> prescription drugs discount cards</div>

Yaltaklanmak , Eski Alışkanlık

Mustafa Yıldırım
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  15.11.2007
   

Sultanahmet'te toplandılar; hem mukaddesatçı, hem padişahçıydılar; hem de yenilikçiliğe ve Türkçülüğe karşıydılar.

Konuşmacılar kitleyi kışkırttı ve yürüyüşe geçtiler.

İngiliz elçiliğinin önüne geldiklerinde durdular.

Öne çıkan konuşmacı,

" Osmanlılar öteden beri büyük İngiliz milletine karşı samimi duygularla bağlıdır. Aynı zamanda büyük İngiltere devletinin Osmanlı Hükümeti hakkında beslediği samimi duygular"

diye başlayıp haykırdıkça haykırdı.

Bir İngiliz memur kapıya çıkarak; Büyükelçi'nin bu coşkulu bağlılıktan mutlu olduğunu belirtti.

Kitlesel yaltaklanmanın tarihsel vahametini atlamamak için, koyultulmuş sözcüklerin yerine 'Türkler (Türkiyeliler)' , 'Amerikan' , 'Amerika' , 'Türk ( Türkiye) Hükümeti' sözcükleri konularak okumakta yarar var. O büyük toplantının konuşmacıları da pek tanıdık gelecektir:

Gümülcineli İsmail: Kurtuluş savaşı sırasında Bursa Valisi, İngiliz ve Yunan işbirlikçisi.

Rıza Nur: Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da bakan; İzmir suikastından hemen önce Avrupa'ya kaçtı; Atatürk'e '…şt' , '…venk' ve Zübeyde Hanım'a 'umum evi kadını' dediği; karısının kendisini boynuzladığını yazdığı şizofrenik uydurmalar kitabını İngiltere Kraliyet Müzesi'ne teslim etti.

Yıllar sonra bu kitap, RABITA parasıyla Almanya'da basıldı; gizlice Türkiye'ye sokuldu. Abdurrahman Dilipak kitabın bazı yerlerini "…" olarak boş bırakıp Türkiye'de yayına hazırladı. 1990'lı yıllarda Atatürk düşmanlığı bu kitapla epeyce yol aldı.

Ali Kemal: Sürgünde Abdülhamit'e muhbirlik yaptı; sarayın dalkavuk'u oldu, işgal döneminde içişleri bakanı oldu; Türklüğe, ulusal kurtuluş savaşçılarına gazete yazılarıyla sövüp saydı, birçok ulusal savaşçının idamına, hapislerde çürümesine yardımcı oldu.

Fethullah Gülen sevgisiyle dolu bir Samanyolu TV elemanı, onu aklayan paklayan "Gazetecinin Ölümü' kitabını 1998'de yayımladı.

1912 yılında yapılan açık alan toplantısının öteki konuşmacıları da pek ünlüydüler: Diran Kelkyan , Başo Efendi, Hoca Şükrü, Dağvaryan Efendi… Aradan altı yıl geçti. Zat-ı Şahane, Halife Sultan Vahidettin Hazretleri, mektupla başvurarak işgalci İngiltere krallığına ne denli bağlı olduğunu açıkça yazdı.

İşin özü: O zamanlar "Büyük İngiltere" diye yaltaklanıyorlardı.

Konuşmacıların ne mal oldukları belliydi. Ya şimdi kime yaltaklanıyorlar ve kimler konuşuyor? Yoksa tanıdık mı geliyorlar?!

*

Ahir zaman Azizleri Kilisesi'nin Manisa'daki ilkokula bilgisayar armağan ettiğini; Yunan konsolosunun parası bizden, diyerek Manisa beldesinde Rum evlerini yeniden yaptırtmaya çalıştığını yazınca; Manisalı yurtseverlerden ses geldi; ama en ciddisi de Avrupa'dan aldığım mektup oldu. Okuyalım:

"Mustafa Yıldırım'ın yazısı nedeniyle dile getirdiğiniz kaygılarınızı kuşkularınızı yersiz buluyorum: Öyle nahoş bir durum olsa Manisa'nın Milletvekilleri ne güne duruyorlar?

Hem mesela, hem örneğin çok sayın Bülent Arınç Beyefendi ve partili arkadaşları böyle bir 'şey'e izin verirler mi hiç?

Haşaaa!

Belki de eski Meclis başkanımızı yani şimdiki sade milletvekilimizi ziyarete geliyorlardır; onların konukları olmadığını nereden biliyorsunuz? Konukları sıkmak üzmek bize geleneklerimize ters düşer. Hatta onlara daha fazla sarılmalı; salt okullarımızın, evlerimizin müzelerimizin kapılarını açmakla yetinmemeli, aguşumuzu dahi açmalıyız ki ancak böylece Batıyla, AB'yle "aguş-be-aguş" yani "kucak kucağa" olabiliriz…

Konukluk, konuklar falan derken; adamlar belki Menemen'in ünlü aşı menemeni yemeye gelmişlerdir diye düşündüm. İçimden konuklarımıza topluca bir "menemen partisi" vermek geldi.

Sahi bu Menemen nereye bağlı? Menemen'le Manisa'nın arası ne kadar? 'Menemen' derken omlet demek istemiyorum; 'Manisa' derken de kastım "Manisa Tarzanı" değil tabii.

Hani şu, Kubilay'ın şehit edildiği yer canım… Hani Kubilay'ı şehit eden tarikatların kümelendiği yer; yani Manisa… Ne rastlantı yahu!

Hem sonra; sakın Sayın Mustafa Yıldırım'ın andığı çevreler Manisa Tarzanı'nın mezarını ziyarete gelmiş olmasınlar?

'Menemeniniz ocakta pişiyor, birazdan hazır' ve şimdiden afiyet olsun efendim!

Aydoğan Kekevi - Almanya"

Ne diyebiliriz ki!

Bir yanda, Türklerin en müthiş özelliği, acılara karagüldürü gücüyle karşı koymak; öte yanda 1912-1918-1932… 2007 yaltaklanmanın neredeyse yüzyılı!


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007